Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

PG19’da başkanlarla 5’er dakika

Editör
Abone Ol:

Perakende Günleri 2019’da sektörün önemli STK başkanlarının 5’er dakikalık konuşmaları dikkat çekti.

“2020’ye umutla bakıyoruz”

Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF) Başkanı Alp Önder Özpamukçu: “Perakendenin genel olarak ekonomiyi desteklediğini görüyoruz. 3. çeyrek sonuçları itibariyle sektörde yüzde 5 civarında reel büyüme oldu. 4. çeyrek sonrası da 0,5’lik bir büyüme bekleniyor. Büyümenin içindeki en önemli unsurlardan biri de çalışan sayısı artışı oldu. Gıda sektöründe de yüzde 5’lik bir büyüme görülürken, reel istihdam büyümesinde yüzde 4’lük bir oranla gıda sektörünün öneminin büyük olduğu ortaya çıkıyor. Alışverişlerin verimliliğine bakarsak; temel gıdaya yönelimin söz konusu olduğunu görüyoruz. 2019 genel olarak çok keyifli bir yıl değil. Derinlikte azalma oldu. Fakat, 4. çeyrekte iyi gelişmeler bekliyoruz. Ekim itibariyle rakamlar keyifli gelmeye başladı. 2020’ye bakarken bu bize umut veriyor. Modern perakende paylarına baktığımızda ise 2018 itibariyle 1.2 trilyonluk ticaret hacminin 350 milyarını modern perakendenin oluşturduğunu görüyoruz. Kapanış itibariyle bunun artması bekleniyor. Gıda sektöründe bunu daha net görüyoruz. Gıda sektörünün modern perakende payı yüzde 29 oldu. Fakat dünyadaki gelişmiş ülkelerde modern perakende payı yüzde 90’lar 80’ler mertebesinde. Modern perakendenin toplam payı yüzde 33’lerde. Bu konuda gelişim sağlamamız gerekiyor; kayıt dışı istihdam azaltılmalı, geliştirilmeli ve çeşitlendirilmeli, vergi gelirleri artırılmalı ve bu alanlarda modern perakendenin payı artırılmalı.”

“2020 yılının Gastronomi yılı olması umutlandırıyor”

Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer: “Biz perakendenin aslında stoklu ürünü olmayan tarafıyız. İşi yaşam merkezine çeviren, insanların bölgede daha fazla vakit geçirilmesini sağlayan taraftayız. TURYİD olarak biz bugünkü sektör büyüklüğü olan 100 milyar TL’nin 25 milyarlık kısmını oluşturuyoruz. Günümüzde 100 bin yeme içme ile ilgili nokta var. TURYİD’de de 1.500 civarında üyemiz var. Bu sene aşağı yukarı sektörümüz %15-16 civarında büyüdü. Ama enflasyondan dolayı reel büyüme yüzde 3-4 puan dolaylarında. Bu büyümeler ciro büyümelerinden geliyor. Kârlılığı artıran bir büyümeden bahsedemeyiz. Turizm anlamında önümüzdeki yıl iyimser bir beklenti içerisindeyiz. Gastronomiye yeterli ilgilinin olacağını düşünüyoruz. 2020 yılının Gastronomi yılı olması planı bizleri umutlandırıyor.”

“Organize perakende olması gereken yerde değil”

Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD) Yönetim Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım ise şu şekilde konuştu: “Kategori Mağazacılığı Derneği, gıda ve hazır giyim dışındaki bütün kategorileri bir araya topluyor. 100 milyar TL gibi bir ciro yapan, 16 bin istihdam sağlayan bir derneğiz. İşlerde ana sürükleyicinin ev durumları, yani evlenmeler ve boşanmalar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde ertelenen talepler bize gelecek, artan evlenmeler ve geciken boşanmalarla sektör eski hareketini kazanacak diye umuyoruz. Ağustos ayından beri olumlu rüzgâr esmeye başladı. Ekim ayı da güzel geçti. Kasım ayı ile şahane Cuma şahane aya dönüştü, bütün ayı etkiledi. Ama orada promosyona yönelik hareketlerin çok olması beklentileri istenilen yerlerde tutamadı. Türkler olarak Şahane Cuma’da şunu becerdik. Online – offline tüm kanalların entegrasyonu iyi yönetildi. Üyelerimize baktığımda, Şahane Cuma etrafında çok güzel hazırlık yaptıklarını söyleyebilirim. Online dışı mağazalarda da aktivite gerçekleştirdiler. İyi bir trafik oldu. Dernek olarak bakarsak; kayıtlı işlemleri ve organize perakendenin payını artırmaya çalışıyoruz. Vergi gelirlerini de artıracak bir şey, istihdam da gelişecek. Kayıt dahilinde organize perakende olması gereken yerde değil ama her geçen yıl artıyor.”

34 bin market sayısı çok yüksek

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün: “En büyük gündem maddemiz perakende yasası ve hal yasası. En son güncel verilere göre perakende sektöründe, 34 bin satış noktası var. Yasamızın güncellenmesi ve böylece market açılışlarının belli bir düzene konulması gerekiyor. Bu sayı şu an çok yüksek. Gıda sektöründe çok hızlı tüketilen birçok üründe maalesef KDV eşitlemesi yok. KDV eşitlemesi yapılırsa tüketici kazanacak ve daha fazla alışveriş yapacak. Bir üçüncü talebimiz ise özel markalı ürünlerle ilgili. Bu gibi ürünlere sınırlar getirilerek yerli ve milli markalarımızın yaşamasını istiyoruz. Türkiye’den yerli bir marka çıkarmak istiyoruz. Bu sınırlanmanın da %25 oranında olmasını yasada talep ediyoruz. Paydaşlarımıza ortak hareket etmemiz gerektiğini söylemek istiyorum.”

Yabancı markaların en büyük sorunu döviz-TL oynaklığı

Tescilli Markalar Derneği (TMD) Başkanı İzzet Samati: “Yabancı hazır giyim ve temsilcilerinin kurduğu, 30 düzenli üyesi olan bir derneğiz. 700’den fazla lokasyonda 250 bin metrekarede, metrekare başına 3 bin dolarlık toplam 750 milyon dolarlık hacmimiz var ve 9 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. 2018’den 2019’a %30 büyüdük; ama enflasyonu çıkarınca reel büyümemiz %5 oranında gerçekleşti. 2020’de ekonomistlere göre dünya resesyona girecek ama bizim hedefimiz yüksek, %30’lara varacağımızı düşünüyoruz. Hem karlılık hem de büyüme çift hanelerde olacak. 30 markamızın Türkiye’de yapmış olduğu imalat değeri 250 milyon dolar civarında. Yabancı markaların en büyük sıkıntısı dövizdeki oynamalar. Bu bizim satışlarımıza da engel teşkil ediyor. Gümrüklerde de yüksek vergi sorunu yaşıyoruz. Bazı ürünlerde vergi oranları %50’ye dek çıkıyor; bu da maliyetlerimizi etkileyerek rekabet gücümüzü düşürüyor. Taklit ürünler konusu ciddi bir kaos. Bu konunun önüne geçilemedi. İnsan haricinde, her şeyin taklidinin imal edildiği bir duruma gelindi. Taklit imalattaki büyüklük, 3 milyar dolara ulaşmış seviyede. Taklitle mücadele için yasalar çıkmalı. Yabancılar, gümrükte ürünün taklit olup olmadığını tespit ediyor ve taklit ürüne el koyabiliyor. Bizde ise durum biraz daha farklı. Sinan Başkan’a önerim: Taklitle mücadelede beraber çalışalım” dedi.

“200 milyar TL’lık FMCG pazarı ekonomik büyümenin 2 katı büyüyor”

Gıda Perakendecileri (GPD) Başkanı Galip Aykaç: “Ülkemizin önde gelen perakende kuruluşlarından oluşan 50’den fazla üyemiz bulunuyor. 81 ilde 40 bin satış noktamız, 425 bin direkt istihdam katkımız bulunuyor. Sene sonu 170 milyar TL ciroyu görmeyi umuyoruz. Türkiye’deki 23 milyon hanenin 21 milyonuna ulaşıyoruz. FMCG pazarı dünyada 10.2 trilyon dolar olarak ölçülürken; en büyük pay Asya Pasifik’te. Türkiye’de ölçülen sayı ise 200 milyar dolar civarında. FMCG pazarının 2019’da %17 büyüme göstereceğini düşünüyoruz. Sektörümüz, ülkenin ekonomik büyümesinin minimum 2 katı büyüyor. 2020 yılından ümitliyiz; çift haneli sayılarda büyümeyi umuyoruz” dedi.

BMD’nin gündemi e-ticaret

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel: “İşletme giderleri konusunda AYD yönetimiyle çok önemli yol kat ettik ve bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Gündemin en önemli maddesi e-ticaret. Bu seneki ‘Efsane Cuma’ gününde yapılan ticaretin rakamları; 3.4 milyar TL’den, 4.7 Milyar TL’ye çıkmış. Genel olarak bir memnuniyetsizlik olduğunu görüyoruz. 11.11 de başlayan bir indirim dalgası, sonra efsane cumadan 1 hafta önce başlayan başka bir e-ticaret dalgası… Bir hafta öncesinden başlayan duyurular müşteriyi bekletiyor. Bu beklemede perakendenin akışında olumsuz etki bırakıyor. Altını çizmek istediğimiz başlık bu. Bunun haricinde bu büyüme hızıyla, e-ticarette, önümüzdeki 3 yıl içinde çok önemli değişiklikler yaşayacağımızı düşünüyorum. Geleneksel alışverişin büyümesi çok küçük. Yeme içme sektör büyümesi geçen sene yüzde 35 olarak kaydedildi. Bu sene bu oran azalacak gibi görünebilir ama geleneksel satış, e-ticaret ile birleşerek burada daha büyük bir gelir sağlamaya başladı. Kampanyaların getirdiği karsızlık, bunun firmalarda yarattığı zayıflamalar. Doğru fiyat ve ticaret modeli ile bunların aşılacağını düşünüyorum.”

“Gurme ekonomisini 40 milyar dolara çıkarabiliriz”

Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği Başkanı Ramazan Bingöl: “İşçi ve iş veren ilişkilerinde artık ciddi sorunlar yaşamaya başladık. Türkiye’nin gelecekteki en önemli işlerinden biri ekonominin düzelmesi için bizim sektördür. Ben lokantacıyım. Ortalama bir restoranda bin küsür çeşit mal ve hizmet alıyoruz. 20 milyar dolar civarında bir işlem hacmi olan bir sektörden bahsediyorum. Erzincan’dan peynir, Urfa’dan salça, İzmir’den kekik alıp ekonomiyi canlandırıyorum. Köyden şehre göçü önleyen bir sektörüz. TURES bünyesinde 200 bin çalışanımız var, 10 bine yakın noktada hizmet veriyoruz. Ama ne yazık ki hala turizm geliri olarak, deniz ve kumdan ibaret otelci arkadaşlarımız anılıyor. Aslında, ekonomiyi canlandıran dinamo biziz. Birçok mecrada sadece otelciler söz sahibi ve ekonomiyi sadece otelciler sürdürüyor gibi bir algı var. Bu değişmeli. Belli başlı şeylerde söz sahibi olmak zor. Türk mutfağı, gastronomi ve yeme içme ile dünyanın birçok ülkesine göre üç adım öndeyiz. Gurme ekonomisini 40 milyar dolara çıkarabiliriz. Nitelikli turist nasıl Peru’ya yemek için gidiyorsa; turiste de nitelik-nicelik konuşmamız lazım. Gerçekten Türk mutfağı, eşi benzeri olmayan bir mutfak. Peki biz kişi başı bin dolar, iki bin dolar harcayan turiste mi yöneleceğiz yoksa günlük yüz dolar harcayana mı? Bu soruyu sormamız gerek. Ciddi bir sıkıntı var, algı değişmeli, restoran ve lokanta ve kafeler bu ülkedeki ekonominin esas can damarı ve biz kişi başı bin dolar 2 – 3 bin dolar yemeğe içmeye harcayan isimleri çekmemiz gerekiyor.”

“AVM’ler kiracılarına adil olmalı”

Konuşmacılar arasında yer alan Alışveriş Merkezlleri Derneği (AYD) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş Türkiye’de 434 AVM olduğuna dikkat çekerek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “AVM sayısının 2023’e kadar yatırımlarla 470 adete çıkmasını bekliyoruz. Sonrasında ise AVM yatırımlarının yavaşlayacağına yönelik bir düşünce var. Mevcut ekonomik durumlar ve e – ticaretin yayılması ile birlikte yatırım beklemiyoruz. AVM’lerin sürdürülebilirliği bizim en öncelikli konumuz. Çünkü fonksiyon değişikliği yapılmadığı sürece AVM’lerde büyük sorunlar ortaya çıkacaktır. AVM’lerin dönüşümü de önemli bir konu. AVM’lerin sosyal – kültürel, turizm ve ihracat merkezi olması için önemli adımlar atılması gerekiyor. Bir diğer konu da yasal düzenlemeler. Bu noktada önemli çalışmalar yürütüyoruz. Perakende yasası ve borçlar kanunu özelinde. Gayrimenkul Kiraları Hakkında 6570 sayılı kanun ile ilgili adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle ticari olan ve olmayan ayrımının net olarak yapılması gerektiğini savunuyoruz. Yanı sıra işletme giderleri konusunda da yoğun bir mesai harcıyoruz. Perakendecilerle birlikte iyi bir noktaya geldik. Buradaki genel prensibimiz şeffaf ve denetlenebilir olmak. AVM’ler bu konu üzerinden asla para kazanmamalı ve kiracılarına adil olmalı.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER