Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Beşler Et, Silivri’de 40 milyon dolarlık yatırım yaptı

Editör
Abone Ol:

Silivri’de, 40 milyon dolarlık yatırımla bölgenin en büyük fabrikalarından biri kuruldu. Paketli hazır ürünler için 5 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Beşler Et Gıda Sanayi’nin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Yılmaz Buldu, Dünya Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Bölgenin en büyük fabrikasını kurduk. Aylık 6 bin ton işleme kapasitesi oluştu. Avrupa ölçüsünde bir fabrika oldu” dedi.

Şirketin bu kapasiteyi kurarken en önemli hedeflerinden biri ihracatı artırmak. Diğer bir hedef, 135’e ulaşan ürün çeşidine yeni inovativ ürünler eklemek. Yılmaz Buldu, “En kısa zamanda tüketicilerimizin çok beğeneceğini umduğumuz yeni ürünümüzü piyasaya sunacağız” dedi. Yeni ve önemli bir proje; et tedariğini güvence altına almak için 5 bin başlık besi çiftliği yatırımı. Buldu, “Fizibilite çalışmamız var. Uygun yer bakılıyor, şartlar olgunlaştığında yatırım yapacağız” dedi. Şirket, ayrıca 2 perakende kasap şarküteri mağazasına ilave bu yıl 5 mağaza daha açmayı planlıyor.72 yıllık Beşler markasında hareketli günler yaşanıyor. Yeni yatırım sonuçlarını vermiş görünüyor. Genel Müdür Yılmaz Buldu, markanın 2016 cirosunu yüzde 93 artırdığını söyledi.

40 bin metrekare alan üzerinde 30 bin metrekare kapalı alanlı yeni fabrika hakkında bilgi veren Buldu, “Şarküteri olarak aylık 4 bin ton üretim kapasitesi var. Bu büyük kapasiteyi Ortadoğu ve Türki cumhuriyetler pazarını da hedefleyerek yaptık. Sucuk markası olarak biliniyoruz. Kırmızı taze et ve et ürünleri kategorisinde Kağıthane’de yatırım mümkün olmadı. Silivri’deki fabrikamızda planlamıştık. Burada map (hazır paketlenmiş ürün) ve taze et işleme kategorisinde 2 bin ton kapasite kurduk. Temmuz 2015’te devreye alındı. Böylece taze et işleme, kemiksiz vakumlu et ürünleri, taze ve donuk paketli ürünlere hızlı bir giriş yaptık. Sektörde rekabet çok yoğun. Yatırım kaçınılmaz. Fabrika yatırımından sonra yine yatırıma devam ettik. Map ve taze et kategorisine başladığımızdan bu yana yatırım 5 milyon doları geçti. Perakende Kasap şarküteri olarak biri fabrika satış noktamız, diğeri Şişli’de 2 mağazamız var. 2017’de uygun noktalar bulursak 5 mağaza daha açacağız” diye konuştu.

Yılmaz Buldu’nun verdiği bilgiye göre map yatırımı da ciroya yansıdı. 2016 cirosunun yarısı map ve taze et kategorisinden geldi. Buldu, “Ciromuzu yüzde 93 artırmışız. Ekonomimizdeki koşullar ve sektörel rekabet dikkate alındığında bizim için güzel bir sonuç” dedi. Beşler’in şarküteride yaklaşık 75 kadar ürün çeşidi, map ve taze et kategorisinde yaklaşık 25 ürün çeşidi, vakumlu kemiksiz taze et ürünlerinde de 35 ürün çeşidi raflarda. Yeni ürünler üzerinde çalışılıyor. Yılmaz Buldu, “Bu yıl yüzde 30 büyüme hedefimiz var. İnovatif ürün geliştirmede sorunlar var. Marketler fiyat odaklı yaklaşımda bulunuyor. Kırmızı ette arz yetersizliği sorun. Tarım Bakanlığımızın çalışmaları olduğunu biliyoruz. Ancak ithalatla karşılanamayacak kadar stratejik öneme sahip bir ürün olan kırmızı ette, sürdürülebilir üretim ve destekleme politikası gerekiyor. Hammadde maliyetleri nedeniyle ihracat Ortadoğu ve Türki cumhuriyetlerle sınırlı. KKTC, Azerbaycan, Gürcistan ve Irak’a ihracat yapıyoruz. Bu yıl Ortadoğu pazarını geliştirmek istiyoruz. Bizim ette ana tedarikçilerimiz var. Et ve Süt Kurumu’dan alım yapıyoruz. Ege ve Trakya bölgelerinden uygun fiyat bulursak kesim yapıyoruz. Et tüketimi artarken hayvan sayısı artmıyor. İstikrarlı fiyat politikasına ihtiyaç var. Bunun aşılması için özel sektör-devlet işbirliğinin sağlanması gerekiyor. Girdi ihtiyacımızın bir kısmını karşılamak için 5 bin başlık besi çiftliği fizibilite çalışmamız var. Uygun yer bakılıyor ve şartlar olgunlaştığında bu yatırımı da yapacağız” diye konuştu.

Kırmızı et tüketiminin gelişmişlik düzeyini gösterdiğini, Türkiye’de kişi başına düşen tüketimin 13-16 kg arasında kaldığını, Avrupa’da 45 kilo olduğunu belirten Yılmaz Buldu, “Bu neden böyle? Türkiye hayvancılık sektöründe sorunlar yaşıyor. AB müktesebatında bizi en çok zorlayan alan hayvancılık ve bizi zorlu bir süreç bekliyor. Türkiye kırmızı ette büyümek istiyor. 2010’da 780 bin ton olan kırmızı et üretimi vardı. 6 yılda 1 milyon 173 bin tona ulaştı. Buna rağmen arz darlığı devam ediyor. 2023 hedefi 1.6 milyon ton olarak belirlemiş” dedi.

Beşler, 72 yıllık marka

Beşler Sucuk, 1945’te İstanbul’da kuruldu. 2001 krizinde işadamı Kenan Altun ortak oldu. Altun, sonradan hisse alımlarıyla markanın ana sahibi durumuna geldi. İlk ‘pişme sucuk’ ve ilk ‘fermente sucuk’, ilk vakum ambalajlı sucuk gibi inovatif ürünleri geliştirdi. Ürünleri altın madalya aldı. Genel Müdür Yılmaz Buldu’nun verdiği bilgilere göre sektöründe Türkiye’nin en çok bilinen ilk 3 markası arasında. Kağıthane fabrikası yetersiz kalınca 2007’de Silivri’de yeni yatırım kararı aldı. 2011’de yatırıma başladı ve sektöründe bölgenin en büyük fabrika yatırımını yaptı. 2014’te tesis faaliyete geçti. Şarküteride aylık 4 bin ton, map ve taze et işleme kategorisinde 2 bin ton kapasite kuruldu. Temmuz 2015’te taze et işleme, kemiksiz vakumlu et ürünleri, taze ve donuk grubu paketli ürünlere hızlı bir giriş yaptı. Yılmaz Buldu, “Rekabetin çok zor olduğu bir sektördeyiz. Şirket sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanımız Kenan Altun’un sektörle ilgili iddiası ve hayali çok büyük. 2013 ve 2014 yılları bizim için çok zor dönemlerdi. Kendileri büyük irade gösterdiler ve fedakarlık yaptılar. Bunun kıymetini bilerek, sektördeki yurtiçi ve yurtdışı gelişmelerin takibini sağlayarak, tüketicinin beğenisini öngörüp, üretim prosesine hakim olup, liderliği hedefliyoruz. Kurumsal kimliğimizi daha profesyonel, rekabetçi, küresel ekonomiyle uyumlu ve daha iyi anlamda oturtmak için çalışmalarımız devam ediyor. Avrupa’da böyle bir tesis 1-2 tane ancak var. Öncelikle hedefimiz ilk üçte yer almak ve sonrasında liderliğe yerleşmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gıda kodeksi değişirken süreç iyi yönetilemedi

2012’de gıda kodeksi değişti. Yeni uygulamalar geldi. Ancak bu değişiklik iyi yönetilemediği için tüketicide kuşkular oluştu. Sektör izleyen dönemde büyük kan kaybı yaşadı. Şimdi yeniden toparlanıyor. Yılmaz Buldu, bu noktaya dikkat çekti: “Gıda kodeksi değişikliği öncesi sektörde ciddi merdiven altı üretim, kayıt dışılık vardı. Maalesef markalara gereken değer verilmiyor. Mevzuat değişikliği ciddi bir kırılma noktasıdır. Ancak süreç iyi yönetilmedi. Tüketici güveni kırıldı, büyüme yavaşladı. Sektör Mart 2013’de yürürlüğe giren yeni kodeksle önümüzdeki 5-10 yıl içinde; marka değeri olan, modern tesis altyapısı ve öz kaynağı güçlü 7-8 firmayla yoluna devam eder görünüyor. Kırmızı et üreticilerinin bir platform oluşturarak sorunları aşması ve kaliteli üretim standartlarını yakalaması lazım. Beyaz etçiler kuş gribi krizini aşarak bu kurumsallaşmayı sağladı.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER