Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Linde, 2021’de yedi yeni ödül daha aldı

Editör
Abone Ol:

Marka,  son otuz yılda aldığı 80’den fazla ödülün yenilikçi gücünün bir kanıtı olması sebebiyle gurur duyuyor.

Yaklaşık 120 yıldır Linde MH ismi, kullanıcılara ölçülebilir katma değer sunan güvenilir teknoloji, akıllı çözümler ve yenilikçi ürünler anlamına gelmekte. Linde MH’de Marka Yönetiminden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stefan Prokosch, “Tüm iş gücümüz, ekibimizin büyük tutkusu ve yenilikçi gücünden yararlanan müşterilerimizin başarısına kendini adamıştır. Bu nedenle Linde MH markası ve teknik konseptlerimiz, ekipman tasarımımız ve iletişimimiz sayısız ödül kazandı. Ana sayfamızdaki yeni Ödül bölümü ile bu başarıyı tüm ziyaretçiler için daha şeffaf hale getiriyoruz.

2021 ile ödüllü bir yıl daha

Almanya’da malzeme taşıma endüstrisinde en çok rağbet gören ödüllerden biri 2021’de bir kez daha Linde MH’ye gitti. Verkehrs Rundschau Dergisi, bağımsız bir pazar araştırması şirketiyle birlikte nakliye ve lojistik sektörlerinden satın almanın karar vericilerine, en iyi bilinen markalar hakkında anket düzenledi. 2002 yılında, Springer Fachmedien München GmbH ve yayınevi Heinrich Vogel, “Forkliftler, Taşıma ve Depo Teknolojisi” kategorisinde ilk kez Tasarım Ödülü’nü sunduğunda, Linde MH gıpta edilen o ödülü kazandı.

Linde MH, ETM Yayınevi tarafından gerçekleştirilen 2021 okuyucu anketinde de son yıllardaki başarısını devam ettirdi. Linde MH, işinde uzman, Trans aktuell, lastauto omnibus, FERNFAHRER dergileriyle birlikte, taşımacılık ve lojistik sektörünün yenilikçi ürün ve hizmetlerini ödüllendiren eurotransport.de yayınlarının sunduğu “En İyi Marka” ödülünü onuncu kez kazandı. Ancak Linde MH’nin müşterileri ve uzmanları etkilemesi yalnızca marka imajı açısından değildi. 2021 yılında Linde MH’nin R-MATIC otonom reach truck’ı, “Endüstriyel Ekipmanlar” kategorisinde ilk sırada yer aldı. Ayrıca, “Linde Safety Guard” ile “endüstriyel ekipman – fikir mühendisliği” kategorisinde galip geldi.

Son birkaç on yılda çok sayıda ödüller, Linde MH’nin Aschaffenburg’daki genel merkezinin resepsiyon alanındaki büyük bir cam vitrini dolduruyor. Bunların arasında, Linde MH’yi 2020’den beri sektörünün en iyi şirketlerinden biri olarak listeleyen dünyanın en büyük marka değerlendirme kuruluşu Superbrands tarafından verilen Business Superbrands Ödülü de var.

Yeniliklerin onuruna başka ödüller de verildi. Bir örnek, Huss Yayınevine ait Logistra dergisinin “En İyi Uygulama Yenilikleri” ödülüdür. Bu örnekte, 2014 yılında Hidrojen Yakıt Hücresi teknolojisinin pratik uygulanabilirliği ve yenilikçi konsepti için bir ödül verildi. 2020’de ise Linde MH’nin en yeni dizel, LPG ve CNG forkliftleri olan H20 – H35 modellerimize “endüstriyel ekipmanlar” kategorisinde bir ödül daha verildi. Aynı yıl, Forklift Birliği (FTLA) jürileri, N20 C sipariş toplayıcının ergonomik direksiyonundan etkilenerek, ona “Ergonomi” kategorisinde gıpta edilen “Mükemmellik Ödülü”nü verdi.

Operatör destek ve kişisel koruma sistemleri giderek artan bir şekilde ödüllerin odak noktası haline geliyor. Bir örnek “depo içi trafikte yayaların korunması için İnteraktif Güvenlik Yeleği”dir. Sektörde benzersiz olan bu çözüm, Wirtschafts Woche ve DEKRA tarafından verilen 2021 Endüstri Ödülü’nü “İş Güvenliği” kategorisinde aldı. Başarılar listesi bununla da bitmiyor: “interairport Europe 2019 Mükemmellik Ödülü”, “Öko Globe” ve “MM Logistik Ödülü” bu başarıyı perçinleyen diğer örnekler.

Buna birikmiş çok sayıda tasarım ödülü de ekleniyor: Yıllar içinde, Linde MH on tane “reddot” ve on iki tane “iF Ürün Tasarımı” ödülü kazandı. Linde MH, Porsche ile işbirliği yaptığı efsanevi 351 serisi forklift modeli için de 1985 yılında ilk iF Tasarım Ödülünü aldı. 2018 yılında, Linde MH’nin E20 R – E35 R akülü forklift serisinin roadster versiyonu, endüstriyel tasarım derneği Agence pour la Promosyon de la Création Industrielle (APCI) tarafından her yıl verilen prestijli Fransız endüstriyel tasarım ödülü Observeur du Design ile onurlandırıldı. 2019’da verilen German Design Tasarım Ödülü, A-sütunu olmadan tasarlanan, sürüş alanının ve yükün daha da iyi görülebilmesini sağlayan olağanüstü forklift modelini istinaden verildi.

Son olarak, Linde MH iletişim ve pazarlama açısından yaratıcılığını kanıtladı ve buna karşılık gelen bir ödüle layık görüldü. Özellikle, forklift operatörlerinin becerilerini sergileyebilecekleri ve iş güvenliğini destekleyebilecekleri bir yarışma olan StaplerCup, şirkete yıllar içinde “Best of Business (BoB)”, “ECON”, “DPRG”, “Galaxy” ve “PR Report Award Gold” dâhil olmak üzere çok sayıda ödül kazandırmıştır.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER