Genel Haberler
Sosyal medya imkânsız ilişkileri mümkün kılıyor
Ipsos’un Nescafe için gerçekleştirdiği üç büyük kentte yapılan ve en çok kullanıcısı olan Facebook sosyal paylaşım platformunu temel alan “Sosyal Medyada Arkadaşlık” araştırması, Facebook’un sosyalleşmenin takip, haber alma, eğlence, tanışma ve itibar yönetimi gibi boyutlarına çok iyi hizmet etmesi nedeniyle arkadaş sayılarının giderek çoğaldığını ortaya koydu.
Hiyerarşiyi ve sınırları ortadan kaldırarak iletişimde devrim yaratan sosyal medya platformları, modern hayatın vazgeçilmez araçları haline geldi. Sosyal medya, sağladığı iletişim imkânlarıyla daha fazla insanı birbirine bağlayarak olumlu bir etki yaratırken, “sosyal medya hesaplarımızda sayıları çeşitlenerek artan arkadaşlarla ne kadar yakın olduğumuz” konusu dünyada merak edilen konular arasında yer alıyor. Ipsos araştırma şirketi ‘nin gerçekleştirdiği “Sosyal Medyada Arkadaşlık” araştırması bu sorunun yanıtını arıyor. Facebook sosyal paylaşım platformunu temel alan “Sosyal Medyada Arkadaşlık” araştırması, 15-24 yaş aralığında bulunan kadın ve erkek toplam 200 kişiyle, 27 Kasım – 1 Aralık 2014 tarihleri arasında online görüşmeler yöntemiyle, İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirildi. Tüm dünyada ve Türkiye’de kitleleri buluşturan önemli bir sosyal paylaşım platformu olması nedeniyle araştırma ortamı olarak Facebook seçildi. Global dijital istatistiklere göre en çok tercih edilen sosyal paylaşım sitesi Facebook’un dünya çapında aylık aktif 1,35 milyar, Türkiye’de ise aylık aktif 36 milyon kullanıcısı bulunuyor.
Araştırma sonuçlarına göre, gençlerin ortalama 337 Facebook arkadaşı var; bu sayı 15-17 yaş aralığında 270, 18-24 yaş arasında ise 370’e ulaşıyor. Amerikalı ortalama bir Facebook kullanıcısının 338 Facebook arkadaşı bulunuyor; 15-24 yaş grubunda bu sayı 600 civarına kadar yükseliyor.
Araştırmanın ortaya çıkardığı bulguları yorumlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Kaan Varnalı, “İngiliz Antropolog Robin Dunbar’ın insan beyninin bilişsel kapasitesinin 100 ile 250 düzenli sosyal ilişkiyi kaldırabileceğini, ortalama bir insan için bu sayının 150 olduğu görüşüne atıfta bulunarak “Evrimsel psikoloji, antropoloji ve sosyal ağlar alanlarında daha sonra gerçekleştirilen birçok araştırma bu sayıyı doğrulamıştır. Dunbar’ın sayısı olarak bilinen bu limitin Facebook sayesinde genişleyip genişlemediği uzun süredir tartışılıyor” dedi. Varnalı, Ipsos’un araştırmasının bu konuda bazı içgörüler sağlarken, gençlerin arkadaş listelerinin biraz fazla kalabalık olduğunu ve bu listedeki herkes ile aslında bildiğimiz anlamda “arkadaşlık” yapılmıyor olabileceğine işaret ettiğini belirterek, bu arkadaşlıkların samimi paylaşımları ne kadar desteklediği konusunda biraz daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Kaan Varnalı, ortaya çıkan bulguların esasen Facebook’un değer vaadi ile uyumlu olduğunu belirterek, şu saptamayı yaptı: “Facebook normal şartlar altında düzenli bir ilişki sürdürülmesinin imkânsız olduğu tanışıklıkları ihtiyaç anında erişilebilir kılarken, bir taraftan da mecra olarak gençlerin sürekli ilgi odağı olması sebebiyle yakın ve güçlü ilişkiler arasındaki iletişimin de frekansını arttırıyor”.
Arkadaşlar çoğalıyor, yüz yüze iletişim aynı oranda artmıyor
Araştırmaya göre 15-17 yaş grubunda olanlar daha yakın görüştükleri (arkadaş, aile, yakın akraba) ile Facebook’ta da arkadaş. Yani liseli gençlik için sıcak temas daha önemli. Bu nedenle Facebook arkadaşları ile daha yakın ilişki içindeler. 18-24 yaş grubu ise yüz yüze görüşmediği arkadaşlarla listesini kabartıyor. 18-24 yaş grubunda sosyal çevrenin genişlemesi ile birlikte Facebook arkadaşlığı daha yüzeysel kalıyor. 15-17 yaş grubu gençlerin yüzde 54’ü 18-24 yaş grubu gençlerin ise yüzde 71’i Facebook arkadaşlarını “birebir tanıdığını” beyan ediyor. Facebook arkadaşlarıyla 1 defadan fazla iletişim kuranların oranı ise araştırmaya konu olan tüm yaş gruplarının yüzde 50’sini oluşturuyor. 15-17 yaş grubundaki gençlerin yüzde 43’ü Facebook üzerinden düzenli ilişki kurarken, 18-24 yaş arasında bu oran yüzde 33’e düşüyor. 15-17 yaş arası gençlerin yüzde 41’i Facebook arkadaşlarıyla dışarıda yüz yüze iletişim kurarken, 18-24 yaş arasında ise bu oran yüzde 33’e düşüyor. 15-17 yaş arası gençlerin yüzde 39’u Facebook’taki arkadaşlarının doğum günlerini yüz yüze kutlarken, 18-24 yaş grubunda bu oran yine yüzde 29’da kalıyor. Yaş gruplarından bağımsız olarak sadece Facebook üzerinden arkadaşlarının doğum gününü kutlayan gençlerin oranı ise yüzde 47.
Bulgular, yaş ilerledikçe Facebook’taki arkadaş sayısının çeşitlenip çoğaldığını, ancak yüz yüze iletişimin aynı oranda artmadığını ortaya koyuyor. Örneğin, tüm yaş gruplarında “Facebook’tan arkadaşlarımın ne yaptığını görüyor / takip ediyorum, eskisi kadar yüz yüze / telefonla görüşmüyoruz” ifadesine “kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 35, “biraz katılıyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 39. Toplamda gençlerin yüzde 74’ünün “Facebook’tan arkadaşlarımın ne yaptığını görüyorum, eskisi kadar yüz yüze görüşmüyoruz” fikrine az ya da çok katıldığı ortaya çıkıyor.
‘Arkadaşlık bildiğimiz gibi değil’
Doç. Dr. Kaan Varnalı’nın Ipsos’un araştırmayla ilgili diğer değerlendirmeleri ise şöyle: “Araştırmaya katılanların yüzde 67’si Facebook arkadaşlarının yarısından azının, yüzde 40’ı ise 5’te1’inden azının, yani çok küçük bir kısmının doğum gününü arayarak veya yüz yüze kutladığını belirtiyor. Öte yandan Facebook arkadaşlarının en az yüzde 47’sinin Facebook üzerinden doğum günleri kutlanıyor. Doğum günü, yılbaşı, bayramlar gibi özel günlerin sıcak bir iletişim ile kutlanması ilişki samimiyetinin önemli bir ölçütüdür. Bu rakamlar bize Facebook arkadaşlarının büyük bir kısmının doğum gününün hiç kutlanmadığını, bir kısmının da Facebook üzerinden kutlandığı için yüz yüze veya aranarak kutlanmadığını gösteriyor.
‘Like etmek duygusal paylaşım açısından yeterli bir iletişim türü değil’
“Araştırma sonuçlarına göre gençlerin sadece yüzde 31 ‘i Facebook arkadaşlarının yarısından fazlasıyla facebook üzerinden düzenli şekilde iletişim kuruyor. Dünya’da bugüne kadar yapılan araştırmalar Facebook kullanıcılarının en az yarısının her gün en az bir içeriği “like” ettiğini gösteriyor. Yüzde 30’u ise bunu her gün birden fazla defa yapıyor. Dolayısıyla basit bir “like” çoğu zaman iletişim kurmuş olmak şeklinde yorumlanabiliyor. Oysa “like” etmek gibi tek tuşla gerçekleştirilen eylemler üzerinden kurulan iletişim duygusal paylaşım ve özlem giderme açısından yeterli bir iletişim türü değil.”
‘Dijital nesil aradaki farkı algılamıyor’
Araştırma sonuçlarının gençlerin sosyal zamanlarının önemli bir kısmını Facebook’ta geçirdiğini gösterdiğini belirten Varnalı, “Araştırmaya katılanların yüzde 80’i günde birkaç defa Facebook’a girdiğini söylüyor. Yüzde 43’ü ailesi ve arkadaşları ile yüz yüze sohbet ederken bile aktif olarak Facebook’ta zaman geçiriyor. Ailem veya arkadaşlarımla yüz yüze sohbet ederken Facebook’la ilgilenmem diyenlerin oranı sadece yüzde 4. Dijital çağın içine doğan neslin Facebook iletişimi ile yüz yüze iletişim arasında giderek daha az fark algıladığı literatürdeki birçok araştırma tarafından ortaya konulmuş bir gerçek.”
Doç. Dr. Varnalı sosyalleşmenin insanı çok yönlü besleyen bir aktivite olduğunu belirterek, “Facebook arkadaşlığı, sosyalleşmenin takip, haber alma, eğlence, tanışma ve itibar yönetimi gibi boyutlarına çok iyi hizmet ediyor; ancak bu arkadaşlıkların samimi ve duygu yüklü paylaşımları ne kadar desteklediği konusunda biraz daha fazla araştırma yapılması gerekiyor” saptamasını yaptı.
Gençler günde 2 saat Facebook’ta
Araştırma diğer bulgularına göre ise mobil gençlik günde ortalama 2 saatini Facebook’ta geçiriyor. Gençler Facebook’ta vakit geçirirken o sırada fiziken başka sosyal ortamlarda olmayı engel olarak görmüyor. “Ailem veya arkadaşlarımla sohbet ederken aynı zamanda Facebook’ta da zaman geçiriyorum” ifadesine “her zaman” diyerek katılanların oranı yüzde 14, “çoğunlukla” diyenlerin oranı yüzde 28, “ara sıra” diyenlerin oranı yüzde 36, “nadiren” diyenlerin oranı yüzde 18, “hiçbir zaman” diyenlerin oranı ise yüzde 4.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
