Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

2016 hem dünya hem Türkiye için zor bir yıl olmaya aday

Editör
Abone Ol:

Deloitte’un Ekonomik Görünüm Raporu’na göre dünya ve Türkiye ekonomisi kritik bir eşikte.

Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan“Ekonomik Görünüm – Soru ve Cevaplarla Dünya ve Türkiye Ekonomisi ”raporu yayımlandı. Rapora göre, 2015’in özellikle ikinci yarısında baş gösteren risklerin etkisi sürüyor. Yatırımcıları tedirgin eden en büyük riskler arasında Fed’in faiz artırım sürecine girmiş olması, Çin’de devam eden “dengelenme” süreci ve sert bir şekilde düşen petrol fiyatları yer alıyor. Dünya ekonomisi böylesine bir geçiş süreci yaşarken, Türkiye’nin, iç dinamikler de düşünüldüğünde 2016’da doğru politikalar ve reformlar ile kendi hikâyesini oluşturması elzem hale gelmiş durumda…

Deloitte Türkiye CEO’su Hüseyin Gürer, rapora ilişkin yaptığı açıklamada; gerek dünya gerekse Türkiye ekonomisin kritik bir eşikte olduğunu vurgulayarak; “Türkiye tarafında piyasaların yıla görece olumlu bir başlangıç yaptığını gözlemledik. Petrol ihracatçısı olmamamız, büyümede görece dirençli görünüm ve reformlarla ilgili umutların devam etmesi, bunun ardındaki en temel sebepler olarak gözüküyor. Öte yandan büyüme dinamikleri zayıf, bilinen kırılganlıklarımız ise devam ediyor. Enflasyonun, yılı %9’a yakın bir oranda bitirmesi, cari açıktaki daralmanın ise tamamen enerji ağırlıklı olması dikkat çekici. Bu açıdan 2016 yılının, ‘reform-odaklı yeni bir yatırım hikayesi’ oluşturulamadığı ve algının kalıcı olarak değiştirilemediği durumda, Türkiye ekonomisi için bir başka zor yıl olacağını söylemek sanırız yanlış olmaz” dedi.

Tüm olumsuz –iç ve dış– dinamiklere rağmen, 2015 yılında kaydedilen büyümenin %3,5’in üzerinde olduğu öngörülüyor. Öte yandan Türkiye dirençli büyüme seyrini sürdürüyor ancak bu seyrin sürdürülebilirliği pek mümkün görünmüyor. Her ne kadar revize edilen Orta Vadeli Program (OVP)’a göre 2016 yılında %4,5 gibi bir büyüme beklense de, Deloitte raporuna göre bu oran daha düşük olabilir. Bunun ardında ise başlıca küresel çalkantının devam etmesi ve dış finansman tarafındaki görece zayıflık yatıyor.

Raporda 2015 yılını Merkez Bankası’nın tahmin aralığının üzerinde %8,8 ile kapatan enflasyonun 2016’da OVP’de öngörülen %7,5 seviyelerinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor, ancak risklerin yukarı yönlü olduğu vurgulanıyor. Asgari ücrette yapılan %30’luk zam sonrası, bu artışın ne kadarının tüketime dönerek büyüme ve cari açığın yanı sıra enflasyonu da etkileyeceğinin ise takip edilmesi gerektiği söylenilen raporda, artışın önemli bir kısmının tasarruf ve borç ödemesine gidebileceği de belirtiliyor.

Cari açık daraldı ancak çekirdek dengede belirgin bir bozulma gördük

2015’te cari açık daraldı ama bunda enerji faturası ile altın ticareti etkili oldu. Diğer bir değişle çekirdek denge dediğimiz enerji ve altın hariç açık belirgin bir bozulma kaydetti. Rapora göre, 2016’da cari açıkta 2015’e kıyasla belirgin bir daralma beklenmiyor. Finansman tarafında ise 2015 yılı küresel krizden bu yana en zayıf yıl oldu. 2016’da cari açığın finansmanı tarafının uzun bir aradan sonra bir sıkışma yaratabileceği ve büyümeyi zorlayabileceği değerlendiriliyor.

2016 Eylem Planı ve OVP ile hükümet reformlar başlığında önemli bir irade ortaya koydu. Bunları 3 başlıkta toplamak mümkün: Sektörel dönüşümler (mikro reformlar), yapısal dönüşümler (makro) ve AB’ye uyum sürecinde atılacak adımlar. Ancak açıklanan bu eylem planı, henüz yatırımcılar ve piyasa nezdinde Türkiye için yeni bir hikâye oluşturduğu algısını yaratamadı. Bu nedenle önümüzdeki dönemde uygulama sürecinin yakından takip edilmesi gerekiyor.

Öte yandan, Türkiye yıla diğer gelişmekte olan ülkelerden görece olumlu ayrışarak başladı. Örneğin TL diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinin birçoğuna (Brezilya, Çin, Macaristan, Hindistan, Endonezya vb.) oranla, daha iyi bir performans gösterdi. Türkiye, her ne kadar petrol fiyatlarının düşüşünden olumlu etkilense de, sadece petrol fiyatı üzerinden bir hikâye oluşturulamayacağı görülüyor. Bu kapsamda da Türkiye’nin -doğru politikalar ve reformlar ile- kendi hikâyesini oluşturması elzem hale geldi.

Çin’in dönüşüm sürecini ciddi bir sarsıntı olmadan devam ettirip ettiremeyeceği, 2016’nın en önemli gündem maddelerinden biri… Her ne kadar uluslararası kuruluşlar ve önde gelen ekonomistler şu aşamada Çin kaynaklı bir kriz veya böylesi bir krizin küresel ekonomiyi resesyona sürüklemesini beklemese de, dönüşümün karmaşık ve çetrefilli boyutunun küresel piyasaları önümüzdeki dönemde de dalgalandırmaya devam edeceği oldukça açık…

FED, 2016’da 4 değil; daha az artırım yapacak

Uzunca bir aradan sonra Aralık 2015’te hedef faiz oranını %0,25-%0,50 bandına çıkaran Amerikan Merkez Bankası (FED), 2016 sonuna kadar 4 faiz artırımıyla hedef faiz oranını %1,25-1,50 bandına yükselteceğinin sinyallerini vermişti. Deloitte raporuna göre artırımların nasıl ilerleyeceği konusunda bu yıl enflasyon tarafı daha yakından takip edilecek. Beklentiler ise FED’in 4 yerine en fazla 2 ya da 3 artırım yapması yönünde…

Petrol fiyatlarında kısmi bir toparlanma ihtimali olmakla birlikte, düşük seviyelerin devam etmesi bekleniyor. Bunda temel etken, küresel arz fazlasını oluşturan etmenlerin etkisini sürdürüyor olması.

Gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) genele yayılan ve dönemsel olduğu kadar yapısal özellikler de taşıyan yavaşlamanın devam etmesi bekleniyor. Hali hazırda genele yayılacak bir GOÜ krizi beklenmese de, bu ülkelerin kritik bir eşiğe geldiği de açık. Rapora göre, artık doğru ekonomi politikaları uygulayan, reform perspektifi veren GOÜ’ler olumlu ayrışacak, diğerleri zorlanmaya hatta yer yer daralmaya devam edecek.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

Prof. Dr. Emre Alkin: Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir

Editör

Yazar:

Enflasyonun el freni konumunda olan özel markalı ürünler sektörünün gelişimi ve sorunlarının çözümü için çalışmalarını sürdüren PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği’nin ikincisini düzenlediği PLAT Talks etkinliğinde dernek üyeleri ve sektörün çok sayıda önde gelen ismi buluştu.

İstanbul-Kurtköy’de bulunan Crowne Plaza’da düzenlenen etkinliğin ilk bölümünde sektör temsilcilerine seslenen Prof. Dr. Emre Alkin, küresel piyasalardaki son durumu, beklentileri ve önümüzdeki dönem için merak edilen konuları yanıtladı.

“İşinizle alakalı harcamalarınızı önceliklendirmeniz gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Alkin, “Gereksiz harcamalardan kaçınmanın ve nitelikli personelin önemini pandemi döneminde bir kez daha gördük. İş insanlarımız 4 tane üretim fonksiyonlarından bir tanesidir.  Bu 4 üretim fonksiyonu ise emek, sermaye, toprak ve müteşebbistir. Toprak vatanımız, emek vatandaşımız, sermaye ise hepimizindir. Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir. Dolayısıyla bu noktaları göz önüne alarak hareket etmemiz gerekiyor” dedi.

Savaşlar, pandemiler ya da beklenmeyen durumların küresel olarak her zaman yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Alkin, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Çözüme odaklanmamız gerekiyor. Çalışanlarınız ile birlikte sorunları paylaşın, çözüm yolunu birlikte arayın. Direnci artırın. Çünkü bir başka vaka olduğunda şirketi ayakta tutacak prensiplerin çoktan hazırlanmış olması gerekiyor. İşe dönüşü planlayacağız. ‘Aynı performansı tekrar nasıl yakalarız?’ sorusunu harekete geçirerek iş verimliliğinde performansı artırmaya çabalayacağız. Yeni normali öngöreceğiz.

Yeni normal eski normalden farklı. Yeterince büyükseniz piyasaya şekil veririsiniz ama küçükseniz piyasaya göre şekil almak zorundasınız. Eğer küçükseniz dinamik olacaksınız, eğer büyükseniz ahlaklı olacaksınız.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresi’ndeki açıklamasına da yer veren Prof. Dr. Alkin, “Atatürk demiş ki: ‘Bakınız efendiler. Şahsi menfaatler ekseriyetle toplum menfaatlerinin önüne getirilir. Doğrudur. Ama şahsi menfaatler rekabet içerisinde kalmalıdır. Ancak toplumun bütün sorunlarını, piyasanın bütün sorunlarını şahsi menfaatlerden kurulmuş rekabet ortamını çözeceğini düşünüyorsanız bu gaflettir. Bundan dolayı devletin düzenleyici otorite olarak ortaya çıkması doğaldır. Ancak bu vazifeyi yaparken piyasa kurallarına saygı duyulması gerekir. Nihayetinde hiçbir devlet ferdinin önüne geçemez.’ Sene 1923. Daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Lozan görüşmeleri askıda Atatürk bunları söylemiş. Dolayısıyla anlıyoruz ki Cumhuriyet’in temelleri sağlamdır.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Devamını Oku

Genel Haberler

Palandöken, “Esnafa yeni yapılandırma şart”

Editör

Yazar:

Pandemi sonrası daha belini doğrultamayan esnaf ve sanatkarların en büyük isteğinin yeni bir yapılandırma olduğunu dile getiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süredir iş yapamayan esnafımız daha belini doğrultamadı. Üstüne bir de hem dünyada hem de ülkemizde baş gösteren ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnafın girdi maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. 2 milyonu aşkın esnafımızın birikmiş borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma şart. Yapılandırmayla birlikte esnafa sicil düzenlenmesi de sağlanarak sıfır faizli ve uzun vadeli nefes kredisi verilmeli. Bu sayede esnafımız yeniden ayağa kalkar, devletimiz de alacaklarını tahsil etmiş olur. Çünkü son 10 yılda yapılan yapılandırmalardan devletimiz 180 milyar liraya yakın tahsilat yapmış” dedi.

“Birikmiş kredi, SGK ve vergi borçları sıfır faiz ile ötelenmeli”

Esnafın birikmiş kredi, SGK ve vergi borcunu ödeyebilmesi için faizsiz ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma gerektiğini belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İki yılı aşkın süredir devam eden pandemide başta yiyecek içecek sektörü olmak üzere tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımızın ticari faaliyetleri sekteye uğradı. Verilen devlet desteklerinin akabinde vatandaşların aşılanması ve virüsün eski gücünü kaybetmesiyle birlikte kısıtlamalar kaldırıldığında tam esnafımız rahat nefes alacak derken tüm dünyada baş gösteren enerji krizi ne yazık ki ülkemize de yansıyarak başta akaryakıt olmak üzere, iş yeri kiraları, elektrik, doğalgaz gibi girdi maliyetlerini artırdı. Esnafımızın çoğu biriken borçlarını ödeyemediği gibi yeni borç altına girdi. Bunun için esnaf ve sanatkarlarımızın kredi, SGK ve vergi borcu gibi biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırmaya gidilmeli. Mevcut faizler silinmeli” diye konuştu.

“Özel bankalar da esnafa kredi vermeli”

Öte yandan yapılandırmayla birlikte esnaf için sicil düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Palandöken, “Esnafımız pandemiyle birlikte biriken borçlarını ödemek için krediye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Uzun zamandır sıkıntı çeken esnafımızın yükünü hafifletmek için sıfır faizli ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmeli. Bunun için de öncelikle esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. İlk olarak esnafa sicil düzenlenmesi sağlanmalı. Ayrıca sadece devlet ve kamu bankaları değil özel bankalar da ekonominin bel kemiği olan esnaf ve sanatkarlar için düşük faizli kredi imkanı sunmalı. Krediler ile yeni iş yeri açacak olan genç girişimcilerin de önü mutlaka açılmalı” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Genel Haberler

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Editör

Yazar:

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Her yıl sonbahar aylarının gelmesi ile birlikte hem alışverişçiler hem de pazar yerleri için heyecanlı bir döneme giriş yapıyoruz. Yüzlerce indirim ve kampanya ile karşı karşıya kaldığımız Black Friday döneminde birçoğumuz elbette ihtiyaçlarımızı da karşılamak istiyoruz. Normal dönemde çok daha yüksek meblağlar ödeyeceğimiz bir ürüne uygun fiyatlarla sahip olma şansı doğal olarak hepimizi cezbediyor. Söz konusu indirimlerden faydalanmak bu noktada mantıklı olduğu kadar gerekli de ancak yine indirimlerin gerçek olup olmadığını kontrol etmek ve ihtiyacımızdan fazlasını almamaya dikkat etmek gerekiyor.

Bu noktada bilinçli bir alışveriş süreci için iyi bir pazar araştırması yapmak gerekliliği aşikar. Birçok pazar yeri büyük indirim oranları ile kampanyalar yaptığını ilan etse de fiyat değişikliği noktasında bu indirimlerin göründüğü kadar büyük olmadığını fark ettiğimiz durumlar olabiliyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak adına fiyat karşılaştırmaları yaparak ve ürünlerin fiyat değişim grafiklerini inceleyerek Black Friday indirimleri dönemini avantajlı şekilde tamamlayabilirsiniz.

Elektronik, giyim, kozmetik, spor… her kategoride ihtiyacımız olabilir mi?

Sonbahar aylarında kuruyan yaprakların arasında yürümekten sonra belki de en heyecanla beklenen etkinlik alışveriş yapmak. Hem indirim ve kampanyalar hem de bir ürünü ucuza almanın vermiş olduğu heyecanı bastırmak elbetteki kolay değil. Ancak indirim dönemleri bir illüzyon mu yoksa gerçekten bizlerin indirimli ürün alabilmesi için planlanmış bir fırsat mı?

Elbetteki alışverişçiler kadar markalar için de önemli bir dönem Black Friday. Yıl içerisindeki kazançların birçoğunun söz konusu dönemlerde elde edildiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. O nedenle markalar satışlarını artırmak adına indirimler yaparken, elbetteki kendi bütçelerini de düşünerek hareket etmek durumundalar. Buradan yola çıkarak kampanya dönemleri bizler için bir avantaj iken bütçemizi aşan bir soruna da dönüşebilir. Bu nedenle bilinçli bir alışverişçi olmakta fayda var.

Peki bu süreci doğru kararlar ile tamamlayabilmek adına neler yapabiliriz? İlk sıraya liste hazırlamayı yazabiliriz. Sadece 11.11 indirimleri için değil, günlük rutinimiz içerisinde market alışverişi dahi yaparken bir liste ile yola çıkmak her zaman sağlıklı bir alışveriş süreci sağlayacaktır. Tüketim toplumları ve değişen dünya parametreleri nedeniyle her şeyin ihtiyacımız gibi geldiğini hissedebiliyoruz ve özellikle indirim dönemleri bu duygularımızı çok daha derinden tetikleyebiliyor.

Bu nedenle üzerine düşünülmüş bir alışveriş listesi ile hareket etmek hem israfı önleyecektir hem de bütçemizi koruyacaktır. Söz konusu bilinçli alışverişin tek nedeni elbette bütçemizi korumak değil. Böylesine büyük bir tüketim alışkanlığından kaçınmamızın tek nedenini bütçemizi korumak olarak gördüğümüz taktirde içinde yaşadığımız Dünyada yalnız olduğumuzu zannedebiliriz.

Ama unutmamalıyız ki Dünya üzerinde milyarlarca insan bir arada yaşıyoruz ve sadece ürettiklerimizi değil doğanın bize sunduklarını da son sürat tüketmeye devam ediyoruz. İhtiyacımız dışında aldığımız her bir ürün bütçemizden götürdüğü kadar geleceğimizden ve doğamızdan da bir şeyler koparmaktadır. Hele ki yenilenebilir ve doğada çözünebilir ürünler tüketme konusunda pek de dikkatli bireyler değilsek, Dünyaya olan borcumuzu artırıyoruz denilebilir.

Elbette alışveriş dönemleri hepimiz için birer fırsat ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu günlerde söz konusu indirimleri kaçırmak istemiyoruz. Hepimizin zaruri ihtiyaçları veya istekleri olabiliyor. Bunları karşılamak adına Black Friday indirimleri de önemli bir fırsat. O nedenle sunulan fırsatları değerlendirmek hepimizin hakkı. Ama bütçemizi koruyarak alışveriş yaptığımızı zannederken diğer taraftan cebimizden ve Dünyamızdan da fazlasını götürmemeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Güvenilir adreslerden şaşmayın!

İndirim dönemlerinin karşımıza çıkardığı fırsatlar kadar yaratabileceği sorunlar da olabiliyor. Özellikle güvenli bir alışveriş süreci yaşamak adına dikkatli olmakta fayda var. Online alışverişte kredi kartı bilgilerimizi paylaştığımızı düşünürsek güvenilir adresleri tercih etmek aslında bir zorunluluk denebilir. Bu noktada SSL sertifikalı bir site üzerinden alışveriş yapmak kredi kartı bilgileri noktasında güvenli bir alışverişin kapılarını açmaktadır.

Bununla birlikte güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak her zaman ilk koşul olarak hatırlanmalı. Geçmiş alışveriş alışkanlıklarımızda da güvendiğimiz esnaf ve markaları tercih ettiğimizi hatırlarsak, internet üzerinden yapılan alışverişlerde de güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak mantıklı bir tercih olacaktır. Aksi takdirde orijinal olmayan veya kalitesiz bir ürünle karşılaşma ihtimaliniz artabilir.

Bu noktada bizlere en yol gösterici seçeneklerden biri güvenilir pazar yerlerini tercih etmek ve o pazar yerinde satış yapan marka veya satıcının değerlendirmelerini okumak. Unutulmamalı ki birincil kullanıcı deneyimlerinin yer aldığı yorumlar son yıllarda fazlaca kullanılmaya başlandı ve bir ürün satın alırken hem o ürünle ilgili hem de satıcı ile ilgili ayrıntılara yer verilmekte. Söz konusu değerlendirmeleri okuyarak hem alacağınız ürünle ilgili hem de alışveriş yapacağınız mağaza ile ilgili ayrıntılara ulaşarak güvenli bir alışveriş deneyimi yaşayabilirsiniz.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER