Firmalardan
LC Waikiki, 15 ülkede pazar lideri
LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, 2017 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve hedeflerini paylaştığı basın toplantısında, 2018 yılında 12 yeni ülkeye daha giriş yaparak, yurtdışında 120, yurtiçinde 30 yeni mağaza açmayı ve toplamda bin mağaza sayısına ulaşarak, yüzde 33 büyümeyle 16,2 milyar TL ciroyu aşmayı hedeflediklerini açıkladı.
Türkiye’nin global arenadaki milli elçisi LC Waikiki, bugün 38 ülkede 833 mağazasıyla yaklaşık her 2,5 günde bir mağaza açarak dünyada sektörün önde gelen markalarından biri olmayı hedefliyor. “İyi giyinmek herkesin hakkı” misyonuyla faaliyetlerini yürüten Türkiye’nin global moda perakende markası LC Waikiki, önümüzdeki yıl 12 yeni ülkeye daha giriş yaparak, 50 ülkeye ulaşmayı, Türkiye’de 30 ve yurt dışında açılacak 120 yeni mağazasıyla toplam mağaza sayısını 1000’e, cirosunu 16,2 milyar TL’ye ulaştırmayı hedefliyor.
LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, 2017 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2018 yılı hedeflerini paylaştığı basın toplantısında, 2023 yılında Avrupa’nın en başarılı üç moda perakende markasından biri olmak üzere sağlam adımlarla büyümeye devam ettiklerini söyledi. 2023’te bin 500 mağazaya ulaşmayı, 6 milyar doları yurtdışından olmak üzere toplamda 10 milyar dolar ciro eşiğini aşmayı hedeflediklerini açıklayan Vahap Küçük, “Bu hedefe ulaşırken çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, tedarikçi memnuniyeti, sosyal sorumluluk, risk yönetimi ile sürdürülebilirlik ilkelerini ve EBIDTA karlılık oranını kendimize KPI olarak belirledik” dedi.
2017 yılında yurtiçinde yüzde 19 büyürken, yurtdışında yüzde 60, toplamda ise yüzde 30 büyüme elde ederek bu yılı 12,2 milyar TL ciro ile tamamlayacaklarını söyleyen Vahap Küçük, “2017 yılında yurtdışında 96, yurtiçinde 41 olmak üzere toplam 137 yeni mağaza açtık ve 833 mağazaya ulaştık. Mağazalarımızı haftada 12 milyon müşterimiz ziyaret ediyor. Bu da Yunanistan nüfusundan fazla insanın mağazalarımızı ziyaret etmesi demek. Dakikada 1724 ürün satarak geçtiğimiz bir yıl içerisinde toplam 436 milyon ürün satışı gerçekleştirdik. Kenya’dan Malezya’ya, Kazakistan’dan Endonezya’ya ve Fas’a kadar uzak pazarlarda faaliyet gösteriyoruz. Girdiğimiz pazarların birçoğunda sektörde önemli bir oyuncu olmamızın yanı sıra 15 ülkede ise pazar lideriyiz. 2018 yılında Hırvatistan, Yunanistan ve Güney Afrika gibi 12 ülkede daha faaliyete geçmek üzere hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi.
2017 sonunda 600 milyon dolar markalı ihracat gerçekleştirmiş olacaklarını belirten Vahap Küçük, “2023’te moda perakende sektöründe global arenada vizyonumuz doğrultusunda hedeflerimize doğru adım adım ilerliyoruz. Markalı ihracatımızla birlikte yurtdışında sadece ürün değil, konseptimizi de sunuyoruz. Her yeni mağaza açılışında kullanılan mobilyadan poşete, askıdan mankene, yan sanayi ürünlerini de ihraç ediyoruz. 2018 yılında yurtdışı mağazalarımıza 170 milyon ürün ihraç ederek, toplam LC Waikiki ihracatının 825 milyon dolar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Vahap Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Yurt dışında her bir mağazamızın yıllık ortalama 5 milyon dolar ciro yaptığını varsayarsak bu da Türkiye’de bir ayda 250 kişiye istihdam sağlamak anlamına gelmektedir. Bu da bizleri yaptığımız işte anlam bulma konusunda motive etmekte; ülkemize bir taraftan döviz kazandırırken bir taraftan ülkemizde yeni kişilere istihdam sağlamada tüm ekip olarak bizleri mutlu etmektedir. Aynı zamanda yurtdışında açtığımız her yeni mağaza ile ülkemizin değerlerini en iyi şekilde temsil ediyoruz. Yeni mağazalarla ülkemize döviz kazandırırken, faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde Türkiye’nin marka algısına katkı sağlamak için çalışıyoruz.”
2018 yılında toplam 1,5 milyon metrekarelik mağaza alanıyla 8 bin yeni kişiye daha istihdam imkanı sağlayarak LC Waikiki’nin çalışan sayısını 50 bine çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Vahap Küçük, bugün 469’u Türkiye’de ve 364’ü yurtdışında olmak üzere 38 ülkede 833 mağaza ile hizmet veren LC Waikiki’nin 2016 yılında 35 bin olan çalışan sayısının 2017 yıl sonu itibariyle yaklaşık 42 bine ulaştığını; sadece bu yıl 7 bin kişinin LC Waikiki ailesine katıldığını belirtti. Böylece LC Waikiki’nin ülkemize döviz kazandırırken yeni istihdama da katkı sağladığını açıklayan Vahap Küçük, “tüm bunlar sayesinde global arenada ülkemizin değerlerini en iyi şekilde temsil ederek Türkiye’nin marka algısına katkı sağlıyoruz” dedi.
LC Waikiki’nin istihdamdan, marka algısına kadar pek çok alanda gurur verici bir tabloya sahip olduğunu söyleyen Vahap Küçük şirketin başarılarını açıkladı: “42.000 çalışanımızla perakende sektöründe en çok istihdam sağlayan şirketiz. Tüm sektörlerde ise ikinci şirketiz. 23 bin kadın çalışanımızla Türkiye’de en çok kadına istihdam sağlayan, bin 700 kadın yöneticimizle ise en çok kadın yöneticinin çalıştığı şirketiz. Oran olarak tüm çalışanlarımızın yaklaşık yüzde 55’i kadın. Bizi gururlandıran bir diğer konu ise 2016 yılı verilerine göre Türkiye Kurumlar vergisi sıralamasında 15. sırada ve yine 2016 yılı verilerine göre Büyük Mükellefler Vergi Sıralamasında ise 7. Sırada olmamızdır. Linkedin tarafından En İyi İşveren Markası seçildik. Türkiye’nin hazır giyim ve mağazacılık sektöründe en beğenilen şirketi, Türkiye İtibar Endeksi Araştırması sonuçlarına göre hazır giyimde en itibarlı şirket ve Türkiye’nin En Samimi Markaları Araştırması’na göre Türkiye’nin en samimi hazır giyim markası seçilmemiz de ayrıca bizler için mutluluk verici.”
Lcwaikiki.com yüzde 50 büyüdü, hedef yüzde 125 büyümek
LC Waikiki.com’un Türkiye’de monobrand kategorisinde birinci olduğunu, şirketin toplam satışları içerisinde dijitalin payının yüzde 3 seviyelerinde yer aldığını ifade eden Vahap Küçük, “LCwaikiki.com, bu yıl yüzde 50 büyüyerek, 9,2 milyon adet ürün satışıyla 200 milyon ciroya ulaştı. Bu sayılar monobrand kategorisinde ülkemizde bizi birinci sıraya taşıdı. E-ticaret alanında yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. İlk defa perakende sektöründe LC Waikiki, bir Türk markası olarak yurtdışında yerel e-ticaret operasyonuna başladı. Projemiz Avrupa Birliği üyesi ülkelerden 27’sine 9 dilde, 5 farklı para biriminde Avrupa Birliği içinde servis verecek bir yapı kurulmasını kapsıyor. E-ticarette faaliyetlerimizle yüzde 125 büyümeyi hedefliyoruz. E-ticaret tarafında 456 Milyon TL ciro hedefliyoruz.” dedi.
2016 yılında girdikleri ev tekstili kategorisinde, 2017 yılında mevcut satış noktalarının sayısını arttırarak 87 mağazaya ulaştıklarını belirten Vahap Küçük, 2018 yılında 165 mağaza sayısına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
