Firmalardan
Vera Yazarkasa, perakendecilerden tam not aldı
Rakiplerinde 5 yıl mali hafıza varken bu cihazda 20 yıl olması, takdir edilecek bir olay.
Nisan ayı içinde Vera Yazarkasaların KKTC’de düzenlediği tanıtım toplantısına katılmış, bayilerle tanışmış, ileri teknoloji içeren ürünlerle de ilgili olarak detaylı bilgiler almıştık. Aradan geçen sürede zarfında ürünler perakende noktalarında kullanılmaya başlandı bile. İstanbul Gaziosmanpaşa’da 3 Vera kullanıcısı perakendeci ile sohbet ettik. Bu ürünleri bölgesindeki perakendecilere sunan Ecem Elektronik Yöneticisi Enes Güngör ile de konuşarak bilgiler aldık. Duygu İç Giyim’i işleten Gülhan Gür, kısa süre önce perakendeciliğe başlamış. Ama yazarkasanın önemini çok iyi biliyor. Bu nedenle de ürün seçerken ince eleyip sık dokumuş. “Neden Vera’nın Nova-08’ini tercih ettiniz?” dediğimde Gür, şunları söyledi:
20 yıllık mali hafıza
“Bir kere çok kullanışlı bir cihaz. İç giyim, havlu, tülbent, pijama ve t-short gibi çeşitli ürünler satıyorum. Ürün sayımız çoğalsa bile bana bu cihaz yetecektir. Mali hazıfazının 20 yıllık olması da çok önemli.5 yılda bir mali hafıza yenilemek zorunda kalmayacağım. Bunlarda bizler için hep maddi yük teşkil ediyor. Diğer yazar kasalara göre çok daha masrafsız olduğunu öğrendim. Hızlı ve seri bir yazarkasa. Yazıcısı da çok hızlı olduğu için müşterileri bekletmiyorum. Hemen fiş basıyor. Perakendeci meslekdaşlarıma bu ürünü tavsiye ederim.”
Görkem Erkek Berberi Mustafa Kaptan’da 36 yıllık berber. Daha önce başka bir yazarkasa kullanmasına rağmen mali hafızasını değiştirmektense yazarkasayı değiştirmeyi tercih etmiş ve Nova 08’i almış. Kaptan, “20 yıllık mali, hafızası, beni, son derece mutlu etti. Rakiplerinde 5 yıl mali hafıza varken bu cihazda 20 yıl olması, takdir edilecek bir olay. Genelde diğer kasalarda 2000-2500 arası Z raporu aldıktan sonra hafıza doluyor. Bu cihazlarda Z rapor sayısı 7000-7500 günde doluyor. Bu tablo, bizlere gelir olarak geri dönüyor. Her 5 yılda bir 180-200 TL vermek gerekiyor. Cihaz 10 yılda adeta kendini amorti ediyor. Tanımlanan tuşlar sayesinde, akşamüstü Z raporundan hangi işin ne kadara yapıldığını kalem kalem görebiliyorum” dedi.
Grafik ekran özelliği
12 yıllık perakendeci, Kamiloğlu Market’i İşleten Levent Kamiloğlu’da eski yazarkasasının mali hafızası dolunca Vera’yı tercih ettiğini söylüyor. Neon-12 modelinin kendisi için çok uygun olduğunu kaydeden Kamiloğlu, “Mali hafıza değiştirmektense Neon-12 modelini tercih ettim. Grafik ekranını çok beğendim. LCD ekran da müşteriler tarafından rahat okunuyor. Müşterim ve ürün sayım fazla. Barkod okuyucu özelliği ve 5 bin ürün hafızasının olması, benim için önemli özelliklerin başında geliyor. Zaten raflarımda da 4 bine yakın ürün çeşidim bulunuyor” dedikten sonra şunları söyledi:
“Çekmecenin metal olması da ömrü uzatıyor. Plastik çekmeceler çabuk deforme oluyordu. Fiş kesiminin hızlı olması da müşteri kuyruklarını oluşturmuyor. Kasanın bu kadar çok üstün özelliklerinin bulunmasına rağmen fiyatı da uygun olunca tercih ettik.”
Fiyat ve kalite avantajı
10 yıldır yazarkasa, elektronik terazi, barkod okuyucu, el terminalleri satan Ecem Elektronik, Vera’nın hem yetkili servis hizmetini hem de satıcılığını yapıyor. Firma sahibi Enes Güngör, Vera yazarkasa genel dağıtıcısı Özlem Ticaret ile uzun yıllardır çalıştıklarını ve bu sayede Vera ile tanıştıklarını söyledi. KKTC’deki toplantıda üretici firma temsilcileriyle de tanıştıklarını, bu kişilere inandıklarını ve güven duyduklarını kaydeden Güngör, “Kısa bir süreden beri Vera’nın Nova 08 ve Neon 12 modellerini perakendecilere başarıyla satıyoruz. İnanıyorum ki satış grafikleri her geçen gün artacaktır. Fiyat olarak rakiplerinden ucuz, kalite olarak da üstün özellikleri bulunuyor. Hafıza kartı kapasitesi de çok güçlü. Bu özellikleri duyan perakendeciler Vera’yı tercih ediyor” dedi.
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
