Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Media Markt Türkiye, başarı çıtasını yükseltti

Editör
Abone Ol:

Media Markt Türkiye’nin yeni İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım, “Hedefimiz, müşteri memnuniyetiyle fark yaratarak Türkiye’nin en çok tercih edilen elektronik perakendecisi olmak” dedi.

Media Markt Türkiye’nin yeni İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım, yeni görevinde 28 Ocak’ta ilk kez basınla bir araya geldi.  Daha önce 14 yıl süresince Philips Elektronik’in yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarında üst düzey yönetici olarak görev alan, Türkiye’ye döndükten sonra ise sırasıyla Doğan Online ve LC Waikiki’de Genel Müdürlük görevlerini yürüten Gökyıldırım, düzenlenen basın toplantısında İcra Kurulu Başkanlık görevini üstlendiği Media Markt Türkiye’nin 2015 yılı başarılarına değinerek 2016 hedefleri ve planlarını aktardı.
Media-Saturn Holding’in 2015 yılında 21.7 milyar Euro’luk ciro elde ettiğine dikkat çeken Yenal Gökyıldırım; Avrupa’daki en yakın rakiplerini 7 milyon Euro ciro farkıyla geride bıraktıklarını söyledi. Media Markt Türkiye’nin 2015’te organize elektronik perakende kanalının iki katı büyüdüğünü ifade eden Gökyıldırım; şirketin bir önceki yıla kıyasla sepet büyüklüğünde yaklaşık yüzde 30’luk bir artış yakaladığını ve son 3 ayda da yüzde 17 ciro artışı kaydettiğini belirtti. Gökyıldırım; “Yüzde 50’ye yakın büyüme yakaladığımız e-ticaret kanalımızla, Media-Saturn Holding içinde en fazla büyüyen ülkelerden biri olduk.” dedi.
Yenal Gökyıldırım, Türkiye’de emin adımlarla büyüdüklerinin altını çizerek; “177 bin metrekare toplam perakende alanı ile Türkiye’nin en geniş satış alanına sahip elektronik perakende zinciriyiz. İlkini Ankara mağazamız ile hayata geçirdiğimiz şehir mağazalarımız ile yeni bir ivme kazandık. 2016 yılında 5’i şehir mağazası olmak üzere toplam 6 yeni mağazamızı daha hizmete açacağız.” dedi. Gökyıldırım, sektörde 2016 yılında %12 oranında bir büyüme beklenmesine karşın, Media Markt’ın sektörün üzerinde, %20 oranında büyüme hedeflediğini belirtti.
Bu yıl müşteri hizmetlerine yapılan yatırımlara hız verdiklerini, müşteri memnuniyetiyle fark yaratarak tüketicilerin en çok tercih ettiği elektronik perakende firması olmayı hedeflediklerini ifade eden Gökyıldırım, “Müşteri memnuniyetini odağımıza aldık. Bugüne kadar yaptığımız araştırmalarda gördük ki, müşterilerimizin yüzde 60’a yakın bir bölümü sadece uygun fiyat sunan değil, daha iyi hizmet veren perakende markasından satın almayı tercih ediyor. 2016 ve sonrasında hayata geçireceğimiz yeni uygulama ve kampanyalarla müşterilerimizin kalbine taht kuracağız” dedi.
2016’da müşterilerinin yüzünü yüksek kaliteli hizmetlerle güldürmeye odaklandıklarını belirten Gökyıldırım, bu kapsamda hayata geçirecekleri çalışmalar hakkında da şu bilgileri verdi:
 “Müşteri memnuniyetinde bilgili ve donanımlı çalışanın önemini biliyoruz. Şimdiye kadar 2 bine yakın çalışanımıza 24 bin saatin üzerinde eğitim sağladık. 2016 yılında eğitim kapasitemizi 2 kat artırmayı hedefliyoruz. Gerek müşterilerimizin, gerekse çalışanlarımızın memnuniyetini en üst seviyede tutarak daha mutlu müşteriler ve çalışanlar yaratmayı hedefliyoruz” dedi.

“2016 mağazalarımızda dijital dönüşüm yılı olacak”
Gökyıldırım, Media Markt mağazalarının elektronik perakende dünyasındaki son teknolojilerle tamamen yenileceğini söyleyerek; “Mağazalarımızda elektronik etiket uygulamasını başlattık.
Online kiosklar, elektronik etiketler ve yenilenen mobil uygulamalarımız, mağazalarımızda hayata geçireceğimiz dijital dönüşümün bir parçası olacak” dedi.
Mağazalar ve online alışveriş sitesinin yanı sıra mobil, tablet ve çağrı merkezini de içeren çok kanallı stratejilerini de güçlendireceklerini belirten Gökyıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Araştırmalar, Türk tüketicilerin yüzde 56’sının çok kanallı alışveriş yapmayı tercih ettiğini gösteriyor. Müşterimiz ürünü nerede satın almak isterse oradayız” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER