Genel Haberler
İstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
12 Eylül 2006 tarihinde Ankara’da kurulan, 2008 yılında merkezini İstanbul’a taşıyan Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), olağan seçime hazırlanıyor.
Yerel perakendecilerin çatı örgütü konumunda olan TPF’nin, toplam 14 derneği bulunuyor. İstanbul, Ankara, Ege, Karadeniz, Batı Karadeniz, Bursa, Konya, Çukurova, Güneydoğu, Kayseri, İpek Yolu, Van, Doğu Anadolu ve BEYPER ülke çapındaki faaliyetlerine aralıksız devam ederken 18 Haziran Çarşamba günü de olağan seçime gidiyor.
Perakende sektöründe doğabilecek sorunları çözmeyi, yerel perakendeciler arasında dayanışmayı sağlamayı kendine görev edinen TPF, çalışmalarını hayata geçirirken uyum, güven ve işbirliği ilkelerinden hareket ediyor. 2 dönemdir TPF Başkanlığını yürüten Ömer Düzgün, 3. dönem içinde başkanlığa aday olduğunu açıklarken İstanbul PERDER’de kendi adayları için delegelere gönderilen metinle başkanlığa yeşil ışık yakıyor. Bu amaç doğrultusunda İstanbul PERDER’in elimize ulaşan delegelere gönderilen mesajı şöyle:
“Türkiye Perakendeciler Federasyonu Delegelerine,
2006 yılından bu yana faaliyetlerine devam eden İstanbul Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği (İstanbul PERDER), Federasyon çatısı altında federasyonun tüm dernek üyeleri ile koordineli bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.
Nitekim İstanbul PERDER; 74 üyesi, 2.927 şubesi, 48.461 çalışanı ve 2,5 milyon metrekarelik alanı ile Federasyonun %50’sinden fazlasına tekabül eden nitelikte olmasına rağmen; Başkanlık makamının, Anadolu derneklerinde bulunmasına öncülük ederek gönül köprüleri kurma gayesini taşımış ve bu konuda dengeleri koruma güdüsü ile adaletli yapısını muhafaza etmiş, bittabi yıllarca Anadolu’nun menfaatlerini önceliği haline getirmiştir.
Ancak İstanbul PERDER’in bu birleştirici tavrına rağmen Federasyon yönetimi, aday belirleme sürecinde İstanbul PERDER delegeleri ve hatta bu delegelerden olan Başkan Yardımcısı ile dahi istişare etmeden adaylık açıklamış ve bu açıklamayı delegelerinin taleplerinin bu yönde olduğuna dayandırmıştır. İstanbul PERDER, Federasyon çatısı altındaki tüm derneklerle koordineli ve mutedil olmaya gayret ederken; bu gayretini de adaylık açıklayarak yapacağı projelerle taçlandırma arzusu ve gayesinde iken; Federasyon yönetiminin bu ısrarını ve tavrını bireysel ikballerin ön planda tutulduğuna dayandırmak kaçınılmaz hakikatin kendisidir.
Federasyon çatısı altındaki tüm derneklerin ihtiyaçlarına ve faydasına bigane kalmamış olan İstanbul PERDER, bugün geldiği konumunun yine Federasyona bağlı olan tüm derneklerin faydasına aktarılması adına Federasyon yönetiminin ilkelerine ve geleneklerine aykırı hareket etmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu itibarla, bu muhterem kurumun kuruluş ilkeleri ve gelenekleri; iki dönem üst üste görev yapmış bir başkanın görevlerini yeni bir aday olması halinde, bu adaya devretmesi gerektiğini geçmiş tecrübeleri ile göstermektedir.
Bu çatı altında kişisel çıkarlar ve emeller kurumun menfaatlerinin önünde hiçbir zaman yer almamıştır. Bu itibarla yeni adayla oluşacak yönetim, bir yenilenme ve tazelenme sürecini işaret ettiğinden; Federasyonun bekası ve sürdürülebilir çalışmaları, projeleri ve kamuoyundaki konumu açısından yüksek muvaffakiyet sağlayacağı hususuna kayıtsız kalınmak suretiyle iki dönem başkanlık yapılmış bir yönetimde ısrar edilmesi, kişisel ikballerin ön planda tutulduğu noktasında odak oluşturmaktadır.
İstanbul PERDER üyeleri, Federasyon yönetiminin İstanbul PERDER’in ilkelerine bağlı bu duruşunu yok sayması; Federasyonun üretkenlikten uzak, sürdürülebilir olmayan ve makama güç veren değil, makamdan güç alan bir konuma gelmesi; içinden çıkılmaz bir hal almış olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Zira önceki dönemde, başkanlık görevine ikinci dönemde de devam edilmesi hususunda İstanbul PERDER delegelerinden destek talep edilerek İstanbul PERDER’in desteği ile devam edilen görevde üçüncü dönem için ısrar edilmesi süreci geri dönülmez bir çıkmaza sürüklemektedir. Federasyonda mevcut yönetimin sahip olduğu makamı bırakmamaktaki ısrarı, federasyon ve derneklerde süregelen kaidelere ve teamüllerine riayet edilmediğinin açık bir göstergesidir.
İş bu haldeyken İstanbul PERDER, iradesinin tanınmadığı, varlığının kabul edilmediği ve kişisel ikballerin kurumun menfaatlerinin üzerinde tutulduğu ilkesiz ve kaidesiz emellerle hareket edilen bir anlayışın içerisinde yer almayacağını açıkça beyan eder ve bildirir.”
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
