Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Spielwarenmesse Oyuncak Fuarı yeni rekorlara imza attı

Editör
Abone Ol:

Bu yıl 71. kez düzenlenen Spielwarenmesse Oyuncak Fuarı sektörün 1 numaralı fuarı olarak pozisyonunu korudu.

Fuarda hem ziyaretçiler hem katılımcı firmalar arasında uluslararası katılımcılar şimdiye kadarki en yüksek düzeye ulaştılar. 29 Ocak ile 2 Şubat tarihleri arasında 136 ülkeden 63.500 profesyonel ziyaretçi ve satınalma yetkilileri fuara geldi. Ziyaretçi sayısındaki azalma corona virüsünden dolayı duyulan endişeden kaynaklanıyor. Katılımcı firmaların keyfi yine de yerindeydi. 70 ülkeden 2.843 katılımcı firma sektörün geniş kapsamlı bir tablosunu sundular.

Ziyaretçilerin yüzde 66’sı Almanya dışından geldi. Ziyaretçi ülkeler sıralamasında Büyük Britanya ve ABD en büyük artışı kaydetti. Ayrıca fuar sırasındaki talep hacmi de istikrarını korudu. Fuarın çok sayıdaki müdavimleri arasında olan İsrailli toptancı Hot Stuff Toys CEO’su Shay Mugrabi fuarı şu sözlerle yorumları:

“Bu fuar, tüm dünyada oyuncaklar için en iyi fuardır. Burada her yıl yeni şeyler, yeni katılımcı firmalar ve yeni hizmetler buluyoruz.”

Caramba mağaza zincirini temsil etmek için Peru’dan gelen Paola Zuzunaga da fuarı şu sözlerle özetledi:

“Spielwarenmesse Oyuncak Fuarı uluslararası markaları yönünden ve aynı zamanda değişiklik ve yenilikler sunması bakımından eşsizdir.”

Katılımcı firmalar da buna katılıyor. Katılımcı firmaların yüzde 92’si fuardan “memnun” ya da “çok memnun” olduğunu vurgulayarak özellikle profesyonel ziyaretçilerin kalitesini övdüler. Craze Başkan Yardımcısı Florian N. Lipp, “Bu yılki Spielwarenmesse Oyuncak Fuarı şimdiye kadar büyük farkla en başarılısıydı” diyerek sözlerini şunları ekliyor: “Sadece birkaç gün tüm dağıtım kanallarının en önemli uluslararası karar sahipleriyle buluştuk.”

Safari oyuncaklarının CEO’su Alexandre Pariente de şunu ekledi: “Bu kadar büyük sayıda olası iş ortağını bir araya getirebilen hiçbir benzeri etkinlik olmadığı için firmamız bu fuara her yıl katılıyor.”

Fuarın üç trendi “Geleceğin Oyuncakları” “Dijital Kahramanlar Cisimleşiyor” ve “Kendin Ol!”, pazarın güncel bir yansımasını oluşturdukları için profesyonel ziyaretçiler ve katılımcı firmalar arasında büyük yankı buldu. Hoşgörü ve kapsayıcılık konularının yanında dijital ve klasik oyun dünyalarının birleşmesine ve çevre bilincine de odaklanılıyor. “Spielwarenmesse Oyuncak Fuarı, bundan böyle sektörde daha da büyük bir rol üstlenecek olan sürdürülebilirlik felsefemizi mükemmel bir şekilde yansıtıyor” diye açıklıyor Taylandlı oyuncak üreticisi PlanToys’un Uluslararası Satış Müdürü Alain De Rauw. Fuarın organizatörü gelecek yıl bu konuyu daha da genişletmeyi planlıyor.

Fuarın organizatörü satış alanında gitgide artan zorluklara cevap verebilmeleri için profesyonel ziyaretçilere daha şimdiden doğru araçları sağlıyor. Fuarda teşhir edilen 120.000 yeni ürün arasında ziyaretçilerin aradıklarını bulmasına ToyAward ile ödüllendirilen ürünler yardımcı oldu. Ödüllerin beş galibinden biri bu yıl Gollnest & Kiesel’di. Şirketin Kıdemli Başkan Yardımcısı Thorsten Koss, aldıkları bu ödül hakkında şu açıklamayı yaptı: “ToyAward ödülü yenilikçi bir ürünün takdir edilmesiyle kalmayıp ayrıca büyük bir ilgi de yaratıyor.”

Konferans bölümü ve hedef kitlelere özgü özel sergiler de aynı ölçüde büyük yankı yaratmayı başardı. Bu yıl Tech2Play etkinlik alanında yer alan İspanyol şirketi Melbot’un CEO’su Iván Expósito Sánchez: “Yenilikçi konsept bize harika bir fırsat sundu. Böylece dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler ürünlerimizi bizzat deneyebildi. Atmosfer de muhteşemdi” diye anlattı. Sieper şirketini müdürü Britta Sieper ise fuarın özel havasını şu sözlerle vurguladı: “Bu fuar dijital çağda kişisel ilişkiler kurmak ve pekiştirmek için çok önemli bir platformdur.”

Katılımcı firmaların çoğunluğu bu fikre katılıyor. Katılımcı firmaların yüzde 92’si 27-31 Ocak 2021 tarihlerinde tekrar Nürnberg’de olacaklarını ifade etti.

Fuarın organizatörü Spielwarenmesse eG şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Ernst Kick, bu yılki fuarın başarısını şu sözlerle değerlendirdi: “Yüksek uluslararası katılım oranı ve katılımcı firmaların olumlu ruh hâli Spielwarenmesse Oyuncak Fuarının geleceğe dönüklüğünün altını çizmektedir. Sektörümüzün aktörlerini yeni bir hesap yılına başarıyla ulaştırmak için erken bir aşamada doğru seçimleri yaptık.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER