Firmalardan
CarrefourSA’dan küçük üreticiye yerli tohum desteği
CarrefourSA, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile imzaladığı iş birliği çerçevesinde “Yerli Tohum – Taze Mahsul” Projesi’ni başlattı.
İşbirliği kapsamında ilk yerli tohumlar Bursa Yenişehir’de toprağa ekildi.
CarrefourSA Genel Müdürü Z. Hakan Ergin, Türkiye Tarım Kooperatifleri ile çok anlamlı bir işe başladıklarını belirterek, “Özellikle küçük üreticilerin sorunlarına çözüm getirerek, elleri ile büyüttükleri ürünlerine gözümüz gibi bakarak taze taze marketlerimize ulaştıracağız. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın politikaları doğrultusunda Milli Tarım projesine destek sağlamaya devam edeceğiz” dedi.
Ürün kaybını da minimuma indireceklerini ve yaklaşık yüzde 40’a varan atıkların önüne geçeceklerini bildiren Z. Hakan Ergin, “Üreticiden tüketiciye olan süreçte yapılan iyileştirmeler ve düzenlemeler ile reyon satış fiyatlarımıza en az yüzde 20 oranında bir indirim yansıyacak” diye konuştu.
CarrefourSA Genel Müdürü Z. Hakan Ergin de, “Önce Müşteri” diyerek tüketicilere en taze ürünleri, en uygun fiyata ve en kalite şekilde sunmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, şunları söyledi:
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Ayhan Karayama, Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olarak tarımsal üretimin; değerini bularak tüketiciye ulaştırılması için kurumsal işbirliklerine gittiklerini belirterek, şunları söyledi;
“Bu çerçevede şeftaliden karpuza, domatesten kabağa, patatesten marula kadar çiftçilerimizce üretilen yaklaşık 50 çeşit yaş meyve ve sebzenin ülke genelinde Üretici Örgütü Belgesi sahibi 344 kooperatifimiz vasıtasıyla alınarak nihai tüketiciye doğrudan ulaştırılması amacıyla ülkemizin yaygın market zincirlerinden biri olan CarrefourSA ile önemli bir işbirliğine imza attık. Bu proje sayesinde CarrefourSA’nın yaş meyve sebze ihtiyacının kurumumuz aracılığıyla karşılanması, bu sayede de üreticilerimizin ürettiği ürünlerin doğrudan tüketicimizle buluşmasını hedefledik. Bu işbirliği ile bir yandan özellikle küçük ölçekte üretim yapan çiftçi ve ortaklarımızın pazar kaygısı taşımadan pazara ulaşmasına katkı sağlarken, diğer yandan tüketicilerimizin de daha uygun koşullarda kaliteli ve ekonomik ürün tüketmelerine aracılık edeceğiz. Bu vesile ile böylesi önemli bir projeyi hayata geçirmemizde desteği olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ile CarrefourSA yetkililerine teşekkür ediyorum.”
Ayşin Işıkgece: “Tarladan Reyonlara Kusursuz Operasyon”
CarrefourSA Gıda Kategori Direktörü Ayşin Işıkgece de, proje ile küçük üreticilere sahip çıktıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“CarrefourSA olarak yıllık sebze-meyve kategorisinde 110 bin tonluk satış miktarımız var. Türkiye Tarım Kooperatifi ile 50 farklı üründe 30 bin toplam tonajı öngördüğümüz bir projeye başlıyoruz. Ülkemizde küçük üreticiler sayıca çok fazla. Projemizle küçük hacimli çiftçilerin gelişimine katkı sağlayacağız. Henüz projenin başlangıç safhasında 2 bin üreticiyle çalışacağız. Bu rakam üretici ailelerini de dahil edersek doğrudan 10 bin kişiyi olumlu anlamda etkileyecek bir çalışma olacak. Yüzde yüz sertifikalı, yerli tohumlar ile üretim yapılacak. Üreticiden tüketiciye giden uzun yolu kısaltmış ve daha verimli hale getirmiş olacağız. Bu aşamada CarrefourSA olarak üretici ve tüketici arasında köprü vazifesi görüyoruz. Üreticiler, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi desteğiyle daha fazla kazanacak. Küçük üreticiler, bin bir emekle yetiştirdikleri ürünleri, profesyonel olmayan koşullarda maliyetli bir şekilde sunuyorlardı. Uzun zaman uğraş verdikleri ve yetiştirdikleri ürünler daha ilk aşamada büyük bir kayba uğruyordu. Özellikle domates, salatalık, patlıcan ve yeşillik grubunda tüm süreci en başından itibaren kontrol edebileceğimiz bir model oluşturduk. Küçük üreticilerimizden aldığımız ürünleri kendi personelimizle elleçliyor böylelikle atığı azaltıyoruz. Ürünlerin depoda elleçlenmesinde ve paketlenme aşamasında 140 kişiye istihdam sağlanmış olacak. Gözümüz gibi baktığımız bu ürünleri paketledikten sonra soğuk zinciri bozmadan marketlerimize getiriyoruz. Böylece reyonlardaki ürünlerin raf ömürlerini de artırıyoruz. Ayrıca üreticilere ve kendi marketlerimizdeki personelimize üretim-gıda güvenliği ve muhafaza konusunda eğitimler veriyoruz.”
Tüketicilerin beğendiği lezzette yerli tohum ekilecek
Ayşin Işıkgece, Türkiye Tarım Kooperatifleri ile Antalya Kumluca ve Bursa Yenişehir’de başlattıkları projeyi Türkiye’nin farklı illerinde sürdüreceklerini belirtti.
İlerleyen dönemde ekilecek ürünün lezzetini de tüketicilerin belirleyeceğini anlatan Ayşin Işıkgece, “Tohum şirketlerine tüketicilerimizden gelen istek doğrultusunda talepte bulunacağız. Üreticilerimize de bu doğrultuda yerli tohumlar vereceğiz. Yakın bir zamanda çocukluğumuzdan bildiğimiz lezzette domatese, bibere veya patlıcana kavuşabileceğiz” dedi.
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
