Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

PG19’da başkanlarla 5’er dakika

Editör
Abone Ol:

Perakende Günleri 2019’da sektörün önemli STK başkanlarının 5’er dakikalık konuşmaları dikkat çekti.

“2020’ye umutla bakıyoruz”

Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF) Başkanı Alp Önder Özpamukçu: “Perakendenin genel olarak ekonomiyi desteklediğini görüyoruz. 3. çeyrek sonuçları itibariyle sektörde yüzde 5 civarında reel büyüme oldu. 4. çeyrek sonrası da 0,5’lik bir büyüme bekleniyor. Büyümenin içindeki en önemli unsurlardan biri de çalışan sayısı artışı oldu. Gıda sektöründe de yüzde 5’lik bir büyüme görülürken, reel istihdam büyümesinde yüzde 4’lük bir oranla gıda sektörünün öneminin büyük olduğu ortaya çıkıyor. Alışverişlerin verimliliğine bakarsak; temel gıdaya yönelimin söz konusu olduğunu görüyoruz. 2019 genel olarak çok keyifli bir yıl değil. Derinlikte azalma oldu. Fakat, 4. çeyrekte iyi gelişmeler bekliyoruz. Ekim itibariyle rakamlar keyifli gelmeye başladı. 2020’ye bakarken bu bize umut veriyor. Modern perakende paylarına baktığımızda ise 2018 itibariyle 1.2 trilyonluk ticaret hacminin 350 milyarını modern perakendenin oluşturduğunu görüyoruz. Kapanış itibariyle bunun artması bekleniyor. Gıda sektöründe bunu daha net görüyoruz. Gıda sektörünün modern perakende payı yüzde 29 oldu. Fakat dünyadaki gelişmiş ülkelerde modern perakende payı yüzde 90’lar 80’ler mertebesinde. Modern perakendenin toplam payı yüzde 33’lerde. Bu konuda gelişim sağlamamız gerekiyor; kayıt dışı istihdam azaltılmalı, geliştirilmeli ve çeşitlendirilmeli, vergi gelirleri artırılmalı ve bu alanlarda modern perakendenin payı artırılmalı.”

“2020 yılının Gastronomi yılı olması umutlandırıyor”

Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer: “Biz perakendenin aslında stoklu ürünü olmayan tarafıyız. İşi yaşam merkezine çeviren, insanların bölgede daha fazla vakit geçirilmesini sağlayan taraftayız. TURYİD olarak biz bugünkü sektör büyüklüğü olan 100 milyar TL’nin 25 milyarlık kısmını oluşturuyoruz. Günümüzde 100 bin yeme içme ile ilgili nokta var. TURYİD’de de 1.500 civarında üyemiz var. Bu sene aşağı yukarı sektörümüz %15-16 civarında büyüdü. Ama enflasyondan dolayı reel büyüme yüzde 3-4 puan dolaylarında. Bu büyümeler ciro büyümelerinden geliyor. Kârlılığı artıran bir büyümeden bahsedemeyiz. Turizm anlamında önümüzdeki yıl iyimser bir beklenti içerisindeyiz. Gastronomiye yeterli ilgilinin olacağını düşünüyoruz. 2020 yılının Gastronomi yılı olması planı bizleri umutlandırıyor.”

“Organize perakende olması gereken yerde değil”

Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD) Yönetim Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım ise şu şekilde konuştu: “Kategori Mağazacılığı Derneği, gıda ve hazır giyim dışındaki bütün kategorileri bir araya topluyor. 100 milyar TL gibi bir ciro yapan, 16 bin istihdam sağlayan bir derneğiz. İşlerde ana sürükleyicinin ev durumları, yani evlenmeler ve boşanmalar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde ertelenen talepler bize gelecek, artan evlenmeler ve geciken boşanmalarla sektör eski hareketini kazanacak diye umuyoruz. Ağustos ayından beri olumlu rüzgâr esmeye başladı. Ekim ayı da güzel geçti. Kasım ayı ile şahane Cuma şahane aya dönüştü, bütün ayı etkiledi. Ama orada promosyona yönelik hareketlerin çok olması beklentileri istenilen yerlerde tutamadı. Türkler olarak Şahane Cuma’da şunu becerdik. Online – offline tüm kanalların entegrasyonu iyi yönetildi. Üyelerimize baktığımda, Şahane Cuma etrafında çok güzel hazırlık yaptıklarını söyleyebilirim. Online dışı mağazalarda da aktivite gerçekleştirdiler. İyi bir trafik oldu. Dernek olarak bakarsak; kayıtlı işlemleri ve organize perakendenin payını artırmaya çalışıyoruz. Vergi gelirlerini de artıracak bir şey, istihdam da gelişecek. Kayıt dahilinde organize perakende olması gereken yerde değil ama her geçen yıl artıyor.”

34 bin market sayısı çok yüksek

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün: “En büyük gündem maddemiz perakende yasası ve hal yasası. En son güncel verilere göre perakende sektöründe, 34 bin satış noktası var. Yasamızın güncellenmesi ve böylece market açılışlarının belli bir düzene konulması gerekiyor. Bu sayı şu an çok yüksek. Gıda sektöründe çok hızlı tüketilen birçok üründe maalesef KDV eşitlemesi yok. KDV eşitlemesi yapılırsa tüketici kazanacak ve daha fazla alışveriş yapacak. Bir üçüncü talebimiz ise özel markalı ürünlerle ilgili. Bu gibi ürünlere sınırlar getirilerek yerli ve milli markalarımızın yaşamasını istiyoruz. Türkiye’den yerli bir marka çıkarmak istiyoruz. Bu sınırlanmanın da %25 oranında olmasını yasada talep ediyoruz. Paydaşlarımıza ortak hareket etmemiz gerektiğini söylemek istiyorum.”

Yabancı markaların en büyük sorunu döviz-TL oynaklığı

Tescilli Markalar Derneği (TMD) Başkanı İzzet Samati: “Yabancı hazır giyim ve temsilcilerinin kurduğu, 30 düzenli üyesi olan bir derneğiz. 700’den fazla lokasyonda 250 bin metrekarede, metrekare başına 3 bin dolarlık toplam 750 milyon dolarlık hacmimiz var ve 9 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. 2018’den 2019’a %30 büyüdük; ama enflasyonu çıkarınca reel büyümemiz %5 oranında gerçekleşti. 2020’de ekonomistlere göre dünya resesyona girecek ama bizim hedefimiz yüksek, %30’lara varacağımızı düşünüyoruz. Hem karlılık hem de büyüme çift hanelerde olacak. 30 markamızın Türkiye’de yapmış olduğu imalat değeri 250 milyon dolar civarında. Yabancı markaların en büyük sıkıntısı dövizdeki oynamalar. Bu bizim satışlarımıza da engel teşkil ediyor. Gümrüklerde de yüksek vergi sorunu yaşıyoruz. Bazı ürünlerde vergi oranları %50’ye dek çıkıyor; bu da maliyetlerimizi etkileyerek rekabet gücümüzü düşürüyor. Taklit ürünler konusu ciddi bir kaos. Bu konunun önüne geçilemedi. İnsan haricinde, her şeyin taklidinin imal edildiği bir duruma gelindi. Taklit imalattaki büyüklük, 3 milyar dolara ulaşmış seviyede. Taklitle mücadele için yasalar çıkmalı. Yabancılar, gümrükte ürünün taklit olup olmadığını tespit ediyor ve taklit ürüne el koyabiliyor. Bizde ise durum biraz daha farklı. Sinan Başkan’a önerim: Taklitle mücadelede beraber çalışalım” dedi.

“200 milyar TL’lık FMCG pazarı ekonomik büyümenin 2 katı büyüyor”

Gıda Perakendecileri (GPD) Başkanı Galip Aykaç: “Ülkemizin önde gelen perakende kuruluşlarından oluşan 50’den fazla üyemiz bulunuyor. 81 ilde 40 bin satış noktamız, 425 bin direkt istihdam katkımız bulunuyor. Sene sonu 170 milyar TL ciroyu görmeyi umuyoruz. Türkiye’deki 23 milyon hanenin 21 milyonuna ulaşıyoruz. FMCG pazarı dünyada 10.2 trilyon dolar olarak ölçülürken; en büyük pay Asya Pasifik’te. Türkiye’de ölçülen sayı ise 200 milyar dolar civarında. FMCG pazarının 2019’da %17 büyüme göstereceğini düşünüyoruz. Sektörümüz, ülkenin ekonomik büyümesinin minimum 2 katı büyüyor. 2020 yılından ümitliyiz; çift haneli sayılarda büyümeyi umuyoruz” dedi.

BMD’nin gündemi e-ticaret

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel: “İşletme giderleri konusunda AYD yönetimiyle çok önemli yol kat ettik ve bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Gündemin en önemli maddesi e-ticaret. Bu seneki ‘Efsane Cuma’ gününde yapılan ticaretin rakamları; 3.4 milyar TL’den, 4.7 Milyar TL’ye çıkmış. Genel olarak bir memnuniyetsizlik olduğunu görüyoruz. 11.11 de başlayan bir indirim dalgası, sonra efsane cumadan 1 hafta önce başlayan başka bir e-ticaret dalgası… Bir hafta öncesinden başlayan duyurular müşteriyi bekletiyor. Bu beklemede perakendenin akışında olumsuz etki bırakıyor. Altını çizmek istediğimiz başlık bu. Bunun haricinde bu büyüme hızıyla, e-ticarette, önümüzdeki 3 yıl içinde çok önemli değişiklikler yaşayacağımızı düşünüyorum. Geleneksel alışverişin büyümesi çok küçük. Yeme içme sektör büyümesi geçen sene yüzde 35 olarak kaydedildi. Bu sene bu oran azalacak gibi görünebilir ama geleneksel satış, e-ticaret ile birleşerek burada daha büyük bir gelir sağlamaya başladı. Kampanyaların getirdiği karsızlık, bunun firmalarda yarattığı zayıflamalar. Doğru fiyat ve ticaret modeli ile bunların aşılacağını düşünüyorum.”

“Gurme ekonomisini 40 milyar dolara çıkarabiliriz”

Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği Başkanı Ramazan Bingöl: “İşçi ve iş veren ilişkilerinde artık ciddi sorunlar yaşamaya başladık. Türkiye’nin gelecekteki en önemli işlerinden biri ekonominin düzelmesi için bizim sektördür. Ben lokantacıyım. Ortalama bir restoranda bin küsür çeşit mal ve hizmet alıyoruz. 20 milyar dolar civarında bir işlem hacmi olan bir sektörden bahsediyorum. Erzincan’dan peynir, Urfa’dan salça, İzmir’den kekik alıp ekonomiyi canlandırıyorum. Köyden şehre göçü önleyen bir sektörüz. TURES bünyesinde 200 bin çalışanımız var, 10 bine yakın noktada hizmet veriyoruz. Ama ne yazık ki hala turizm geliri olarak, deniz ve kumdan ibaret otelci arkadaşlarımız anılıyor. Aslında, ekonomiyi canlandıran dinamo biziz. Birçok mecrada sadece otelciler söz sahibi ve ekonomiyi sadece otelciler sürdürüyor gibi bir algı var. Bu değişmeli. Belli başlı şeylerde söz sahibi olmak zor. Türk mutfağı, gastronomi ve yeme içme ile dünyanın birçok ülkesine göre üç adım öndeyiz. Gurme ekonomisini 40 milyar dolara çıkarabiliriz. Nitelikli turist nasıl Peru’ya yemek için gidiyorsa; turiste de nitelik-nicelik konuşmamız lazım. Gerçekten Türk mutfağı, eşi benzeri olmayan bir mutfak. Peki biz kişi başı bin dolar, iki bin dolar harcayan turiste mi yöneleceğiz yoksa günlük yüz dolar harcayana mı? Bu soruyu sormamız gerek. Ciddi bir sıkıntı var, algı değişmeli, restoran ve lokanta ve kafeler bu ülkedeki ekonominin esas can damarı ve biz kişi başı bin dolar 2 – 3 bin dolar yemeğe içmeye harcayan isimleri çekmemiz gerekiyor.”

“AVM’ler kiracılarına adil olmalı”

Konuşmacılar arasında yer alan Alışveriş Merkezlleri Derneği (AYD) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş Türkiye’de 434 AVM olduğuna dikkat çekerek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “AVM sayısının 2023’e kadar yatırımlarla 470 adete çıkmasını bekliyoruz. Sonrasında ise AVM yatırımlarının yavaşlayacağına yönelik bir düşünce var. Mevcut ekonomik durumlar ve e – ticaretin yayılması ile birlikte yatırım beklemiyoruz. AVM’lerin sürdürülebilirliği bizim en öncelikli konumuz. Çünkü fonksiyon değişikliği yapılmadığı sürece AVM’lerde büyük sorunlar ortaya çıkacaktır. AVM’lerin dönüşümü de önemli bir konu. AVM’lerin sosyal – kültürel, turizm ve ihracat merkezi olması için önemli adımlar atılması gerekiyor. Bir diğer konu da yasal düzenlemeler. Bu noktada önemli çalışmalar yürütüyoruz. Perakende yasası ve borçlar kanunu özelinde. Gayrimenkul Kiraları Hakkında 6570 sayılı kanun ile ilgili adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle ticari olan ve olmayan ayrımının net olarak yapılması gerektiğini savunuyoruz. Yanı sıra işletme giderleri konusunda da yoğun bir mesai harcıyoruz. Perakendecilerle birlikte iyi bir noktaya geldik. Buradaki genel prensibimiz şeffaf ve denetlenebilir olmak. AVM’ler bu konu üzerinden asla para kazanmamalı ve kiracılarına adil olmalı.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

Genel Haberler

Üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 252,9 ile maydanozda görüldü

Editör

Yazar:

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayı üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarını yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

Bayraktar, eylül ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 252,9 ile maydanozda görüldüğünü belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Maydanozdaki fiyat farkını yüzde 231,1 ile marul, yüzde 219,4 ile domates, yüzde 218,3 ile limon, yüzde 205 ile elma takip etti.

Maydanoz 3,5 kat, marul 3,3 kat, domates ve limon 3,2 kat, elma ise 3 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Üreticide 1 lira 36 kuruş olan maydanoz 4 lira 80 kuruşa, 3 lira 79 kuruş olan marul 12 lira 55 kuruşa, 5 lira 30 kuruş olan domates 16 lira 93 kuruşa, 6 lira 67 kuruş olan limon 21 lira 23 kuruşa, 4 lira 60 kuruş olan elma ise 14 lira 3 kuruşa markette satıldı.”

Market fiyatları

“Eylül ayında markette 37 ürünün 27’sinde fiyat artışı, 10’unda fiyat azalışı görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 92,6 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 73,6 ile domates, yüzde 39,6 ile salatalık, yüzde 32,4 ile patlıcan, yüzde 29 ile marul, yüzde 28,2 ile kabak takip etti.

Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,4 ile elma oldu. Elmadaki fiyat düşüşünü yüzde 9,6 ile patates, yüzde 8,7 ile mısırözü yağı, yüzde 6,7 ile kuru soğan, yüzde 6,5 ile yeşil mercimek izledi.”

