Firmalardan
Öncü Market’e Selinöz imzası
Sivas’ın Öncü Marketleri, şarküteri, unlu mamüller ve manav reyonlarıyla fark yaratıyor.
Bu projeye imza atan Selinöz Mimarlık, titiz çalışmalar sonucu tüketicilerin nabzını yakalamış, yarattığı görsel ve teknolojik şölenle müşterilerin gözüne girmeyi başarmış.
Öncü Marketler Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Akyol’a bu çalışmaları sorduk. Nasıl karar verdiğini ve neler olup bittiğini anlatmasını istedik. Akyol, “Manav, şarküteri ve unlu mamüller reyonları, tüketici açısından son derece önem taşıyor. Albeni yaratıyor. Yaptığım araştırmalar ve çalışmalar sonucunda Selinöz Mimarlık ile tanıştım. Birlikte kafa kafaya vererek yeni proje yarattık. Sonucunu çok beğendim. Görsel zenginlik, satışlarımıza çok olumlu yansıdı. Selinöz’le beraber 10 marketin projesini yaptık. İşbirliğimiz uzun soluklu olacak ve çalışmalara devam edeeğiz” dedi.
Bu çalışmaların bütünlük teşkil ettiğini, kurumsallaşma yolunda da önemli attıklarını dile getiren Akyol, şunları söyledi:
“İnsan kaynaklarına büyük önem verdik. Ayşen Laçiner ile beraber çalışarak eğitimleri hızlandırıyoruz. Bu da satışlara çok olumlu yansıyor. Sektör adına herşeyi bilemeyiz. Dışarıdan danışmanlık hizmeti aldığımız profesyonel arkadaşlarımızla kadrolarımızı güçlendiriyoruz. Sivas’taki otel projemizde bitmek üzere. Buraya gelen misafirlerimiz vardı ve şehirdeki otel sayısı yetersizdi. Otelimizle bu açığı kapatacağız. Orta vadede üretime de yöneleceğiz. 4 veya 5 ay gibi kısa bir süreçte bölgeye yayılacağız. Gittiğimiz yerlerde rekabeti güçlendireceğimize inanıyorum.”
Sihirli değnek
Selinöz Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Küçük’e, Öncü’de neler yaptıklarını, neleri değiştirdiklerini sorduk. Küçük, “Öncelikle şunu belirtmekte fayda olduğuna inanmaktayım. Değişim ve gelişim dediğimiz olgunun oluşması için bunu öncelikle karşı tarafın istemesi gerekmektedir. Bu çerçevede Öncü Marketler Zinciri’nde Raşit Akyol’un önderliğinde bu değişim ve gelişim sürecinin başlamasında ve uygulanmasında verdikleri destek için teşekkür etmenin gerektiğine inanmaktayım. Çünkü kendilerinin bu değişim süreci içerisinde tüm olumsuzluklara karşın gösterdiği özveriyi de göz ardı etmemeliyiz. Sonuç olarak bizde kendisinin vermiş olduğu destekle çalışmalarımıza başlayıp ortaya güzel sonuçların çıkması için çaba harcadık. Bu süreç içerisinde neler yaptığımıza gelince, bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım. Çünkü ortaya çıkan görsel ve mantık değişimi sanırım bu sürece en büyük desteği veren Öncü’nün de beğenisini kazanmış olacak ki bu süreç hızlı bir şekilde yoluna devam ediyor” dedikten sonra bu değişiklikler sonucu Öncü’nün neleri yakaladığını şöyle açıkladı:
“Bu değişiklikler sonucu Öncü, mevcut olan saygın çizgisini arttırarak korumanın yanında, adı gibi rakiplerine de öncülük etmiş oldu. Çünkü günümüz şartları göz önüne alındığında müşteri olarak tanımladığımız, insanların kendilerine değer verilmesini, özellikle alış veriş gibi ihtiyaçların giderilmesi aşamasında rahat bir ortam ve görsellik sayesinde ürünü daha iyi tanıyıp inceleme şansını yakalamasıyla mutlu olduğu herkesçe kabul edilen bir olgu olduğunu ortaya koymakta fayda görmekteyim. İşte bu nokta da Öncü bu her alanda olduğu gibi farkını ortaya koyarak müşterilerine verdiği önem nedeniyle bu değişimi yaparak hem müşterilerine hem de rakiplerine neyin doğru olduğunu göstermiş olmayı yakaladığını samimiyetle söyleyebilirim.”
Küçük’e “Sihirli değneğinizin sihiri neydi?” diye soru yönelttiğimizde şu cevabı aldık:
“Aslında bizim sihirli değneğimiz başta da belirtmiş olduğum gibi Raşit Akyol’un değişime ve gelişime olan inancının, desteğinin ve sabrının olduğunu içtenlikle söyleyebilirim. Sonuçta Selinöz Mimarlık olarak bu desteği boşa çıkartmamayı ve bu desteğin doğru sonuçlar ortaya çıkaracağıydı. Bu konuda hiç şüphe duymadan çalışmalarımıza ara vermeden devam ederek ortaya sizinde belirtmiş olduğunuz gibi sihirli bir değnek deymişçesine ortaya çıkan tablo karşısında bizde mutlu olduğumuzu açıklıkla söyleyebiliriz. Ne mutlu bize ki bunu size bu şekilde sunabilmişiz.”
Firmalardan
“Birleşik ticaret yaklaşımı perakendenin merkezine yerleşiyor”
Perakende sektöründe önümüzdeki dönemde öne çıkan markalar; mağaza, e-ticaret, mobil, ödeme ve lojistik süreçlerini gerçek zamanlı ve kesintisiz şekilde yönetebilenler olacak. Günümüzde müşteriler mağaza, e-ticaret, mobil uygulama ve pazaryerleri arasında kesintisiz bir deneyim bekliyor. Bu beklenti, perakende şirketlerini klasik kanal yönetimi yaklaşımından birleşik ticaret modeline taşıyor. Logo Yazılım’ın bulut tabanlı Diva çözümleri; satış, ödeme, stok, kampanya, lojistik ve müşteri yönetimi süreçlerini aynı platform üzerinde bir araya getiriyor. Böylece perakende şirketleri tüm operasyonlarını gerçek zamanlı yönetebilirken, müşterilerine tüm temas noktalarında tutarlı bir deneyim sunabiliyor.
Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural, “Fiziksel ve dijital kanal ayrımı hızla ortadan kalkıyor. Müşteri bir kanalda başladığı deneyimi başka bir kanalda aynı hız ve kaliteyle devam ettirmek istiyor. Bu nedenle artık yalnızca ürün satan değil; deneyimi, veriyi, operasyonu ve ödemeyi tek akışta yönetebilen şirketler öne çıkıyor. Sektörün dönüşümü yalnızca mağazaların dijitalleşmesiyle sınırlı değil. Asıl dönüşüm; tüm temas noktalarının birbirine bağlı, çevik ve gerçek zamanlı çalışan bir yapıya dönüşmesinde yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz, tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı”
Yeni dönemde perakendenin en kritik gücünün veri olacağını söyleyen Kural, “Verinin değer yaratabilmesi için operasyonun içine gerçek zamanlı entegre olması gerekiyor. Kampanyadan ödeme deneyimine, stok yönetiminden müşteri davranışına kadar tüm süreçler birbirini besleyen canlı bir yapıya dönüşüyor. Perakendenin geleceğinde ERP, ödeme sistemleri, mağaza operasyonları ve müşteri deneyimi birbirinden ayrı olmaktan çıkıyor. Biz de Logo Yazılım olarak ürün gamımızı bu yeni dünyaya göre dönüştürüyoruz. Hedefimiz yalnızca operasyon yöneten yazılımlar sunmak değil; perakendedeki tüm ekosistemi birbirine bağlayan yeni nesil bir platform yapısı oluşturmak” dedi.
Perakendedeki tüm ihtiyaçlar için geniş çözüm portföyü
Çoklu bayi ve şube yapısına sahip şirketler için geliştirilen Logo Diva Channel; merkez ve saha operasyonları arasında gerçek zamanlı iletişim altyapısı sunuyor. Stok yönetimi, kampanya kurguları, mağaza operasyonları, e-ticaret süreçleri ve satış sonrası hizmetler entegre şekilde yönetilebiliyor.
Logo Diva Retail; birleşik ticaret yaklaşımını mağaza deneyiminin merkezine taşıyor. Mobil kasa, self checkout, farklı ödeme seçenekleri, kişiselleştirilmiş teklifler ve omni-channel operasyon yetenekleri sayesinde müşteriye hızlı, esnek ve kesintisiz bir deneyim sunuluyor. Bulut tabanlı mobil kasa altyapısı sayesinde satış işlemleri mağaza içinde herhangi bir noktadan tamamlanabilirken, RFID destekli self checkout yapıları yeni nesil mağazacılık deneyimini destekliyor.
Logo Diva Shop ise; özellikle tek mağazalı veya sınırlı şube yapısına sahip işletmelerin bulut altyapısı üzerinden hızlı şekilde dijitalleşmesini sağlıyor.
Firmalardan
Çamlı Yem Besicilik A.Ş.’den açıklama var
- sayımızda yayımlanan Dosya Konumuzda Markam Danışmanlık yöneticisi Güven Borca, Yaşar Grubu şirketlerinden Çamlı Yem Besicilik’in satıldığı yönünde bir yazıyı gündeme getirmişti. Bu yazı sonrası Çamlı Yem Besicilik A.Ş. Yönetim Kurulu’ndan bir açıklama geldi. Açıklama şöyle:
“Son günlerde, şirketimiz Çamlı Yem Besicilik’in satışına ilişkin olarak çeşitli mecralarda yer alan haber ve söylemler üzerine açıklama gereği duyulmuştur.
Söz konusu haber ve söylemler gerçeği yansıtmamakta olup, kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir.
Çamlı Yem Besicilik, tarım, hayvancılık ve balıkçılık sektörlerinin öncüsü olarak; deniz işletmesi, büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı yem işletmesi ve organik süt işletmesi ile, 40 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdürmektedir. Faaliyetlerimiz, belirlenen stratejik hedefler doğrultusunda güçlü ve istikrarlı bir şekilde devam etmektedir.
Şirketimizle ilgili doğru ve güncel bilgiler yalnızca resmi iletişim kanallarımız aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
Asılsız iddialara itibar edilmemesini önemle rica eder, kamuoyunun bilgisine sunarız.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
