Firmalardan
Yılın inovatif Maden Suyu ödülü Beypazarı doğal maden sularının
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri töreni sanat, iş ve bilim dünyasını bir araya getirdi. Nefise Karatay ve Bekir Aksoy’un sunumu yaptığı ödül töreni İstanbul Hilton Bomonti Otel’de gerçekleşti.
Beypazarı Maden Suyu, 2022 yılında maden suyu sektörüne kazandırdığı 75 cl.lik Premium cam şişesi ile 3. Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödüllerinde “Yılın İnovatif Maden Suyu” markası ödülüne layık görüldü. Ödülü Beypazarı Maden Suyu Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan aldı.
Beypazarı premium şişe yılın inovatif maden suyu seçildi
Kendi sektörlerinde inovasyona öncülük eden marka ve kurumlar ile birlikte ödülünü tüm Beypazarı Maden Suyu severler adına aldığını belirten Niyazi Ercan; “Maden suyu tüketiminin artıp bir sofra içeceği haline gelmesiyle birlikte büyük boy şişeye dair tüketicimizden yoğun istek alıyorduk. Bu istek üzerine 0,75 litrelik Premium yeni nesil şişelerimizle raflarda yer alma kararı aldık. Premium şişelerimiz maden suyu severlere dizaynıyla da görsel bir deneyim sunuyor. Tasarımıyla tüketicinin gözünde ayrışmayı hedefleyen yeni premium şişemiz, Beypazarı severler için müjdeli bir haber oldu. Premium şişelerimiz çevir-aç kapağı sayesinde uzun süre gazı kaçmadan ve lezzeti değişmeden maden suyunu muhafaza etme kolaylığı da sağlıyor. Kaynağından başlayarak koruduğumuz saflığı, el değmeden bu sofistike, zarif ve rafine bir sadeliğe sahip yeni şişemizde sunarak tüketicimizin gözünde ayrışmayı ve kalbinde edindiğimiz yeri derinleştirmeyi arzu ediyoruz. Önümüzdeki dönemlerde de inovasyon planlarımızı hayata geçirmeye ve tüketicilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz. Teknolojik altyapının yanı sıra ürün yelpazemize yeni lezzetler katmak için trendleri takip ediyor, yeni nesil tatları maden suyu sağlığı ile birleştirerek halkımızın beğenisine sunmayı amaçlıyoruz.” dedi.
Maden suyu sofra içeceği olacak
Beypazarı Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan, ödül töreninde yaptığı konuşmada daha çok Beypazarı, daha çok sağlık ilkesiyle yola çıktıklarını belirterek “Beypazarı Maden Suyu, büyük boy cam şişesiyle de insan sağlığı için önemli işlevlere sahip minerallerin maden suyuyla doğal olarak karşılanması için tüketicilerimize kolaylık sunmayı hedefliyoruz. Beypazarı Maden Suyu olarak sevenlerimize her dönem yeni alternatifler sunuyor sade maden suyumuzun yanında %100 doğal maden suyu, pancar şekeri ve doğal meyve aromalarıyla üretilen 11 çeşit meyve aromalı maden suyu ve gazozumuzla da raflarda yerimizi alıyoruz. Beypazarı Maden Suyu bugün 70 bin m² kapalı alana kurulu tesisinde, saatte 300 bin şişe üretim kapasitesiyle 6 milyar şişelik pazarın 1,5 milyarlık kısmını elinde bulundurmaktadır. Şu anda 7 kıtada 32 ülkeye ihracat gerçekleştiren Beypazarı; Avusturalya’dan Güney Afrika’ya, Amerika’dan Çin’e kadar birçok ülkeye ihracat yapmakta, Beypazarı Doğal Maden Suyu’nu küresel bir marka haline getirmek hedefiyle çalışmalarına devam etmektedir.” dedi.
Beypazarı premium sağlıklı ve doğa dostu cam şişelerde
Niyazi Ercan, maden suyu gibi sağlıklı bir ürünün sağlıklı cam şişelerde tüketiciyle buluşmasının çok önemli olduğuna dikkat çekerek “Cam şişe içerisindeki ürünün tadını, kokusunu, aromasını değiştirmez, etkilemez. Özellikle maden suları doğadaki en saf ve doğal haliyle masamıza gelir. Cam mikroorganizmalar içermez, kimyasal reaksiyon göstermez. Su, nem, hava geçirmeyerek ürünü tüm diğer ambalajlardan daha iyi korur. Cam özü doğaldır, doğadan gelir yani saf doğal içeriklerden oluşur. Cam şişe çevre dostudur. Çevreyi ve sağlığınızı korumak için en sağlıklı ambalaj şeklidir. Bu nedenle tüm ürünlerimizde olduğu gibi Premium şişemizde de tercihimiz cam oldu.” dedi.
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