Üretici fiyatları

“Eylül ayında üreticide fiyatı en fazla düşen ürün, yüzde 41,2 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 22,5 ile kuru soğan, yüzde 9,1 ile kuru kayısı, yüzde 8,1 ile maydanoz, yüzde 5,1 ile patates, yüzde 5 ile havuç izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 149,5 ile sivri biberde görüldü. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 130 ile elma, yüzde 125 ile pirinç, yüzde 79,3 ile kuru üzüm, yüzde 69 ile taze fasulye, yüzde 62 ile marul, yüzde 59,7 ile kabak, yüzde 54,5 ile domates, takip etti.

Eylül ayında üreticide 28 ürünün 22’sinde fiyat artışı olurken, 6 üründe ise fiyat düşüşü görüldü.”

Fiyat değişimlerinin sebepleri

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üretici ile marketteki fiyat değişimlerinin sebeplerini ise şöyle açıkladı:

“Arz fazlalığı patates ve kuru soğan fiyatlarını düşürdü.

Havuç fiyatındaki düşüşe talepteki azalma sebep oldu.

Kuru kayısı arzındaki artış fiyat düşüşüne neden oldu.

Sivri biber, domates, salatalık, patlıcan, kabak, marul ve taze fasulyede arzdaki azalma ürünlerin fiyatlarını yükseltti.

Elma ve pirinçteki yüksek fiyat, ürünün yeni sezona ait olması ve maliyetlerinin artmasından kaynaklandı.

Yeni sezonun başlaması ve TMO’nun açıkladığı alım fiyatı piyasada kuru üzüm fiyatlarını yükseltti.”

Üreticilerimizin maliyetlerini düşürmeden tüketicilerin de ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun temmuz ayı için yayımladığı Girdi Fiyat Endeksi’nde yer alan mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve yem fiyat endekslerinin önemli ölçüde artış gösterdiğini ifade eden Bayraktar, bu artışların, eylül ayında yüzde 158’i bulan üretici fiyat artışlarının sebebine işaret ettiğini belirterek açıklamasına devam etti:

TÜİK verilerinde yer alan gübre endeksindeki artış yüzde 240’ı, mazot endeksindeki artış yüzde 255’i buluyor.

Girdi fiyatlarının yüksekliği tüketicilere de yansıyor. Artan üretim maliyetleri fiyatları şişiriyor, bu da enflasyon olarak geri dönüyor. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürmeden tüketicilerin de ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir.

Avrupa’da ciddi bir gıda krizi baş gösteriyor. Onlar da bizim kapımızı çalmaya başladı. Gıda ürünlerinin ihracatını yasaklayarak sorunu çözemeyiz.

Maliye, tarım sektöründe üretimin sürdürülebilirliği için elini daha fazla cebine atmalı, sektörü daha fazla desteklemelidir.

Tarımsal üretici fiyatlarındaki artışların çok üzerinde seyretmeye devam eden tarımsal maliyetlerdeki artışlar, çiftçilerimizin gelirlerinin düşmesine sebep oluyor ve sürdürülebilir değildir. Bunu tersine çevirmek zorundayız.

Kaldı ki, üreticilerimiz de maliyet artışlarını fiyatlara yeterince yansıtamıyor. Tüketiciye ucuz gıda ulaştırmanın, enflasyonu azaltmanın yolu üreticilerimizin desteklenmesinden geçiyor. Üreticilerimizi destekleyerek, morallerini yüksek tutalım. Üretimden kopmalarına izin vermeyelim.”

Eylül ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişim

“Eylül ayında, ağustos ayına göre gübre fiyatları kalsiyum amonyum nitrat gübresinde yüzde 12,3, 20.20.0 kompoze gübresinde yüzde 7,6, amonyum sülfat gübresinde yüzde 7,1, üre gübresinde yüzde 5,4 ve DAP gübresinde ise yüzde 0,1 artış gösterdi.

Geçen yılın eylül ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 208, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 207, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 176, DAP gübresi yüzde 175, amonyum sülfat gübresi yüzde 161 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 14 azalırken, son bir yıla göre ise yüzde 216 oranında arttı.

Besi yemi eylül ayında ağustos ayına göre yüzde 1,4, süt yemi yüzde 0,7 oranında azaldı. Son bir yılda besi yemi yüzde 113, süt yemi ise yüzde 116 oranında arttı.

Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 140 oranında arttı. Zirai ilaç fiyatları ise yıllık bazda yüzde 80 artış gösterdi.

Üreticilerimiz yakında kışlık ekimlere başlayacak. Temel ürünlerimiz olan buğday, arpa ve kırmızı mercimek gibi ürünlerin üretiminde önemli ölçüde mazot ve gübre kullanılıyor. Üreticilerimizin bu girdi fiyatlarına dayanması mümkün değildir. Bu artışlar üretimin sürdürülebilirliğini ciddi manada tehdit ediyor. Mazot ve gübre desteklerinin ekim zamanı ayni ödenmesi doğru bir yaklaşımdır. Diğer yandan, mazot için fiyatın yarısı destek olarak verilse de, özellikle gübre için verilen destek yeterli değildir. Bu nedenle gübre desteklerinin gözden geçirilerek, önemli ölçüde artırılması gerekiyor.

Üreticilerimizin geleceği görmelerini, üretimde kalmalarını sağlamak için girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, girdi destekleri artırılmalı, ekimden önce destekler açıklanmalı ve en kısa sürede üreticilerimize verilmelidir.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Prof. Dr. Emre Alkin: Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir

Editör

Yazar:

Enflasyonun el freni konumunda olan özel markalı ürünler sektörünün gelişimi ve sorunlarının çözümü için çalışmalarını sürdüren PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği’nin ikincisini düzenlediği PLAT Talks etkinliğinde dernek üyeleri ve sektörün çok sayıda önde gelen ismi buluştu.

İstanbul-Kurtköy’de bulunan Crowne Plaza’da düzenlenen etkinliğin ilk bölümünde sektör temsilcilerine seslenen Prof. Dr. Emre Alkin, küresel piyasalardaki son durumu, beklentileri ve önümüzdeki dönem için merak edilen konuları yanıtladı.

“İşinizle alakalı harcamalarınızı önceliklendirmeniz gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Alkin, “Gereksiz harcamalardan kaçınmanın ve nitelikli personelin önemini pandemi döneminde bir kez daha gördük. İş insanlarımız 4 tane üretim fonksiyonlarından bir tanesidir.  Bu 4 üretim fonksiyonu ise emek, sermaye, toprak ve müteşebbistir. Toprak vatanımız, emek vatandaşımız, sermaye ise hepimizindir. Şirketleriniz sizlerin değil memleketimizindir. Dolayısıyla bu noktaları göz önüne alarak hareket etmemiz gerekiyor” dedi.

Savaşlar, pandemiler ya da beklenmeyen durumların küresel olarak her zaman yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Alkin, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Çözüme odaklanmamız gerekiyor. Çalışanlarınız ile birlikte sorunları paylaşın, çözüm yolunu birlikte arayın. Direnci artırın. Çünkü bir başka vaka olduğunda şirketi ayakta tutacak prensiplerin çoktan hazırlanmış olması gerekiyor. İşe dönüşü planlayacağız. ‘Aynı performansı tekrar nasıl yakalarız?’ sorusunu harekete geçirerek iş verimliliğinde performansı artırmaya çabalayacağız. Yeni normali öngöreceğiz.

Yeni normal eski normalden farklı. Yeterince büyükseniz piyasaya şekil veririsiniz ama küçükseniz piyasaya göre şekil almak zorundasınız. Eğer küçükseniz dinamik olacaksınız, eğer büyükseniz ahlaklı olacaksınız.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresi’ndeki açıklamasına da yer veren Prof. Dr. Alkin, “Atatürk demiş ki: ‘Bakınız efendiler. Şahsi menfaatler ekseriyetle toplum menfaatlerinin önüne getirilir. Doğrudur. Ama şahsi menfaatler rekabet içerisinde kalmalıdır. Ancak toplumun bütün sorunlarını, piyasanın bütün sorunlarını şahsi menfaatlerden kurulmuş rekabet ortamını çözeceğini düşünüyorsanız bu gaflettir. Bundan dolayı devletin düzenleyici otorite olarak ortaya çıkması doğaldır. Ancak bu vazifeyi yaparken piyasa kurallarına saygı duyulması gerekir. Nihayetinde hiçbir devlet ferdinin önüne geçemez.’ Sene 1923. Daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Lozan görüşmeleri askıda Atatürk bunları söylemiş. Dolayısıyla anlıyoruz ki Cumhuriyet’in temelleri sağlamdır.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Devamını Oku

Genel Haberler

Palandöken, “Esnafa yeni yapılandırma şart”

Editör

Yazar:

Pandemi sonrası daha belini doğrultamayan esnaf ve sanatkarların en büyük isteğinin yeni bir yapılandırma olduğunu dile getiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Pandemi nedeniyle iki yılı aşkın süredir iş yapamayan esnafımız daha belini doğrultamadı. Üstüne bir de hem dünyada hem de ülkemizde baş gösteren ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnafın girdi maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. 2 milyonu aşkın esnafımızın birikmiş borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma şart. Yapılandırmayla birlikte esnafa sicil düzenlenmesi de sağlanarak sıfır faizli ve uzun vadeli nefes kredisi verilmeli. Bu sayede esnafımız yeniden ayağa kalkar, devletimiz de alacaklarını tahsil etmiş olur. Çünkü son 10 yılda yapılan yapılandırmalardan devletimiz 180 milyar liraya yakın tahsilat yapmış” dedi.

“Birikmiş kredi, SGK ve vergi borçları sıfır faiz ile ötelenmeli”

Esnafın birikmiş kredi, SGK ve vergi borcunu ödeyebilmesi için faizsiz ve uzun vadeli yeni bir yapılandırma gerektiğini belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “İki yılı aşkın süredir devam eden pandemide başta yiyecek içecek sektörü olmak üzere tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımızın ticari faaliyetleri sekteye uğradı. Verilen devlet desteklerinin akabinde vatandaşların aşılanması ve virüsün eski gücünü kaybetmesiyle birlikte kısıtlamalar kaldırıldığında tam esnafımız rahat nefes alacak derken tüm dünyada baş gösteren enerji krizi ne yazık ki ülkemize de yansıyarak başta akaryakıt olmak üzere, iş yeri kiraları, elektrik, doğalgaz gibi girdi maliyetlerini artırdı. Esnafımızın çoğu biriken borçlarını ödeyemediği gibi yeni borç altına girdi. Bunun için esnaf ve sanatkarlarımızın kredi, SGK ve vergi borcu gibi biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli ve uzun vadeli yeni bir yapılandırmaya gidilmeli. Mevcut faizler silinmeli” diye konuştu.

“Özel bankalar da esnafa kredi vermeli”

Öte yandan yapılandırmayla birlikte esnaf için sicil düzenlemesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Palandöken, “Esnafımız pandemiyle birlikte biriken borçlarını ödemek için krediye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Uzun zamandır sıkıntı çeken esnafımızın yükünü hafifletmek için sıfır faizli ve uzun vadeli can suyu kredisi verilmeli. Bunun için de öncelikle esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. İlk olarak esnafa sicil düzenlenmesi sağlanmalı. Ayrıca sadece devlet ve kamu bankaları değil özel bankalar da ekonominin bel kemiği olan esnaf ve sanatkarlar için düşük faizli kredi imkanı sunmalı. Krediler ile yeni iş yeri açacak olan genç girişimcilerin de önü mutlaka açılmalı” şeklinde konuştu.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER