Sosyal Medya Hesaplarımız

Dosya

Perakendeciler yurtdışı yatırımlarına odaklandılar

Editör

Sektör temsilcileri, 2019 yılında, özellikle e-ticaret gelirlerinin de artarak devam edeceğini vurguluyorlar. Temel ihtiyaçları gidermesi açısında alışverişin sürekli olduğu ve dinamik özelliğini hep saklayacak olan perakende sektörü, 2019 yılında da enflasyondaki artışlardan kısa vadeli de olsa etkilenecek. Bu sayımızda sektör oyuncularının 2019 yılı yatırım planlarını mercek altına aldık.
Sektör oyuncularının moralleri yerinde. Birçoğu rotayı yurtdışına çevirmiş durumda. Verilen teşviklerle birlikte perakendeciler içinde yurtdışı cazibesini koruyor. Bilhassa Afrika pazarı, yeni cazibe noktası.
Sektör temsilcileri, 2019 yılında, özellikle e-ticaret gelirlerinin de artarak devam edeceğini vurguluyorlar. İşte sektör oyuncuları, sivil toplum kuruluşlarının 2019 yılı görüşleri, beklentileri.

BMD: Markalarımız yurt dışında en az 500 yeni mağaza açacak
sinan oncelBirleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, markaların yurt dışı ağırlıklı büyüme stratejisinin 2018’de olduğu gibi 2019’da da devam edeceğini söyledi. BMD üyesi markaların yıl sonu itibarı ile yurt dışı mağaza sayısının 4000’e ulaşacağını bildiren Öncel, 2019’da bu sayıyı en az 4 bin 500’e çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
Sinan Öncel, BMD üyesi 407 markanın yurt içinde 70 bin, yurt dışında da yaklaşık 4 bin mağazada 400 bin kişiyi istihdam ettiğini hatırlattı.
Sinan Öncel, açıklamasında BMD üyesi markaların 2018 performansları ve 2019 beklentileri hakkında da bilgi verdi. BMD üyelerinin 2018 cirolarında önceki yıla göre yüzde 15 ile yüzde 30 arasında büyüme gözlemlediklerini bildiren Öncel, sözlerini şöyle noktaladı:
“Reel büyümenin ise yüzde 5 – 10 civarında olduğunu söyleyebiliriz. İç pazarda belli bir noktaya ulaşan doygunluk ve kârlılığın çok düşmesi nedeni ile 2019’da da yurt dışı ağırlıklı büyüme stratejisine devam edeceğiz. Markalarımız bünyelerindeki yetişmiş insan gücünün bir bölümünü yurt dışı operasyonlarda değerlendirecekler. Halen BMD üyesi 106 markanın 117 ülkede mağazaları ve satış noktaları bulunuyor. Bazı ülkelerde pazar lideri konumunda bulunan markalarımızın yurt dışı mağaza sayısı 2018 sonu itibarı ile 4000’e ulaşacak. 2019’da en az 500 yeni mağaza açarak sayıyı 4 bin 500’ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz.”

Bursa Kebap Evi, 110 şubeye ulaşmayı hedefliyor
Bursa Kebap Evi; franchise sistemiyle büyüyor. 2018 yılı içinde açılışını gerçekleştirdiği 15 yeni restoranla şube sayısını 95’e çıkartarak başarısını birkez daha kanıtlıyor. Son 8 yılda 30 kat büyüyen ve Türkiye’nin 37 iline ulaşan gıda markasının bünyesinde bugün 1500 kişi istihdam ediliyor. Türkiye’nin hızlı büyüyen restoran zincirleri arasında bulunan Bursa Kebap Evi; Türkiye’yle birlikte yurt dışı hedeflerini de büyütüyor. Amerika Washing- ton DC, İran, Hollanda ve Fransa’yı hedefleyen marka, Ortadoğu’daki şubesini ise 2019’un ilk çeyreğinde Abu Dhabi Deerfields Mall AVM’de açmayı planlıyor. Yurt içinde ve yurt dışında hedeflerini büyüterek dünya markası olma yolunda ilerleyen BKE, 2019 yılında yeni yatırımcılarıyla 110 şubeye ulaşmayı hedefliyor.
Bursa yöresel lezzetlerini şık bir konsepte toplayarak kısa zamanda tüketicilerin de yoğun ilgi odağı haline gelen marka, yılda yaklaşık 6 milyon kişiyi restoranlarında ağırlıyor. Şubelerinde günlük ortalama 20 bin kişiye hizmet verirken ayda 85 ton, yılda 980 ton eti sirküle ediyor. 95 şubede 1500 kişiye istihdam sağlayan BKE, geniş menü içeriğiyle çorbadan ana yemeğe, tatlıdan kahveye tüm beslenme alternatiflerini misafirlerine üstün hizmet kalitesiyle servis ediyor.
BKE Yönetim Kurulu Başkanı Cem Helvacı’ nın girişimci ruhuyla gıda sektörüne öncülük eden BKE, Esenyurt’ ta 1.200 metrekarelik genel merkez binasında oluşturduğu BKE Akademi eğitim birimiyle sektörün en büyük sorunlarından biri olan nitelikli eleman konusunu çözüyor ve alt yapısını güçlendiriyor. Akademi biriminde personel adaylarını eğitime alan BKE, yetişen adayları personel ihtiyacı olan şubelere yönlendiriliyor ve şubelerin eğitimli personel ihtiyacını karşılıyor. Hizmet kalitesini eğitimli personeller yetiştirerek arttıran marka, kalite anlayışını standartlaştırıyor ve müşteriler Türkiye’nin hangi ilinde, şubesinde olursa olsun aynı kalitede hizmet alıyor. Ayrıca BKE’ nin sahada aktif olarak gezen 20 kişilik operasyon ekibi de bulunuyor. Operasyon ekibi şubelerle birebir ilgileniyor, kaliteden hijyene her türlü noktada şubelere 360 derece üstün hizmet sunuyor. Gizli müşteri denetimleri ve anketlerle müşteri memnuniyetini arttırmaya çalışıyor.

Orka Holding, rotayı yurt dışına çevirdi
Almanya, Romanya, Irak derken Avusturalya’dan Paraguay’a kadar uzanan erkek giyiminin öncü isimlerinden Damat&Tween, moda denildiğinde ilk akla gelen ülke İtalya’da da hızla büyüyor. Damat, Tween ve D’S markalarını çıkaran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “Yaklaşık olarak 30 yıl önce kendi koleksiyonumuzu yapıp, koleksiyonumuzu kendi markamızla satacağız hayaliyle yola çıkmıştık. Markalarımızı değerlendirirken artık yalnızca tek bir coğrafyada değiliz. Gün bizim için Sidney’de başlıyor, Uzakdoğu’da devam ediyor, Balkanlar, Avrupa derken, Güney Amerika’ya kadar uzandık. Dünyanın en gelişmiş pazarlarında da artık varız. İtalya’da 23 satış noktasına ulaştık. Erkek modasının üssünde markalarımız var. 2019 yılında 29 mağazamız olacak. 5 yıl önce bana İtalya’da bu kadar büyüyeceğimizi söyleselerdi, ‘hadi ya’ derdim. Şu anda İtalya’da her yıl yüzde 150 satış grafiğimiz artıyor. Milano’da showroomumuz var oradan Güney Amerika ülkelerine ve Uzakdoğu’ya ürün satıyoruz. Haiti, Brezilya’ya da koleksiyonumuz gidiyor. Almanya’da 2019’da 10 satış noktasına ulaşacağız. Romanya’da erkek giyiminde pazar lideriyiz. Ülke sayısı her geçen gün artıyor” dedikten sonra şunları söyledi:
“Türkiye’nin ihracatını artırması kadar markalı ihracatını da artırması şart. 2018’de yurtdışında 40 mağaza açtık. 2023’te Türkiye’de 400, yurtdışında 800 mağazaya ulaşmayı hedefledik. 2023’te dünya Türk markalarını konuşacak.”

Buka, 2019’da yurtdışında büyümeye odaklandı
Buka, iç pazarda sürdürdüğü mağazalaşma hedefini korumakla birlikte yurtdışı çalışmalarını hızlandırdı. Özellikle 2018’in ikinci yarısından itibaren hedef pazarları yakından takip eden Buka, 2019 yılında Rusya, Ortadoğu ve Avrupa pazarlarına yönelerek, yurtdışında büyümeye odaklanacak. Sektörün ilk yarısında üretim ve satışta yaşanan daralmayla 2019 yılında hedeflerini yurtdışı üzerine kurguladıklarını belirten Buka Yönetim Kurulu Başkanı Suat Erdoğan, “Mobilya sektörü, yüzde 95 yerli üretimi ve 500 bin kişiyi istihdam etmesiyle ekonomimizde oldukça önemli bir yere sahip. Sektör ihracatımız 2017 yılında yaklaşık 2,7 milyar dolardı. 2018 yılının başında ise belirlenen hedef; en az 3 milyar dolardı. Biz de bu hedefe ulaşmaya katkı sağlayacak çalışmalarda bulunduk. Yılın ilk yarısında mevcut ekonomik koşullar, döviz kurlarında yaşanan ani değişimler maliyetlerin artmasına neden olarak sektörümüzü iç pazarda daralttı ve yeni pazarlara yönlendirdi. İhracatın yanı sıra yüzde yüz Türk sermayeli bir firma olarak, yerli üretimi destekleyen kampanyalarla pazarın canlanmaya başladığını görüyoruz” dedi. Buka olarak, yıl genelinde döviz kuru ile artan maliyetlere rağmen fiyatlarında bir değişiklik yapmadıklarını sözlerine ekleyen Erdoğan, “Tüketicilerimizi ve ekonomimizi kampanyalarımızla desteklemeye devam edeceğiz. Aynı zamanda sektörümüzün uzun zamandır beklediği KDV indiriminin de bu canlanmaya etki etmesini bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl yapılan KDV indirimi sektöre önemli bir hareket getirmişti, aynı etkinin devam etmesini umuyoruz” dedi. Buka’nın yurtdışındaki ilk mağazasını Kuzey Kıbrıs’ta açtıktan sonra Bahreyn’deki mağazalarıyla Ortadoğu pazarına giriş yaptıklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “2019 yılında sektörümüz için büyük potansiyel taşıyan Rusya ile ürünlerimize büyük ilgi gösterilen Ortadoğu ve Avrupa pazarları yakın markajımızda olacak. Bu pazarlara ağırlık vererek satışlarımızı artırmayı ve önümüzdeki süreçte yurtdışında büyümeyi hedefliyoruz.”

Şok Marketler: Gıda perakende sektörü büyüyecek
Türkiye’nin satış gelirleri bakımından en hızlı büyüyen gıda perakende zincirlerinden ŞOK Marketler’in son 3 yılda her gün ortalama üç mağaza açarak ve her yıl 4 bin kişiye istihdam sağlayarak bugünkü büyüklüğüne ulaştığını söyleyen Şok Marketler CEO’su Uğur Demirel, “Geride bıraktığımız 2018’de son 10 yılın en büyük 10 birincil halka arzından birini gerçekleştirerek halka açıldı. Eylül sonu itibarıyla 270 milyon TL’lik yatırım harcaması, 851 yeni mağaza ve 3.700 kişilik ilave istihdamla hem müşterilerine hem de ülke ekonomisine önemli katkılarda bulundu. Şirketimizin bu yıl toplam mağaza sayısı üçüncü çeyrek itibariyle 6.211, toplam çalışan sayısı ise 28.000 kişiye ulaştı” dedikten sonra şunları söyledi:
“Ekonomik göstergeler 2019’da, dünyada ve ülkemizde gıda perakende sektörünün büyümesini sürdüreceğine işaret ediyor. ŞOK Marketler olarak ulusal süpermarketler ile indirim marketlerinin iyi yanlarını birleştiren özgün iş modelimizle çok geniş bir kitleye ulaşıyoruz. Başarı getiren bu iş modelimiz ve mağazacılık yatırımlarımızla 2019 yılında odağımızda yine büyüme ve müşteri memnuniyeti olacak. 2018’de yakaladığımız ivmeyi yine müşterilerimizi memnun edecek kampanyalarla 2019’a da taşımayı hedefliyoruz.”

JLL Türkiye: 2019 daha zor ve sıkıntılı geçecek
avi alkasJLL Türkiye Başkanı Avi Alkaş, yabancı yatırımcının belirsizlikler ve istikrarsızlık nedeniyle şu anda Türkiye gayrimenkul pazarından uzak durduğunu vurguladı. Alkaş, eskiden AVM yatırımlarının geri dönüş süresinin 8-10 yıl olduğunu, şu anda bu sürenin 40 yıla kadar çıktığına, faizlerin de yükseldiği bir dönemde kimsenin bu alana yatırım yapmayacağına dikkat çekti. Koşulları giderek ağırlaşan hem yerli hem yabancı yatırımcı açısından 2018 yılının zor bir yıl olduğunu kaydeden Alkaş, “Dövizin çok yükselmesi özellikle organize perakendeyi köşeye sıkıştırdı. Tüketicinin güveninin de düşmesi işleri zorlaştırdı. Bir yandan da konkordato dalgası olumsuz sinyaller veriyor. 2019’un da zor ve sıkıntılı geçme ihtimali tüm sektör paydaşlarını farklı senaryolara yöneltiyor. Bu krizden nasıl çıkılabileceğine bakıyorlar. Son dönemlerde Türkiye’yi dışarıda anlatmakta daha fazla sıkıntı çekiyoruz. Türkiye’nin algısı olduğundan daha da kötü. Bunları aşmak için bir dizi çabayı sektör olarak topyekûn yürütmek lazım” dedikten sonra şunları söyledi:
“Son dönemlerdeki belirsizlik ve istikrarsızlıklar nedeniyle yatırım listelerinde çok alt sıralara düştü. Bu tabii ki yatırım yapmış olan yabancı yatırımcıların da Türkiye’den çıkış senaryolarını hızlandırıyor. Bir ülke için dışarıdan bakılınca istikrarsız görünmek kadar kötü bir şey olamaz. Ekonomik önlemler doğru ve zamanında alınabilse, birtakım farklı görüşler yerine ekonominin kuralları işlese, o zaman iş dünyasının güveni ve morali yerine gelecek ve yatırımlarına devam edecek. Şu anda insanlar yarınlarının ne olacağını bilmedikleri bir ortamda yeni yatırıma girmek, yeni dükkân açmak, yeni ofis tutmak istemiyorlar. Firmalar küçülmeye gidiyor. Karamsarlık tablosu çizmek istemiyorum ama tüketimi artırmamız lazım. İnsanlar işsiz kalırsa harcama olmayacak. Ekonominin çarklarını döndürmemiz lazım. İnsanlar yarınlarına güven duyarlarsa o zaman daha çok harcama yaparlar. Bugünkü ihtiyacınızı sıkıntıdan, güvensizlikten almıyorsanız o zaman da stokların şişmesine neden olacak.”

avm ici

Altun Hipermarket, 10 yeni mağaza açacak
hakan baran2018 yılını 25 mağaza ve 650 personel ile kapatan Altun Hipermarket, 2019 yılında da hedeflerini büyüttü. Sektörde yaşanan daralmaya rağmen yatırım yapmaya devam ederek ardarda 6 mağaza açtıklarını söyleyen Altun Hipermarket Genel Müdürü Hakan Baran, “2019 yılında görüşmelerini yaptığımız ve son aşamaya gelen market yerleri ve zincirler var. Bu doğrultuda 2019 yılında 10 mağaza açıp personel sayısını 1000’e çıkaracağız. Perakende sektörü çok dinamik. Yaşanan sıkıntılı süreçlerde bile durmak bilmiyor. Bizde bu ortamı Altun Hipermarketler olarak fırsata dönüştürüyoruz. Tamamen İstanbul’da büyümeye odaklandık. Avrupa yakasında yeni marketler açarak 2019 yılı sonunda 35 mağazalık hedefimize ulaşacağız. 2018 yılına göre ciro bazında yüzde 35 büyüyeceğiz” dedi.

Kelebek Mobilya, 7 yeni pazara girecek
İhracat atağı başlatan Kelebek Mobilya, 2019 yılında 7 pazarda daha yer almaya hazırlanıyor. Bölgelerde satınalma trendlerini yakından takip ederek kısa sürede büyük başarı yakalayan Kelebek Mobilya’nın 2019 yılı hedefi ise yüzde 100 büyüme. Genel Müdür Mustafa Karak, “Markamızın uluslararası bilinirliğini arttırmak için global düzeydeki çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Kısa sürede 9 pazara ulaştık. 2019 yılında da 7 yeni pazarda daha yer almayı hedefliyoruz. Kelebek Mobilya, ihracat ve yurt içine yönelik satış faaliyetleriyle büyümesini sürdürecek” dedi.
Satınalma trendlerini takip ederek bu başarıyı sağladıklarını belirten Karak, “Dış pazardaki bayilerimizin markamıza olan bağlılığını kuvvetlendirerek, pazar payı ile cirolarını arttırmak için ziyaretlerimizi sıklaştırarak her ülkeye özel farklı kampanyalar düzenledik” dedi.
Kelebek Mobilya’nın Azerbeycan ve Libya’da 2 olmak üzere; Bosna, Gürcistan, Suudi Arabistan, KKTC, Kuzey Irak, Avusturya ve Malta’da birer mağazası bulunuyor.

Zühre, 2019’da beş yeni mağaza açmayı hedefliyor
Zühre Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Yazıcıoğlu, sektörle birlikte büyüdüklerini ve 2019 yılında da yeni yatırımlara odaklanarak mağazalaşmayı sürdüreceklerini ifade etti.
2018 yılında global pazardaki konumlarının ve faaliyetlerinin güçlendiğini belirten Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Yazıcıoğlu “Bu yıl Cezayir, Fas, Tunus, Amerika ve Filistin başta olmak üzere, 16 ülkede yeni multibrand satış noktaları açarak, hazır giyim sektörü ihracatına katkıda bulunduk. Yurt dışı fuarlarını yakından takip ettik ve global arenada hedef büyüterek pazarda etkin bir konuma ulaştık” dedi.
Zühre olarak 22 ülkede ve halihazırda 450 satış noktasıyla hizmet verdiklerini söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Yazıcıoğlu, “2019 yılında önceliğimiz; Almanya, İran, Malezya, Hollanda, Özbekistan, Kazakistan gibi farklı pazarlara ulaşıp, Zühre’nin tüm dünyadaki satış ağlarını genişletmek. Gerçekleştireceğimiz diğer yatırımlarla birlikte tekstil sektörünün büyüme hedefine de önemli katkılar sağlayacağız” şeklinde ifade etti.
Zühre’nin Türkiye’de 300, yurt dışında 150 satış noktası olduğunun altını çizen Yazıcıoğlu, satış ağlarını genişletmenin yanı sıra karlılık, verimlilik ve kaliteli hizmet anlayışına odaklandıklarını, gerçekleştirdikleri ve planladıkları yatırımların da bu hedeflerini doğrular nitelikte olduğunu belirtti.

Tekzen, yatırım yapmaya ara vermeden devam edecek
Tekzen, 2019’a hız kesmeden giriyor. Tekzen Pazarlama Müdürü Mehmet Cem Kızılkaya, geride kalan yıla ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tekzen’in 2018 yılında hedef rakamlarına ulaştığını belirten Kızılkaya, yaptığı açıklamada, “2018 yılını 1 miyar TL mertebesinde ciro ile kapatıyoruz. Yurtiçinde 59 ilde 138 mağazamız, yurtdışında da 4 mağazamız bulunuyor. Yaklaşık olarak 3 bine yakın kişiye istihdam sağlıyoruz. 2019 yılında da yurt genelinde yatırım yapmaya ara vermeden devam edeceğiz“ dedi.
Kızılkaya, aynı zamanda; etkin dağıtım kanalı olabilmek perspektifi ile DIY mağazalardan ekspres mağazalara, ticari satıştan tekzen.com.tr’ye kadar tüm kanallarda geliştirme hedefleri olduğunu söyleyerek, teknolojik yatırımlarını artırdıklarını dile getirdi. Kızılkaya, sadece online’a yatırım yapmanın yeterli olmadığını, fiziksel mağazacılıkla online mağazacılığın aynı profesyonel yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Sosyal medya hesaplarımızı, e-ticaret sitemizi, mobil uygulamalarımızı bir bütün haline getirecek Omni-Channel’a yatırımlarımızı 2019 yılında da devam ederek arttıracağız” dedi.
Mobil alışverişin her geçen gün arttığını söyleyen Kızılkaya, “Online mağazacılığın gelişmesi perakende sektörü için çoğu zaman bir tehdit olarak görülüyor ama bu doğru bir yaklaşım değil. Klasik mağazalar müşteriler için ilk tercih olmaya devam ederken, omnichannel uygulamalar yaygınlaşıyor, müşteri başına satış ortalaması artıyor. Teknolojik gelişmelerle müşterilerin alışveriş deneyimleri dijitalleşiyor. Yakın zamanda her iki kanalı da yönetmeyi başaran sektörde tutunabilecek. Yükselen Y ve olgunlaşan Z kuşağı ile birlikte sektöre yenilikçi bakış açısı getirmeye yönelik hamleler giderek artıyor. Yeniliğe ve hızlı dönüşüme öncülük eden, yeteneği doğru yöneten, verilerini doğru analiz eden, müşterisini anlayan, çalışanın rolünün farkında olan, tedarik zincirini doğru yöneten ve gelecekteki ihtiyaçları öngörerek teknolojik yatırımlar yapan şirketler büyümeyi sürdürecek. Online satış kanalımızın online+offline toplam cirodaki payı %10. 2020 yılında %15’e çıkmasını hedefliyoruz” dedi. Yurtdışı operasyonları hakkında da bilgi veren Kızılkaya; “Yurtdışı yatırımlarımızı 2019’da da değerlendireceğiz. 2018 yılının son çeyreğinde Katar’ın en büyük perakendecisi Al Meera Holding ile stratejik iş birliği anlaşması imzaladık. 2019 yılında da Katar işbirliğimiz sonucu ivmelendirdiğimiz yurtdışı faaliyetlerimize farklı ülkelerdeki pazarlarda da devam edeceğiz” dedi.

Alfemo, mağaza sayısını iki katına çıkarmak istiyor
Yeni makine yatırımları ile üretim kapasitesini de yüzde 33 oranında arttıran marka, özellikle son iki yılda sektörün istikrarlı büyüyen markalarından biri oldu. Bugün yurt içinde 100’ün üzerinde mağazası bulunan Alfemo; Muğla, Kocaeli, Balıkesir, Edirne gibi büyük şehirler başta olmak üzere yurt genelinde açacağı yeni mağazalarla bu rakamı önümüzdeki dönemde 160 mağazaya ulaştırmayı hedefliyor.
Alfemo Satış ve Pazarlama Direktörü Ahmet Dinler: “Türkiye’de ve dünyada yaşam alanlarındaki sosyal değişimi ve bu değişimin beraberinde getirdiği tüketici ihtiyaçlarını en iyi anlayan ve en uygun çözümleri üreten marka olma yolunda ilerliyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde dijitalle her noktada tam entegre, tasarımlarıyla fark yaratan, tüm paydaşlarına dokunan sektörün en çok beğenilen ve tercih edilen markası olma yolunda kendimize bir strateji belirledik. Yurt dışı pazarında da bu yıl 5. yılında olduğumuz Turquality ile 2023’e kadar 100 mağazaya ulaşma hedefimiz var” açıklamasında bulundu.
Dinler, “Bebek, çocuk ve gençler için Kids&Teens markamızla yurtiçinde ve yurt dışında büyümeye devam edeceğiz. Bu kategoride de oldukça iddialıyız. Hem tasarımlarımız hem kalitemiz hem de erişilebilir fiyat politikamızla yepyeni lokasyonlarda tüketicilerimizi ürünlerimizle buluşturacağız.Şu anda yurt içinde 30’un üzerinde Kids&Teens mağazamız bulunuyor. Orta vadede 100’lü sayılara ulaşmayı ve 2019 yılında ise Kids&Teens olarak 30 yeni mağaza açmayı hedefliyoruz. Yeni mağazalarımızı İstanbul, Bursa, Antalya ve Konya başta olmak üzere yurdumuzun büyük şehirlerinde açacağız” dedi.

MediaMarkt: Pazar büyüklüğünün 70 milyar TL’nin üzerinde çıkmasını bekliyoruz
yenal gokyildirim22018 yılı değerlendirilirken; yılın kendi içinde 3 ana bölüme ayrılması gerektiğine inandıklarını söyleyen MediaMarkt Global Grup İcra Kurulu Üyesi ve MediaMarkt Türkiye İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım, “İlki, sene başındaki dönem… Oldukça hızlı başlayan bu dönemde pazar çok pozitifti, tüketicilerin alım gücü yüksekti ve daha kolay alışveriş yapıyorlardı. Ancak ikinci dönem olarak adlandırabileceğimiz Temmuz sonrası dönemde, dövizdeki aşırı oynaklık tüketicilerde bir tedirginlik yarattı. Fakat yaz mevsiminin etkisi, ardından okula dönüş dönemi gibi etkenlerle pazar görece hareketliliğini korudu. Buna, tüketicilerdeki, döviz artışının fiyatlara yansıması öncesi ihtiyaçları temin etme ve talebi öne çekme anlayışı da eklenince bu dönem tedirgin fakat yine de kısmen hareketli geçti. Eylülün ortasıyla başlayan 3. dönemde ise bambaşka bir durum ortaya çıktı. Sene başına göre yüzde 60, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 90 oranında artan döviz kurlarının etkisiyle; sadece ithal olan değil pek çok üründe fiyat artışı tetiklenince, tüketici tedirginliği arttı, tüketici kendini korumaya aldı ve pazar daha zor bir döneme girdi. Yılı da tüketicilerin bu tedirgin duruşuyla ve temkinli davranışıyla kapatıyoruz diyebiliriz” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“MediaMarkt Türkiye olarak MediaMarktSaturn Grup’un finansal takvimine göre raporlama yapıyoruz ve bu takvime göre 2018 mali yılımızı Eylül sonunda başarıyla tamamladık ve yeni mali yılımıza girdik. Fiyat artışlarının en çok görüldüğü alan olan teknoloji perakendesinde faaliyet gösteriyoruz. Dolayısıyla tüketicinin bu alandan öncelikli olarak uzaklaşması; 2018 yılsonu ve aynı zamanda MediaMarkt finansal takviminin başı olan içinde bulunduğumuz dönemde bizi az da olsa etkiledi fakat özellikle enflasyonla mücadele planı kapsamında yaptığımız indirim ve kampanyalar ve ardından Şahane Cuma gibi özel günler negatif etkiyi sınırlı tuttu. 2019 yılı genel anlamda temkinli olarak başlayacak. Bunun tüm sektörlerde ve tüketici davranışlarında böyle olacağına inanıyorum. Faaliyette bulunduğumuz tüketici elektroniği pazarı üzerinden bir değerlendirme yapmak gerekirse; pazarının 2019 yılında geçtiğimiz yıla paralel olarak %16 oranında büyümesi ve pazar büyüklüğünün 70 Milyar TL’nin üzerinde çıkmasını bekliyoruz. 2019 yılında tüketici elektroniği pazarında büyümeyi sağlayan ana kategorilerin GSM, IT olacağını öngörüyoruz. Online tüketici elektroniği pazarının 2019’da toplam pazarda %11’lik bir paya ulaşacağını düşünüyoruz.
2019 yılının, başta satış rakamları olmak üzere görünüm olarak 2018 ile paralel olacağını öngörüyoruz. Bu dönemde pazarın üzerinde bir büyüme öngörüyoruz. ”

Çetmen Mobilya: 2019 yılında 25 mağaza açacağız
Çetmen Mobilya olarak 1952 yılından bu yana mobilya alanında köklü bir geçmişe sahip olduklarını söyleyen Çetmen Mobilya Genel Müdürü Merve Çetmen, “2017-2018 döneminde 32 yeni mobilya mağazası açtık ve mağaza sayımızı 52’ye ulaştırdık. 2023 yılında mağaza sayımızı 250’nin üzerine çıkarmayı ve franchise ile de hizmet ağımızı daha da genişletmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda 2019’da 25 mobilya mağazası yatırımı daha gerçekleştireceğiz. Öncelikli olarak Ankara, İstanbul ve Bursa illerinde satış ağımızı genişleteceğiz. Aynı zamanda bugün İzmir’deki 60.000 metrekarelik kapalı tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz üretimimizi yeni bir fabrika yatırımı ile güçlendirmeye hazırlanıyoruz. 160.000 m2’lik alan içerisinde kurulan yeni fabrikamız 2020 yılında faaliyete geçecek. Tüm bu çalışmalarla 2023 yılına dek 200 milyon TL yatırım planlıyoruz. Bu yatırımlarımıza paralel olarak yarattığımız istihdam da hızla büyüyor. Son bir yılda 721 kişiye iş olanağı sağladık ve çalışan sayımızı %100’den fazla artırarak 1.300’e ulaştırdık. 2019 yılında ise bu sayıyı yaklaşık olarak, 1.700’e çıkarmayı planlıyoruz” dedi.

NG Kütahya Seramik, 35 yeni mağaza açacak
NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Şu anda yurt içinde 227, yurtdışında 43 mağaza olmak üzere toplam 270 mağazamız var. 2019’da yurt içinde 16, yurt dışında 19 yeni mağaza açarak 270 olan mağaza sayışımızı 305’e çıkaracağız. Seramik alanında dünya markaları çıkarmış İtalya, İspanya ve Çin’e bugün ürün satıyor, ihracata tam gaz devam ediyoruz. 2019’da ihracatta yüzde 100 büyüme için sözleşmelerimizi de imzaladık. Önümüzdeki 3 yılki hedeflerimiz arasında gurur abidesi projeler de var. Dünyanın en büyük projeleri arasında gösterilen İstanbul Yeni Havalimanı’na özel 450 bin metrekarelik seramikler ürettik” dedi.

Kiğılı, yatırım rotasını Balkanlara çevirdi
hilal suerdemTürkiye’de 225 mağazası ve yurtdışında Balkanlar dahil 16 ülkede 28 satış noktası bulunan Kiğılı, Avrupa’da farklı noktalarda daha da büyümeyi hedefleyerek yatırımlarına hız kazandırdı. Son olarak Balkanlar’daki yatırımına Sırbistan’ı ekleyen marka, Sırbistan’ın Novi Sad kentinde faaliyete geçirdiği mağazasında zengin ürün yelpazesine sahip koleksiyonlarını müşterilerinin beğenisine sundu. Kiğılı’nın, Balkan yatırımlarındaki ikinci durağı Romanya olacak.
Balkanlar’ın Türk yatırımcılar için her zaman ilgi çekici bir yatırım coğrafyası olduğuna dikkat çeken Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem, “Hızlı bir şekilde Avrupalılaşan, Avrupa Birliği ile bütünleşen Balkan ülkeleri büyük potansiyeller barındırıyor. Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Slovakya, Slovenya, Polonya, Macaristan gibi ülkelerde Türk markaları daha aktif rol alacak. Biz de Kiğılı olarak bu potansiyelin içerisinde yer alacağız. Şu an Balkanlardaki yatırımımıza Sırbistan’ı ekleyerek 28’inci mağazamızı burada açtık” dedi.
Yurtdışında “Türkiye’nin markası” algısıyla anılmak istediklerinin altını çizen Suerdem, “Önümüzdeki 5 yıl için kendimize büyük hedefler koyduk. Yeni yatırımlar, karlılık ve istihdam anlamında adımlar atıyoruz. Yatırımcı ruhumuz gereği yeni mağaza açılışlarına devam ediyoruz. Özellikle yurtdışı bu yıl bizim için çok önemli. Hem yeni pazarlara açılacağız hem hizmet verdiğimiz mevcut pazarlarda varlığımızı genişleteceğiz. Özellikle Balkanlar ve Orta Doğu’da satış noktalarımızın sayısı artmasını planlıyoruz
Cumhuriyetin 100’üncü yılında yurtdışında 100 yeni mağaza açma hedefimiz var. Yurtdışındaki algımızı, “Made in Turkey” yerine “Brand of Turkey” olarak değiştireceğiz. Çünkü biz her anlamda Türkiye’den doğmuş bir markasıyız” dedi.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dosya

E-ticarette süpermarket alışverişi 3 yılda 7,5 kat büyüdü

Editör

Yazar:

En yüksek tercih oranı, yaşam ömrü daha uzun olan ürünlerde. Hızlı tüketim ürünleri alışverişi yapan tüketicilerin satın alma gerçekleştirdikleri ürün kategorilerine baktığımızda, birinci sırada %74.18 oran ile deterjan ve temizlik, ikinci sırada ise %55.36 oran ile gıda ve şekerleme ürünlerinin olduğunu görüyoruz. Bu kategorilerde en çok dikkat çeken nokta, tüketicilerin yaşam ömrü daha yüksek olan ürünleri tercih ediyor olması. Tüketiciler, satın almalarında sürprizlerle karşılaşmak istemiyorlar.

Dünyada ve Türkiye’de perakende sektörüne baktığımızda, markalar pek çok farklı alanda savaş veriyor. Ekonomik faktörler ve artan rekabetin yanı sıra sektörde gitgide hızlanan dijitalleşme süreçleri, bugün perakende markalarının, temel stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bu dijitalleşme sürecini sadece e-ticaretle sınırlamak çok mümkün değil.

Rakamlara baktığımızda, dünyada e-ticaretin perakende sektöründeki payı, yüzde 11 civarındayken Türkiye’de bu oranın, yüzde 5 civarında gerçekleştiğini görüyoruz. Bu oranlara bakarak hâlâ geleneksel perakende ve fiziksel mağazacılığın, perakendenin kalbi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak geçtiğimiz 5 yıl içinde e-ticaretin perakende sektöründeki hızlı büyüme oranları, bildiğimiz bir gerçeğin altını çiziyor. Bu trend, sektör oyuncularının iş akışlarını yeniden gözden geçirmeleri ve yenilenmeleri anlamında oldukça önemli itici bir güç.

Dönüşüm zamanı

Perakende sektöründe dijital dönüşüm kritik önemini koruyor. Sektörde, e-ticaretin 2021 yılı için öngörülen küresel satışlarda yaklaşık yüzde 15 oranında pay sahibi olarak en büyük kanal konumuna ulaşması bekleniyor. Şirketler, dağıtım kanallarını ve müşteriye erişimlerini geliştirmek için yeni teknolojilere yatırım yapıyor, tüm kanallarda müşteri deneyimini iyileştirmek önem taşıyor.

Yıkıcı teknolojilere yatırım yapmak perakendecilerin stratejilerinin temel parçası. KPMG’nin hazırladığı ‘Perakende Sektöründe Birleşme ve Satın Alma Trendleri’ raporuna göre şirketler 2019’da iş modellerini, müşteri yüzü süreçlerini ve kanallarını gerek birleşme ve satın almalar aracılığıyla gerek teknoloji oyuncularıyla stratejik işbirliği yaparak dönüştürmeye devam edecek. Bunun bir örneği, Carrefour’un kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi geliştirmek için Google ile işbirliği yapması. Diğer bir örnekse, L’Oreal’in artırılmış gerçeklik uygulaması şirketi Modiface’i satın alması. Modiface’in patentli uygulaması, kullanıcıların kendileri üzerinde farklı makyaj ve saç modellerini görselleştirmesine yardımcı oluyor.

Özetle, teknoloji şirketleriyle dönüşümcü ortaklıklar ve işbirlikleri bu yıl içerisindeki birleşme ve satın alma işlemlerinde önemli rol oynayacak.

dosya2E-ticaret ve dijitale yatırım yapan markalar gelirlerini artırıyor

Dünyadaki duruma dönüp baktığımızda, Deloitte’un her yıl yayınladığı, Perakendenin Küresel Güçleri raporunda, bu yıl dikkat çeken birkaç konunun altını çizmekte yarar var. Geçen yıl listeye 6’ncı sıradan giren Amazon bu yıl 4’üncü sıraya yerleşerek en yüksek gelir artışını gerçekleştiren perakende markası oldu. Bunun yanında listenin birinci sırasında bulunan Walmart’ın geçtiğimiz yıl, online satışlarını yüzde 63 oranında artırmasının, birinciliği korumasında önemli bir etkisi olduğunu söylemek mümkün. Walmart geçtiğimiz yıllarda Jet.com, ModCloth, Shoes.com, Moosejaw ve Bonobo gibi online perakende kanallarını satın alarak, dijital dünyadaki deneyimini artırmıştı.

HTÜ e-ticaret tercihleri ve markaların performansıdosya3

Twentify’in “Türkiye’de E-ticaret: Çevrimiçi Alışverişte Tüketici Davranışları Araştırması ve Marka Karşılaştırması” raporuna göre Hızlı Tüketim Ürünleri kategorisinde ihtiyaç dahilinde ürün araştırıyor ve sipariş veriliyor. Cinsiyetin bir farklılaşma yaratmadığı bu kategoride, en sık ürün araştıran tüketiciler 45+ yaş grubunda, en sık ürün satın alımı yapan tüketiciler ise 18-24 yaş grubunda. Bununla beraber, en sık oranda deterjan ve temizlik, gıda ve şekerleme, tuvalet ve havlu kağıt gibi yaşam ömrü daha uzun olan ürün kategorilerinden alışveriş gerçekleştiriliyor.

Hızlı tüketim ürünleri kategorisinde %28.23 ile akla ilk gelen marka olan Migros Sanal Market, bilinirlik alanında da %77.90 ile birinci sırada. İkinci sırada %68.93 ile Hepsiburada ve üçüncü sırada %65.65 ile Gittigidiyor bulunuyor. Satın alma oranında, %51.20 ile Migros Sanal Market birinci, %42.01 ile Hepsiburada ikinci ve %36.98 ile N11 üçüncü sırada. Sadece İstanbul’a baktığımızda, Getir ve CarrefourSA, hem bilinirlik hem de satın alma açısından oranlarını büyük bir farkla artırıyorlar.

Brandzone onlinede birim fiyatlı analiz yapıyor

Brandzone Kurucu Ortağı Cem Köz, geçtiğimiz günlerde açıklanan Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) yıllık “Türkiye e-Ticaret Pazar Büyüklüğü” raporuna göre, e-ticaret sektörü 2018 yılında yüzde 42 büyüme ile 59.9 milyar liralık hacme ulaştığını hatırlatarak aynı rapora göre 2014-2018 yılları arasında sektörün ortalama yıllık büyüme hızı da yüzde 33 oranında seyrettiğini söyledi. Türkiye’de 2018’de e-ticaretin toplam perakende içindeki payı yüzde 4.1’den yüzde 5.3’e çıktığına dikkat çeken Köz, “Buna göre Türkiye’de geçen yıl yapılan perakende harcamaların yaklaşık 20’de biri online kanallardan geçti. Ancak bu oran geçen yıl gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5.9’a, gelişmiş ülkelerde ise ortalama yüzde 11.1’e ulaştı. Veriler ışığında e-ticarette halen arzu edilen seviyede olmadığımızı söyleyebiliriz” dedikten sonra konuyla ilgili hizmetlerini ve önerilerini anlattı:

“BrandZone olarak sunduğumuz servislerle iş ortaklarımızın satış ve karlılık hedeflerini gerçekleştirmede büyük bir fayda sağlıyoruz. Online mecrada da çok çeşitli hizmetler sunuyoruz. Online pazar yeri olarak adlandırılan Gittigidiyor, N11 ve Hepsiburada gibi mecralardaki dükkanların fiyatlarını takip ediyor; raporları dükkanların puanlarına, fiyatlarına ve isimlerine göre ayrıştırarak çeşitli rekabet analizleri yapıyoruz. Hızlı tüketim ürünlerinde ise birim fiyatlara göre analizler hazırlıyoruz. Ayrıca, online banner kampanyalarını takip ediyor; satış kanalları ve markalar bazında fiyat endeksleri hazırlıyoruz. BrandZone olarak şirketlere hem rekabeti hem de ürün gamını doğru inceleyerek kapsamlı bir fiyat çalışması yapmalarını ve fiyat değişimlerini günlük olarak takip etmelerini tavsiye ediyoruz.

Tüketicinin alışveriş alışkanlıkları değiştikçe, perakende sektörünün de dijitale doğru kaydığını ve markaların bu alanlara daha fazla yatırım yaptıklarını göreceğiz. Artan e-ticaret hacmi, yüksek indirim marketlerinin alışveriş alışkanlıklarını değiştirerek en küçük ilçelere kadar yayılma politikası, indirim ve kampanyalarının sürekliliği, fiyatların ve marka çeşitliliğinin alım gücüne göre düzenlenmesi gibi etkilerin perakendedeki satış başarısını olumlu anlamda etkileyeceğini düşünüyoruz.”

IdeaSoft: Online alışveriş sayısı %21, cirolar ise %64 büyüdü

E-ticaret altyapı şirketi IdeaSoft, 2019 yılının ilk 3 ayında KOBİ’lerin e-ticaret hacmindeki değişimi inceledi. Ideasoft kullanıcısı 7.000’den fazla sanal mağazadan verilen 1 milyon siparişten hareketle paylaşılan rapora göre; geçtiğimiz yıla göre %112 artan online gıda satışları 2019’un ilk 3 ayında en hızlı büyüyen ürün kategorisi oldu. Aynı dönemde online dükkanların e-ticaret satışlarından elde ettikleri gelir ise %64 arttı. İnternetten gıda alışverişlerini en çok erkekler tercih ederken, sağlıklı beslenmek için organik ve yöresel ürünleri tercih eden tüketiciler, özellikle e-ticaret mağazalarına yöneliyor.

Ideasoft’un incelemesine göre, yılın ilk çeyreğinde internetten gıda kategorisinde en çok; yöresel ürünler, organik gıdalar, ramazan paketleri, kurutulmuş gıdalar, reçel ve konserve satışı gerçekleştirildi. Sağlıklı beslenmek için organik ve yöresel ürünleri tercih eden tüketicilerin e-ticaret sitelerine yönelmesindeki en büyük nedenin ise fiyat karşılaştırma imkanı olduğu görüldü. Gıda kategorisindeki siparişler özellikle büyük illerden gelirken, Güneydoğu, Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri en fazla gıda satışı yapan bölgeler oldu.

2019 yılının ilk 3 ayında KOBİ’lerin e-ticaret hacmindeki değişim incelendiğinde ise Ocak, Şubat ve Mart aylarında online dükkanların e-ticaret satışlarından elde ettikleri gelir 2018 yılına göre %64 büyüdü, internetten verilen toplam sipariş sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %21 arttı.

Türkiye’de güçlü bir online alışveriş kültürünün oluştuğunun altını çizen Ideasoft CEO’su Seyhun Özkara, “Online alışveriş yapanların oranı 2013’te %24 iken bugün %45’i aştı. Son 5 yılda e-ticaret penetrasyonundaki artış neredeyse %100’ü buldu. Artan kullanıcı sayısıyla birlikte e-ticaret ve e-ihracat alanına yönelen kişi ve işletme sayısı da hızla artıyor. KOBİ’ler ülke ekonomimizin bel kemiği olduğu gibi e-ticaret sektörünü de büyütmeye devam ediyor” dedi.

Migros Sanal Market, Türkiye’nin en büyük gıda e-ticaret markası

Müşterilerin ihtiyaç duydukları tüm platformlardan hizmet vererek hayatlarını kolaylaştırdıklarını söyleyen Migros Ticaret A.Ş. yetkilileri, “Yeni jenerasyonun alışkanlıklarına ve sosyal hayatın artan dinamizmine paralel olarak çoklu kanal kullanımı daha da önem kazanıyor. Bunun yanında Migros çalışanlarının yüzde 81’ini Y kuşağının oluşturmasının verdiği dinamizmle dijital dünyayı yakından takip ediyor ve Türkiye’yi ilklerle tanıştırmaya devam ediyoruz. Yaptığımız pazar araştırmaları ve fokus grup çalışmalarında gördük ki müşterinin e-ticaretteki en temel beklentisi güven. Migros da Türkiye’de 65 yıldır tüketici ile bu güven ilişkisini en iyi kuran marka” dedikten sonra şu bilgileri verdiler:

“Migros Sanal Market, 1997’de Avrupa’nın ilk gıda e-ticaret operasyonu olarak başlamıştı. Bugünse Türkiye’nin en büyük gıda e-ticaret markası olarak, 35 ilde 142 teslimat noktasından soğutuculu araçlarla saatlik teslimat yapıyoruz. Migros Sanal Market’in bugün ise 1,7 milyonu aşkın kullanıcısı var. Büyüme oranı şirket büyümemizin 3-4 katı seviyesinde. Mobil ve akıllı cihazların kullanımındaki artışla birlikte ‘Mobil Sanal Market’ de devreye girdi. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu kanallar sayesinde müşterilerimiz alışverişlerini aynı ürün ve hizmet kalitesiyle mağazalarımızdan ya da Migros Sanal Market’ten yapabiliyor; web’ten başladıkları bir işlemi mobil uygulamadan sonlandırabiliyorlar. Yakın zamanda Mobil uygulamamıza ‘M Kolay’ özelliği ekledik. Bu sayede müşterilerimiz mağaza alışverişleri esnasında mobil cihazlarından barkodlarını okuttukları ürünleri direkt olarak alışveriş torbalarına atıyor ve ürünleri kasadan tekrar geçirmeden ödeme yapabiliyorlar. Diğer taraftan yöresel ve organik ürünleri arayan müşterilerimize Tazedirekt’le hizmet verirken, gurme ve ithal ürünleri tercih eden müşterilerimize de macro online app’lerimizle ulaşıyoruz.”

Migros Hemen, İstanbul’da Ataşehir ve Bahçeşehir’den başladı

Bu çok kanallı yapının en yeni üyesinin de Migros Hemen olduğunu kaydeden yetkililer, “Migros’un 65 yıllık perakende ve 20 yılı aşkın e-ticaret tecrübesinin yanı sıra, yüzbinlerce çeşit ürünü ve taze ürün gamındaki gücümüzü Migros Hemen de arkamıza alıyoruz. Migros Hemen için şu an İstanbul’da Bahçeşehir ve Ataşehir’de son kontrollerimizi yapıyoruz. Halen 81 ilde 2 binden fazla mağazamızla hizmet veriyoruz. Bu güçle Migros Hemen’i çok hızlı ve kolayca yaygınlaştırabileceğiz” dedikten sonra konuşmalarını şöyle tamamladılar:

“Gelecek dönemde müşteriye daha fazla yaklaşıp, ondan gelen talep ve mesajları doğru okuyabilmek sektörde başlı başına bir avantaj sağlayacak. Bu nedenle, teknolojik yatırımlarımızı sürdürerek gerek iç süreçlerimizde, gerekse müşterilerimize sunduğumuz hizmetlerde dijital dönüşümümüze devam edeceğiz. Müşterimize sunduğumuz kişiye özel tekliflerle, avantajlı fiyatlarla ve fark yaratan hizmet anlayışımızla sürdürülebilir büyümemize ve verimliliğimize katkı sağlayacak uygulamalar geliştirmeyi sürdüreceğiz.”

GittiGidiyor: Taşımakta zorlanılan ağır ürünler, sanaldan alınıyor

Hızlı tüketim ürünlerinin bulunduğu süpermarket kategorisinin son 3 yılda 7,5 kat büyüdüğünü söyleyen GittiGidiyor Ticari Direktörü Bülent Elçin, “GittiGidiyor’da kullanıcılarımızın en çok tercih ettiği ürün grupları arasında deterjan-temizlik ürünleri, çay, kahve, zeytinyağı, şarküteri ürünleri ve yerel ürünler yer alıyor. Tüketicilerin özellikle marketten satın aldıklarında taşımakta zorlandıkları ağır ürünleri e-ticaret vasıtasıyla sipariş edebilmeleri ve bu ürünlerin diledikleri yere teslim edilmesi, onlar için büyük kolaylık sağlıyor. Öte yandan, online kanallarda belirli periyotlarda ve dönemlerde sunulan avantajlı fiyat ve indirimler de tüketiciler için internetten alışverişi cazip kılıyor” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

“Türkiye’nin ilk online pazaryeri olarak platformumuzda hem hızlı tüketim ürünleri üreten markalara hem de bu markaların bayilerine yer veriyoruz. Ayrıca yerel ve ulusal süpermarket zincirleri, açtıkları mağazalar sayesinde GittiGidiyor üzerinden ürünlerini tüketicilerle buluşturuyor. GittiGidiyor, pazaryeri modelinde ticaret yapılan bir platform olduğu için kendimize ait ürünlerimiz bulunmuyor.”

Markaların e-ticaret platformları üzerinden satış yapma olanaklarını değerlendirmelerinin olağan bir gelişme olduğunu kaydeden Bülent Elçin, “Çünkü dijitalleşen dünya, hayatımızın her alanında pek çok değişim yaratıyor. Perakende sektörü de her geçen gün değişen ve gelişen teknoloji sayesinde bu dijital rüzgârın etkisine giriyor. Tüketiciler artık sadece fiziksel mağazalardan değil, her an her yerde ulaşabildikleri online mağazalardan da alışveriş yapabilmeyi ve e-ticaretin kolaylığından faydalanabilmeyi talep ediyor. Dolayısıyla günümüzde perakende sektörünün kilit oyuncularının e-ticarete adım attıklarına ve omni-channel (çok kanallı) yolculuklarına başladıklarına şahit oluyoruz. E-ticarette yer alarak daha çok müşteriye ulaşmayı ve pazar paylarını artırmayı hedefleyen markalar sektörümüzü de olumlu etkiliyor. Klasik perakendecilerin ve KOBİ’lerin e-ticarete dâhil olması, sektörümüzün daha fazla büyümesini ve çok daha hızlı bir biçimde gelişmesini sağlayacak” dedi.

dosya5CarrefourSA: Aylık ortalama 25 bin sipariş alıyoruz

Online gıda alışverişinin her geçen gün gelişen bir müşteri hareketi olduğunu kaydeden CarrefourSA Genel Müdürü Kutay Kartallıoğlu, “Vakti kısıtlı olanlar, market gezebilme imkanı olmayanlar için online gıda alışverişi, son derece avantajlı. Cirodan ziyade, carrefoursa.com’un tercih edilir bir platform olması çok daha önemli. Geçtiğimiz Nisan ayında yaklaşık 25 binden fazla müşterimize online market siparişlerini teslim ettik. Satışlarımız, geçen senenin Nisan ayına göre yaklaşık yüzde 40 arttı” dedi. Online gelirlerin yarısından fazlasının hızlı tüketim ürünlerine ait olduğunu, en çok kuru gıdalar, taze gıdalar, içecek, temizlik ürünleri ile anne – bebek ürünleri ve yöresel ürünler tercih edildiğini ifade eden Kartallıoğlu, bu kanala yapılan yatırımları da şöyle açıkladı:

“CarrefourSA.com, başlı başına bir hipermarket gibi hizmet veriyor. CarrefourSA.com’da ürüne erişim adımlarının hızlı olması ve ürün çeşidinin fazlalığı, tercih edilmemizi sağlıyor. Depo sayımızı artırıyor, hizmet kapsamımızı genişletiyoruz. Gıdanın dışındaki ürünleri, kargo ile Türkiye’nin her yerine ulaştırıyoruz.

Sipariş hazırlama süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştiriyoruz. Böylece en verimli ve hızlı şekilde müşterilerimize siparişlerinin eksiksiz ve hatasız olarak hazırlamasını sağlıyoruz. Öte yandan hizmet kapsama alanımızı genişletirken teslimat sürelerimizi de kısaltmayı sağlayacak yatırımları yapmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizin hizmetine sunduğumuz yeni web kullanıcı deneyimi ve yeni mobil uygulamamızı da değişen kullanıcı ihtiyaçlarına uygun olarak sürekli geliştirmeye devam ediyoruz.

‘Ne lazımsa kapında’ mottomuz ile müşterilerimizin ihtiyaçlarını kapılarına kadar teslim edeceğimizin sözünü vermiş oluyoruz.”

Carrefoursa mobilden verilen siparişler 45 dakikada teslim

Carrefoursa.com- Online Market için şu ana kadar 20 milyon TLlik bir yatırım gerçekleştirdiklerini söyleyen Kartallıoğlu, “Öncelikle marketlerimiz, e-ticaret için birer depo faaliyeti görüyor. Böylelikle en kaliteli ürünleri en uygun fiyatla özenle seçip soğuk zinciri kırmadan hızla müşterilerimize ulaştırıyoruz. Yani marketlerimiz sayesinde e-ticarette de ürünleri taze taze müşterilerimize iletebiliyoruz. Yeni mobil uygulamamız sayesinde 45 dakika altında siparişi teslim etme imkânı sunuyoruz. Marketlerimiz dışında tüm Türkiye’ye gönderim sağladığımız ürünlerimiz için kurduğumuz merkezi depolarımız mevcuttur” dedikten sonra konuşmasını şöyle tamamladı:

“CarrefourSA olarak müşterilerin değişen alışveriş alışkanlıklarına cevap vermek üzere farklı kanallardan hizmet veriyoruz. Çoklu kanal yönetimi ile müşterilerimize ulaşırken bu kanalların birbirini beslediğini görüyoruz. Müşterinin alışveriş ihtiyacını giderebilmesi için tercih ettiği kanaldan ürün gamına erişimi önemli. Dolayısıyla ister market olsun ister carrefoursa.com, müşterilerimize talep ettikleri platformlardan ürün ve hizmetlerimizi ulaştırıyoruz. 2019 ilk 4 ayında carrefoursa.com trafiği %90, satışları %40 artış gösterdi. Aylık ortalama 25 bin sipariş alıyoruz. Aylık ortalama 3 milyon ziyaretçimiz bulunuyor. Ziyaretçilerimizin %80’i mobil cihazlarından online marketimize ulaşıyor. CarrefourSA.com’da 16 bin farklı çeşit ürün satışta bulunuyor.”

Banabi, 2.000’e yakın market ürünü sunuyor

Yemek sepeti olarak yeni girişimleri Banabi ile ise Nisan ayının başında online market ürünleri siparişi sektörüne adım attıklarını söyleyen Yemeksepeti İş Geliştirme Direktörü Mert Baki, “Online yemek siparişi konusundaki deneyim ve uzmanlığımız ile çeşitlilik, uygun fiyat, pratiklik ve kullanıcı dostu operasyonlarımızı Banabi hizmeti ile market alışverişi alanına taşıyıp, kullanıcılarımızın hayatlarını daha da kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Banabi hizmeti ile kullanıcılarımıza atıştırmalık, içecek, su, kahvaltılık, temel gıda, dondurma, dondurulmuş gıdalar, meyve-sebze, anne-bebek ürünleri, ev temizlik ürünleri ve kişisel bakım ürünleri gibi birçok kategoride 2.000’e yakın market ürünü sunuyoruz. Banabi ile kullanıcılarımıza ulaştırdığımız ürünlerin büyük çoğunluğunu hızlı tüketim ürünlerinden oluşuyor. Dolayısıyla online market ürünleri siparişi sektöründeki gelirimizdeki büyük pay bu ürünlere ait” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

“Şu anda Banabi ile dondurma, dondurulmuş gıdalar, meyve-sebze, anne-bebek ürünleri, ev temizlik ürünleri ve kişisel bakım ürünleri, atıştırmalıklar, içecekler, kahvaltı ürünleri gibi çok satan kategorilerin yanı sıra evcil hayvan, cinsel sağlık gibi birçok kategoride 2.000’e yakın market ürününü online sipariş etme fırsatı sunuyoruz. Ancak bununla da yetinmeyip kullanıcılarımızdan gelecek önerileri de değerlendirerek ürün gamımızı çok daha çeşitli hale getireceğiz. Nisan ayından beri uygulamada olan hizmetimizde kullanıcılarımızın şu anda en çok tercih ettikleri ürünlerin ilk sırasında gıda ürünleri yer alıyor.”

Banabi depo ve kurye operasyonunun tamamen Yemeksepeti tarafından yönetildiğini söyleyen Baki, “Şu anda İstanbul’da Avrupa ve Anadolu yakasında belirli bölgelerde toplam 9 depo ile kullanıcılarımıza hizmet veriyoruz. Mayıs ayı sonuna kadar bu sayı 11 olacak. Tüm ürünlerimiz bu depolarda stoklanıyor ve herhangi bir aracı olmadan kullanıcılarımıza direkt kendi kurye operasyonumuz ile ürünleri teslim ediyoruz” dedikten sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Banabi ile ‘dark store’ adı verilen her mahalleye özel depolarla ilerlemeyi planlıyor ve bu doğrultuda operasyonumuzu kurguluyoruz. Böyle bir operasyon ile kullanıcılarımıza daha hızlı ve doğru hizmet verebileceğimizi düşünüyoruz.

Hayatımızın artık her alanında hâkimiyetini hissettiğimiz dijital dönüşümün etkisiyle tüm yaşam tarzımız değişiyor. Haliyle kullanıcının tüketim davranışlarında da hızlı bir dönüşüme şahit oluyoruz. Zamanı giderek azalan günümüz insanı, dilediği hizmetlere daha kolay ve hızlı ulaşmayı talep ediyor. “Rahatlık ekonomisi” adı verilen bu ekosistemin yarattığı dönüşümü markaların görmezden gelmesi çok zor. Dolayısıyla bugün artık birçok marka online’da da hizmet veriyor. Dünya dijitalleşmeye devam ederken bu kaçınılmaz bir adım olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de de gün geçtikçe online yemek ve market siparişi sektöründe yenilikler yaşanıyor, bu da pazarın genişlemesini sağlıyor.”

dosya6Temmuz Online: Perakende ticaretin %12’si sanala kayacak

HTÜ’lerinin online ticarette ağırlıklı olarak süpermarket kategorisi altına toplandığını söyleyen Temmuz Online yöneticisi Ali Ergül, “Bu kategorinin içinde en yüksek payı, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri alıyor. Bu kategoriyi kullanan tüketicilerin %29’u son 6 ayda en az bir kere online’dan alışveriş yapmış durumda. Alışkanlıklar; online alışverişin kolaylığına ve istediği ürün çeşidine birkaç tıklamayla ulaşmanın rahatlığına evrilmeye müsait. Bu işi profesyonelce yapan tüm e-ticaret siteleri de çok yüksek güvenlikli altyapılar sunduğundan önümüzdeki 5 yılda perakende ticaretin %12’sinin online ticaret olacağını söyleyebiliriz. Tabii bu büyüme öngörüsüne, online ticaretin en önemli ayaklarından biri olan lojistik sektörüde pozisyon almalıdır. Çünkü alışverişçinin onlineda tekrarlanmayan siparişlerinin en önemli etkeni teslimat sıkıntılarıdır” dedikten sonra hangi kanallarda olduklarını şöyle açıkladı:

“Kozmetik, kişisel bakım, temizlik ürünleri kategorileri ile tüm pazaryeri sitelerinde Temmuz Online adı ile 7 yıldır varlık gösteriyoruz. Online ticarette alışverişçi davranışlarına etki eden önemli kriterlere, çok yüksek işlem sayısına ve çok yüksek memnuniyet oranına sahibiz. Bu kategorilerde olmamızın ana sebebi, çok uzun yıllardır bu kategorileri offline pazarda satıyoruz ve bu kategorilerin tüm dinamiklerini biliyoruz. Online ticaret dist-ribütörlüğünü yaptığımız markaları hem pazaryerlerinde tüketiciler ile buluşturuyor, hem de Getir, İste gelsin, Ofix, Avansas gibi kurumsal e-ticaret sitelerinin ürün tedariğini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca kendi online alışveriş sitelerimiz ile toptan piyasasına, kurumsal firma çalışanlarına rekabetçi fiyatlarla hizmet sunuyoruz.”

Ulusal market zincirleri ile offline kanalda işbirliklerinin olduğuna da değinen Ergül, “Distribütörlüğünü yaptığımız bölgelerde, Peyman, Cook, Nestle gibi markaları bu marketlerin raflarına biz ulaştırıyoruz. Online kanalın devleri hepsiburada, gittigidiyor, n11, trendyol ve amazon’da ise Vileda, Johnson Wax, Cook, Banat gibi kategorisinin lideri markaların pazaryeri süreçlerini yönetiyoruz. Önümüzdeki 10 yıl boyunca yatırım payımızın tamamını online ticaret için gerekli olan teknik ve operasyonel altyapıya yatırıyoruz. Offline kanalda söz sahibi olduğumuz piyasa ve kategorileri online pazara da taşımayı arzuluyoruz.

Türkiye; henüz daha online perakende payında global ortalamanın altında ancak hızlı büyüyor, Genel olarak en büyük payı, giyim, elektronik, yemek siparişleri, seyahat/konaklama gibi kategoriler alıyor. Alışverişçi ürün çeşitliliğini, fiyat kıyaslamasını, iade kolaylığını önemsiyor ve bu yüzden de online ticareti sevdi.”

Ulusal müşterilerin son yıllarda hipermarket ve süpermarket gibi büyük metrekareli mağaza açılışlarını neredeyse durdurduğunu ve tüketiciye daha yakın olmak ve discounterlarla rekabet edebilmek için mini ve express mağaza formatlarıyla mahalle aralarını hedeflediklerini kaydeden Ergül, “Migros, Hemen gelsin uygulaması ile de diğer perakendecilerden bir adım öne geçti ve Getir’in hakim olduğu pazara adım attı. Getir’deki kıvraklık ve hızlılık iddiasını Migros devralabilecek mi? Hep birlikte göreceğiz” dedikten sonra konuşmasını şöyle tamamladı:

Pazaryerleri yıkılmayacak AVM’lerdir

“Pazaryeri platformlarının ana odağı tüketici memnuniyeti, bu odak biraz daha tedarikçi ve mağaza memnuniyetine de kayarsa ve korumacı yaklaşım mağaza lehine de kullanılırsa her zaman var olacak olan yıkılmayacak AVM’lerdir.

Online ticaret işinin yarısı ticaret diğer yarısı da operasyon yönetimidir. Operasyonunu ve insan kaynağını doğru yönetebilen ve organize eden firmalar perakendenin bu kanalında tutunacak ve payın büyümesine liderlik edecektir. Heves olarak görenler, online ticareti sitesine ürün yüklemek zanneden girişimler ise, sektörün hızlı gelişmesine ve büyümesine engel olmaya devam edecektir.”

Bayiliğe geçen Getir, yüzde 150 büyüyecek

BiTaksi kurucusu Nazım Salur’un kurup Temmuz 2018’de hizmete başlayan Getir, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa’da hizmet verme hedefiyle kuruldu. Bayilik anlaşmalarında şirket çalışanlarına öncelik veren Getir, İstanbul nüfusunun yüzde 95’i Getir’in hizmet alanı içine girdi.

Getir Kurucusu Nazım Salur, “Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde ve dünyanın önemli şehirlerinde hizmet vermeye başlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Demografik araştırmalarımız sonucunda bize en çok ihtiyaç duyan şehirlere ulaşmayı planlıyoruz. Hedefimiz kaliteyi her zaman yüksek tutmak bu yüzden İstanbul’daki dağıtım merkezi sayımızı da arttıracağız. Getir ile daha önce yapılmamış bir sistemi hayata geçirdik. Dünyada siparişinizi 10 dakikada teslim alabileceğiniz başka bir mobil uygulama yok. Kurduğumuz sistemin hızı sayesinde moto kuryelerimizin hızlı olmasına gerek kalmadan kullanıcıya ortalama 10 dakika içinde ulaşabiliyoruz. Getir’in yüzde 100 yerli bir uygulama olması bizi gururlandırıyor, gençlerle birlikte Türkiye’den de teknoloji alanında büyük girişimler çıkacağına inancımız tam” dedi.

2018 yılında 5 milyon sipariş ile geçen yıla göre 2.6 kat büyüyen Getir, cirosunu da 300 milyon TL’ye yükseltti. 700’ü aşkın motosiklet ve 250 adet araç filolu marka 2019 yılında yüzde 150 oranında büyüyerek cirosunu 2 kat artırmayı planlıyor.

Getir kullanıcıları gece 00.00 ve sabah 06.00 arasında en çok su, ekmek, maden suyu, gazlı içecek ve gofret siparişi verirken erkeklerin yüzde 53’ü kadınların da yüzde 46’sı Getir kullandı. Vegan ürün alternatiflerinin de bulunduğu uygulamada aktif kullanıcıların yaş ortalaması 25-35 arası.

Glovo, market alışverişinde de “varız” diyor

Haziran 2018 ayında İstanbul’da faaliyetlerine başlayan ve altı ayda 70 bin kullanıcıya ulaşan Glovo, İzmir’de de hızla büyümeyi hedefliyor.

Aralık 2018 itibariyle Alsancak’ta hizmete başladıklarını aktaran Glovo Türkiye Genel Müdürü Austin Kim, kısa sürede İzmir’in birçok semtine hizmet götüreceklerini belirtti. Glovo ile İzmirlilerin hayatını kolaylaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Kim, İzmir’in lezzetlerini barındıran yerel markalarla anlaşmaya başladıklarını da vurguladı. Kim sözlerine şöyle devam etti: “Haziran ayından bu yana İstanbul’da elde ettiğimiz başarılı büyümeyi İzmir’de de gerçekleştirmek istiyoruz. İstanbul’da çok kısa sürede on binlerce kişi Glovo uygulamasını indirdi, yüzlerce ortağımız bizimle çalışmaya başladı ve biz de kullanıcılarımızın yüz binden fazla talebini karşıladık. Türk halkı akıllı telefonlarından sipariş vermeyi ve kapıya teslimatı çok sevdi. Glovo olarak biz de bu pazarda en iyi hizmeti sunmak için var olacağız. İstanbul’da yer alan genel merkezimiz ve çağrı merkezimizdeki çalışanlarımızla beraber şu anda yaklaşık 100 kişilik bir ekiple hizmet sunuyoruz. Kuryelerimizin sayısı da her geçen gün artıyor. ”

Devamını Oku

Dosya

PLAT: piyasadaki 5 üründen biri market markalı

Editör

Yazar:

Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği (PLAT) Yönetim Kurulu Başkanı İmer Özer, Perakende Yasası ile sınırlama getirilmesi planlanan market markalı ürünlerle ilgili kararın tüketiciye bırakılmasını önerdi. Türkiye’deki bütün üreticiler gibi döviz kurlarından etkilenen bir yapıya sahip olduklarını ifade eden Özer, “Türkiye’de maalesef birçok ürünün girdisini sağlayan hammaddeler ithal. Dövizle fiyatlandırılıyor. Dövizin bu kadar çok hareketli olması da ticarette önümüzü görememek anlamında sıkıntı yaratıyor. Fiyat geçişleriyle ilgili sıkıntıda kalıyoruz. Şu an 5.70 seviyesinde 5.40’yken bir sipariş veriyorsunuz, malı aldığınızda ve parasını ödediğimizde kur 5.80’lara gelmiş oluyor. Aradaki farkı anında piyasaya yansıtamıyoruz. Bu da negatif anlamda sahaya yansımasına sebep oluyor. Herkes fiyatlarını dengede tutmaya çalışıyor. Güven konusunda istikrarı sağlamak zor oluyor” dedikten sonra markalar ile PL arasındaki makas farkını şöyle açıkladı:

“Biz üreticiler olarak inanılmaz zorluklarla bu döngüde süreci yönetiyorduk, o süreçte hiç kimsenin fahiş fiyatlar oluşturduğunu düşünmüyorum. Oynak zeminde fırsatçılar çıkmış olabilir ama herkes çok net şekilde yapıyı gördü. Market markalarında üretici marjı çok düşük olduğu için en ufak bir döviz hareketliliği ya da bir girdi maliyetinde artış fiyatlara dokunuyor tabii. Ancak bu süre zarfında normal markalar ve market markaları arasındaki makas hep korunarak devam etti. Bugün A markasında bir ürünün fiyatı 10 TL iken market markası ortalamaları 6 TL civarında.”

Özer, yüksek indirim marketlerinin hedefinin market markaları ile direk üreticiden alıp, en iyi kaliteyi en iyi fiyata rafta konumlandırmak olduğunu vurguladı. Özer, “Mağaza yapıları, mağazalarının küçük olması, daha az personel çalıştırmaları, depolarıyla beraber yaptıkları lojistikle genel giderlerini minimuma indiriyorlar. Yüksek indirim marketleri birçok temel ihtiyaç malzemelerinde kısıtlı alternatif seçenekleriyle direkt tüketicinin en ihtiyaç duyduğu noktaya yönelirler ve onun satışını gerçekleştirirler Bu da kümülatif maliyetleri düşürdüğü için market markalarının fiyatlarını otomatik olarak düşürüyor. A markasının pazarlama ve reklam gibi ekstra giderleriyle birlikte makas açılıyor” şeklinde görüşlerini dile getirdikten sonra şu açıklamada bulundu:

“Market markalı ürünler enflasyonla mücadelede çok önemli bir rol üstleniyor. Eğer market markalı ürünlere bir sınırlama getirilirse enflasyon çok hızlı bir şekilde yükselişe geçer ki bunu hiçbirimiz istemeyiz.”

Nielsen’den alınan verilere göre market markalarının 2018 yılını yaklaşık yüzde 70 büyümeyle kapattığını ve 50 milyar TL gibi de bir işlem hacmi ölçüldüğünü kaydeden Özer, “2017’de pazar yüzde 30 mertebelerinde büyümüştü. Bu sene yüzde 70 mertebesinde büyümesi hem fiyatlardaki hareketin karşılığı hem de tüketicinin tercihi olarak ortaya çıktı. Tüketici geçen sene fiyata baktı ve market markalı ürünü tercih etti. Tüketici fiyat bilinci daha önce yüzde 61 iken son araştırmada yüzde 91’e çıkmış. 10 kişiden 9’u fiyatını ölçerek biçerek ve analizini yaparak alışveriş yapıyor. A markasını da market markasını da aynı firmanın ürettiğini fark eden tüketicinin güveni arttı” dedikten sonra perakende yasa taslağıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Perakende Yasa Taslağı ile ilgili Bakanlığa gittik”

imer ozer“Bakanlığa gidip konuyla ilgili düşüncelerimizi aktardık. Önümüzdeki günlerde de detaylı raporumuzu sunacağız. Market markalarını kısıtlamakla alakalı ölçü için dünyayı da araştırdık. Avrupa’da da dünyanın birçok ülkesinde de böyle bir kısıtlama söz konusu değil. Kararı tüketiciye bırakmak lazım. Tüketici rafa gittiğinde A, B ya da market markasını alabilsin. Tüketici aldığı zaman o ürün rafta yaşıyor. Bugün market markalı ürünler yüzde 20’ye gelmiş, yüzde 20’nin üzerine çıkan kategoriler var. Tüketici almadığı zaman marketin o ürünü rafta konumlandırması mümkün değil. Satılmayan ürünün raf maliyeti bütün marketler için çok yüksek.

2016 yılında Sanayi Bakanlığı’nın çalışması olmuştu. O zaman da söylemiştik yine aynısını söylüyoruz kararı tüketiciye bırakalım. Şu anda enflasyonun çalkantılı olduğu döviz hareketlerinin daha hızlı olduğu bu dönemde bu serbest piyasa ekonomisine ne kadar müdahale edersek o kadar çok sıkıntı yaşayacağımızı düşünüyorum.”

Avrupa’da, İngiltere’de İspanya’da market markalı ürünlerinin pazar payı yüzde 40’ın üzerinde yüzde 50’ye dayanıyor hatta.”

Perakende Yasa taslağı hakkında da bilgi veren Özer, “Yöresel ürün tanımının ne olduğuna bağlı. Bunu biz de görüşmemizde dile getireceğiz.

Türkiye’de 20 binin üzerinde yüksek indirim market zinciri var. Sayı 25 binin üzerine geldiğinde pazarın doygunluğa ulaşacağını öngörüyoruz. Mesafe zorunluluğuyla yeni şube açılma hızı biraz daha yavaşlayabilir.

Süt uzak ara PL’de pazar lideri

Sütün uzak ara market markalarında pazar lideri olduğunu ifade eden Özer, “Sütle beraber temizlik ürünleri, tuvalet kağıdı, bakliyat ve yağ gibi ürünler pazar payı en yüksek olanlar. Türkiye pazarında market markalarının payı yüzde 20. Kozmetik yüzde 12-13 mertebelerinde. Bazı ürünlerde yüzde 22-23’e çıkıyor. Şu anda piyasadaki 5 üründen biri market markalı. 2019 sonunda 4 üründen birinin market markalı olmasını bekliyoruz” dedi.

Yurtdışında kendi markanla var olmanın uluslararası bir marka çıkarmanın çok da kolay değil olmadığını vurgulayan Özer, “Özellikle hızlı tüketim ürünlerinde bu daha da zor. Market markaları şöyle bir avantaj sağlıyor” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

“Avrupa ülkelerinin özel markalı ürünlerle tanışıklığı bizden çok daha eski… Ülkemizdekine nazaran daha oturmuş bir pazar söz konusu. Şu an Avrupa’da sektörün yüzde 50’ye yakın bir pazar payı var. Biz daha yolun çok başındayız ancak Avrupa’ya oranla daha hızlı büyüyoruz. Dolayısıyla yüzde 50’leri görmek için yolumuz uzun gibi gözükse de mesafeyi hızlı kapatacağımızı öngörüyoruz. Sektörün büyüme rakamlarını ve gelişim hızını göz önüne alarak önümüzdeki beş yılda Avrupa ortalamasını yakalarız diye düşünüyoruz.”

Özel Markalı Ürünler (Private Label) sektöründen öne çıkan başlıklar:

-Satılan her beş üründen biri market markalı. Son rakamlara göre ülkemizde market alışverişinde harcanan beş liranın bir lirası özel markalı ürün için veriliyor, Avrupa’da bu rakam üçte bir seviyesinde.

– Tüketicinin özel markalı ürünlere duyduğu güvenin artması ve yeni bir ürünü denemeye karşı daha istekli oluşu perakende sektörünün cirosunda özel markalı ürünlerin payını artırıyor.

– Nielsen verilerine göre tüketicinin fiyat farkındalığı geçtiğimiz yıl yüzde 69 seviyesinden yüzde 91 seviyesine çıktı. Artık bir ürünü fiyatını sorgulamadan satın almayan bir müşteri kitlesi var

– Türkiye’deki modern kanal mağaza sayısı son 10 yılda üç katına çıktı ve 10 bin 152 seviyesinden 30 bin 640’a yükseldi. 400 metrekarenin altındaki mağaza büyüklükleri ile indirim marketlerinin sadece son iki yılda mağaza sayılarını yüzde 34 artırmaları özel markalı ürünler pazarının büyümesinde en büyük rolü oynadı.

– 2008 yılında indirim marketleri yüzde 36, zincir marketler yüzde 9.0 ve yerel marketler yüzde 6.0 büyüdü.

– Market alışverişinde e-ticaret dünyada yüzde 8.0, Çin’de yüzde 10, Türkiye’de ise yüzde 2.0 seviyesinde

– Özel markalı ürünlerin toplam süpermarket pazarının cirosundaki payı Avrupa’da yüzde 18 ile yüzde 42 arasında değişirken ortalama yüzde 31.5 olarak ölçülüyor. Türkiye’de ise bu oran (alkol ve sigara hariç)yüzde19.9’aulaşmışdurumda.

– Avrupa’daki rakamlarla kıyaslandığında özel markalı ürünler sektörünün ülkemizde gideceği çok yol var. Bu alanda önemli bir büyüme fırsatı bulunuyor.

– 2017 yılını 30 milyar lira ciro ile kapatan özel markalı ürünler sektörü, 2018 yılında cirosunu yüzde 70 artırarak 50 milyar lira büyüklüğe ulaştı.

– Özel markalı ürünler hızlı tüketim ürünleri sektörünün üzerinde büyüyor. Nielsen Perakende Paneli verilerine göre toplam paketli Hızlı Tüketim Ürünleri pazarı (PHTÜ), 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18 bir ciro büyümesi kaydetti. Sigara ve alkol hariç bakıldığında büyüme yüzde 20 olurken bunun yüzde 18’lik kısmı fiyat değişiminden, yüzde 1.0’lik kısmı ise hacim büyümesinden kaynaklandı.

– Aynı dönemde private label sektörünün cirosu yüzde 70 arttı.- Nielsen rakamları, perakende de küçük formatlar ve parfümerilerin en hızlı büyüyen kanallar olduğunu ortaya koydu. Dünyada ve Türkiye’de perakende sektöründe kendini gösteren küçük süper marketler ve parfümerilerdeki büyüme trendi de 2018 yılında özel markalı ürünler cirosundaki artışı olumlu etkiledi.

– 2019 yılında da özel markalı ürünler sektörünün en az yüzde 50’ye yakın bir büyüme göstererek her 100 liralık market alışverişinin 30 lirasının bu ürünlerden oluşması bekleniyor.

Nazar Kimya: PL ürünler en iyi kaliteyi en ucuz fiyata sunmak için konumlanmıştır

hakan hatipogluÖzel markalı ürünler (Private Label) sektörünün her geçen gün daha da büyüdüğünü söyleyen Nazar Kimya Genel Müdürü Hakan Hatipoğlu, “Sektör 2018 yılında yüzde 70 büyüme göstererek 50 milyar TL’ye yakın bir hacme ulaştı ve bu büyümenin 2019 yılında da devam etmesini bekliyoruz. Özel markalı ürünlerle yeni tanışan ve ürün/fiyat dengesinden çok memnun kalan bir kesim de var. Kalite konusunda firmalarımız gerçekten de çok iyi noktadalar. PL ürünlerin her biri sektörün en büyük firmaları tarafından, standartlara uygun olarak üretiliyor. Üstelik marketler de üreticileri çok sıkı bir şekilde denetliyor. Perakende sektöründe özel markalı ürünlerin ağırlığının giderek artacağını söyleyebiliriz. Trendler ve araştırma şirketlerinin raporları da bunu gösteriyor. Dünyanın PL ile tanışıklığı bizden çok daha eski. Bize nazaran daha oturmuş bir pazar söz konusu. Şuan Avrupa’da sektörün %50’ye yakın bir pazar payı var. Biz daha yolun çok başındayız ancak Avrupa’ya oranla daha hızlı büyüyoruz. Dolayısıyla %50’leri görmek için yolumuz uzun gibi gözükse de mesafeyi hızlı kapatacağımızı öngörüyoruz” dedikten sonra cirolarındaki PL payını şöyle açıkladı:

“Nazar Kimya, yaklaşık 40 yıllık bir firma. İstanbul Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgesi’nde 7000m2 kapalı alanda, dünya standartlarında üretim yapıyoruz. Bu birikim ve yüksek kalite bir araya gelerek, Türkiye’nin en büyük ulusal perakende zincirleri ile çalışmamızı sağlıyor. 2018 yılı itibarı ile ciromuzun %45’ini Private Label oluşturuyor.”

İndirim marketlerin raflarındaki PL oranının, diğer ulusal/yerel zincirlerin raflarındaki PL oranından çok daha yukarıda olduğunu belirten Hatipoğlu, “Sayıları 25 bini bulan indirim marketlerin her eve yakın olması, tüketicideki güven algılarının yüksek olması ve yürüttükleri başarılı operasyonlar PL’nin başarısındaki en önemli etkenlerden biri. Yapılan ölçümlemelere göre A Marka bir ürünü 100 TL kabul ettiğimizde özel markalı (Private Label) ürün ortalama 60 TL seviyesinde. Tabii burada sadece ortalama fiyat paritesini değerlendirmek yetersiz olacaktır. Private Label ürünlerdeki fiyat odaklı rekabet, markalı ürünlerin fiyat yükseltmelerine de engel olarak enflasyonu dizginleyen bir rol üstlenmektedir” dedikten sonra PL satışına sınırlama getirmesiyle ilgili şu açıklamada bulundu:

“Açıkçası yerli üreticinin markasında hizmet etmeyeceğini düşünüyoruz. Büyük bir çoğunluğu yerli üreticilerin ürettiği PL ürünlere rafta kısıtlama getirip, geçmişte olduğu gibi pazarı yabancı markalara teslim etmek bize doğru gelmiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi PL, Avrupa ve Amerika’da bizden çok daha eski ve çok daha yüksek bir pazar payına sahip. Buna rağmen dünyaya mal olmuş Avrupalı ve Amerikan markalarının sayısı bir hayli fazla. Demek ki PL, markalaşmanın önünde engel teşkil etmiyor. Markalaşmak bizler için de çok önemli olsa da sorunumuzun çözümünün PL’nin rafta kısıtlanmasından geçtiğini düşünmüyoruz. Tabii bir yandan tüketiciye ve enflasyona da etkisini dile getirmek gerekir. Market markalı ürünler en iyi kaliteyi en ucuz fiyata sunmak için konumlanmıştır. Tüketici market markalı ürünü de markalı ürünü de rafta görür ve tercihini yapar. Karar tüketicinindir, tüketicinin bu kararına saygı duymak gerekir ve serbest piyasa ekonomisi de bunu gerektirir. Böyle bir düzenlemede zarar gören tüketici olur, ülke ekonomisi olur. Yukarıda da bahsettiğim üzere market markalı ürünler enflasyonla mücadelede çok önemli bir rol üstleniyor.”

Dergimiz yazarı Ercüment Tunçalp, bu konuda gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Tunçalp, şunları söyledi:

ercument tuncalp yazar2“Kelime anlamı “özel etiket” olan, tek perakendeciye ait tescilli markadır. Yani dükkan sahibinin kendi markası. Adam parayı bastırmış, dükkan yatırımı yapmış, üstelik bir de kendisi için marka yaratmış; birileri de ortaya çıkmış, “bu haksız rekabettir” diyerek PL ürünü istemiyorlar.

Kimler? Kendilerinden raf bedeli istendiğinde, “bu ne parası ?” diye itiraz eden bazı marka sahipleri. Sanki bir yardım kuruluşu sizin ürünleriniz tüketici ile buluşsun diye yatırım yapmaya ve para harcamaya mecburmuş gibi. Hem de öyle ki; sizin yeriniz daralmasın diye kendi ürününü raftan çekmeli, her getirdiğiniz yeni fiyat listesini de sorgulamadan kabul etmeli! İşte PL uygulaması olmasaydı göreceğimiz manzara aynen böyleydi.

Uzatmayalım, bazı görüşlere göre; “PL ürünler markaların büyümesini engelliyor ve bu durum rekabet ortamını bozuyor” muş. Aynı çevreler çözüm de öneriyorlar; “bu konu denetim altına alınsın ve PL’ye sınırlama getirilsin” diye. İşte aslında bu görüşler haksız rekabeti körükleyen, temelsiz söylemlerdir. Zira; PL, zincir marketlerin kendi özel markalarıdır. Kategorilerin içinde yer alan diğer markalardan hiçbir farkları yoktur. PL ürün genelde tek perakendecide satılsa da, bu bir kural değildir. Örneğin BİM’in Dost ve Binvezir markaları, yatırımcı istediği takdirde diğer satış noktalarında da satılabilir, ihracata da gidebilir. Aynen Migros’un ‘M’ markalı ürünlerine bakkallarda rastladığımız gibi. Kalite seviyeleri müşteri denetimine tabidir. Birçoğu kategori lideri seviyesinde kaliteye sahiptir.

Bu gün Migros ve BİM başta olmak üzere, PL ürünlerin kalitesini kategori lideri markalara endeksleyen perakendeci sayısı hızla artmaktadır.

İşte telaşın esas sebebi de budur!”

Devamını Oku

Dosya

Perakendeciler, 2019 yılında temkinli büyümekten yana

Editör

Yazar:

Türkiye ekonomisi 2018 yılının dördüncü çeyreğinde özel tüketim ve yatırımda görülen düzeltme ile yüzde 3 daraldı. Bu oran 2009 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en yüksek rakam. Ekonomi, 2018 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 2.6 ile beklentilerin hafif üzerine ancak 2019-2021 Yeni Ekonomi Programı (YEP) tahmininin altında (YEP Büyüme Tahmini yüzde 3.8) büyüdü. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 19.1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon lira oldu. GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, 2018 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak tarım sektörünün katma değeri yüzde 1.3, sanayi sektörünün yüzde 1.1 artarken, inşaat sektörünün yüzde 1.9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri de 5.6 artış kaydetti.

magfi egilmezBu durumun adı ne?
Büyüme verileri ekonomistler arasında kavram tartışmasına yol açtı. Uzmanlar içinde bulunulan durumun resesyon mu, stagflasyon mu yoksa slumpflasyon mu olduğu konusunda bölündü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH’nın üçüncü çeyrekte yüzde 1.6, son çeyrekte yüzde 2.4 daraldığına dikkat çeken uzmanlar ekonominin ‘teknik resesyon’a girdiğini savundu. Ekonomik büyümenin belirli bir süre negatif veya yavaş olması anlamına gelen resesyon ekonomide atıl kapasitenin olması veya ekonominin uzun vadeli büyüme oranından daha düşük bir oranda büyümesi olarak da tanımlanabiliyor. Ekonomik faaliyetteki daralmanın iki çeyrek üst üste sürmesi halinde kullanılıyor.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, blogunda Türkiye’nin “küçülen ekonomiyle beraber yükselen enflasyon” şeklinde tanımlanan ‘slumpflasyon’a girdiğini yazdı.
Bazı uzmanlarsa durumu stagflasyon olarak niteledi. Bazı uzmanlarsa durumu stagflasyon olarak niteledi.

Bakan Albayrak’tan açıklama var
Bakan Berat Albayrak, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “2018 son çeyrek büyümesi %-3 olarak piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşmiştir. İç ve dış dengelenmeyi bir arada sağladığımız bu dönem, cari açık ve enflasyonda düşüş başlattık. İktisadi faaliyette en kötü geride kalmıştır. Büyümede en kötü beklentiler gerçekleşmemiştir” dedi.
Albayrak, “Son çeyrekte görülen daralmaya rağmen net dış talebin büyümeye yüzde 9,7 puan pozitif katkı sağlaması dengelenme sürecinin öngörüldüğü şekilde devam ettiğinin önemli bir işaretidir” derken, artan ihracat ve turizm gelirlerinin büyümeyi besleyecek ana kalemler olacağını vurguladı ve “2019’a ait güncel veriler, ekonominin hızlı bir toparlanma eğilimine girdiğini, büyümedeki yavaşlamanın geçici bir durumu yansıttığını ve ılımlı toparlanma eğiliminin başladığına işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.
“Ekonomi politikalarında güçlü bir koordinasyon dönemi yaşıyoruz.” diyen Bakan Albayrak, “Nisan’dan itibaren yapısal tarafta atacağımız adımlarla süreci daha da güçlendireceğiz. YEP kapsamında cari açığı azaltacak, katma değerli üretimi artıracak, milletimizin refahını yükseltecek politikalarımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

aysen zamanpurSilk&Cashmere: Yurt dışı ve içi online satışlara odaklandık
Dünya Bankası ve TÜSİAD verilerine göre 2019 yılı büyüme tahminini yüzde 1.0-1.6 arası beklediklerini söyleyen Silk&Cashmere CEO’su Ayşen Zamanpur, “Biz de çok büyük farklılıklar olmazsa bu aralıkta bir rakam gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Biz bu yıl için %23’lük büyüme koyduk ama enflasyondan arınınca bu rakam yüzde 5-6’ ya denk geliyor. En büyük stratejimiz yeni nesil Silk&Cashmere ekibinin büyük emek koyduğu e-ticaret çalışmaları. Yurt dışı ve içi online satışlarda çok ciddi bir ivme yakaladık. 2021 yılında online tüm cironun yüzde 20’sine ulaşacak. Yurt dışı online sitemiz de yurt içi gibi tam verimli olunca bu çok büyük bir fark yaratacak” dedi.

Kiğılı: Yüzde 2,6’lık büyüme bizler için büyük moral
Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, büyüme rakamlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ekonomisi açısından 2018’in ilk yarısının, beklentilere paralel bir seyir izlediğini belirtti.
İkinci yarının sadece perakende giyimde değil, tüm sektörler açısından sürprizlerle dolu bir dönem olduğunu aktaran Kiğılı, şunları kaydetti:
“Dünya, finansal anlamda oldukça kritik bir süreçten geçiyor. Böylesi zorlu bir dönemde bile Türk ekonomisindeki yüzde 2,6’lık büyüme bizler için büyük moral ve motivasyon kaynağı. Dile kolay, dünyanın küresel dev ekonomileri büyüme sancıları çekerken, Türkiye ekonomisi 10 yıldır kesintisiz büyümesini sürdürüyor. Yine de rakamların rehavetine kapılmak en büyük hata olacaktır. Daha fazla büyüme, daha fazla istihdam demek…
Biz Türkiye ile birlikte büyüdük, Türkiye ile birlikte büyümeye devam edeceğiz. Sorumluluğumuzun farkındayız. Biz Kiğılı olarak, katma değerli üretim ve katma değerli marka vizyonuyla yeni dönemde hedefimizi Avrupa pazarı olarak belirledik. Hedefimiz, yurt dışında kısa vadede 25 yeni mağaza açmak.”

adnan yorgunerOli Marketçilik: Yüzde 3.5 büyüme yakalanacak
2019 yılında (Ocak-Şubat) ayı verilerinin enflasyondan arındırılmış büyümenin mümkün olmadığını gösterdiğini söyleyen Oli Marketçilik Adnan Yorguner, “Kısa ve uzun vadeli kampanyalar, çapraz promosyonlar vb. nihai tüketiciye alışveriş heyecanı yaşatmıyor. Biz seçim sonuçlarına göre yeni orta vadeli plan yapmak düşüncesindeyiz. Türkiye’nin 2018 yılı benzeri bir büyüme beklediğine inanıyorum ama iç dinamikler (inşaat-tarım) fişeklenerek %3,5 büyüme yakalanacak gibi” dedi.

erdal tufekciOnur Market: Sektörümüzün geleceği adına karamsar değiliz
2019 yılında ilk etapta gündemde olan yerel seçimlerin sonucunda toplum barışının artmasının ekonomiye olumlu yansıyacağını söyleyen Onur Market/Özen Perakende Grup Başkan Yardımcısı Erdal Tüfekçi, “Toplumun mutluluk ve huzuru artınca bunun alışverişlere yansıyacağı ve sektörümüze katkı sağlayacağı bir gerçek. 2019 yılı ve sonraki her yıl için perakende sektörü daha dinamik ve daha rekabetçi olmaya devam edecek. Tüketicimizin genç nüfus yapısının büyümeye devam etmesiyle perakendenin ekonomi içindeki payının artışı da devam ediyor. Genel olarak sektörümüzdeki sepet ortalamasının olması gereken seviyelere gelmesi de önümüzdeki yıllarda bu genç nüfusun ekonomiye ve iş hayatına etkin katılımının sağlanmasıyla olacaktır. Fiziksel büyümede bulunduğumuz bölgelerde verimli noktalara yatırım yapmayı sürdüreceğiz. 2019 yılında yeni bölgelere geçiş planlamadık ancak yeni rekabetçi ve güçlü yanlarımızı kullanarak büyüme hedefli bir strateji gerçekleştireceğiz. Bulunduğumuz bölgelerde sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak şekilde mağaza açma politikamıza devam edeceğiz” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Sektörümüzün geleceği adına karamsar değiliz ancak özellikle kısa vadede fiyat parametreleri daha da daralacak ve konseptler iç içe girecek. Bu durum rekabeti daha da etkin kılacak. Özellikle süpermarket segmentindeki perakendecilerin fiyat haricindeki güçlü yanlarını ortaya koyması, farklılaşan politikalar izlemesi ve bu farklılıkları alışverişçilerine doğru iletişimle anlatması gereken bir dönemin içindeyiz.”

levent ugurses market iciGroseri: 2019, dengeleme yılı olacak
Biri Adana diğeri Mersin’de açılan iki yeni mağazayla fiziki anlamda yüzde 8 büyüdüklerini söyleyen Groseri İcra Kurulu üyesi Levent Uğurses, “Dengeleme yılı kabul ettiğimiz 2019’da geçen yılı koruyarak en az fiziki büyümemiz kadar büyüme hedeflemekteyiz. Miktarı koruma hedeflediğimiz yılda maalesef çift haneli rakamların altına düşmeyeceğini beklediğimiz enflasyon yüzünden nominal rakamlarda büyümemiz yüzde 25’lere ulaşabilir. Türkiye içinde küresel zor şartlara rağmen sağlam siyasi iç duruşun devamı ve düşen enerji girdileri sayesinde bu sene en az yüzde 4 bir büyüme beklemekteyim” dedi.

DAP Yapı: Gayrimenkul sektörü Türkiye’nin üzerinde büyüdü
DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, şunları söyledi: “Türkiye 2018’de tüm sıkıntılara ve dünya ekonomisindeki daralmaya rağmen yüzde 2,6 seviyesinde büyüdü. Gayrimenkul faaliyetlerine baktığımızda ise büyüme, ülke büyümesinin bir tık üzerinde: yüzde 2,7. 2018’de tarım sektörü yüzde 1,3, sanayi sektörü yüzde 1,1, imalat sanayii yüzde 1,1 büyürken gayrimenkul faaliyetleri sektöründe büyümenin yüzde 2,7 olması fedakarlıklarımızı daha da anlamlandırıyor. Nitekim tüm artan maliyetlere rağmen elimizi taşın altına koyarak bir hareketlilik oluşturduk. Ödeme seçenekleri ile banka kredili satışlara da ciddi alternatif getirdik. Biz bu ülkeye inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk ekonomisinin dinamosu olmaya devam edeceğiz.”

ismail gulleTİM: 2.6’lık büyüme ekonomimizin dayanıklılığını ispat etti
Geçen yılın geneline bakıldığında doğru analizin yapılacağına işaret eden TİM Başkanı İsmail Gülle, “2018’in geneline baktığımızda dünyada, bölgemizde ve doğrudan ülkemize yönelik birbiri ardına devasa problemleri Türkiye adına, büyük bir başarıyla atlattığımızı değerlendiriyorum. Böyle bir ortamda, sanayi ve tarım sektörlerinde yüzde 1 seviyelerinde de olsa artışların olması, üretim çarklarının büyük bir azimle döndüğünün göstergesi. İnşaat sektöründeki daralma ise finansal saldırılar sonrası piyasa dengelerinde meydana gelen bozulmanın etkilerine işaret ediyor. Devasa ekonomik saldırılara karşı Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız koordinasyonunda ortaya konan mücadelenin başarılı olduğunu açık ve net olarak görüyoruz. İnanıyorum ki, ekonomimizde gözlemlediğimiz dengelenme süreci sayesinde, önümüzdeki dönemde yeniden yukarı yönlü güçlü büyüme oranları yakalayacağız” diye konuştu
İhracatın büyüme verilerini deyim yerinde ise tek başına sırtladığını kaydeden Gülle, şunları kaydetti: “2018’in ikinci yarısında ekonomimiz üzerinden gerçekleştirilen saldırıların büyüme rakamlarına yansımasını bugün hep birlikte gördük. GSYH’mız son çeyrekte %3 daralırken, her şeye rağmen yıl genelinde %2,6 büyümeyi başardık. Burada en dikkat çekici nokta ise net ihracatın son çeyrekte büyümeye 8,4 puanlık katkı vermesi. İç talebin daraldığı, kamu harcamalarının neredeyse aynı düzeyde kaldığı son çeyrekte büyüme rakamlarımızın en büyük destekçisi ihracat oldu. Yıl genelinde ise net ihracatın büyümeye 3,6 puan katkı verdiğini görüyoruz. Bugün gelinen noktada, artık ülkemizin her zaman olduğu gibi bu süreci de en az zararla atlatmayı bildiği, ihracatın ülkemiz için vazgeçilmez olduğunda herkes hem fikir. TİM olarak biz de 83 bini aşkın ihracatçımızla geçtiğimiz sene olduğu gibi bu sene de çok daha fazla çalışarak, ülkemiz bayrağını tüm dünyada dalgalandırarak hem büyümede hem yatırımlarda, hem de istihdamda ülkemize hizmet etmeye, katkı vermeye devam edeceğiz.”

ali kopuzİstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz
Yaptığı yazılı açıklamayla TÜİK’in büyüme rakamlarını değerlendiren İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, geçen yılın ikinci yarısı boyunca süren ekonomik saldırılara rağmen 2018 yılının büyüme ile kapanmasının önemli bir başarı olduğunu bildirdi.
Son çeyrekte yüzde 3 küçülen Türkiye ekonomisinin, ilk 3 çeyreğin etkisiyle 2018 yılını yüzde 2,6 büyüme ile kapattığına dikkati çeken Kopuz, “Bu, Türkiye’ye saldırsalar da sarsamayacaklarını göstermektedir” ifadesini kullandı.
Kopuz, daha önce yurt dışı kaynaklı ekonomik saldırıların yol açtığı kur dalgalanmalarının hem üretim maliyetlerine etki ettiğini hem de bazı reel sektör kollarında üretimde tedirginlik yarattığını dile getirerek, “Bunun da etkisiyle yılın son iki çeyreğinde büyüme hızının azalacağını belirtmiştim” değerlendirmesinde bulundu.
Başta ticaret savaşları ve Brexit olmak üzere, konjonktürel sebeplerle Avrupa ve dünya ekonomisinde ciddi yavaşlama beklentilerinin olduğu bir dönemden geçildiğini anımsatan Kopuz, tüm bunları da hesaba katarak 2018 yılı için yüzde 2,6’lık büyümenin memnuniyet verici olduğunu belirtti.
Kopuz, Türkiye’nin selameti için ekonomi yönetiminin arkasında durulması ve yapısal reformların desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
“Hükümetimizin, özellikle KOBİ’lerimiz için sağladığı finansmana erişim kolaylıklarının, istihdam seferberliği kapsamında atılan adımların, kur oynaklığının dengelenmesinin, iç piyasada hareketliliği ve üretimi artıracağına olan inancım tamdır. Bizim de iş dünyası olarak kendi üzerimize düşen görevi layığıyla yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.”

emre alkin“Her kuruşu doğru kullanmalıyız”
Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, 2018 dördüncü çeyrek ve yıllık büyüme verilerini değerlendirdi. Yılın son çeyreğinde çıkan yüzde 3’lük negatif büyümenin beklentiler dahilinde olduğunu kaydeden Alkin, “Ekonomistlerin son çeyrek tahminleri genelde yüzde 1-4 negatif büyüme arasında gidip geliyordu. Biz de Eylül 2018’de, yani son çeyreğe girilirken yaptığımız bir değerlendirmede yüzde 2.5-3.0 aralığında bir daralma tahmini ortaya koymuştuk. Ancak 2018’de en kötü ihtimalle % 2.5 büyürüz demiştik. Bu doğrulanmış oldu.”

Alarm veren sektörler
Büyüme rakamlarına bakıldığında imalat sanayii ve inşaatın alarm veren sektörler olarak dikkat çektiğini vurgulayan Akin, “Son çeyrekte imalat sanayiinde yüzde 7.4, inşaatta da yüzde 8.7’lik bir daralma var. Aslında biz bunları önceden hissettik. Nereden hissettik? Kapasite kullanım oranlarında, sanayi üretimi verilerinde, işsizlik oranlarında ve ayrıca perakende satış verilerinde. Bunların hepsi birden alarm veriyordu” dedi.
Alkin, yüzde 2.6’lık yıllık büyüme rakamının da beklentileri dahilinde gerçekleştiğini ifade etti. Alkin, “Çok daha kötümser beklentiler dile getirenler olmasına rağmen, biz daha eylül ayındaki değerlendirmelerimizde, en kötü şartlar altında bile Türkiye’nin 2018 yılında yüzde 2.5 büyüyeceğini dile getirmiştik. Bu tahminimiz de doğru çıkmış oldu” diye konuştu.

Önümüze bakalım
Geçen yılın son çeyreğine ait büyüme verilerine bakarken, geçmiş rakamların değerlendirildiğinin akıldan çıkarılmamasını isteyen Alkin, “Bunlar 2018 yılına ait verilerdi. Buna göre analiz edilmesi lazım. Yani bunları şimdi yaşanıyormuş gibi yorumlamayalım. Ama eldeki veriler gösteriyor ki birinci çeyrekte de küçülme ihtimalimiz var” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Emre Alkin, büyüme verilerinin bundan sonra nereye gidebileceğine dair tahminlerini dile getirirken şunları söyledi:
“Nasıl ki geçen yılın Eylül ayında, yıllık büyüme yüzde 2.5’ten düşük çıkmaz dediysem, şimdi de şunu söyleyeyim. 2018’in son çeyreğinde bu kadar kötü bir büyüme rakamının çıkması, matematiksel olarak 2019’un dördüncü çeyreğinde iyi bir rakam çıkmasına zemin hazırlamış oldu. Dolayısıyla IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların Türkiye 2019 yılında negatif büyür tezleri doğru çıkmayabilir. Ama bunun için Türkiye’nin yılın ikinci yarısında toparlanması şart.”

2019’da büyüme yüzde 0.5-1.0 çıkabilir
Yaşanan bunca sıkıntıya rağmen, iyi bir yönetimle Türkiye ekonomisinin 2019’un tamamında büyüyebileceği tahmininde bulunan Alkin, şöyle konuştu:
“Eldeki verilere bakarsak, 2019’un ilk ve ikinci çeyreklerinde de negatif büyüme ihtimali var. Ama üçüncü ve dördüncü çeyrekte toparlanma yaşanırsa 2019’u pozitif büyümeyle kapatma imkanı hala var. 2018 son çeyrekteki hızlı küçülmenin de yol açacağı matematiksel etkiyle bu yılki büyüme rakamı yüzde 0.5-1.0 aralığında çıkabilir. Ancak matematiksel düzeltmelerle övünemeyiz. Önemli olan, üretime, ihracata, istihdama katkı yapacak bir büyümenin ortaya koyulması.”
Türkiye’nin istikrarlı ve kaliteli bir büyümeye ihtiyacı olduğunu ifade eden Alkin, bunun için neler yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini de şöyle dile getirdi:
“Beklentileri doğru yönetmek lazım. İnsanların içinde hala bir umut var. Hükümetin, bu ümidi boşa çıkarmayacak adımlar atması lazım. Vergi uygulamaları ve kamusal destekler konusunda doğru adımlar atılmalı. Türkiye’nin harcayacağı veya israf edeceği, yanlış kullanacağı tek bir kuruş dahi yoktur. Verilen kredilerin ve desteklerin hepsi de değere dönüşmelidir. Türk özel sektörü de kaynak kullanımında basiretli davranmayı artık öğrenmeli, katma değer yaratan faaliyetlerle iştigal etmeli.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER