Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

AMPD’den Perakende Yasa Tasarısı’na sert tepki!

Editör
mehmettnane_200
Abone Ol:

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yeniden gündeme alınan “Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazalar Kanunu Tasarısı”nı Yönetim Kurulu üyelerinin de katıldığı basın toplantısında değerlendiren AMPD Başkanı Mehmet T. Nane, tasarının mevcut hali ile organize perakendenin gelişimini ciddi derecede engelleyeceğini söyledi. Taslağın ticari işletme kurulması için öngörülen yasal zorunluluk ve düzenlemeleri aynen koruyarak ek prosedürler getirdiğini anlatan Nane “Konu sadece, organize perakendenin geleceği değil. Doğrudan ülkemizin, tüketicilerimizin problemi. Konu, bir istihdam, yatırım, vergi, kalitesi, standartları olan ürün ve elbette ki talepleri her geçen gün artan tüketicilerimizin meselesidir” dedi.

Yapılan konuşmalar ve paylaşılan görüşler itibari ile kanun tasarısının, sadece Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazaları ilgilendirmeğini ifade eden Nane, konunun tüm organize perakende sektörünü, sektöre değişik alanlarda hizmet veren birçok KOBİ’yi özellikle imalatçıları ve bu sektörlerde çalışan yüz binlerce kişi ve ailelerini de ilgilendiren bir sorun olduğunu sözlerine ekledi.

Organize perakende sektörü: istihdamın dinamosu

Organize perakende sektörünün, istihdamın dinamosu olduğuna dikkat çeken Nane, toplam 167 milyar dolarlık ciroya sahip perakende sektöründe 70 milyar dolarlık paya sahip organize perakende sektörünün 2009 yılında istihdamını yüzde 2 artırarak 450 bin kişiye istihdam olanağı sağladığını vurguladı.

Sektörün, gerek yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekme potansiyeli ile gerekse yerel perakendecilerin hız kesmeksizin yaptığı yatırımlar ile ülke ekonomisine katkı sağlamaya her yıl artan oranlarla devam ettiğini belirten Nane, bugün 236 adet olan AVM sayısının 2011 yılı sonunda 304’a çıkmasının beklendiğini ifade etti. Mehmet T. Nane sözlerine şöyle devam etti: “Bunun anlamı yeni yapılacak 68 alışveriş merkezi ile bir yıl içinde sigortalı ve kayıtlı en az 100 bin kişiye yeni iş olanağı yaratacak olmamızdır. Yaklaşık 7 milyar dolarlık yatırım ile 100 bin kişiye istihdam. Bu benzeri görülmemiş ve görülemeyecek bir mertebedir.”

Perakende sektörü devletin vergi kasası

Organize perakende sayesinde doğrudan devlet kasasına giden katma değer vergilerine de değinen Nane, 70 milyar dolarlık organize perakende sektöründe ortalama yüzde 10 KDV oranı varsayılarak elde edilecek KDV tutarının her yıl yaklaşık 7 milyar dolar düzeyinde olduğunu vurguladı ve ekledi: “Organize perakende cirolarının artmasının doğrudan devlete yaptığı katkı büyüktür. Kayıtsız ticaretten ötürü devletin uğradığı zarar organize perakende sayesinde bertaraf edilmektedir. Sektörümüzün bu yılki yüzde 7’lik ciro artışının, maliye gelirlerinde de izdüşümü olmaktadır.”

Tekil market ve yerel zincirler organize perakendeden daha hızlı büyüyor

Geleneksel perakendeden organize perakendeye doğru bir değişim ve geçiş sürecinde olunduğunun altını çizen Nane, verilerle bu değişimi gösterdi: “Bizim temsil ettiğimiz ve yasa ile düzenleme içine alınan kesimin geçen yılki artışı yüzde 7 iken, tüketici verilerine göre yerel marketlerin artış hızı bir yılda yüzde 17 olmuştur. 2007-2008 arasında ise bu kesim yüzde 8’lik artış göstermiştir. Burada üzerinde önemle durulması gereken bir başka konu ise, zincir dışı marketlerin 2007-2008 arasında yüzde 10 oranında büyümüş olmalarıdır. O dönemde bizim büyüme oranımız sadece yüzde 7’dir. Bu konu da Sayın Başbakanımızın işaret ettiği gibi modernleşmeye doğru hareketin başladığının bir göstergesidir.”

Geleneksel perakendeye engel değiliz

Tüketici taleplerini zorlamanın ve yasal düzenlemelerle yönlendirmenin büyük bir yanlış olduğunu kaydeden Nane “Organize Perakende Sektörünü, geleneğimiz içinde yer alan, bakkalların karşısında görmek, bakkalların önünde engel gibi göstermek tüketiciye haksızlıktır. Tüketiciler için AVM’ler, bakkalların yerini alamaz, bakkallar ise AVM’lerin yerini dolduramaz. Burada bir sektörün ötekine üstünlüğü değil ancak geçişinden bahsetmek mümkündür. Bu sürecin hızını ve yönünü ise sadece ve sadece tüketicilerimiz belirlemektedir. Yöneticilerimizden tek isteğimiz bu geçişi doğal akışına bırakmalarıdır. ” dedi.

Organize perakende sektörünü 12 yıl içinde bu konuma getiren gücün tüketiciler olduğunu vurgulayan Nane, müşteri memnuniyetinin en yüksek olduğu sektörün de organize perakende olduğunu belirtti.

Şemsiye yasaya ihtiyaç yok

Kanun tasarısı taslağı hakkında görüşlerini dile getiren Nane, “Hazırlanan kanun tasarısı taslağı ile, bir ticari işletmenin kurulması için öngörülen yasal zorunluluk ve düzenlemeler aynen korunarak ayrıca ilave prosedür ve şartlar getirilmektedir. Bu durumun yatırım ve istihdam alanlarının artmasını engelleyeceğini, ülkemiz ekonomisini olumsuz etkileyeceğini ve işsizlik sorununu tırmandıracağını görebilmek için medyum olmaya gerek yoktur.” dedi.

“Bize göre, hali hazırda ihtiyaç duyulan konu, mevcut yasal düzenlemelerdeki belirsizliklerin giderilmesi, yatırım yapmak isteyen ticari işletmelerin prosedür ve bürokratik işlemlerden kurtarılması ve kurulacak etkin bir denetim sistemi ile kayıt dışının ortadan kaldırılması, işletmelerin yasal standartlar içinde faaliyet göstermesinin temin edilmesidir.” ifadeleriyle sözlerine devam eden Nane, gelenekselden moderne dönüşme sürecinde, sektör olarak, bilgi birikimleri ile tüm desteği vermeye hazır olduklarını vurguladı.

Mehmet T. Nane, “Ulusal gıda perakendecilerimizin her biri minimum 15 imalatçı firmanın, yurt çapında tanınan marka sahibi olmalarını sağladılar. AVM’ler sayesinde geleneksel markalar organize ve ulusal markalar haline geldi.” Sözleriyle bugüne kadar bu desteğin halihazırda sağlandığını belirtti.

Mevcutta kayıtlı kurallı ekonomi içinde faaliyet gösteren, sürekli yaptıkları yatırım ile istihdam sağlayan, eğitilmiş iş gücünü artıran organize perakendecilerin faaliyetlerini yeniden düzenlemeyi hedefleyen ilave bir şemsiye yasaya ihtiyaç olmadığını düşündüklerini belirten Nane, “Kanun taslağının gerekçelerini teşkil eden hususlar, mevcut İmar Kanunu, Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu gibi yasaların etkin uygulanması veya gerekirse kendi içlerinde değiştirilmesi yöntemiyle rahatlıkla çözümlenebilecek niteliktedir. Bu konu kısa vadeli çıkarlara ve sektörel seçim propagandalarına alet edilemeyecek kadar önemlidir. Bu sebeple kerameti kendinden menkul kişilerce bir bardak suda fırtınalar koparılmasına izin verilmemelidir. Bizce bu noktada yapılması gereken organize perakendenin önünü, zaten mevcutta kifayetiyle fazla olan bürokrasiyi ve izin sürecini arttıracak düzenlemeler ile keserek geleneksel perakendeyi yaşatmak gibi basit ve çağa denk düşmeyen bir söylem yerine organize perakendeyi geliştirirken gelenekselin nasıl modernleştirileceğinin tespitini yapmak; bu konuda düzenlemeler geliştirmektir.” dedi.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

Prof. Dr. Emre Alkin: Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir

Editör

Yazar:

Enflasyonun el freni konumunda olan özel markalı ürünler sektörünün gelişimi ve sorunlarının çözümü için çalışmalarını sürdüren PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği’nin ikincisini düzenlediği PLAT Talks etkinliğinde dernek üyeleri ve sektörün çok sayıda önde gelen ismi buluştu.

İstanbul-Kurtköy’de bulunan Crowne Plaza’da düzenlenen etkinliğin ilk bölümünde sektör temsilcilerine seslenen Prof. Dr. Emre Alkin, küresel piyasalardaki son durumu, beklentileri ve önümüzdeki dönem için merak edilen konuları yanıtladı.

“İşinizle alakalı harcamalarınızı önceliklendirmeniz gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Alkin, “Gereksiz harcamalardan kaçınmanın ve nitelikli personelin önemini pandemi döneminde bir kez daha gördük. İş insanlarımız 4 tane üretim fonksiyonlarından bir tanesidir.  Bu 4 üretim fonksiyonu ise emek, sermaye, toprak ve müteşebbistir. Toprak vatanımız, emek vatandaşımız, sermaye ise hepimizindir. Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir. Dolayısıyla bu noktaları göz önüne alarak hareket etmemiz gerekiyor” dedi.

Savaşlar, pandemiler ya da beklenmeyen durumların küresel olarak her zaman yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Alkin, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Çözüme odaklanmamız gerekiyor. Çalışanlarınız ile birlikte sorunları paylaşın, çözüm yolunu birlikte arayın. Direnci artırın. Çünkü bir başka vaka olduğunda şirketi ayakta tutacak prensiplerin çoktan hazırlanmış olması gerekiyor. İşe dönüşü planlayacağız. ‘Aynı performansı tekrar nasıl yakalarız?’ sorusunu harekete geçirerek iş verimliliğinde performansı artırmaya çabalayacağız. Yeni normali öngöreceğiz.

Yeni normal eski normalden farklı. Yeterince büyükseniz piyasaya şekil veririsiniz ama küçükseniz piyasaya göre şekil almak zorundasınız. Eğer küçükseniz dinamik olacaksınız, eğer büyükseniz ahlaklı olacaksınız.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresi’ndeki açıklamasına da yer veren Prof. Dr. Alkin, “Atatürk demiş ki: ‘Bakınız efendiler. Şahsi menfaatler ekseriyetle toplum menfaatlerinin önüne getirilir. Doğrudur. Ama şahsi menfaatler rekabet içerisinde kalmalıdır. Ancak toplumun bütün sorunlarını, piyasanın bütün sorunlarını şahsi menfaatlerden kurulmuş rekabet ortamını çözeceğini düşünüyorsanız bu gaflettir. Bundan dolayı devletin düzenleyici otorite olarak ortaya çıkması doğaldır. Ancak bu vazifeyi yaparken piyasa kurallarına saygı duyulması gerekir. Nihayetinde hiçbir devlet ferdinin önüne geçemez.’ Sene 1923. Daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Lozan görüşmeleri askıda Atatürk bunları söylemiş. Dolayısıyla anlıyoruz ki Cumhuriyet’in temelleri sağlamdır.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Devamını Oku

Genel Haberler

Palandöken, “Esnafa yeni yapılandırma şart”

Editör

Yazar:

Pandemi sonrası daha belini doğrultamayan esnaf ve sanatkarların en büyük isteğinin yeni bir yapılandırma olduğunu dile getiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süredir iş yapamayan esnafımız daha belini doğrultamadı. Üstüne bir de hem dünyada hem de ülkemizde baş gösteren ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnafın girdi maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. 2 milyonu aşkın esnafımızın birikmiş borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma şart. Yapılandırmayla birlikte esnafa sicil düzenlenmesi de sağlanarak sıfır faizli ve uzun vadeli nefes kredisi verilmeli. Bu sayede esnafımız yeniden ayağa kalkar, devletimiz de alacaklarını tahsil etmiş olur. Çünkü son 10 yılda yapılan yapılandırmalardan devletimiz 180 milyar liraya yakın tahsilat yapmış” dedi.

“Birikmiş kredi, SGK ve vergi borçları sıfır faiz ile ötelenmeli”

Esnafın birikmiş kredi, SGK ve vergi borcunu ödeyebilmesi için faizsiz ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma gerektiğini belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İki yılı aşkın süredir devam eden pandemide başta yiyecek içecek sektörü olmak üzere tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımızın ticari faaliyetleri sekteye uğradı. Verilen devlet desteklerinin akabinde vatandaşların aşılanması ve virüsün eski gücünü kaybetmesiyle birlikte kısıtlamalar kaldırıldığında tam esnafımız rahat nefes alacak derken tüm dünyada baş gösteren enerji krizi ne yazık ki ülkemize de yansıyarak başta akaryakıt olmak üzere, iş yeri kiraları, elektrik, doğalgaz gibi girdi maliyetlerini artırdı. Esnafımızın çoğu biriken borçlarını ödeyemediği gibi yeni borç altına girdi. Bunun için esnaf ve sanatkarlarımızın kredi, SGK ve vergi borcu gibi biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırmaya gidilmeli. Mevcut faizler silinmeli” diye konuştu.

“Özel bankalar da esnafa kredi vermeli”

Öte yandan yapılandırmayla birlikte esnaf için sicil düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Palandöken, “Esnafımız pandemiyle birlikte biriken borçlarını ödemek için krediye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Uzun zamandır sıkıntı çeken esnafımızın yükünü hafifletmek için sıfır faizli ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmeli. Bunun için de öncelikle esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. İlk olarak esnafa sicil düzenlenmesi sağlanmalı. Ayrıca sadece devlet ve kamu bankaları değil özel bankalar da ekonominin bel kemiği olan esnaf ve sanatkarlar için düşük faizli kredi imkanı sunmalı. Krediler ile yeni iş yeri açacak olan genç girişimcilerin de önü mutlaka açılmalı” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Genel Haberler

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Editör

Yazar:

Yılın indirim sezonu yaklaşıyor: 11.11 ve Black Friday

Her yıl sonbahar aylarının gelmesi ile birlikte hem alışverişçiler hem de pazar yerleri için heyecanlı bir döneme giriş yapıyoruz. Yüzlerce indirim ve kampanya ile karşı karşıya kaldığımız Black Friday döneminde birçoğumuz elbette ihtiyaçlarımızı da karşılamak istiyoruz. Normal dönemde çok daha yüksek meblağlar ödeyeceğimiz bir ürüne uygun fiyatlarla sahip olma şansı doğal olarak hepimizi cezbediyor. Söz konusu indirimlerden faydalanmak bu noktada mantıklı olduğu kadar gerekli de ancak yine indirimlerin gerçek olup olmadığını kontrol etmek ve ihtiyacımızdan fazlasını almamaya dikkat etmek gerekiyor.

Bu noktada bilinçli bir alışveriş süreci için iyi bir pazar araştırması yapmak gerekliliği aşikar. Birçok pazar yeri büyük indirim oranları ile kampanyalar yaptığını ilan etse de fiyat değişikliği noktasında bu indirimlerin göründüğü kadar büyük olmadığını fark ettiğimiz durumlar olabiliyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak adına fiyat karşılaştırmaları yaparak ve ürünlerin fiyat değişim grafiklerini inceleyerek Black Friday indirimleri dönemini avantajlı şekilde tamamlayabilirsiniz.

Elektronik, giyim, kozmetik, spor… her kategoride ihtiyacımız olabilir mi?

Sonbahar aylarında kuruyan yaprakların arasında yürümekten sonra belki de en heyecanla beklenen etkinlik alışveriş yapmak. Hem indirim ve kampanyalar hem de bir ürünü ucuza almanın vermiş olduğu heyecanı bastırmak elbetteki kolay değil. Ancak indirim dönemleri bir illüzyon mu yoksa gerçekten bizlerin indirimli ürün alabilmesi için planlanmış bir fırsat mı?

Elbetteki alışverişçiler kadar markalar için de önemli bir dönem Black Friday. Yıl içerisindeki kazançların birçoğunun söz konusu dönemlerde elde edildiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. O nedenle markalar satışlarını artırmak adına indirimler yaparken, elbetteki kendi bütçelerini de düşünerek hareket etmek durumundalar. Buradan yola çıkarak kampanya dönemleri bizler için bir avantaj iken bütçemizi aşan bir soruna da dönüşebilir. Bu nedenle bilinçli bir alışverişçi olmakta fayda var.

Peki bu süreci doğru kararlar ile tamamlayabilmek adına neler yapabiliriz? İlk sıraya liste hazırlamayı yazabiliriz. Sadece 11.11 indirimleri için değil, günlük rutinimiz içerisinde market alışverişi dahi yaparken bir liste ile yola çıkmak her zaman sağlıklı bir alışveriş süreci sağlayacaktır. Tüketim toplumları ve değişen dünya parametreleri nedeniyle her şeyin ihtiyacımız gibi geldiğini hissedebiliyoruz ve özellikle indirim dönemleri bu duygularımızı çok daha derinden tetikleyebiliyor.

Bu nedenle üzerine düşünülmüş bir alışveriş listesi ile hareket etmek hem israfı önleyecektir hem de bütçemizi koruyacaktır. Söz konusu bilinçli alışverişin tek nedeni elbette bütçemizi korumak değil. Böylesine büyük bir tüketim alışkanlığından kaçınmamızın tek nedenini bütçemizi korumak olarak gördüğümüz taktirde içinde yaşadığımız Dünyada yalnız olduğumuzu zannedebiliriz.

Ama unutmamalıyız ki Dünya üzerinde milyarlarca insan bir arada yaşıyoruz ve sadece ürettiklerimizi değil doğanın bize sunduklarını da son sürat tüketmeye devam ediyoruz. İhtiyacımız dışında aldığımız her bir ürün bütçemizden götürdüğü kadar geleceğimizden ve doğamızdan da bir şeyler koparmaktadır. Hele ki yenilenebilir ve doğada çözünebilir ürünler tüketme konusunda pek de dikkatli bireyler değilsek, Dünyaya olan borcumuzu artırıyoruz denilebilir.

Elbette alışveriş dönemleri hepimiz için birer fırsat ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu günlerde söz konusu indirimleri kaçırmak istemiyoruz. Hepimizin zaruri ihtiyaçları veya istekleri olabiliyor. Bunları karşılamak adına Black Friday indirimleri de önemli bir fırsat. O nedenle sunulan fırsatları değerlendirmek hepimizin hakkı. Ama bütçemizi koruyarak alışveriş yaptığımızı zannederken diğer taraftan cebimizden ve Dünyamızdan da fazlasını götürmemeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Güvenilir adreslerden şaşmayın!

İndirim dönemlerinin karşımıza çıkardığı fırsatlar kadar yaratabileceği sorunlar da olabiliyor. Özellikle güvenli bir alışveriş süreci yaşamak adına dikkatli olmakta fayda var. Online alışverişte kredi kartı bilgilerimizi paylaştığımızı düşünürsek güvenilir adresleri tercih etmek aslında bir zorunluluk denebilir. Bu noktada SSL sertifikalı bir site üzerinden alışveriş yapmak kredi kartı bilgileri noktasında güvenli bir alışverişin kapılarını açmaktadır.

Bununla birlikte güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak her zaman ilk koşul olarak hatırlanmalı. Geçmiş alışveriş alışkanlıklarımızda da güvendiğimiz esnaf ve markaları tercih ettiğimizi hatırlarsak, internet üzerinden yapılan alışverişlerde de güvenilir satıcılardan alışveriş yapmak mantıklı bir tercih olacaktır. Aksi takdirde orijinal olmayan veya kalitesiz bir ürünle karşılaşma ihtimaliniz artabilir.

Bu noktada bizlere en yol gösterici seçeneklerden biri güvenilir pazar yerlerini tercih etmek ve o pazar yerinde satış yapan marka veya satıcının değerlendirmelerini okumak. Unutulmamalı ki birincil kullanıcı deneyimlerinin yer aldığı yorumlar son yıllarda fazlaca kullanılmaya başlandı ve bir ürün satın alırken hem o ürünle ilgili hem de satıcı ile ilgili ayrıntılara yer verilmekte. Söz konusu değerlendirmeleri okuyarak hem alacağınız ürünle ilgili hem de alışveriş yapacağınız mağaza ile ilgili ayrıntılara ulaşarak güvenli bir alışveriş deneyimi yaşayabilirsiniz.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER