Genel Haberler
7 ayda 50 milyon doları aşan ihracat durma noktasında
İran, 2 ay içinde Türk kozmetiğine gümrük kapılarını kapatıyor. İran’a yönelik uluslararası ambargonun kalkmasından en fazla heyecanlanan sektörlerden biri de kozmetikti… İran, Türk kozmetik firmalarının en önemli ihracat pazarlarından biri olmasının yanı sıra İranlı tüketicinin gözündeki Türk ürünleri algısının yüksek olması ticaret hacminin daha da artacağına yönelik umutları artırmıştı. Ancak beklenen olmadı. İran’ın Türk kozmetik firmalarından ülkeye ithal edilecek ürünler için istediği izin şartları giderek ağırlaşıyor. Halihazırda İran’a ihracat yapma izni olan firmaların süreleri 2 ay içinde doluyor. Yeni ürün izin başvurusu ise kabul edilmiyor. Türk kozmetik sektörünün ikinci büyük pazarı konumundaki İran’ın, 2016 yılının 7 aylık dönemindeki 588,4 milyon dolarlık kozmetik ihracatımızdan aldığı pay yüzde 8,5 seviyesinde. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, tüm girişimlere rağmen alınan karardan henüz vazgeçilmediğini ve devam etmesi durumunda İran’a kozmetik ihracatının duracağını açıkladı.
İran izin krizinde bugüne nasıl gelindi?
2004 yılında PMF olarak adlandırılan dosya hazırlanması uygulaması vardı. İran Sağlık Bakanlığı, 2008 yılıyla birlikte yetkililerinin yerinde denetimleri sonunda uygun görülen firmalara ithalat izinleri verilmesi uygulamasına geçti. 2013 yılı sonrasında ise yerinde denetimlere ek olarak ‘Visual Certificate’ olarak adlandırılan ve belirli bir süre ithalat izni veren belgelendirme sistemine geçildi. Artık sadece Avrupa’da belirli ülkelere ürünlerini ihraç eden firmalara Visual Certificate veriliyor. Türkiye’den izin alabilen ve ihracat yapan firma sayısı getirilen her yeni şartla birlikte düşüş gösterdi.
Türkiye’den izin sahibi birçok firmanın izin süreleri birkaç ay içinde dolmak üzere. İran Sağlık Bakanlığı yetkilileri, yeni ürün izin başvurularını kabul etmezken mevcut izinlerin sürelerinin uzatılmayacağını açıkladı.
İKMİB olarak kozmetik sektöründen firmalarla İran’a yaptıkları ziyarette sorunu yakından inceledikleri ve çözüm yolları aradıklarını da dile getiren Murat Akyüz, “Firmalarımızın yerel distribütörleri ile bir araya geldik. Ayrıca İran Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri ile görüştük. Ticaret Müşavirliğimiz de sorunun çözümü konusunda gerekli desteği vermekte. İran ile izin krizinin bir an önce çözülmesi en büyük temennimiz. Aksi takdirde iki ay sonra firmalarımız İran’a ihracat yapamaz hale gelecek” dedi.
Rakamlarla iran’a kozmetik ihracatımız
| ÜRÜN GRUPLARI |
2014 İHRACAT ($) |
2015 İHRACAT ($) |
2016 (Ocak-Temmuz) İHRACAT ($) |
| UÇUCU YAĞLAR, REZİNOİTLER VER TERPENLİ YAN ÜRÜNLER | 216.248,48 | 202.401,92 | 28.823,82 |
| SANAYİDE HAMMADDE OLARAK KULLANILAN KOKU VEREN MADDELERİN KARIŞIMLARI | 11.344.509,20 | 12.627.609,04 | 7.415.495,01 |
| PARFÜMLER VE TUVALET SULARI | 2.997.512,69 | 2.602.958,21 | 1.524.459,59 |
| GÜZELLİK, MAKYAJ VE CİLT BAKIM MÜSTAHZARLARI | 16.371.235,27 | 13.237.014,32 | 4.471.316,97 |
| SAÇ MÜSTAHZARLARI | 18.442.798,03 | 14.102.111,76 | 16.235.482,37 |
| AĞIZ/DİŞ SAĞLIĞINI KORUMAYA MAHSUS ÜRÜNLER | 2.370.676,64 | 3.796.091,67 | 1.886.000,82 |
| TRAŞ MÜSTAHZARLARI, VÜCUT DEODORANTLARI | 18.768.153,55 | 13.562.329,87 | 11.261.228,97 |
| SABUNLAR, YÜZEY AKTİF ORGANİK MADDELER | 10.252.578,73 | 8.667.551,01 | 6.804.309,18 |
| GENEL TOPLAM | 80.763.712,59 | 68.798.067,80 | 49.627.116,73 |
Ocak – Temmuz 2016 Türk Kozmetik ihracatı 10 Ülke
| ÜLKE | İHRACAT ($) |
| IRAK | 68.687.460 |
| İRAN | 50.012.997 |
| BİRLEŞİK KRALLIK | 28.460.871 |
| ALMANYA | 28.301.859 |
| RUSYA FEDERASYONU | 28.001.784 |
| SUUDİ ARABİSTAN | 20.346.773 |
| BİRLEŞİK ARAP EMİRLİ | 19.527.473 |
| FRANSA | 17.514.262 |
| HOLLANDA | 15.154.262 |
| ROMANYA | 14.615.192 |
Genel Haberler
A101, e-ticaret yatırımlarına devam ediyor
Türkiye’nin 81 ilindeki 13 bini aşkın mağazasıyla perakende sektörünün en yaygın zincirlerinden olan A101, dijitalleşme ve tekno-perakendecilik vizyonu doğrultusunda e-ticaret alanındaki yatırımlarını büyütmeye devam ediyor.
Operasyonlarını çeşitlendiren A101, Düzce’nin Cumayeri ilçesinde yeni e-ticaret deposunu devreye alarak lojistik kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Yeni açılan tesisle A101’in toplam e-ticaret depo sayısı 2’ye, toplam depo kapasitesi ise %40 oranında artışa ulaştı. Böylece markanın e-ticaret sipariş operasyonları hem hız hem de erişilebilirlik açısından daha güçlü bir yapıya kavuştu. Tam kapsamlı yangın güvenlik sistemleriyle de donatılan tesis, A101’in operasyonel verimlilik ve iş güvenliği standartlarını en üst seviyede karşılayacak şekilde tasarlandı.
Yeni depo, artan online talebe hızlı, güvenilir ve kaliteli hizmet sunma hedefi doğrultusunda A101’in e-ticaret operasyonlarına önemli bir ivme kazandırmayı hedefliyor. Başta Batı Karadeniz ve Marmara olmak üzere geniş bir bölgeye daha hızlı teslimat imkanı sağlayan tesis, rota optimizasyonu, stok yönetimi ve müşteri deneyiminde katma değer yaratma misyonuyla hayata geçirildi. Depoda uygulanan gelişmiş stok yönetimi ve talep tahmini modelleri, ürün bulunurluğunu artırarak müşteri memnuniyetini güçlendirmeyi de hedefliyor.
Yeni e-ticaret deposu, A101’in sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi yaklaşımının da önemli bir halkasını oluşturuyor. Enerji verimliliği, süreç optimizasyonu ve teknoloji entegrasyonuna dayalı altyapısıyla tesis; daha düşük karbon ayak izi, kaynak verimliliği ve dijitalleşme odaklı perakende modeline geçişi destekliyor. A101, e-ticaretteki büyüme kararlılığını sürdürürken, sürdürülebilirlik standartlarıyla uyumlu ve geleceğe hazır bir lojistik ekosistemi geliştirmeye yönelik yatırımlarına da devam ediyor.
Genel Haberler
Hanif Pehlivanoğlu Marketleri, kepenk indirdi
Ege perakende sektöründe uzun yıllar süren bir dönem Hanif Pehlivanoğlu marketlerinin kapanmasıyla sona erdi. 1980’li yıllardan bu yana sektörde yer alan iş insanı Hanif Pehlivanoğlu, Ege Bölgesi’ndeki son mağazalarını da kapatarak faaliyetlerine nokta koydu.
Ege Bölgesi’nin perakende alanında en bilinen markalarından biri olan Hanif Pehlivanoğlu Marketçilik, tüm mağazalarını kapatarak sektörden çekildi. Bir dönem bölge geneline yayılan 68 mağazasıyla dikkat çeken şirket, son iki yıldır uyguladığı küçülme politikasını tamamen sonlandırma kararıyla tamamladı.
Son bir yıl içerisinde 16 mağazasını kapatan Hanif Pehlivanoğlu, geçtiğimiz günlerde İzmir’in İçmeler, Poligon, Küçükyalı, Karşıyaka, Güzelbahçe, Bornova, Alsancak ve Çeşme Ilıca şubelerinin de faaliyetlerine son verdi. Böylece Ege’de Hanif Pehlivanoğlu ismiyle hizmet veren son marketlerin de kepenkleri indirildi.
Hanif Pehlivanoğlu’nun perakende serüveni, 1980 yılında Üçkuyular’da açılan ilk mağaza ile başladı. Ali Pehlivanoğlu, Muharrem Pehlivanoğlu ve Hanif Pehlivanoğlu kardeşler, yaklaşık 35 yıl boyunca birlikte büyüttükleri Pehlivanoğlu Şirketler Grubu’nu 2015 yılında üçe bölme kararı aldı.
Bu ayrılığın ardından Ali Pehlivanoğlu ve Muharrem Pehlivanoğlu, Ege Bölgesi’nin farklı illerinde faaliyetlerini sürdürürken, Hanif Pehlivanoğlu ise son yıllarda yaşanan ekonomik koşullar ve sektörel rekabet nedeniyle kademeli olarak mağazalarını kapattı.
Hanif Pehlivanoğlu’nun sektörden çekilmesi, Ege perakende dünyasında “bir dönemin kapanışı” olarak yorumlanıyor. Yerel markaların zincir marketlerle artan rekabeti karşısında ayakta kalmakta zorlandığı bir süreçte alınan bu karar, sektör temsilcileri tarafından dikkatle izleniyor.
Genel Haberler
Ulusal zincir marketler “Pazar günü kapanmaya” karşı!
47 bin satış noktasını ve sektörde istihdam edilen 465 bin çalışanı temsil eden Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), bazı basın yayın organlarında çıkan haberler üzerine bir kez daha zincir marketlerin pazar günü kapalı olmasını istemediklerini şöyle ifade etti:
“Ülkemizde gıda perakendesinde faaliyet gösteren ulusal zincirlere ait 47 bin satış noktasını ve sektörde istihdam edilen 465 bin çalışanı temsil eden Gıda Perakendecileri Derneği olarak; bugün çeşitli basın yayın organlarında çıkan sektörün, zincir marketlerin pazar günü kapalı olmasıyla ilgili anlaşmaya vardıkları haberine dair bu doğrultuda bir görüş birliğimiz olmadığını kamuoyuna önemle arz ederiz.
Üyesi olduğumuz, organize perakendenin %90’ının üzerinde bir temsiliyete sahip Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu’nun da yapmış olduğu açıklama bağlamında, teknik verilerin tamamı göstermektedir ki haftanın bir günü gerçekleşecek bir kapanma hem istihdamda hem kayıtlı ekonomide oldukça büyük ve onarılması güç yaralara neden olacaktır.
5 bin civarında satış noktası ile tüm sektörü temsil etmekten uzak olan Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun, sektörü, ülke ekonomisini ve en önemlisi tüketicileri olumsuz etkileyecek bu konuda, tüm sektör adına açıklama yapmış olmasının son derece yanlış olduğunu ifade etmek isteriz.
Ekonomimizin daha da güçlenmesi gereken bir dönemde, daha çok çalışmak yerine çalışma gününü azaltıcı bir tavsiyede bulunulması ve bunun etkilerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmemesi kabul edilebilir değildir.
Mevcut durumda işletmeler, haftanın 7 günü faaliyet göstermek üzerine kurulu bir sistem yürütmekte, çalışan sayılarını da buna göre ayarlamaktadırlar. Haftanın bir günü kapatma hali, dolayısı ile daha az istihdam ya da küçülme anlamına gelecektir.
Çalışma günlerine getirilecek kısıtlama hem kısa hem de uzun vadede istihdamı son derece olumsuz etkileyecek, işletmeler işe alımlarını da doğal olarak sınırlandıracaktır. Ayrıca sadece perakendede değil doğrudan ve dolaylı olarak perakende sektörü ile etkileşim içerisinde olan başta üretim ve lojistik sektörleri olmak üzere birçok sektörde de istihdamın azalmasına neden olacaktır. Haftada bir gün kapalı kalmak, sadece mağaza istihdamında %14 seviyesinde bir azalmayı getirecektir. Tedarik zinciri ve tüm paydaşlar düşünüldüğünde olası istihdam kayıpları çok daha yüksek olacaktır.
Çalışma günlerine gelecek bir kısıtlama, tedarik zincirinde de önemli bir aksamaya sebebiyet verecektir. Özellikle hızlı tüketim ürünlerinde zincirin bozulması, ürün kayıpları noktasında dünya ortalamalarının çok üzerinde kayıplarımız olduğu göz önüne alındığında üreticiler, tüketiciler ve enflasyon etkileri olarak ekonomiyi olumsuz etkileme potansiyeli taşımaktadır.
Alışveriş günlerinin kısıtlanması tüketici mağduriyetine sebep olacaktır. Bu şekilde tüketicinin, ürünlere daha uygun fiyatlarla ulaşma, farklı alternatif ve çeşitlilik içinde seçme hakları elinden alınmış olacaktır. Bu, özellikle ekonomik yönden alım gücü düşük olan tüketicinin son derece aleyhine bir durum ortaya çıkarmış olacaktır. Ayrıca, kısıtlama önerilirken; günümüzde dijitalleşmenin geldiği noktada, haftanın 7 günü, günün 24 saati internet üzerinden alışveriş yapılabildiği gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır.”
