Sosyal Medya Hesaplarımız

Kapak Konusu

Rekabete dayanamayan yabancı markalar Türkiye’den çıkıyor

Editör
Abone Ol:

Türkiye, 80 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın önemli pazarlarından biri. Bu kadar büyük bir pazar olmasına rağmen rekabet had safhada. Bazı yerli oyuncularımız çok güçlü. Pazardaki yabancı rakiplerine göz açtırmıyorlar.
1990’lı yıllarda hızla gelişmeye başlayan organize perakende sektörüne birçok uluslararası marka yatırım yaptı. Bu markaların bazıları büyük umutlarla geldikleri ülkemizden hüsranla ayrıldılar.

Gıda, moda, yapı ve elektronik market sektöründe faaliyet gösteren yabancı zincirlerin ülkemizden çıkış nedenleri farklılıklar gösteriyor. Gıda ve yapı market oyuncularının ülke şartlarına ayak uyduramamaları; elektronik markette faaliyet gösterenlerin ise (sektörün büyümesine rağmen) aynı faktörlerle birlikte yasal düzenlemelerden olumsuz etkilenmeleri; moda perakendecilerin ise güçlü yerli oyuncularla rekabet edememeleri, yasal düzenlemeler ve vergiler ana nedenler olarak sayılabilir.
Ülkemizden birçok uluslararası gıda perakende markası çıkmasına rağmen Türkiye’nin discount sektörünün en büyük oyuncusu olan BİM’de yabancı sermaye yatırımları bulunuyor. Alman Metro Toptancı Market ise çalışmalarına başarıyla devam ederken büyümesini de sürdürüyor. CarrefourSA’da ise Fransızlar, ortağı Sabancı Holding ile yatırımlar yapmaya ve Türkiye’ye güvenmeye devam ediyorlar.
Mediamarkt haricindeki elektronik perakende sektörünün güçlü oyuncuları ise Türkiye pazarından havlu atarken beyaz eşya üreticleri ise ülkemize özgü bayilik sisteminden pay almak için çaba sarfediyorlar.
Moda perakendeciliğinde ise zaten birçok uluslararası marka pazarda faaliyet gösteriyor. Lacoste, Nike, Adidas, Zara, H&M, Mango, Tommy Hilfiger gibi oyuncular önemli satış rakamlarına ulaşıyorlar.
AYD üyesi yabancı AVM yatırımcıları ise sektörde ülkenin her yerinde yatırım yapmaya devam ediyorlar.
Alışveriş merkezlerinde kiraların dolar ve euro üzerinden alındığını ancak ciroların bir türlü artmadığını ifade eden yabancı şirketler, kârlılık konusunda sorun yaşandığı için Türkiye pazarından çekilme kararı aldıklarını da dile getiriyorlar.

Deloitte Türkiye: Yabancıların sektöre olan ilgisi de azaldı
Sektör ayrımı gözetmeksizin genel olarak son iki yıldaki birleşme ve satın alma aktivitesi değerlendirilirse, yatırım ortamını etkileyen iç ve dış politik olaylar nedeniyle satın alma işlemlerinin momentum kaybettiğini söyleyen Deloitte Türkiye Finansal Danışmanlık Lideri Başak Vardar, “2016 yılında yaklaşık 7,7 milyar dolarlık 248 birleşme ve satın ama işlemi gerçekleşti. Bu yılın ilk yarısında ise toplam yaklaşık 6,5 milyar dolarlık 122 işlem gerçekleştiğini görüyoruz. Yılın genelinde geçen yıl ile benzer bir sayının yakalanacağını, toplam işlem hacminin ise geçen yılın üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Her ne kadar son iki yılda yabancı yatırımcıların işlem sayılarında bir gerileme olduysa da, toplam işlem hacminin çoğunluğunu hala yabancı yatırımcılar oluşturuyor. Yabancıların taraf olduğu birçok güncel proje üzerinde çalışıyoruz, yabancı yatırımcıların fırsatları yakinen takip ettiklerini görüyoruz” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Perakende sektörü özelinde bir değerlendirme yapmam gerekirse, bu sektör 2009 global kriz sonrasındaki dönemin en gözde sektörü idi. Son 10 yılda bu sektörde 100’ün üzerinde işlem gerçekleşti. Bunun yarısı ise 2010-2013 yılları arasındaki dönemde oldu. Yatırımcıların perakendeye yatırım yapmak ve bir perakende şirketi satın almak için birbirleriyle yarıştığı yıllardı. Son 2-3 yılda ise perakende sektöründeki işlemlerin sınırlı olduğunu söyleyebilirim. Yabancıların sektöre olan ilgisi de azaldı. 2017 yılının ilk yarısında sektörde 5 işlem gerçekleşti; bunlardan 1’i Japon, diğeri ise Katarlı. Bu ilginin sınırlı olmasında, mevcut yatırımlarda beklenen büyüme ve karlılık performansının yakalanamamasının etkisi büyük. Bunun iki ana nedeni olduğunu düşünüyorum; birincisi gerçekten Türkiye perakende sektörü beklendiği gibi ortalama ekonominin üzerinde bir hızda büyüyemedi; iç ve dış politik olaylar ile büyük şehirlerdeki terör olayları iç tüketimin bir süre sınırlı kalmasına neden oldu. Kurlardaki artış, hem kiraları hem de ithal ürünlere dayalı perakendecilerin karlıklılarını etkiledi. İkinci neden ise sektördeki yüksek rekabet ve yabancıların karşısında çok güçlü, dünya standartlarında yerli rakiplerin olması.
Ancak şunu unutmamız lazım, Türkiye Avrupa’ya kıyasla daha hızlı büyüyen ve çok güçlü dinamikleri olan bir ülke. Ayrıca, özel sermaye fonlarının portföylerinde halen birçok perakende yatırımı var. Kısa ve orta vadede bu yatırımlardan çıkışlar olmak durumunda. Bu portföy şirketleri genelde belli bir ölçeğin üzerinde, kârlı, sağlıklı büyüyen ve iyi yönetilen şirketler. Bunlara mutlaka ilgi olacaktır ve sektöre yeni yatırımcılar gelecektir.”

“AB, Türkiye’nin en büyük ticaret partneri”
Türkiye’nin Avrupa ile Gümrük Birliği Anlaşmasında 20 yılını geride bıraktığını vurgulayan Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Kıdemli Müdürü Barış Demirel, “Gümrük Birliği’nin tesis edilmesi ile özellikle ticaret konusunda AB ve Türkiye arasındaki entegrasyonun hızlı bir şekilde artığını görüyoruz. Rakamlarla baktığımızda, geçtiğimiz 20 yılda AB ile ticaret hacmimizin %421 artışla 30 milyar dolardan 158 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Bugün AB, Türkiye’nin en büyük ticaret partneri, Türkiye ise AB’nin 6. en büyük ticaret partneri konumundadır. Kuşkusuz o dönemlerde, Gümrük Birliği’ne girmek ticaretin artırılmasından ziyade AB üyeliği için atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir. Gelinen noktada, Gümrük Birliği’nin özellikle yerli sanayinin daha verimli ve rekabetçi olarak yeniden yapılanmasında sancılı ama önemli katkılar sağladığını görmekteyiz. Ayrıca, özellikle Gümrük Birliği sonrasında yabancı doğrudan sermaye için Türkiye cazip hale gelmiş ve pek çok AB kökenli yatırımcı için önemli bir pazar ve üretim üssü olarak değerlendirilmiştir” dedikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Gümrük Birliği’nin faydaları kadar vermiş olduğu bazı olumsuz etkileri de tartışılmaktadır. Özellikle, ithalatta yaratmış olduğu ciddi artışlar, halen günümüzde de devam eden cari açığın temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, 1995 yılında 15 AB üyesi iken Birliğin bugün 28 ülkeye ulaşmış olması nedeniyle artık günün şartlarına uygun olmadığını görüyoruz. AB’nin pek çok ülke ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) gümrük vergileri boyutuyla Türkiye için de geçerli olması nedeniyle üçüncü ülke ürünlerinin vergisiz olarak Türkiye pazarına girebilmesi, karşılıksız olarak almış oldukları ödünler nedeniyle AB’nin STA imzaladığı ülkelerin Türkiye ile STA imzalamakta isteksizliği vurgulanmaktadır.
Bu dönemeçte Gümrük Birliği’nin güncellenmesi AB ve Türkiye için en önemli gündem konularından biridir. Avrupa Birliğinin her geçen gün yeni ve özellikle Türkiye’nin ticari rakibi olabilecek ülke ve bölgeler ile serbest ticaret anlaşmaları imzalaması ve ekonomik entegrasyon süreçlerinde ülkemizin söz sahibi olamaması Gümrük Birliği’nin bu hali ile ülkemiz için sürdürülebilir olmadığını net olarak ortaya koymaktadır. Gümrük Birliği şu anda sadece sanayi ürünlerini kapsıyor. Farklı senaryolara göre yapılan çalışmalar gösteriyor ki, Gümrük Birliği’nin özellikle eksik yönleri düzeltilere modernize edilmesi, bunun yanında tarım, elektronik ticaret ve kamu alımları ve hizmetleri kapsayacak şekilde genişletilmesinin hem Türkiye’nin büyümesine hem de AB’nin büyümesine net katkı verdiğini göstermektedir.
Almanya ile son dönemde yaşanan siyasi gerginlikler sebebiyle, Almanya’nın Gümrük Birliği’nin genişletilmesine karşı olduğu kamuoyuna yansıdı. Almanya kuskusuz AB’nin lokomotif ülkesi ve karar mekanizmalarında oldukça etkin bir konumda, ancak unutmamak gerekir ki Gümrük Birliği konusu Almanya dışında 27 AB ülkesini doğrudan ilgilendirmektedir. Avrupa Komisyonunun yaptığı çalışmalar da Gümrük Birliğinin genişletilmesinin AB yararına olduğunu ortaya koymaktadır. Siyasi düzeyde farklı sesler çıkıyor olsa da özellikle teknik düzeyde Avrupa Komisyonu ile yürütülen çalışmaların oldukça etkin ve uyumlu olduğunu görmekteyiz. 2018 yılı içinde müzakerelerin tamamlanması hem Türkiye hem Avrupa Komisyonu tarafından önemli görülmektedir. Özellikle Brexit sonrası İngiltere ile ticari ve ekonomik ilişkilerin şekli AB’nin büyüme hedeflerinde önemli sapmalara neden olabileceğinden Türkiye ile ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesi kurtarıcı olabilecektir.”

BMD: Yerel markaların hızına yetişemediler
Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel, yabancı perakendecilerin yaşadığı sıkıntıların bazı nedenleri olduğunu söyledi. Sinan Öncel, şunları söyledi:
“Türkiye’de üretim yaptıracak kapasiteye ulaşamayan yabancı markalar, yerel markaların hızına yetişemiyor. Yereller 15 günde vitrini yenileyebiliyor ancak yabancılar gümrükten malı çekene kadar sezon kaçıyor. Türkiye’den çıkan markalarla rekabet halinde olan şirketler, tüketicilere her yerde kolayca ulaşabiliyor. Ancak yabancılar bu konuda da bir adım geride kalıyor. Yabancı markaların kira giderlerine bir de gümrük vergileri ekleniyor. Bu da onlar için Türkiye’de iş yapmayı zorlaştırıyor.”

retail

“Gerilen Türkiye-Almanya ilişkileri normale dönmeli”
Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin, Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketleriyle birlikte Başbakan Binali Yıldırım’ın davetlisi olarak Çankaya Köşkü’ndeydi. Şahin Türkiye-Almanya ilişkilerinin değerlendirildiği toplantının ardından bir milyonun üzerinde Türk’ün yaşadığı Almanya’nın en büyük eyaleti NRW’nin Başbakanı ve CDU Partisinde Merkel’in birinci yardımcısı Armin Laschet’i ziyaret etti.
Her iki ülkede de yatırımları olan, yine her iki ülke cumhurbaşkanları tarafından Devlet Hizmet Üstün Nişanı sahibi Şahin, NRW Başbakanı Armin Laschet ile gerçekleşen toplantının ardından konuştu. Şahin şunları söyledi:
“Almanya 40 Milyar Euro ticaret hacmiyle en büyük ticari partnerimiz ve aynı zamanda en çok turistin geldiği çok önemli turizm partnerimizdir. 3 milyona yakın Türkün yaşadığı ve önemli tarihsel geçmişi olan bu iki büyük ülkenin bu coğrafyada dost olması gerekli.  Sorun varsa bunların konuşulup, tartışılıp çözülmeli. İş dünyası olarak iki ülkede de yatırımlarımız var.  On binlerce kişiye iş veriyoruz. Ekonomi bu yaşanan olaylardan son derece etkileniyor, dolayısıyla bu gergin havayı gidermemiz lazım. Hükümetimizin geçen hafta yaptığı toplantı çok önemliydi. Alman firmaların temsilcileri olarak Başbakanımızla bir araya geldik. Bu diyaloglar hem dış yatırımlarımız, hem turizm gelirlerimiz, hem de Almanya’da yaşayan Türkler için çok önemli. Daha geniş çapta diyalog kurulması gerekir. Bürokratlar, sanatçılar, bilim adamları, sivil toplum örgütleri devreye girmeli. Biz iş dünyası olarak bu işin öncüsü oluyoruz ve elimizden gelen katkıyı yapacağız.”
Şahin, Laschet ile yapılan görüşmenin oldukça verimli geçtiğini ifade ederek, “Laschet benim uzun zamandır tanıdığım ve entegrasyon, eğitim konusunda değişik platformlarda birlikte çalıştığım Türk dostu olan bir politikacı. Aynı zamanda CDU Partisi’nde Merkel’den sonra en güçlü politikacı. Ve şimdide 1 milyondan fazla Türkün yaşadığı Almanya’nın en büyük eyaletinin başbakanı oldu.
Laschet, Türkiye ile Almanya’nın ilişkilerinin normale dönmesi, özellikle iş dünyasının ve burada yaşayan Türklerin zarar görmemesi için ileriye yönelik bazı adımlar atılmasının şart olduğunu ve bu konuda elinden geleni yapacak” dedi.
Almanya’nın en kalabalık eyaleti olan NRW’nin Başbakanı Laschet, Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin’i kabulü öncesi açıklamada bulundu. Laschet, Kemal Şahin’le dostluklarının Entegrasyon Başkanlığı yaptığı dönemlerde başladığını ve o günden bu güne farklı platformlarda çok farklı çalışmalar yaptığını söyledi. Eyalet Başbakanı olarak Şahin’i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Türk-Alman ilişkileri politik sorunlar sebebiyle zor durumda.  Türkiye Almanya için çok önemli bir partner. Başbakan olduğum eyalette 1 milyon Türk yaşıyor ve bu yaşanan gerilim onları da olumsuz etkiliyor. Bu kadar yakın olduğumuz bir ülkeyle ilişkilerimizi düzeltmemiz şart. Politik tartışmalar ne olursa olsun ekonomik ve politik açıdan ilişkilerimizin daha iyi duruma gelebilmesi için elimden geleni yapacağım. İki ülke olarak karşılıklı ilişkilerimizi sürdürüp önemli konular üzerinde konuşup tartışmalıyız. Türk ekonomisinin gerek Almanya gerekse Avrupa ile sıkı ilişkiler içerisinde olması gerekiyor. Biz de Kuzey Ren Vestfalya eyaleti hükümeti olarak Türkiye ile sıkı iş birliğini destekliyoruz.”

uluslararasi sermaye firmalarinin ulkelere gore dagilimi

uluslararasi sermaye firmalarinin sektorlere gore dagilimi

Tüketici teknolojisi ürünleri pazarı göz kamaştırıyor
GfK, TEMAX® Türkiye 2017 ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Tüketici teknolojisi ürünleri pazarı, 2017’nin ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,3’lük bir büyüme performansı ile 13 milyar TL ciro değeri elde etti. İkinci çeyrek sonu itibariyle özellikle beyaz eşya sektöründe devam eden vergi indi- rimlerinin toplam büyümeye pozitif katkısı ön planda.
Bir önceki yılın aynı dönemine göre ciroda pozitif büyüme oranı elde eden sektörler sırasıyla büyük beyaz eşya, telekom, tüketici elektroniği ve küçük ev aletleri olurken; ofis ekipmanları & sarf malzemeleri, görüntüleme ve bilgi teknolojileri daralan sektörler oldu.

Büyük beyaz eşya: ÖTV etkisi devam ediyor
Büyük beyaz eşya sektörü 3.6 milyarlık ikinci çeyrek cirosu ile geçen sene aynı döneme göre yüksek çift haneli büyüme oranı yakaladı. Sektörde tüm ürün grup-ları çift haneli büyümelere ikinci çeyrekte de devam etti.
Buzluk altta buzdolapları, 9 kg kapa siteli çamaşır makineleri ve dikey derin dondurucu kategorileri toplam sektör büyümesine en yüksek katkıyı sağlayan ürün grupları ve segmentler oldu.
ÖTV kampanyasının devam ettirilme kararı büyük beyaz eşya sektörünü olumlu etkilemeye devam etti ve yüksek büyümelere katkı sağladı.

İkinci çeyrekte çift haneli büyüme
Türkiye tüketici teknolojisi ürünleri pazarının 2017 ikinci çeyreğinde, ilk çeyrekteki nispeten az büyüme oranı sonrası tekrar çift haneli büyüdüğü görülüyor. Bu büyüme performansının arkasında, yine birinci çeyrekte olduğu gibi, sıfırlanmış ÖTV ile çift haneli büyüyen beyaz eşya ürün grupları bulunuyor. Bununla birlikte operatör kanalındaki kontratlı cihaz satışlarının artışı ve dolayısıyla artan ortalama fiyatlar ile akıllı telefonlar; yeni ürünlerin piyasaya sürülmesiyle geçen yıl aynı döneme göre %100’ün üzerinde büyüme performansı elde eden akıllı saatlerin de pozitif etkisin den bahsetmek gerekli.
Küçük ev aletleri kategorilerinin büyüme performansı geçen senenin altında seyrediyor. Bununla birlikte toplam pazarı az da olsa büyük ekranlı ve UHD özellikli televizyonlar bir miktar yukarı çekiyor. Ancak diğer taraftan, bilişim teknolojileri, görüntüleme sistemleri, ofis ekipmanları ve sarf malzemeleri gibi ürün grupları daralmaya devam ediyor.

gkf ozet tablo

Gümrük Birliği Anlaşması güncellenmeli!
YASED Başkanı, Ahmet Erdem konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye sanayisinin gelişmesinde Gümrük Birliği’nin büyük rolü olduğu yadsınamaz. Türkiye’de üretilen sanayi mallarının ve işlenmiş tarım ürünlerinin gümrük vergisine, eş etkili önleme veya miktar kısıtlamasına tabi olmadan AB ülkelerinin pazarlarına serbestçe girebilmesi; üreticilerimize ve sanayicilerimize büyük bir ihracat pazarına erişim sağlamaktadır. Ayrıca daha ucuz ve kaliteli girdiler de bu pazardan elde edilebilmektedir. Gümrük Birliği’nin, Türkiye’nin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri haline gelmesine katkısı büyük olmuştur.”
“Gümrük Birliği Anlaşması’nın günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesi de büyük önem arzetmektedir. Gümrük Birliği’nin, Türkiye’nin AB dışındaki üçüncü taraflarla serbest ticaret anlaşmaları imzalamasına imkan verecek şekilde yeniden düzenlenmesi, ihracat pazarlarımızı daha da genişletmemize katkı sağlayacaktır.”

darty ayrildi

MediaMarkt Türkiye, sektör ortalamasının 2 katı büyüdü
MediaMarkt olarak 50 yılı aşkın tecrübeyi, 10 yıldır Türkiye’ye aktarmanın gururunu yaşadıklarını söyleyen MediaMarkt Türkiye İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım, “Türkiye’de ilk mağazamızı 2007 Eylül ayında İstanbul Ümraniye’de açtık. 14’ü İstanbul’da olmak üzere Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, İzmit, Kayseri, Samsun, Malatya, Mersin, Konya, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da toplam 50 mağazamız bulunuyor. 2013 yılında da online satış kanalımız mediamarkt.com.tr’yi hayata geçirdik. Çalışanlarımız bizim en önemli değerimiz. Bugün yaklaşık 2000 kişi istihdam ediyoruz ve çalışanlarımıza, onların mutluluğuna ve bağlılığına yatırım yapmaya, onları eğitimlerle de desteklemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz sene toplamda 17 bin saat eğitim verdik. MediaMarkt olarak, dijitalin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmasıyla beraber, dijital teknolojileri mağazalarımıza adapte ettik. Sanal gerçeklik, konsol oyunları ve benzer tüm yeni teknolojiler için yarattığımız deneyim alanlarıyla müşterilere sadece ürün satmakla kalmıyor, onlara iyi vakit geçirebilecekleri bir ortam da sunuyoruz. Bununla birlikte çoklu kanal stratejimiz ile mağazacılık ve online peraken deciliğin sayısız avantajlarını da tüketicilerimize entegre şekilde sunuyoruz. MediaMarkt’ın faali-yet gösterdiği ülkeler arasında Türkiye, %5.9’luk bir oranla elektronik pazarına ilişkin büyüme beklentisinin en yüksek olduğu ülke konumunda bulunuyor. Tüm yatırımlarımızı ve aksiyonlarımızı pazardaki bu büyümeden en büyük payı almak üzere yapıyoruz. Türkiye’de açık ara pazar lideri olma hedefimiz doğrultusunda mağazalarımızdaki ve e-ticaretteki başarımızı devam ettirmeyi, çok kanallı yapımızı güçlendirmeyi ve en çok tercih edilen olma yolculuğunda emin adımlar atmayı planlıyoruz. Bugün Türkiye’de toplam 130 bin m²’lik satış alanı ile sahip olduğumuz 50 mağazamızda ve 7/24 kesintisiz hizmet verdiğimiz mediamarkt.com.tr ile müşterilerimizin her zaman yanındayız. Müşteri memnuniyetini merkeze alan yaklaşımımızla büyümeye devam ediyoruz. Çok büyük yatırımlarla yenilediğimiz mağazalarımızda, gerçekleştirdiğimiz 4 milyon avroluk yatırımla hayata geçirdiğimiz dijital etiket benzeri son teknoloji hizmetlerle kendimizi hep bir adım öteye taşıyoruz. Bu sayede yatırımların karşılığını 22 aydır kesintisiz olarak sektör ortalamasının yaklaşık 2 kat üzerinde büyümemizle alıyoruz. Son 18 ayda 18 mağaza açtık. Önümüzdeki 40 gün içerisinde 4 adet mağaza daha açmayı planlarken, yıl bitmeden 4 MediaMarkt mağazası daha tüketicilerimizle buluşacak. Önümüzdeki yılda da açık ara sektör lideri olma hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz. Giderek artan sayıda mağazalarımız ve bununla beraber istihdamı artırmaya yönelik çalışmalarımız devam edecek” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

MediaMarkt Türkiye: Küçülenler, satın almalarla büyüyenler ve sektörden çıkanlar oluyor
“Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de küçülenler, satın almalarla büyüyenler ve sektörden çıkanlar oluyor. Bu dinamizm perakendenin doğasında var. Türkiye, her geçen gün cazibesini daha da artıran bir pazar. Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olması, tüm markalar için önemli bir cazibe unsuru. Pazarın dinamik olan altyapısı neticesinde uluslararası markaların artması ve bunların pazardaki başarısı, diğerlerini de cesaretlendiriyor. Son birkaç yıldır sektörde bazı dalgalanmalar yaşansa da Türkiye’ye yatırım yapan uluslararası firmaların sayısında önümüzdeki dönemlerde artış yaşanacağına inanıyorum.”
Gökyıldırım, “MediaMarkt olarak Avrupa’da 56 yıldır, Türkiye’de ise 10 yıldır, yeni nesil elektronik perakendeciliğin gelişimi, teknolojinin onbinlerce ürün çeşidi ve rakipsiz fiyatlar ile toplumumuzun her kesimine ulaşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mağaza açılışları ve yatırımlarımıza kesintisiz devam ediyoruz. Bu süreç zarfında ne son dönemde ne de ilk zamanlarımızda ekonomik ya da siyasal herhangi bir negatif durum yaşamadık. Bundan sonraki süreçte de benzer şekilde yolumuza yatırımlarımızı artırarak devam edeceğiz” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

douglas ayrildi

TGSD: Türkiye hazır giyim için en doğru yatırım ülkesidir
TGSD Başkanı Şeref Fayat, “Why Turkey?” sloganıyla, bölgenin en gelişmiş hazır giyim sektörüne sahip ülkesi olan Türkiye’nin, 2017 ve devamında hazır giyim alanında güçlü bir iş ortağı olduğunu vurgulamak istediklerini söyledi. Fayat şöyle devam etti:
“Why Turkey? sloganı itici gücümüz olacak. Ülkemizin hazır giyim alanında gücünü ve vazgeçilmezliğini dünyaya duyurmak istiyoruz. Türkiye hazır giyim için en doğru yatırım ülkesidir.”

“Kapanış ve çıkışlar, perakendenin doğasında var”
Türkiye’nin yasal açıdan yabancıların girişine mani olacak birçok engeli kaldırarak, özellikle son yıllarda süratle lüzumlu yasal düzenlemeleri hayata geçirmeyi başardığını söyleyen Özay Hukuk Bürosu Yöneticisi Avukat Merter Özay, “Kanun koyucu bu yönde sivil toplum örgütleri, odalar, iş dünyası vs. ile yakın çalışarak birçok doğru hamleyi zamanında yaptı. Ancak yasal düzenlemeler kadar hukuki düzenin sağlıklı işleyişi, yargıya duyulan güven, tarafsızlık ve adil yargılanma hakkı gibi birçok alanda hukuk sistemimiz çok ciddi zarar gördü. Yargıdaki çirkin yapılaşmanın ve zafiyetin önüne geçmekte amaç doğru olsa da, yöntemi ve hak ihlalleri yatırımcıdaki çekincenin yerini endişeye bıraktı. Yabancı yatırımcının karar verirken masasında dünya atlasına baktığını unutmak ve konuları sadece ülke sınırında ve kendi açımızdan değerlendirmek ciddi bir yanılgıdır. Kimsenin inkar etmediği iç ve dış terör tehdidinin gündemde olduğu, hukuka duyulan güvenin sarsıldığı, diğer ülkelerle üst perdeden münakaşaların sık yaşandığı bir ülkede, son 20 yılın önceki-sonraki mukayesesi ile ilerleme hızı takdiri sadece dar açılı bir yaklaşımdır. Zira o atlasın üzerinde birçok rakip ülke/liman vardır ve yatırımcı limanın sübjektif koşullarını değil, rüzgar alıp almadığını, güvenliğini, huzurunu her birlikte değerlendirir. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye genç nüfusu, iç tüketim hacmi, zengin doğal kaynakları ve büyüme iştahıyla hala yabancı yatırımcı için cazip bir ülkedir. Son dönemdeki çıkışları (önemli bir etken olsa da) sadece hukuk sistemine bağlamak doğru olmayacaktır. Kuvvetli finansal yapısı olan, ülke koşullarına ve yerel ticari çalışma şekillerine adapte olmayı başarmış ve ülkeye olan inancını yitirmemiş sabırlı birçok şirketin pazar payı için fırsat olarak gördüğü bu dönemde büyüme yönündeki azmini kaybetmeksizin çalışmaya devam ettiğini görmekteyiz. Kanaatimce tıpkı havuz problemlerindeki gibi perakendenin doğasında yer alan kapanış ve çıkışlar kadar konuşulması gereken bir başka husus da yeni girişlerin oranı ve artması için yapılması gerekenlerdir. Fiyatı, ulaşımı ve fiziki imkanları ne kadar uygun olursa olsun, siz senelik izninizde her gün kavga gürültü haberleriyle gündeme gelen bir oteli mi tercih ederdiniz, yoksa elinize listeyi alıp alternatifleri değerlendirir miydiniz? Otelin aslında ne gibi iç sorunlarla boğuştuğu sizi ne kadar ilgilendirirdi? Zaman kaybetmeksizin huzur, hoşgörü ve hukuk sınırlarına geri dönülmesi, rekabetin canlı tutulması tüm sektörler açısından hayati aşamaya gelmiştir” dedi.

baumax ayrildi

2020 yılında 40 şubeye ulaşacak
23 şubeli Intersport,  Eylül ayında 3 şube daha açacak. 2018’de planlanan 5 şubenin ardından 2020 hedefi 40 şubeye ulaşmak olan Intersport Genel Müdürü Arda Nal uluslararası perakendecilerin farklı kulvarlarda yetersiz olduğunu düşünmüyor. Nal, “Önemli olan yerli ve yabancı markaların rekabetini eşit şartlarda yarıştıracak bir ortam sağlamaktan geçiyor. Ürünün rafa gelene kadar olan yolculuğunu ve maliyetini belirleyen faktörlerin yerli yabancı tüm perakendeciler için eşit şartlarda olmasını sağlamak pazarın sağlıklı büyümesine katkı verecektir” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Başarılı olan hiçbir operasyondan kolay kolay vazgeçilmez bu önemli bir kriter ancak pazardan çekilen markaların rekabet kaynaklı gelecek ile ilgili kaygıları olduğunu düşünüyorum.”
Günlük ve toplumsal olaylardan pozitif veya negatif olarak çok çabuk etkilenildiğini söyleyen Nal, “Kırılgan olmaması için bazı etkenlerin stabil kalması çok önemli. Kurlardaki değişkenlik, ekstra vergiler, ithalat süreçleri sizin basit al-sat dengenizi çok kolay bozabiliyor. Türkiye pazarında yabancı perakendecilerin sabırlı olması ve uzun süreçli programlar dahilinde operasyonlarını yürütülmesi gerekiyor” dedikten sonra konuşmasını şöyle tamamladı:
“Biz perakende sektörünün oyuncuları/çalışanlarıyız. Siyasette yaşanan ilişkilerin markaların yatırımına etki ettiğini düşünmüyorum. Ancak tabiiki yaşanan olumlu olumsuz her ilişkinin sektöre etkisi aynı yönde oluyor. Tabiiki bu süreçlere göre kararlar veren markalar olacaktır ancak perakende çok uzun soluklu bir koşu ve planlamalar özellikle yurtdışı yatırım planlarının bu ilişkilerin gölgesinde kalınarak yapılacağını düşünmüyorum.”

TPF: Verimliliğini arttıramayanlar pazardan çekiliyor
tpf satis paylariTürkiye genelinde 16 perakende derneğinin çatı örgütü olarak hizmet veren Türkiye Perakendeciler Federasyonu olarak 334 üye, 3 bin 478 satış nokta ile toplam 2 milyon 138 bin metrekare alanda 67 bin personel sayısı ile hizmet verdiklerini söyleyen TPF Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, 2016 yılında yerel marketlerin toplam Türkiye cirosunun 31 milyar TL. 2017 yılında istihdamda yüzde 5, ciroda ise yüzde 10 büyüme öngördüklerini söyledi.
Yerel marketler olarak, toplam market grupları içerisindeki satış ve istihdam payını her geçen yıl arttırdıklarını ifade eden Altunbilek, uluslararası perakendecilerin Türkiye’den çekilmesinin nedenlerini şöyle değerlendirdi:
“Son yıllarda sektörümüzde farklı dönemlerde birleşmeler, satın almalar, kapanmalar yaşanıyor. Bu gelişmeyi 2 farklı açıdan değerlendirebiliriz. Verimliliğini artıramayan, çalışan, müşteri ve market üçgenini doğru yönetemeyen şirketler sektörden veyahut Türkiye’den çekilme kararı alıyor. Ya da cazip fiyat teklifleri karşısında, karlılığını sürdüremeyen kurumlar ya sektörden çekilme kararı alıyor ya da birleşme yolunu tercih ediyor.”
Avrupa ülkeleri ile yaşanan siyasi çekişmelerin sektörü ve yatırımları etkilemesine de değinen Altunbilek, “Siyasi gelişmeler ülkeler arasında yaşanıyor. Türkiye stratejik ko-numu, nüfusu ile yabancı yatırımcılar için stratejik konumunu her geçen gün güçlendiriyor. Son dönemde farklı ülkelerle yaşanan siyasal gelişmelere rağmen; Türkiye’de farklı sektörlerde hizmet veren şirketler, pazarındaki konumunu güçlendirmek için önemli yatırım açıklamalarında bulundu. Konuya hizmet verdiğimiz sektör tarafından bakacak olursak, önümüzdeki süreçte sektörde yatırımları etkileyecek bir durum öngörmüyoruz. Yerel marketler olarak biz ise gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Geçen yıl birleşme veya satın alma nedenleri ile yaşanan azal-ma, hizmet noktalarımızın sayısını azaltmadı. Zira yerel zincir açılışları hızla devam ediyor. 3 bin 478 olan satış noktamızın, 2017 sonunda 3600’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedikten sonra AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile ilgili beklentilerini de şöyle açıkladı:
“Son haftaların en sıcak gündemlerinden biri Avrupa Birliği Komis- yonu’nun Türkiye’yle Gümrük Birliği güncelleştirilmesi. Düzenlenen bazı toplantılarında Türkiye ile Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesi çalışmalarının askıya alınmasına ilişkin birtakım iddialar gündeme geldi. Aslında GB sözleşmesi ortalama 20 yıldır gündemde. Üzerine sıcak tartışmaların sürüyor. Somut adımların atılması bekleniyor. Son gelişmeler ışığında gerçekleştirilecek revizeler Türkiye için bir hediye değil. Ülkemiz AB’ye çok fazla menfaat sağlıyor. Hali hazırda 150 milyar doların üzerinde gerçekleşen dış ticaret hacmi revizeler edilirse 5 yıl içinde iki katına çıkacak. Hükümetimiz tarafların birbirine karşı uyguladıkları ticaret politikaları, uygulanacak revizeler üzerine hazırladıkları etki değerlendirme çalışmasını paylaştı. Konu özelinde yüksek düzeyde toplantılar gerçekleştiriliyor. Günün sonunda AB üyelerinin de belirttiği üzere Türkiye ile ilişkilerini devam ettirilmesi, revizelerin gerçekleştirilmesi, ekonomik açıdan her iki tarafa da önemli yararlar sağlayacak.”

real ayrildi

Tunçalp: Yabancılar neden gidiyorlar?
Yabancı perakendecinin, verimliliğe ve mağaza matematiğine göre işine yön verdiğini söyleyen dergimiz yazarı Ercüment Tunçalp, konu hakkında şu açıklamada bulundu:
“Bizdeki gibi olaya paçal olarak bakmazlar. Örneğin 100 mağaza içindeki verimsiz 10 şubeyi yıllarca idare etmez, kesip atarlar. Bölge verimsizse oradan hemen çıkarlar.
Bir mağazanın reel büyümesine bakarlar. Ciro yüzde 8 artmış ama enflasyon yüzde 10 olmuşsa, bizimkiler gibi gösterişli sunumlar yapmazlar, tedbir alırlar.

Türkiye bazı yabancı markalara neden verimsiz geliyor?
– Gerek yatırımcımız, gerekse kiracılar açısından matematik fazla dikkate alınan bir şey değildir. Yatırımcı döviz gelirini artırmanın peşindedir, kiracı ise o günün hesabı yerine, gelecekte işlerin açılması ümidiyle sabırla beklemektedir. Önemli bir anlayış farkı budur.
– Kiraların Dolar ve Euro üzerinden alınması, gidenlerin en önemli ve haklı şikayetleridir.
Basit bir örnekle açıklayayım. Mango’nun Nişantaşı’nda boşalttığı 500 metrekare mağazanın aylık kirası 50 bin Dolar’dır. Marka İspanyol olsa bile ciroyu TL ile yapıyor. Sattığı ürünlerin fiyatları ortalama 80-100 TL arasındadır. Devamlı indirimde olduğu için bu fiyatların altında da ürünleri vardır. Bu gün için 180.000 TL’ye denk gelen kiranın, kur yükseldikçe nereye gideceği bellidir ama bu kiranın kaç günde toplanacağı hiç belli değildir. İşte bu belirsizlik de diğer önemli sebeplerden biridir.
– Bu yüksek kira giderlerine ilaveten, yerli rakiplerde olmayan gümrük vergileri de rekabeti zorlayan bir unsurdur.
– Hesap yapmayan rakip, yabancının en tedirgin olduğu konudur. Mıknatıs gibi verimsizliğin içine çekildiklerini hissediyorlar. Erken başlayan indirimler, bitmeyen kampanyalar kârlılıklarını azaltıyor.
– Ülkemizde bilhassa hazır giyim ve tekstil sektöründe hem zorlu bir pazar hem de güçlü yerli markalarımız vardır. Yani rekabet şartları zaten kolay değildir. Üstelik tüketici davranışlarıyla uyumlu ticari esneklik bizimkilere özgü başarılı bir özelliktir. Buna da adaptasyon kolay olmuyor.
– Gıda perakendecileri için durum zaten ortada. Onlar da ‘hard discount’ rekabetinden şikayetçiler. Sadece Migros, Carrefour, Tesco Kipa ve Real’den yabancılar çıkmadı, yerli zincirler içinde de kapanan ve el değiştiren birçok firma oldu. Yani perakendeciliğin her çeşidinde de sebepler farklılık gösteriyor.
– Elektronik perakendeciler yer tespitinde seçici olamamalarıyla, fazla stok taşımalarıyla ve inanılmaz kampanyalarla yabancıları devre dışı bıraktılar. Kendileri de kârsız kaldılar.
– Kendi ülkelerinde ‘tok satıcı’ durumunda olan yabancılara burada sıfırdan başlamak ve mücadele etmek zor geldi.
Elbette dünyanın her yerinde yabancıların terkettiği ülkeler var. Oralarda değişik zamanlarda ve bizdekinden farklı sebeplere rastlıyoruz. Ancak bizdekinin aynı döneme rast layan topyekun bir kaçış olduğunu da görmek gerekiyor. Küresel markalar yeni bir ülkeye girmeden önce çok detaylı analiz yaparlar. Ülkemize hiç gelmeyen onlarca markanın bu analizleri yapıp, gelmemeye karar verdiklerini biliyoruz. Kararları olumsuz etkileyen hususlar arasında ‘OHAL’in uzaması ve siyasi neden- lerle özel şirket yönetimlerine müdahale ihtimali’nin bulunduğunu da duyuyoruz. Nitekim bu bakış açısının farkında olan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi Nisan ayında; ‘Türkiye ilk fırsatta OHAL’den kurtulmalıdır’ demişti. Ülkemize gelenler ise yaptıkları analizlerin dışındaki sürprizlerle karşılaşmaktan şikayetçiler.”

c a ayrildi

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Kapak Konusu

Perakendeciler, zamlara “Dur” diyor, enflasyonu frenliyor

Editör

Yazar:

Ülkemiz zor günler geçirirken hemen her geçen gün yeni bir haberle uyanıyoruz. Dolar ve avronun inişli ve çıkışlı grafiği de endişeler yaratıyor.

Türk lirasının başta dolar olmak üzere, neredeyse tüm dünya para birimleri karşısında değer kaybediyor oluşuna önlemler almak ve para birimimize gereken değeri verebilmek adına perakende sektörü de son dönemde birçok değişiklik yapılıyor. Fiyatlar değişiyor, bu da raf etiketleri ne yansıyor. Hükümette fiyat iniş ve çıkışları için çeşitli önlemler alıyor. Bu arada perakendeciler de adeta suçlu durumu düşürülüp çeşitli medya organlarında acımasızca yargılanıyorlar.

Bizde bu sayımızda zam fırtınasını masaya yatırdık. Perakendecilerin ve tedarikçilerin görüşleri- ni aldık. Tedarikçiler zam yapmamak, perakendecilerde zamlı mal alıp satmamak için yoğun çaba sarf ediyorlar. Adeta zamları frenliyorlar.

TPF: Marketler hedef gösteriliyor

Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek, konu hakkında şunları söyledi:

“Bu konuyla ilgili yanlış algıyı önlemek adına, marketlerin içinde bulunduğu şartları ve niye ürünlere zam yapıldığını da haklı gerekçeleriyle açıklamamıza rağmen halen bu tip haberlerin yayınlanıyor oluşunu üzüntüyle görmekteyiz. Her şeyden önce organize gıda perakendesi çok sayıda markanın olduğu ve rekabetin had safhada yaşandığı bir sektördür. Organize zincir marketler, bütün ürün gruplarında rakiplerinden daha ucuz satmak için pazardaki fiyatları incelemekte, satın alma görüşmelerini buna göre yapmaktadır. Lojistik yönetimi, ürün yönetimi, personeli verimli kullanma, enerji tasarruflu ekipman kullanımı ve taze ürün gruplarında üretim yatırımları olmak üzere maliyetleri kontrol altına almak adına gerekli, yapılabilecek ne kadar çalışma varsa yereli – ulusalı, bütün market zincirleri elinden geleni yapmaktadır.

Yıllık TÜFE artış oranının yüzde 17,90 olarak açıklandığı bir dönemdeyiz. Hızlı tüketim ürünlerinde bu oran yüzde 20’nin üzerine çıkmış durumda. Çikolata dan helvaya, şampuandan deterjana kadar markalı hızlı tüketim ürünlerinin neredeyse yüzde 90’a yakın bölümü ithal hammadde alarak üretimini gerçekleştiriyor. Çalıştığımız üretici – tedarikçi firmalarımızın hammadde maliyet girdileri son 6 ayda 3’e katladı. Üretimde ve lojistikte kullanılan enerjiye iki kere azımsanmayacak oranda zam geldi. Hal böyleyken tedarikçi-üretici firmalara nasıl zam yapmayın diyelim. Kaldı ki market zincirlerinin tamamı, kendi güçleri, ölçekleri nispetinde tedarikçilerine zam yapmamaları için olabilecek en son seviyeye kadar telkinde bulunuyor. İş sadece üreticiyle bitse, bizim maliyetlerimiz sabit kalmış olsa yine de emin olun market zincirleri ürünlere fiyat artışı yapmaz, gerekirse zaten minimum seviyeye inmiş karlılıklarından biraz daha feragat etmeyi göze alırdı. Ancak market zincirlerinin de maliyetleri yerinde durmuyor. TÜFE’nin yüzde 18’lere dayandığı bir dönemde büyük mücadele vermemize rağmen her birimizin mağaza kiralarına çok ciddi zamlar geldi. İyi lokasyonlu ve döviz üzerinden kira kontratı yapılmış mağazalarda perakendeciler ya bu anlaşmayı belli bir kurda sabitlemeye çalıştı ya da olmuyorsa mağaza ciro yaptığı halde kapatmak zorunda kaldı. Enerjiye yapılan çifte zam bize de yansıdı, ne kadar tasarruflu ürün kullanırsak kullanalım halen çok ciddi enerji tüketimimiz mecburen var. Personel maaşları, genel merkez ve depo giderleri, diğer lojistik giderler, kayıp-kaçak, fire, ekipman ve teknoloji giderlerini de üzerine katın. Bütün bunların üzerine marketler yılsonunda halen kâr edebilmişse kendilerini şanslı görecekler. Durum böyleyken ‘Market zincirleri yine fahiş zamlar yaptı’ tarzında haberlerin ısrarla yayınlanıyor olmasını son derece haksız ve anlamsız bulduğumu özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum”

GPD: Fiyat artışları bizlere mal ediliyor

GPD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör, enflasyonun sebebinin organize market zincirleri olarak gösterilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

‘’Tedarikçimizin önünü kesmeden, ürün ve hizmetleri hijyenik ortamda ve en iyi fiyatla tüketiciye ulaştırma görevimizde daima tüketicimizin tarafında olduğumuzun altını çizmek isterim. İçinde bulunduğumuz ekonomik durumda, bizler kendi gücümüzle finansman desteği sağlamaya çalışırken, tedarik zincirimizin de sekteye uğramaması gerekiyor. Tedarikte zorluk çekmememiz, stoklarımızı iyi yönetebilmemiz ve üretim maliyetlerinin de kontrol altında kalması sayesinde tüketicimize de fiyat artışı yansıması en az düzeyde kalacaktır. Tedarik zincirimizden gelen fiyat dalgalanmalarını tüketi cimize en az düzeyde yansıtmak için kendi finansman kaynaklarımızı zorluyoruz. Ölçeğimizi kullanarak sağladığımız fiyat avantajıyla da son fiyatlarımızı dengelemeye çalışıyoruz. Ancak buna rağmen gıda fiyatlarındaki artışlar sürekli biz perakendecilere mal ediliyor. Yeni düzenlemelerle birlikte satış etiketlerinde ürünlerin alış fiyatlarını ve dolayısıyla bazı kalemlerde aslında zarar ettiğimizi göstermemize rağmen bu durumla baş etmeye çalışmaktan, kendi asıl işlerimize yoğunlaşamadığımız zamanlar oluyor”.

Migros: Gıda enflasyonunun sebebi olarak gösterilmemiz haksızlık

GPD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Migros Ticaret A.Ş. İcra Başkanı Özgür Tort konuyla ilgili maddeler halinde özetle şunları söyledi:

– Biz perakendecilerin döviz kuru ile yapılmış kira sözleşmelerinde TL’ye dönerken tercihimiz, beklentimiz ciroya bağlı bir TL cinsi ödemedir.

– Sözleşmelerin yenilenmesi için tanınan 30 günlük süreyi anlaşmanın sağlanabilmesi açısından yetersiz bulup minimum 60 günlük bir süre talep ediyoruz.

– 60 gün sonunda anlaşma sağlanamaması halinde kiracı açısından cezai müeyyide doğmadan fesih hakkı tanınmasını istiyoruz.

– 60 gün sonunda da anlaşmaya varılamayıp başlayacak olası hukuki sürenin hukuk sistemimizdeki yoğunluktan kaynaklanacak olası uzamasına karşı özel bir düzenleme tanımlanmalı.

– Hukuki sürenin sonunda doğacak olası tahliye kararı üzerine geçecek tahliye sürecinde uygulanacak kirayı da mahkemelerin tespiti hakkaniyetli olur diye düşünüyoruz.

-Gıda enflasyonunun sebebi olarak gösterilmemiz haksızlık.

Sucular, artan su fiyatlarından şikayetçi

Son 1 ayda suya yüzde 60 zam yapıldı. 1 TL’ye satılan 0,50 litre suyun fiyatı bile 2 TL oldu. Bu duruma sucu esnafından da tepki geldi. İstanbul Sucular Esnaf Odası Başkanı Ahmet Turan Akkaya, yapılan zamların girdi maliyeti veya döviz kuru artışı ile alakası olmadığını belirterek” Satılan sular Amerika’dan, yurt dışından gelmiyor. Dünyaya suyu biz satıyoruz. Kullanılan plastiklerin çoğu da yerli üretim. Bu zamlar, tamamen fırsatçıların dolar kurunu bahane ederek yaptıkları haksız bir zamdır” açıklaması yaptı.

Temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatı, dolar kurundaki dalgalanma nedeniyle artarken, fırsatçılar ithalata dayalı olmayan ürün ve gıdalara da zam yaptı. Son olarak Ticaret Bakanlığı, döviz kurundaki artışı bahane ederek fiyatlarda haksız zam yapanlara karşı hakarete geçti. Esnaf da sektördeki son durumu ortaya koyarak, haksız zam yapanlara tepkisini koymaya başladı. İstanbul Sucular Esnaf Odası Başkanı Ahmet Turan Akkaya, maliyetler göz önüne alındığında piyasada 6 TL ile 20 TL arasında satılan 19 litre polikarbon damaca suyun azami 10 TL’den satılması gerektiğini açıkladı.

Ahmet Turan Akkaya,” Evet bir mali yet artışı var. Ama karşılığı yüzde 60 zam değil. Bazı su şirketleri dolar kurunu bahane ederek halkımızın en temel ihtiyacı olan suya fahiş oranda zam yaptı. Su, acil gıda maddesi olarak tarifeye tabidir.  Halkımızın daha fazla mağdur olmaması ve haksız rekabeti önlemek için fiyat tarifesi çıkaracağız” dedi.

Yerli yazılımların daha çok tercih edileceği bir döneme girdik

Üretimini yaptıkları yazılımların maliyetinin yaklaşık yüzde 80’inin Türk Lirasına dayalı kendi personel maliyetlerinden oluştuğunu söyleyen Obase Genel Müdürü Bülent Dal, “Yüzde 20’si ise yazılımımızın üzerinde çalıştığı platformlara ait dövize endeksli yabancı yazılım lisansı ve yabancı kaynak maliyetlerinden oluşmaktadır. Yerli personele dayalı maliyetler genellikle yıllık enflasyon ve performansa endeksli yıllık artışlarla bu seneye kadar geldi. Personele endeksli hizmet fiyatlarımız, bir değişiklik olmadan bu sene sonuna kadar aynen devam edecektir. Üçüncü parti yabancı yazılım lisans maliyetleri ve yabancı insan kaynağı maliyetleri dövize endeksli değişmektedir” dedikten sonra maliyet artışlarının satış fiyatlarına yansıması konusunda şu bilgileri verdi:

“Yerli personele dayalı maliyetlerde bir fiyat değişikliği olmaması gerekmektedir. Üçüncü parti, çözümlerin üzerinde çalıştığı platformlara veya yabancı kaynak kullanılan yazılımlarda fiyat artışı söz konusu olmaktadır. Kurlardaki artış önemli bir problem ve talebi olumsuz etkileyen bir unsur. Ancak dövizdeki değişkenlik kur artışından daha önemli bir problem. Sağlıklı bir ticaret ortamı için kurun bir yere oturması bizler için daha büyük önem arz etmektedir.”

Yazılım tedarikçileri tarafından gerçekleşen fırsatçılık gibi bir durumun olduğunu düşünmediğini ifade eden Dal, “Yerli yazılımların daha çok tercih edileceği bir döneme girdik ve bu vesileyle yerli yazılım pazarının büyümesini temenni ediyoruz” dedi.

Özhan: Ürün tedariklerinde ciddi sorunlar yaşıyoruz

Organize perakendenin fiyat artışlarını engellediğini, rekabette kalabilmek için fiyat artışlarının zorunlu hallerde yapıldığını söyleyen Özhan Marketler Zinciri Genel Müdürü İbrahim Özhan, “Tek başına frenleyebilmesi mümkün görünmüyor. Üretim girdi maliyetleri yurtdışı para biriminden olan ithal edilen ürünlerde fiyat artışı zorunluluk doğuruyor. Ancak ülkede üretilen ürünlerde maliyet değişimleri kadar fiyat artışı yapılmasına ön ayak olunuyor” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

“Fiyat artışlarında öncelikle elimizde var olan ürünlerden ziyade yeni alınan ürünlerin fiyatlarını güncelleyerek artışı minimumda tutmaya çalışıyoruz. Kar marjlarımızı işletme maliyetlerini dikkate alarak tekrar revize ediyoruz. Cirolarda düşme var. Öncelikle süt ve ürünlerinde müşteriler daha ucuz olanları tercih ediyor. Yine lüks tüketim ürünlerin de düşüş hatırı sayılır nitelikte. Enflasyonun altında büyümeye başladık.”

Bazı ürün gruplarında tedarik zorlukları yaşadıklarını kaydeden Özhan, “Teknoloji ürünlerinde (el terminali vb.), Meyve suları, Kakaolu fındık kremalarında Salça gibi ürünlerde, Çaykur’un bazı ürünlerde tedarik sorunları yaşıyoruz. Kağıt ürünlerinde fiyat geçişlerinden ötürü. Ürün tedariklerinde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Üretici ve dağıtıcıların elinde de mal az. Tüketici fiyat artışlarına ciddi tepkiler veriyor. Geçen hafta aldığı ürünleri bu hafta aynı fiyattan alamamaları ve özellikle süt ve kağıt, salça, su gibi ürünlerinde şikayetler çok fazla” dedi.

KMD: Yerli ürünlere daha çok eğilim olacak

Ürün fiyatlarındaki artışların kademeli şekilde tüketiciye yansıttıklarını kaydeden Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD) Başkanı Yenal Gökyıldırım, “Gelecek günlerde yerli ürünlere daha çok eğilim olacak. Büyük stoklarla çalışıyoruz. Türkiye’de beyaz eşya, cep telefonu ve küçük ev aleti gibi ürünlerin ciddi üretimi yapılıyor. Demir, plastik ve petrole gelen zam illaki bu üretimi etkiliyor. Ama şu anda aşırı bir etkilenme yok. Kur daha doğru yere oturmadı. Bizim için ideal olan doların 4, euronun 5 TL olması” dedi. Son zamanlarda ithal ürün üstüne ardı ardına gelen vergilere değinen Gökyıldırım, birçok ürüne ulaşmakta zorlandıklarını aktardı. Ayrıca Gökyıldırım, taksitli alışverişin kaldırılmasıyla tüketicilerin eskiden olduğu gibi yüksek faizli senetle alışverişe yönlendiğini bildirdi. Gökyıldırım senetli satışlarda uygulanan yüksek faizin bir kısmının kayıtdışı ekonomi yarattığını anlattı.

Gratis: Satışlar düşmedi

Gratis CEO’u Bahadır Özbek geçen yıla göre satışlarda geriye gidiş olmadığını söyledi. Fiyat artışlarını tüketicilere yansıtmadıklarını belirten Özbek, “Organize perakende enflasyon karşısındaki en önemli motor. Tüketicinin olabildiğince yanında olup zam dalgasını uzatmaya çalışıyoruz. Elimizdeki stokları kullanıyoruz. Pek çok sektör özelinde zam gelecek tartışması var. İnatla bunun karşısında direniyoruz” ifadelerini kullandı.

Koçtaş: Ani fiyat artışlarını dengeliyoruz

Koçtaş Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu, makul kurdan TL’ye dönerek dolarizasyondaki etkinin azaltılması gerektiğine dikkat çekti. Özpamukçu, “Biz pazara tüketiciye alım gücüne yönelik ürünleri sunmak zorundayız. Ani artışları dengeliyoruz. Bizim çekmecelerimizde fiyat artışları bekliyor. Çünkü tüketiciye aniden bu yansıtırsak ekonomi durur. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Fakat taksit uygulamalarında kayıt dışı tarafta ciddi sıkıntılarımız var. Türkiye’de kayıt dışı rasyolar Avrupa’nın çok üstünde. Kayıt dışı rasyoların her bir puan inişi Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da (GSYİH) yüzde bir artış demek” diye konuştu.

BİM: Bazı ürünlerin raf fiyatlarının artışı kaçınılmaz olmuştur

GPD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç şöyle cevapladı:

“3 sene öncesine kadar ÜFE ile TÜFE arasında ki fark şu ankinin tersine iken bugün üretimin maliyet kalemlerinin döviz kuruna ve/veya bağımsız olarak artmıştır. Çoğunlukla üretici olmayan biz perakende ciler bu maliyet artışlarını müşterimize en az şekilde yansıtarak artan rekabet ortamında üstünlük sağlamaya çalışmaktayız. Ancak öyle ürün grupları var ki fiyat artışını durdurmak mümkün değil. Örneğin pet su üretimindeki en önemli maliyet kalemi olan ambalaj ve lojistik maliyetleri; domates salçası üretimindeki ana hammadde olan domatesin bu yılki üretim yetersizliği gene ambalaj maliyeti; ayçicek yağının ana hammaddesi olan ayçicek çekirdeğinin geçen senek fiyatı 1.750 TL iken bu yıl 2.450 TL’ye çıkması; temizlik kağıdı ürünlerinin ana hammaddesi olan tamamen ithal olan selülozun döviz kuru dışında döviz cinsinden fiyatı bile 650 dolardan 850 dolara çıkması bu ürünlerin raf fiyatlarının artışını kaçınılmaz kılmıştır.”

Ramazan Ulu: Karlarımızı en alt düzeye çekeceğiz

Organize yerel perakendecilerin tek şubeli yapılardan bugünkü çoklu şube yapılarına ulaşana kadar her zaman müşterisiyle iç içe, beklenti ve isteklerine hızlı bir şekilde cevap veren işletmeler olduğunu söyleyen İstanbul PERDER Başkanı, Snowy Marketler Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Ulu, “Müşterisinden aldığı bilgiler doğrultusunda iş yapış süreçlerini revize etmeye alışık olan ve bu sayede de kalıcı ve alanında başarılı olan yerel perakende firmaları, bugün de yine müşterisinin yanında yer almaya devam etmektedir. Ürün maliyetlerinde meydana gelen değişiklikleri zam olarak raf fiyatlarına yansıtmak konusunda olabildiğince hassas davranmakta ve stoklarında yer alan ürünler için eski zamsız fiyatlarını devam ettirmektedir. Müşterisinin menfaatini korumayı, geçici yüksek kar elde etmekten daha da üstün tutan yerel perakende firmalarımız bu dönemde de aynı anlayışla hareket etmektedir” dedikten sonra fiyat artışlarına karşı izledikleri stratejileri şöyle açıkladı:

“Ürün maliyetlerimizde artışlar vardır. Stok miktarı yeterli olan ürün gruplarında elimizdeki stoklar eriyene kadar yeni zamları müşterilerimize yansıtmamak konusunda son derece hassas davranıyoruz. Hammadde fiyatlarındaki artışların çok net olduğu ve bu sebeple fiyatları çok yükselen ürün gruplarında, tüketicimizin almakta zorlanmayacağını düşündüğümüz diğer alternatif ürünleri raflarımızda bulundurma kararları alıyor ve bu kararlar doğrultusunda satın almalar yapıyoruz.”

Cirolarda düşme var mı? Sepet cironuz değişti mi? sorumuza ise Ulu, “Gıda perakende firmalarının cirolarının en çok düştüğü dönemde bu soruya hayır demek neredeyse imkansız. Fakat cirolarda meydana gelen düşüşler ürün fiyatlarının zamlanmasına bağlı demek yanlış olur kanısındayım. Malumunuz üzere, tüketicilerin harcama kalemlerinin değiştiği bir dönemi geride bırakmak üzereyiz. Tüketicilerimiz geçtiğimiz iki ay içerisinde yaz tatili, kurban ibadeti, okul ve kırtasiye harcamalarına bütçelerini ayırdılar. Bu dönemde ülkemizin başka sektörleri hareketlilik yaşarken gıda peraken desi durgun bir süreç geçirdi. Bu nedenledir ki ülkemizin ekonomik olarak zor günler geçirmesinin gıda perakendesine yansımasını ölçümleme yapma şansımız olmadı. Bu sorunuzun cevabını ancak ekim ayı ve sonrasında verebiliriz. Sepet ortalamalarımız değişkenlik göstermedi. Ürün fiyatlarına gelen zamları olabildiğince yansıtmak istemesek de yeni ürünlerin raflara açılması ile birlikte fiyat geçişleri yaşanmaktadır. Sepet ortalamalarımız değişmemiştir. Ancak sezon itibariyle cirolarımız düşmüştür” dedikten sonra ürün tedariğinde yaşadıklarını şöyle açıkladı:

“Maalesef, bazı ürün gruplarında bu tür problemler yaşanmaktadır. Bazı ürün gruplarında üreticilerimiz hammadde fiyatlarında meydana gelen değişikliklerden dolayı maliyetlerini rekabet koşullarına uyduramadıkları için üretimlerini aksatmak zorunda kalabiliyorlar. Özellikle plastik endüstrisinde meydana gelen zamlar ambalaj fiyatlarını çok etkilemiştir. Döviz kurlarındaki hareketlilikte stabil bir dönemin oluşmasını bekleyen üreticilerimiz vardır. Kimya ve plastik endüstrisine bağlı ürünlerde tedarik sorunları yaşanmaktadır.

Ülkemiz zor bir dönemden geçmektedir. Bu sadece ülkemizin içinde bulunduğu bir durumda değildir. Dünya ekonomisi şekil değiştirmektedir. Hakim bir para modeli ile dünyanın diğer ülke para birimlerinin var olma savaşı verdiğini söylersek de yanlış söylemiş olmayız. Toplum olarak büyük zorlukları birlikte el ele vererek atlatacağımıza olan inancımız tamdır. Müşterilerimiz elbetteki zam geçişi olan ürünler veya ürün grupları konusunda artış oranlarının yüksek olduğunu dile getirmektedirler. Fakat bu artışın nedenleri konusunda bilgilendirilme ihtiyaçları da olduğu aşikardır. Örnek vermek gerekirse domates rekoltesinin bu yıl düşük olması ile birlikte salça fiyatlarında yüksek bir artış olmuştur. Bunun gibi üretim miktarındaki yetersizliklere bağlı fiyat artışları ile ülkemizin içinde bulunduğu duruma bağlı fiyat artışları ayrı ele alınmalıdır. Dünya üzerinde güç kaybetmemizi bekleyen ve bu durumdan mutlu olan bir kitle mutlaka vardır. Fakat biz yerel perakende firmaları olarak ülkemizin bu süreçten başarılı bir şekilde çıkması için üzerimize düşen ne varsa yapacağız. Hem bizi bu günlere taşıyan müşterilerimizi hem de ülkemizin menfaatlerini korumaya devam edeceğiz. Bu ülkede evinin anahtarını güvenerek yerel perakendeciye emanet eden bir halk var. Bu güveni de asla boşa çıkartmayacak olan bir yerel perakendeci var.

Çok çalışacağız ve gerçekleri paylaşarak gereksiz vesveseleri ortadan kaldıracağız. Tasarruf tedbirleri uygulayacağız, karlarımızı en alt düzeye çekeceğiz ve müşterilerimize zamları aynı oranda yansıtmayarak biz yerel perakendeciler olarak ülkemizin bu zor gününde üzerimize düşeni en iyi şekilde yapacağız.”

Tekzen: Sepet cirosu düşüyor

Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gigin de şu anda müşteri sayılarında azalmanın olmadığını, fakat sepet ortalamalarının düştüğünü ve satın alma gücünün azaldığını kaydederek, markalı üründen markasız ürüne geçildiğini aktardı.

Savola: Zeytinyağında gözle görülür zam yok

Egemdem ve Yudum markalı zeytinyağlarının üreticisi Savola’nın Pazarlama Müdürü Burcu Yaman, zeytinyağı fiyatlarında büyük bir değişkenlik yaşanmadığı söyledi. Hammadde girdilerinin tamamıyla yerli olduğunu ifade eden Yaman, “Son dönemde yansıyan fiyat artışlarına baktığımızda zeytinyağı pazarında ciddi bir fiyat yükselmesi görmüyoruz. Bu da tüketicilere olumlu olarak yansıyor.  Birçok firmanın  ihracat bağlantılarını güçlendirdiğini görüyoruz bu da pazara olumlu olarak yansıyor” dedikten sonra şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de son yıllarda zeytin ağaçları sayısı giderek arttı. Bu nedenle zeytin üretimi çok fazla. Bu nedenle de zeytinyağı fiyatlarında gözle görülür artışlar yaşanmıyor. Zeytinyağı ve ayçiçek yağında fiyat makası büyüktü. Ayçiçek yağında ithal girdilerin olması nedeniyle fiyatlar bir miktar yükseldi. Zeytinyağı ve ayçiçek yağı fiyatlarındaki makas azaldı. Tüketicilerin artık zeytinyağına geçeceğini tahmin ediyoruz.”

Tunçalp: Kanun yanlış yorumlanıyor

Dergimiz yazarı Ercüment Tunçalp, konu hakkında şu açıklamada bulundu:

“Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” Resmi Gazete’de yayınlandı. Artık mağaza kiraları döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacak. Eski sözleşmelerdeki değişiklik ise; “Kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde, daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerde bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, Türk parası olarak taraflarca yeniden tespit edilecektir” şeklinde gerçekleşecektir.

Hal böyleyken; AYD Başkanı Hulusi Belgü diyor ki; “AVM’ler kiralarını günlük kurdan belirleyecek.”

Cevap olarak BMD Başkanı Sinan Öncel ise “ Eğer günlük kurdan hesaplanırsa mağazalar sözleşmelerini fesheder” diyor. Yorumlar hatalıdır. Kararda çok net ifade ediliyor. “Dövize endeksli kiralar TL ye dönecektir” denmiyor. “Türk parası olarak taraflarca yeniden tespit edilecektir” diyor. Bu nasıl olacak?

Rayiç TL değerler üzerinden yeniden belirlenecektir (sıfırdan sözleşme gibi).

Ülkemizin her bölgesinde yeteri kadar emsal alınacak değer bulunmaktadır.”

Kaya Çiftliği: Piyasa çok hareketli; devamlı fiyat geçişleriyle karşılaşıyoruz

Bayramdan önce süte zam geldiğini ifade eden Kaya Çiftliği Marka Direktörü ve Yöneticisi Burak Gökay Kaya, “Biz de bayram arifesinde tüketicilerimize yansıtarak onları zor durumda bırakmamak adına 12 gün boyunca sabredip zammı ürünlerimize yansıtmadık. Tabi bu sürede fabrikamız zarar etti. Kaya Çiftliği olarak ürettiğimiz ürünlerin hammaddesi süt gibi gözükse de aslında bunun alt yapısında samana kadar uzanan bir üretim aşaması yatıyor. Bunların hepsi maliyeti etkileyen faktörler. Piyasa çok hareketli; devamlı fiyat geçişleriyle karşılaşıyoruz. Bu hareketlenmelerle birlikte bir yandan da rekabet ortamını korumak zorunda olmak epey zor. Amacımız en iyi hizmeti makul bir bedel karşılığında sunabilmek ve bu hedeften şaşmıyoruz” dedikten sonra şunları söyledi:

“Önümüzdeki kışı atlattığımızda iyi bir veri çıkacağını ama yine de sepet ortalamasında bir düşüş ön gördüğümü söyleyebilirim. Ürün tedariğinde şu an için sorun yaşamıyoruz.

On iki gün boyunca zararına satış yapmayı göze almış bir firma olarak, bu konudan mustarip olduğumuzu söyleyebilirim. Gıda işi ambalajdır, ambalajsız gıda olmaz, haliyle sadece biz değil, tüm ithal sektörler bu yeni ambalaj fiyatlandırmalarından nasibini almış durumda. Biz tüketicilerimizi elimizden geldiğince bilgilendirsek de maalesef üretici olarak destek görmüyoruz, basında ve sosyal medyada ‘fırsatçılık’ adı altında karalama yapıyor. Sadece şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki bir kilogram klasik beyaz peynir için 8 litre kadar süt kullanıyoruz. Devletimizin açıkladığı süt fiyatları da ortada. Haliyle bunun muhakemesini halkımızın takdirine bırakıyoruz.”

Penti: Tüketici her dönemde fırsat arıyor

Organize perakendenin geldiği nokta itibariyle Türkiye perakendesinin gerçek değerini görebildiklerini ve yakından takip edebildiklerini söyleyen Penti Giyim CEO Mert Karaibrahimoğlu, “Perakende sektörü değişen tüketici taleplerine zamanında ve doğru bir şekilde cevap verebilmek için hızlı olmak ve farklı satış kanallarını koordineli bir şekilde yürütmek durumunda. Ancak burada önemli olan sektörün tek bir strateji ile ilerlemesi. Fiyat artışı kontrolünün sağlanması bu noktada özellikle yaşadığımız bu son dönemde hassas bir seviyeye ulaştı. Ekonomik konjöktüre göre anlık aksiyon alırken uzun vadeli düşünerek tüketici-marka güven ilişkisini göz önünde bulundurmak ve piyasa dengesini gözetmek esas noktalar. Bu nedenle organize perakende sektörü ve AVM’lerin birlikte ortaya koyacağı strateji fiyat artışlarını dengede tutmaya yardımcı olacaktır” dedikten sonra şu bilgileri verdi: “Penti olarak biz Türkiye’nin markasıyız. Kaliteyi ulaşılabilir kılan, çok çeşitli koleksiyon yapısı ve kategori kırılımı ile tüketicisine en iyiyi sunmayı hedefleyen ve var olduğumuz kategorilerde amiral konumu üstleniyoruz. Döviz kurunda yaşanan artış nedeniyle ortaya çıkan gider artışını etiketlere yansıtmamak için çaba gösteriyoruz. Kar marjlarımızdan ödün vererek yönettiğimiz bu dönemi olabildiğince fiyat revizesi yapmadan yada minimumda tutacak şekilde planladık. Penti olarak geçtiğimiz yılı % 29’u LFL olmak üzere toplamda yüzde 33 oranında bir büyümeyle kapatmıştık. Bu yılda benzer bir hedef tabloya sahibiz ve planladığımız büyüme mağaza ve online trafik dahil olmak üzere gerçekleşiyor. Yaz sezonunu başarılı bir biçimde, hedef cirolarımıza ulaşarak kapattık. Özellikle ana kategorilerimiz olan iç giyim ve ev giyimdeki yüksek büyüme oranlarımız devam ediyor Hemen ardından Eylül ayının ilk haftası okula dönüş dönemi ile birlikte yeni sezona ev giyim ve bacak giyim kategorileri başta olmak üzere son derece güçlü bir başlangıç yaptık. Eylül ayının ilk 3 haftalık dönemini bir önceki yıl ile karşılaştırdığımızda ciddi bir büyüme yaşayarak geride bıraktık. Özellikle Penti’nin yeni konsepti olan, 3-15 yaş arası çocukları ve gençleri hedefleyen ve Penti mağazalarında cornerları ile konumlanan Penti Young’ın bu artışta yüksek oranda etkisinin olduğunu görüyoruz.”

Özellikle son dönemlerde hammadde temin etme konusunda çok detaylı Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını ifade eden Karaibrahimoğlu, “Bu dönemde satın alma stratejilerimizi dönemin zorluklarını göz önünde bulundurarak şekillendirirken tedarikçilerimizi de koruyucu bazı geliştirmeler yaptık. Bunun sonucu olarak hem tüketicilerimizin önceliklerini hem de tedarikçilerimizin faydasını gözetiyoruz. Tedarikçilerimiz ile aramızda eskiye dayanan ciddi bir güven ilişkisi var. Onlarla birlikte atlattığımız benzer süreçleri geçmişte de yaşadık. Bu dönemde de daha önce olduğu gibi dirsek dirseğe hareket ediyor ve bu süreçten her iki tarafında güçlü çıkacağı bir stratejiyle ilerliyoruz. Temel amacımızın sürdürülebilir tedarik zinciri yapımızı yatay ve dikey olarak geliştirerek devam ettirmektir” dedi ve ekledi:

“Son yıllarda yapılan birçok araştırmada yer alan ve beraberinde biz perakendecilerin sahadan aldığı izlenimlerden görüyoruz ki tüketici her dönemde fırsat arıyor. Hedeflediği fırsatı yakaladığında da cüzdan payını o noktaya kaydırıyor. Peraken de tüketicisi son derece bilinçli. Birçok kanaldan ürüne kolayca ulaşabiliyor, kalite ve fiyat karşılaştırmasını rahatlıkla yapıyor, bilgiyi ediniyor ve hatta sadık müşterisi olduğu bir markanın hangi ürün grubunu kaç sezondur hangi fiyata satışa çıkardığını, hangi dönemde o ürünlerin indirimde olacağına kadar detaylı bilgiye sahip olabiliyor. Penti olarak bu noktada son derece şeffafız. Tüketicilerimizle aramızda kurulduğumuz günden bugüne katlanarak güçlenen bir güven ilişkisi var. Geçmiş dönemden içinde bulunduğumuz döneme kadar çeşitli ekonomik krizler, piyasa daralmaları yaşadık sektör olarak. yönetim yapımız, ekonomik dalgalanmaları en profesyonel şekilde yönetebilecek tecrübeye sahiptir. Penti olarak daha öncede olduğu gibi yine güçlenerek, kategorilerimiz bazında büyüyerek bu dönemi geçireceğimize inanıyoruz.”

TGDF: Fiyat artışları asgari düzeyde kaldı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik de açıklanan son verilerin, gıda ve içecek sanayinin, üretici fiyatlarındaki artışları, ürün fiyatlarına birebir yansıtmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Menlik, “Türkiye gıda sektörü olarak maliyetlerimiz çok yüksek oranlarda artış gösterirken, fiyat artışlarını asgari düzeyde tuttuk” dedi.

Reis: Raf fiyatları kademeli artacak

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, enflasyondaki artışın yüksek belirsizlik ortamından kaynaklandığını belirterek, döviz artışından kaynaklı ithal ürünler karşısında yerlinin de zam yaptığını söyledi. Reis, “Gıda maddelerinde kendi kendimize yetebilmeyi sağlamamız gerekiyor” dedi. Henüz raflara yansımamış zamların bulunduğuna değinen Reis, üretici fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklı, raf fiyatlarının kademeli olarak artacağını ifade etti.

Devamını Oku

Kapak Konusu

Perakendecinin umudunu döviz kuru kırıyor

Editör

Yazar:

Türkiye’de sonbaharın piyasalar için ayrı bir yeri vardır. Eylül ayı için birbirinden faklı senaryolar havada uçuşur. Türkiye piyasalarının seyri de küresel piyasalardan pek kopamıyor.

Genelde yaz aylarının negatif ve dinlenmeyle geçirilmesinin ardından eylül ve ekim pozitif seyrediyor. Kasım ise net bir şekilde satış ayı. Yıllık hesaplar için kârların realize edildiği ve genelde bizim gibi gelişmekte olan piyasaların satış baskısı altında geçtiği bir dönem.
Türk Lirası’ndaki (TL) değer kayıpları devam ederken, dolar/TL kuru art arda rekor kırıyor. Kurda bu gelişmeler yaşanırken yıllık enflasyon da 15 yılın zirvesinde seyrediyor.

brandzone okula donusOkula dönüş sezonunda tüketici elektroniği zirvede
BrandZone, Retail Türkiye’ye özel olarak geçtiğimiz yıllarda okula dönüş sezonunda düzenlenen kampanyaları ele aldı. BrandZone verilerine göre; sektörel bazda kampanyalara tüketici elektroniği damga vururken, en fazla kampanya düzenlenen kategori TV, en fazla kampanyaya imza atan marka ise Samsung oldu.
Perakende sektörü için yılın en hareketli zamanı başlıyor. Birçok farklı sektörden marka okula dönüş sezonuna özel kampanyalar düzenliyor. Peki önceki yıllarda kampanyalar nasıl bir seyir izledi, hangi kategoriler zirveye yerleşti. Türkiye’deki markalar için fiyat/rekabet araştırma hizmetleri sunan BrandZone, Retail Türkiye’ye özel olarak 2016-2017 yılları arasında okula dönüş dönemini kapsayan süreçte düzenlenen kampanyaları analiz etti.

“Tüketici elektroniği zirvede”
2016 ve 2017 yıllarının Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında, teknoloji marketleri ve hipermarketlerin düzenledikleri insert, gazete ve tv reklamlarını incelediklerini belirten BrandZone Kurucu Ortağı Cem Köz, “Sektörel bazda tüketici elektroniğinin son iki yılda zirvede yer aldığını görüyoruz. Tüketici elektroniğinde yaşanan bu artışın 2018 kampanyalarında da aynı hızla süreceğini düşünüyoruz. Kampanya verilerimize göre 2016’da sektör olarak üçüncü sırada yer alan küçük ev aletleri 2017’de ikinci sıraya yükselirken; dördüncü sırada yer alan Telekom sektörü 2017’de üçüncü sıraya çıktı. 2016’da ikinci sırada yer alan bilişim teknolojisi ise dördüncü sıraya geriledi” dedi.

“2017’ye TV kampanyaları damga vurdu”
Köz, “Hem 2016 hem de 2017’de kate- gori bazında en fazla kampanya TV kategorisinde düzenlendi. 2016’ya göre akıllı telefon kampanyalarının yüzde 7 oranında arttığını, dizüstü bilgisayar kampanyalarının ise yüzde 6 oranında düştüğünü görüyoruz. 2018 yılında da en çok kampanyanın yine TV kategorisinde düzenleneceğini öngörüyoruz” diye konuştu.

“Son 2 yılda lider Samsung”
Son iki yılda tüm kategorilerde en fazla kampanya düzenleyen markanın Samsung olduğunun altını çizen Köz, “Geçen yıl Samsung’u, yüzde 6’lık kampanya oranıyla Philips ve yüzde 5’lik kampanya oranıyla Lenovo takip etti” dedi.

“Satış kanalında A101 atağa kalktı”
Köz, “2017’de yüzde 23’lük kam- panya oranıyla A101’in zirveye yerleştiğini görüyoruz. Yüzde 22’lik kampanya oranıyla Media Markt ikinci sırada; yüzde 16’lık kampanya oranıyla Vatan Bilgisayar üçüncü sırada; yüzde 13’lük kampanya oranıyla Teknosa dördüncü sırada; yüzde 6’lık kampanya oranıyla BİM beşinci sırada yer aldı” diye konuştu.

MediaMarkt: Döviz kurlarındaki artış tüketici talebini etkileyecektir
Onbinlerce son teknoloji ürün çeşidi ile teknoloji severlerin vazgeçilmez adreslerinden biri olan MediaMarkt olarak her sene olduğu gibi bu sene de sonbahara okula dönüş kampanyasıyla başlayacaklarını söyleyen MediaMarkt Türkiye Satınalmadan Sorumlu YKÜ (COO) Faruk Kocabaş, ”Günlük hayatı kolaylaştıran mobil uygulamalar, okul dönemi için öğrencilerin de vazgeçilmezi oluyor. Sayısal ya da sözel dersler için geliştirilen uygulamalardan, proje hazırlamaya yardımcı olanlara kadar dersleri destekleyecek pek çok yenilik, öğrencilerin başarılı olması için fırsatlar sağlıyor. Özellikle büyük ekranlı akıllı telefonlar ve tabletler ise öğrencilerin bu uygulamaları rahatlıkla kullanmasını kolaylaştırıyor. Ancak bu sene okula dönüş kampanyamızı önceki senelerden farklı olarak, yazlıklardan eve dönüş yapan müşterilerimizin ilgisini çekecek bir şekilde planladık. Eve kapanacağımız günler gelmeden evin ihtiyaçlarını gidermek ve eskiyenleri yenilemek isteyenler için harika fırsatlar olacak” dedikten sonra döviz kurundaki artışlarla ilgili şu bilgileri verdi:
“Dolar kurundaki artış sektörümüzün gündeminde ki önemli konulardan biri oldu. Öte yandan sektörün bağımsız araştırma kurululuşu GFK’nın açıkladığı datalarda tüketicilerin bu dönemde alışverişlerinde belirgin bir kısıtlamaya gitmediklerini gözlemledik. Özellikle akıllı telefonlar artık, temel ihtiyaçlardan biri haline geldi.
Biz de MediaMarkt olarak toplu satın alım yaptığımız için enflasyon artışını bünyemizde yönetebiliyor, değişen şartlara rağmen büyümemizi sürdürmek için verimlilik yollarını keşfediyoruz. Önemli olan tüketicimize en az etki edeceği şekilde hareket etmek ve bunun için çok çaba sarf ediyoruz. Özellikle finansman imkanlarımızda kredi kartı, banka kredi kullanımları gibi çeşitlen- dirme yaparak tüketicilerimizin alım gücünü destekliyoruz.”
Enflasyonun tüketici talebine etkisini de değerlendiren Kocabaş, “Enf lasyondan öte döviz kurlarındaki artış tüketici talebini etkileyecektir. Bu da tüketicilerin ihtiyaçları için yaptıkları alımları öne çekmeleri ne ama ihtiyaç olmadıklarını düşündükleri alımları da normalden daha fazla ötelemelerine neden olacaktır” dedi ve ekledi:
“Bu sene yaz sonrası canlanma için beklentimiz geçen senelerin üzerinde olması yönünde idi. Ama döviz kurlarındaki artış ile ithal ürünlerdeki, özellikle bilgisayar fiyatlarındaki artış bir miktar tüketicileri zorlayacaktır. Bizler yine sunduğumuz seçenekler ile tüketicimizin ihtiyaç duyacağı ürünleri almalarına olanak tanıyacak fırsatları yaratacağız.
Tedarikçiler piyasaya sundukları yeni modeller, tasarımlar, doğru ürünler ile sonbahar döneminde de talebi canlı tutmaya çalışacaklardır. Biz perakendeciler de yaratacağımız etkili kampanyalar ile tüketicilere en uygun fiyatlı ürünleri sunmaya devam edeceğiz.”

Okul alışverişi araştırması Çarşıdan sınıfa-Ağustos 2018
Türkiye’de her yıl 20 milyon öğrenci, Eylül ayında yeni okul dönemine başlıyor. Aileler ise bu dönemde okul alışverişine toplam 15 milyar TL harcıyor. Peki 2018-2019 eğitim ve öğrenim yılı öncesinde aileler hangi kategorilerden, ne kadarlık bir bütçe ile alışveriş yapmayı planlıyor? Satınalma tercihlerine kim daha etkili oluyor? Bu dönemde hangi markalar ve mağazalar öne çıkıyor?
Dünyanın bir çok yerinde yılın en hareketli dönemlerinden biri olarak görülen “Okula Dönüş (Back-to-school)” Türkiye’de de markalar tarafından oldukça önemsenen bir dönem. Yarışmalar, çekilişler, mağaza içi aktiviteler ve fiyat indirimleri gibi geleneksel uygulamalar bu dönemde markaların gözdesi. Fakat günümüzde asıl kritik olan şeylerden biri de teknoloji ve trendleri kullanarak, geleneksel pazarlama uygulamalarını geliştirmek.
Bu sebeple 2018-2019 eğitim-öğretim yılı öncesindeki alışveriş planlarına ışık tutabilmek adına “Okul Alışverişi Araştırması: Çarşıdan Sınıfa” raporunu oluşturduk.
Bounty tüketici platformumuz üzerinden NUTS-1 temsili 421 velinin katılımı ile bir araştırma gerçekleştirildi.

okul alisverisi tablo

Anavarza Bal: Satışlarda sonbahar ile birlikte artış olacak
Özellikle okul açılma dönemleri ile birlikte tüm markalar gibi Anavarza Bal olarak yeni aktivite planları oluşturduklarını ifade eden Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen, “Bunun yanı sıra yine bu dönemle birlikte birçok ulusal ve yerel zincir mağazalarda kasa aktiviteleri ve insört çalışmalarında yer almaya devam ediyoruz” dedikten sonra enflasyonun kampanya fiyatlarına etkilerini şöyle açıkladı:
“Birçok üründe özellikle tarıma dayalı ürünlerde enflasyon oranları daha yüksek. Dolayısıyla enflasyon sonucu fiyat hareketliliği oturduktan sonra yine kampanya uygulamaları aynı şekilde devam edecektir diye düşünüyoruz, bal sektörü özelinde baktığınızda ise önümüzdeki aylarda fiyat değişikliği söz konusu olabilir, bu fiyat değişiklikleri oturana kadar bal sektöründe de yüksek oranlı indirimler olmayabilir.
Özellikle enflasyon ile birlikte ekonomimizde son yaşanan süreçlerdeki faiz artışları ve döviz kurundaki yüksek oranlı değişimler mutlaka tüketici talebinin kısılmasına vesile olacaktır ancak sektörel olarak bal sektöründe özellikle sonbahar ile birlikte artış olacağı kanaatindeyiz.”
Yapılan kampanyaların kazan-kazan modeli oluşturmasının önemine dikkat çeken Sezen, “Şayet bu dinamikte yani hem tedarikçi olarak biz lerin hem perakendecinin hem de tüketicinin kazançlı çıkacağı ve fırsat öngörüsü oluşturacağı bir dizayn oluşturduğunuz taktirde kampanyaların perakendeci tarafında da karşılık bulduğuna inanıyoruz” dedikten sonra konuşmasını şöyle tamamladı:
“Fiyat indirimi tüketici de karşılık bulan bir dizayn dolayısıyla hem perakendecilerimizin hem de bizlerin buna kayıtsız kalması mümkün değildir ancak bu oranların makul ve anlamlı olması çok önemli.”

Metro Türkiye’de 2000 okul ürününü test ediyor
İnsan sağlığının korunmasına yönelik çalışmaları da sürdürülebilirlik bilinciyle yürüten Metro Türkiye, sektörde bir ilki gerçekleştirerek 2008 yılında başlattığı “Okula Dönüş” projesinin kapsamını her geçen yıl daha da genişletiyor. Bu yıl Metro mağazalarında satılan tüm kırtasiye, ayakkabı ve tekstil ürünleri, Yeditepe Üniversite Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Ana Bilim Dalı tarafından belirlenen ve onaylanan 50’den fazla farklı parametre ile test ediliyor. Metro’da satışa sunulan kırtasiye, ayakkabı ve tekstil ürünlerinin hiç biri çocukların sağlığını tehdit eden kurşun, solvent, fitalat gibi ağır metaller içermiyor.
Metro, yürüttüğü yerinde denetimler, düzenli analizler, tedarikçi eğitimleri ve yasal düzenlemelerle yüzde 20 olan uygunsuzluk oranını ‘0’a yaklaştırdı. Okula dönüş kategorisinde yer alan 2.000 ürünüyle Metro, her yaşa, bütçeye ve ihtiyaca uygun olarak müşterilerine sağlıklı, güvenli ve kaliteli ürünler sunuyor.
Anaokulundan, üniversiteye kadar tüm öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verecek ürün çeşitliliği ve okul listelerinin teslim edilmesinin ardından gerekli ürünlerin alışverişini tamamlamaya yardım eden çalışanlarıyla Metro, tüm ebeveynler için farklı bir alışveriş deneyimi sunuyor. Çocukların sağlığı kadar ailelerin bütçelerini de düşünen Metro, geniş fiyat aralığıyla her bütçeye uygun ürünleri müşterileriyle buluşturuyor. Metro mağazalarında girişte bulunan danışmadan ücretsiz ve hızlı bir şekilde alınabilen “Günlük Giriş” kartı ile dileyen herkes kolaylıkla alışveriş yapabiliyor.
Metro ürünlerin kalitesi ve güvenliğinin yanında, kırtasiye, ayakkabı ve tekstil tedarikçilerinin üretim koşullarını da önemsiyor, çünkü kalitenin üretimin her aşamasında sağlanması gerektiğine inanıyor.

CarrefourSA: Gıda pazarı daralmayacak
CarrefourSA Genel Müdürü Kutay Kartallıoğlu, gıda pazarında bir daralma öngörmediklerini söyledi. Kartallıoğlu, “Gıda sektörü, krizlere karşı defans durumundadır. Bizler, bilgimize güveniyoruz. Daha çok müşteriye ulaşmanın yollarını arıyoruz. Tüketiciler tasarrufa yönelse bile gıda sektöründe daralma olmayacaktır. Bu sektör, son 5 yılda enflasyonunda altında fiyat artışı yaptı. Organize perakende, enflasyonla savaşta iyi bir silahtır. Enflasyona 2-3 puan baskı yapar. Enflasyonla savaşta bizler için çok önceliklidir. Bu konuda tedarikçilerle ele ele vererek projeler üretiyoruz. Bu sayede manşet enflasyonun altında kalıyoruz” dedi.
Bugün için toplam 7 hipermarkette tüketicile- re hizmet veren Lezzet Arası restoranlarının, ilerleyen dönemde yaygınlaştırmaya devam edeceklerini kaydeden Kartallıoğlu, “CarrefourSa İçerenköy mağazasının da yenilenmesi için yatırımcı grup ile görüşülüyor. Temaslar olumlu sonuçlanırsa hem mağaza yenilenecek hem de Lezzet Arası açılacak” dedi.

Olicenter: Tüketici temel ihtiyaçlara yöneliyor
Sonbahar’da döviz ve enflasyondaki olağan üstü çıkış dolasıyla çok verimli geçmeyeceğini tahmin ettiklerini söyleyen Olicenter Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Yorguner, “Bizlerde fiyat indirimlerinden çok çapraz promosyonlar ve/veya yapıyoruz. Bahar temizliğine zam yok. Donuk ürünlerde fiyatları dondurduk. Bu hafta zam görmeyeceksiniz, gibi haftalık kampanyalarla desteklenmiş Eylül ayı planlıyoruz. Ekim ayı kuruluş yıldönümü olduğu için şartları zorlayarak güzel kampanyalar ve indirimlerle müşterilerimizi karşılayacağımızı öngörüyoruz. O döneme kadarda dövizdeki yangının sona ereceğini ve fiyatların oturmuş olacağını düşünüyoruz” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Döviz kurlarındaki artış liste fiyatlarını yükseltmeye devam ediyor. Bu yazıyı yazarken bile; Kurban bayramındaki insert ürünlerini firmalar karşılayabilecekler mi diye düşünüyor insan. Ama biz 2001 öncesini bile görmüş geçirmiş perakendeciler olarak bununda üstesinden geleceğiz. Çok cazip olmasa da iyi fiyatlar çıkaracağız.
Enflasyon tüketicinin alım gücünü azalttıkça tüketici daha temel ihtiyaçlara yöneliyor. (süt, yumurta, ekmek, sebze gibi) Alışverişe ayrılan para azaldıkça çeşitlilik azalıyor, çeşitlilik azaldıkça rafta bekleyen, satışı azalan, valör yiyen barkodların perakendeciye yükü artıyor, karlılık azalıyor, ciro azalıyor, işletme giderinin ciro üzerindeki payı artıyor. Tam bir kısır döngü yani.”
Tedarikçiler kampanyalar konusunda perakendecileri kolay ikna edebiliyorlar mı? Perakende- ciler tedarikçiler kadar fiyat indirimine iştirak ediyorlar mı? sorusunu yönelttiğimizde ise Yorguner, “Tedarikçide, perakendecide hiçbir konuda bilgi sahibi değil. Bekliyor, gözlemliyor stabil kalmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

Toyzz Shop; okul alışverişi için herkesi mağazalarına bekliyor.
Toyzz Shop; 2018 – 2019 eğitim ve öğretim yılı öncesinde güvenilir, kaliteli ve her bütçeye uygun ürünleri, inanılmaz fiyat ve fırsat avantajlarıyla okul alışverişini festivale çeviriyor. Toyzz Shop Pazarlama Grup Müdürü Didem Özgüven, “Okul çantalarında 1 Ağustos 2018, Çarşamba gününden itibaren %30 – %40 – %50 indirim fırsatı sunan Toyzz Shop, 17 Ağustos – 17 Eylül tarihleri arasında da 100 TL ve üzeri alışverişlerde Bonus Flaş’a özel 20 TL Toyzz Shop Bonus hediyesi ve 8 taksit avantajı sağlıyor” dedi.

Kappadokia Gıda: Tüketi ciler sonbaharla birlikte daha dikkatli ürünler seçecek
Kappadokia Gıda Tarım olarak sonbaharla birlikte yeni ürünlerle raflarda olacaklarını ifade eden Satış Koordinatörü Tahsin Atlay, “Tüketi cilerle sağlıklı ürünlerle buluşmayı hedefliyoruz. Biraz üretici biraz da perakendeci karlarından fedakarlık ederek tüketici ye iyi fiyatlarla ürünler ulaşacaktır. Tüketiciler sonbaharla birlikte daha dikkatli ürünler seçerek cebindeki paraya göre ürünler alacak. Doğru kampanyalarla belli ürünlerde mutlaka olacaktır. Tedarikçiler artık perakendecileri eskisi gibi ikna edemiyorlar. Artık perakendeci de büyük stokların altına girmemektedir. Perakendecilerde tüketicilere ulaşmak için fiyat indirmeleri gerekecek” dedi.

Binboğa Bal: Perakendeciler kampanyalara çok temkinli yaklaşıyor
Binboğa Bal olarak pazardaki payı, bulunurluluğu kaybetmemek, markayı daha da büyütmek adına farklı kampanyalar planladıklarını söyleyen Pazarlama Müdürü Tacim Hanay, “Bu kampanyalarımız özellikle tüketicilerimize yönelik yapılan çalışmalardır. Özellikle enflasyonu yüksek olması bizlerin etkili-ilgi uyandıran kampanyalardan alıkoymaktadır. Yoğun rekabetin yaşandığı pazarda, her türlü hammaddenin fiyatının yükseldiği bir ortamda etkili kampanyalar yapmak da mümkün olmamaktadır. Bu da haliyle ilgi uyan dıran indirim oranlarına ulaşılamayacağını gösteriyor” dedikten sonra şu bilgileri verdi: “Enflasyon gelir dağılımını ücretliler aleyhine olumsuz etkilemekte, tüketici olarak ya daha ucuz ürünlere yönelmekte ya da satın alacağı ürünü ertelemektedir. Biz yılın ilk altı ayını değerlendirdiğimizde geçen yıla oranla ciro hedefimizde sapma göstermeden gidiyoruz. Bu yılsonunda hedefimizde bir sapma olacağını düşünmüyoruz. Ama genel anlamda piyasaya baktığımızda geçen yıllara oranla canlanma olacağını düşünmüyorum. Biz tedarikçiler gibi pera- kendecilerde artan girdi maliyetleri nedeni ile çeşitli sıkıntılar yaşıyorlar. Bu nedenle satın almalarına özellikle çok dikkat ediyorlar. Haklı olarak kampanyalara çok temkinli yaklaşıyorlar.”

Altunbilekler: Kurlarda yaşanan dalgalanma fiyatlar üzerinde baskı yarattı
Altunbilekler de sonbahar kampanyalarını planlarken ana iki noktaya daha dikkat ettiklerini, bunların okula dönüş kampanyaları ve mevsimin getirdiği tüketici davranışlarındaki değişikliklere göre planlamalar olduğunu belirten Altunbilekler Satınalma ve Pazarlama Direktörü Ahmet Mayuk, “Müşteri davranışlarını önceden tahminleyip plan yapabilmeyi her işletme gibi çok önemsiyoruz. Bunun için iki yıldır Paro ile ortak yürüttüğümüz CRM çalışmalarına ağırlık verdik. Yaklaşık 400 bin Paro özellikli İyi Kart’lı müşteri sayısına ulaştık. Sonbahar kampanya planlarını buradan elde ettiğimiz müşteri analizlerine göre hazırladık. Okula dönüşle ilgili kategoriler belirledik, sağlıklı atıştırmalıklar, içecekler, süt ve süt ürünleri gibi çoklu paket önerileri hazırladık. Çoklu paketlerin bir kısmını hediyeli tekliflerle zenginleştirdik. Ürün kampanyaları dışında kategori kampan
yalarına ağırlık verdik. Yani kategoride sadece belirli ürünlere değil ilgili kategorinin tamamına müşterilerimize avantajlar sunmaya başladık. Örnek Manav Kasap Şarküteri Unlu mamul Kuruyemiş gibi ana reyonlarda haftalık ürün indirimleri dışında ilgili kategorinin tamamına % 10-15 indirimler ya da kat kat puan kazandıran uygulamaları planladık. Müşterilerimizin en az ürün kampanyaları kadar genel reyon kampanyalarına ilgi gösterdiklerini gördük. Planlamalarımızı bu alanda daha da geliştirdik” dedikten sonra şu bilgileri verdi: “Fiyatın öne çıktığı kampanyalarda müşterilerimize sunacağımız etkili fiyat algısını çok önemsiyoruz. Son birkaç aydır enflasyondaki yüksek seyir ve Ağustos ayında döviz kurlardaki yaşanan malum dalgalanma fiyatlar üzerinde olumsuz baskı yarattı. Piyasalardaki bu hareketlilik birçok üründe raf fiyatlarına olumsuz yansımalara sebep oldu. Bu durum fiyat indirimlerinin müşteriler tarafından sahada daha az gibi algılanmasına neden oldu.”
Enflasyonun tüketici talebine etkisini de değerlendiren Mayuk, “Yüksek fiyat geçişleri ve fiyatların daha da artacağı inancı piyasalara hakim olursa bir süreliğine pazarda geçici ve yüksek tüketici talebi oluşturabilir. Yüksek fiyat artışlarının devamında ise tüketicilerde satın alma miktarlarında da azalmalar, marka tercihlerinde değişimler, daha ucuz segmentlere kayma gibi davranış değişiklikleri olabilir. Bu durum birçok kategoride daralmalara beraberinde ciro kayıplarına neden olabilir. Bize göre piyasaların geçen senelerdeki mevsim canlılığını yakalaması için özellikle Ağustos ayında yaşanan dalgalanmaların durulup piyasanın daha sakin planlama yapabilme süresine bağlıdır. Özellikle piyasa yapıcısı büyük firmalar pazara vereceği mesajlara çok dikkat etmeli sipariş sevkiyat ve fiyatlamalar konusunda yanlış anlaşılmalara neden olabilecek uygulamalardan kaçınmalılar.”
Mayuk, “Tedarikçilerimizle ortak planlanan tüm kampanyaları kazan kazan ilkesi üzerine hazırlar ve müşterilerimize sunarız. Burada bizce asıl önemli olan tedarikçilerimiz ile birbirimizi ikna etmekten ziyade tedarikçilerimizle birlikte müşterilerimizi nasıl daha iyi ikna edebiliriz durumudur. Tedarikçilerimiz ile ortak belirlediğimiz fiyat indirimi operasyonlarına iştirak konusunda işin büyüklüğü ve şekline göre her zaman üzerimize düşeni yaparız” dedi.

Alsan Gıda: Fiyata endeksli kampanyalar yapacağız
Her sene sonbahar etkinliği olarak marketlerde ağırlıklı olarak kırtasiye ve gereçlerine ağırlık verildiğini, tüketicilerinde okulların açılacak olması sebebiyle bu araç ve gereçleri talep ettiklerini, gıda cirolarının daha düşük olduğunu ifade eden Alsan Gıda, Meram Un Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yöneticisi Turgay Alhan, “Bu sene dövizdeki artışın okul dönemine denk gelmesi ve aklınıza gelebilecek her şeyin fiyatının değişmiş olması hem tedarikçileri hem de tüketicileri zorlayacaktır diye düşünüyorum” dedikten sonra şunları söyledi:
“Biz gıda tarafında yine de tüketicinin ilgisini çekecek ürünümüzü raftan aldıracak, her ne kadar fiyat artışları olsa da fedakarlık yaparak fiyata endeksli kampanyalar yapmayı düşünüyoruz. Meram Un, girdiği noktada tüketicilerin ilgisini çekmekte ve kalitesiyle ön plana çıkmaktadır, bu arada rakiplerimizi de takip ederek piyasalardan ve satışımızdan geri kalmamaya çalışacağız. Dövizdeki artışlar makul bir seviyeye gelirde tüketici, tedarikci ve üreticiler rahat bir nefes alır.”

Bereket Döner: Fiyat endeksli kampanyalar olumsuz etkilenecek
Bu sonbahar döneminde back to school (okula dönüş) dönemini verimli kullanmak adına öğrencilere yönelik yeni döner ürünleriyle okul kantinlerine iyi bir başlangıç yapmayı planladıklarını söyleyen Bereket Döner CEO’su Muhammet Nezif Emek, “Bununla ilgili Ar-Ge çalışmalarımıza tamamladık. Bu yıl hedefimiz her yıl olduğu gibi yine en az 1000 okulun kantin ve restoranlarına ulaşmak olacaktır. Enflasyonun son dönemde giderek artması gerek hammadde fiyatlarındaki dalgalanma, gerekse üretim maliyetlerinin yükselmesine paralel olarak üretici ve tedarikçi marjlarını olumsuz etkilemektedir. Bu durum, özellikle fiyat endeksli kampanyaları olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak yine de sektör olarak hammadde maliyetlerimizin gerek et gerekse tavukta bu kadar hızlı dalgalanmasına rağmen 2018’de geçen yıl kadar olmasa da ciddi fedakarlıklarla, enflasyona göre olması gereken satış fiyatlarının çok altında kalarak pazarımızı büyütmeye devam ediyoruz” dedikten sonra enflasyonun tüketici talebine olan etkisini şöyle özetledi: “Enflasyon ve döviz kurlarındaki yukarı yönlü seyir, tüketiciler üzerindeki satın alma istek ve gücünü azaltarak talebi daraltacaktır. Özellikle temel tüketim kategorisinde yaşanacak bu talep daralması, biz üretici ve tedarikçiler kadar perakendecilerin de sepet büyüklüğü ve kasa çıktılarını olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak bu dönemde karşılıklı fedakarlıklarla ortaya çıkan maliyeti paylaşırsak bu dönemi daha kolay atlatabiliriz. Biz bu yönde çalışmalarımızı başlattık.”
Emek, “FMCG sektörü genelinde olumsuz bir seyir izliyor olsa da sektörümüzde temel tüketim, karşılıklı fedakarlık ve uzlaşma havasını sinerjiye dönüştürürsek daha sınırlı bir etki yaratacağını ön görmekteyiz” dedikten sonra tedarikçilerin kampanyalar konusunda perakendecileri kolay ikna edebiliyorlar mı? sorumuzu şöyle cevaplandırdı:
“Bazı zorlukları olsa da bu süreçten sonra her iki tarafın da ortak menfaatleri çerçevesinde daha uzlaşmacı bir model ile tedarikçi-perakendeci sürecinin başlayacağından eminiz.
Tedarikçiler kadar olmasa da, perakendeciler de yıl bütçelerinde sapma yaşamamak için bazı dönemlerde kendi uhdelerinde indirimlere ortak olmaktadır.”

Büyük boylardan küçük boylara geçiş
Tüketiciye CRM data havuzundan terzi usulü kampanyalara ağırlık verilerek müşterinin kasadan alışverişi geçtiği anda Groseri kartına özel üründe indirim gerçekleştirildiğini belirten Groseri İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, “Aylık olarak gerçekleştirilen şapka, yaza merhaba, yaza veda, Efsane Cuma, Siber pazartesi vb. kampanya ürünlerinde müşterinin daha önceki alışverişleri analiz edilerek ilgili kampanya ürünleri müşteriye sms yolu ile özel olarak tercih ettiği ürünler sunulmaktadır. Eylül ayında Okula Dönüş kampanyası adı altında, çocuklara sağlıklı beslenmeyi destekleyen ve çocukları abur-cuburdan uzaklaştırmak adına sağlıklı nesiller için meyve alışkanlığını ön plana çıkarmak adına sosyal sorumluluk projesi, yaz döneminin bitimi ile 2.000 üründe yaza veda kampanyası, alışveriş çılgınlığına dönüşen Efsane Cuma kampanyasında 1 alana 1 bedava, e-ticaret üzerinden İndirimli alışveriş çılgınlığı ‘Siber Pazartesi’ ile 1 alana 1 bedava ile devam ediyor” dedikten sonra enflasyonun kampanyalara etkilerini şöyle açıkladı:
“Enflasyon fiyatlara hızlıca yansıdığından indirim oranlarında çok da büyük değişimler yaşanmıyor fakat tüketici algısı yeni fiyatlara hemen adapte olamadığından kampanyaların verimi ve gördüğü ilgi düşebiliyor. Tüketici temel taleplerinde çok büyük etkisi olmayacağı yönünde düşünüyoruz fakat lüks tüketimde bir gerileme söz konusu olabilir. Büyük boylardan küçük boylara geçiş bekliyoruz.”
Yaz sezonundan sonraki canlanma geçen seneler seviyesinde olabilir şeklinde görüşlerini dile getiren Uğurses, “İhtiyaçlar çok fazla değişmiyor, genelde tatil dönüşü ihtiyaçlarda bütçe kısıtlaması yapılmıyor” dedikten sonra şunları söyledi: “2003 yılından bu yana CRM çalışmalarına devam ediyoruz. Halen Adana ve Mersin’de aktif olarak alışveriş yapan 350,000 kayıtlı müşteri yanında yine 20,000 çocuk müşterimizin ayrıca kayıtlarını yaptırdığı birde çocuk kulübümüz var. Müşterilerimize verdiğimiz Groseri kartlar sayesinde onları yaş, cinsiyet, ürün, saat, meslek, gelir dağılımları bazında sürekli analiz ederek, isteklerine bir terzi titizliğinde cevap vermeye çalışmaktayız. Müşterilerimize bizlerle iken kendilerini özel hissettirebilmek bizim için çok önemli, o yüzden tedarikçilerimizin yapmayı planladıkları kampanyaları, istediklerine göre terzinin el becerisini de katarak tedarikçilere sunuyoruz. Dolayısıyla tedarikçileri ikna etmemiz çokta zor olmamaktadır.”

Altun Hipermarketleri: Enflasyondaki yükselme nedeniyle zorlanıyoruz
Sonbaharın perakendeciler için sezon açılışı olduğunu ifade eden Altun Hipermarketleri Genel Müdürü Hakan Baran, “Okulların açılacak olması, bir canlılık yaratır. Fakat bu yıl ekonomide yaşanan son gelişmeler ve uzun yıllar sonra gerçekleşen enflasyondaki yükselme nedeniyle perakendeciler zorlanmaktadır. Yüksek fiyat artışları ve bunlarla gelen zamlar kampanyaların sınırlı olmasını sağlamıştır” dedikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Altun olarak bizler müşterilerimize marjlarımızdan fedakarlık ederek kaliteli ürünü ucuz fiyatlarla vermeye çaba sarf edeceğiz. Tedarikçileri de fiyat indiriminde tüketicileri desteklemeye iştirak etmelerini sağlamak için çalışıyoruz. Sonuç olarak bu dönemi perakendeciler ve tedarikçiler olarak elele vererek en az hasarla tüketici isteklerini destekleyerek atlatmak istiyoruz.”

Devamını Oku

Kapak Konusu

AVM’ler kiracı bulmakta zorluk mu çekiyor?

Editör

Yazar:

Doygunluk nedeniyle AVM yatırımları azalırken, artan döviz kuru nedeniyle kiracı kaybeden AVM’ler boş dükkanları doldurmakta zorlanıyor.

AVM sayilari 2018Yabancı markanın da giderek azaldığı bir alana dönüşen AVM’lerde yeni konsept üstü açık, ferah, caddelerin olduğu proje yatırımları. Artık AVM yatırımcıları tek başına bağımsız bir AVM yapmaktansa konut ve ofislerden oluşan karma projelerinin bir parçası olan ve caddeye yayılan konseptler geliştiriyor. İstanbul’da yapılan ancak boş kalan bazı AVM’lerin de başka projelere dönüştüğü dikkat çekiyor.

AVM tanımı ilgili AVM yönetmeliği ve Uluslararası Alışveriş Merkezleri Birliği-ICSC tarafından aşağıdaki şekilde yapılıyor:

AVM’ler:
– En az beş bin metrekare satış alanına,
– İçinde en az biri büyük mağaza niteliğini taşımak şartıyla beslenme, giyinme, eğlenme, dinlenme, kültürel ve benzeri ihtiyaçların bir kısmının veya tamamının karşılandığı en az on işyerine ya da büyük mağaza niteliği taşıyan işyeri bulunmasa dahi beslenme, giyinme, eğlenme, dinlenme, kültürel ve benzeri ihtiyaçların bir kısmının veya tamamının karşılandığı en az otuz işyerine,
– Ortak kullanım alanlarına,
– Merkezi bir yönetime,
sahip yapılardır.

“Çok kısa sürede 30 bin kişiye iş imkânı yaratmamız mümkün”
400’ü aşkın markaya sahip üyelerinin 70 binin üzerindeki mağazasının yaklaşık yüzde 65’i AVM’lerde olan BMD Başkanı Sinan Öncel’e göre göre AVM’ler markaların müşteriler ile buluşmasında kolaylaştırıcı rol görüyor. Organize perakendenin geliştiği yıllarda tüketicilerin caddeye göre AVM’lerde kendilerini daha güvende hissettiklerine dikkat çeken Öncel, “AVM’ler yıllarca buluşma ve sosyalleşme mekanı olarak kullanıldı. Yaz aylarında serin, kış aylarında sıcak olması da müşteri nezdinde AVM’lerin cazibesini arttırdı” diyor.
Bugün itibarıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de talebin üzerinde bir AVM arzı bulunduğuna dikkat çeken Öncel, markaların AVM yönetimleri ile yaşadıkları sorunları da şöyle ifade etti: “Ağırlıklı olarak yabancıların işlettiği AVM’lerin büyük bölümü perakendeciye ay sonunda hâlâ günlük kur üzerinden kira faturası gönderiyor. Kiralanabilir alanın üçte biri, yani 4,1 milyon metre karelik alan için günlük kurdan kira ödüyoruz. ‘Ciro kirası’ veya ‘üst sınır’ oranlı kiralamayı tercih eden perakendeci için bu durum hiç adil değil. Çünkü kira başta olmak üzere işletme giderlerindeki artış nedeniyle perakendede kârlılık her geçen yıl biraz daha düşüyor. Hatta bazı mağazalar giderleri bile karşılayamıyor. Perakendeci bu durumda bazen cezayı da göze alıp zarar eden mağazayı kapatıyor. Artan maliyetler yüzünden markalarımız yurt içindeki yatırım planlarını ertelemek zorunda kalıyorlar. Bugün Türkiye genelindeki AVM’lerde 4000’in üzerinde boş mağaza bulunduğunu tahmin ediyoruz. Oysa perakendecinin yatırım iştahı var ve kiralar makul seviyelere indirilse bu mağazalar çok hızlı bir şekilde dolabilir. Bir mağazada ortalama 7 – 8 kişinin istihdam edildiğini düşünürsek kısa sürede 30 bin insanımızı iş sahibi yapabiliriz.”

Yeni açılan AVM’lerde ‘kazan kazan’ işliyor
Son iki yılda açılan AVM’lerde ki mağaza kiralarının markalar için daha avantajlı olduğunu söyleyen Öncel, e-ticaretteki artışa paralel AVM’lerin yaşayacağı sıkıntıya da şöyle dikkat çekti:
“Yeni açılan AVM yönetimleri için ayrı bir parantez açmam gerekiyor. Yeni AVM’lerde iki taraf için de ‘kazan kazan’ durumu söz konusu. Son iki yılda açılan AVM’ler markalarımıza ciro üzerinden kira avantajı sunuyorlar ve hemen hepsinde mağazaların neredeyse tamamının dolu olduğunu gözlemliyoruz.
Burada geleceğe dair bir öngörümü de paylaşmak isterim: Online mağazacılığın toptan perakende içindeki payı giderek artıyor. e–ticaretin Türkiye’ye oranla çok daha yüksek olduğu ABD’de her yıl onlarca AVM hayalet merkezlere dönüşüyor, binlerce mağazanın kapısına kilit vuruluyor. Online alışveriş oranındaki artışla birlikte Türkiye’de de benzer bir durumla karşılaşmamız sürpriz olmayacak. Mağaza sayıları e-ticaretteki artışa paralel olarak verimlilik temelinde optimum seviyelere gelecek.”

Perakendeciler yeni mağaza açmaya çok hevesli değiller
Markaların artık verimliliğe odaklandığını söyleyen KDM Danışmanlık Genel Müdürü Murat İzci, “AVM’lerde anlaşma yapan peraken deciler zarar ettikleri mağazalarda gerekirse tazminatlarını ödeyip çıkabiliyorlar. Bazen 6 aylık cezaya bile razı oluyorlar. Her iki taraf arasında yapılan anlaşma bazen üzerine yazılan kağıt kadar değeri olabiliyor. Perakendeci artık yeni mağaza açmaya çok hevesli değil. Tamamen verimliliğe odaklandılar. Türkiye’de AVM’de mağaza açabilecek perakendeci sayısı az. Bu nedenle de AVM’ler kiracı bulmakta zorlanabiliyorlar” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
“Perakendeci, neredeyse her sattığı üründen zarar ediyor. ÜFE, %22’nin üzerinde. Buna mukabil TÜFE ise %15’ler seviyesinde. Artan maliyetler satışlara yansıtılamıyor. Markalar, kira indirimi istiyorlar. Bu indirimi AVM’ler vermezse mağazalar kapanıyor. AVM arzının ulaştığı bu noktada eğer mevcut durumu bir kriz olarak yorumluyorsak, kısa vadede çözülebileceğini sanmıyorum.
Cadde kiraları da bir regülasyona girdi. Öncesinde yaşanan boşalma yerini daha makul kiralarla toparlanmaya bıraktı. AVM’lerde de bütün taraflar birbirini idare ediyor. Bu dönemin hassasiyetine binaen perakendeci ile beraber nefes alıp vermek gerekiyor. Kira anlamında da bir makul etrafında buluşuluyor.”

Markalar, AVM’lerle ile birlikte deneyim kazandı
Türkiye’deki AVM sektörünün temsilcisi olan Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD), kabul ettiği AVM tanımına göre 2018 sonunda 410 civarında AVM olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Başkan Hulusi Belgü’ye göre alışveriş merkezleri ve perakende birbirini tamamlayan birlikte büyüyen iki alan. Perakende markalarının alışveriş merkezleri ile birlikte çok değerli deneyimler kazandığını ve birçok fırsat elde ettiğine inanan Belgü, “AVM’ler perakende markalarının tüketiciye daha rahat ulaşmasında kritik bir görev üstleniyor. Bugün özellikle Anadolu’da birçok perakende markası bazı illere ilk kez AVM’lerle birlikte giriş yaptı. Ayrıca yerli peraken de markalarımız AVM’lerde global markalarla yan yana yer alarak hem küresel ve yabancı markalarla rekabeti deneyimledi hem de uluslararası pazarlara açılırken strateji geliştirmelerin sağlayacak çok değerli tecrübeler edindiler” diyor.

AVM’lerin geleceği
Belli bölgelerin AVM doygunluğuna ulaştığını kabul eden Belgü, var olan AVM’lerde ki yenileme, büyüme projeleri hakkında şunları söyledi: “Alışveriş merkezleri yatırımları özellikle 2000’li yılların başından itibaren hızlanan bir ivme yakaladı. Dolayısıyla, bugün geldiğimiz noktada özellikle belli bölgelerde AVM’ler doygunluğa ulaştı. Bu bölgelerde gelecek dönemde AVM yatırımlarının daha yavaş bir hızda büyüyeceğini söyleyebiliriz. Öte yandan var olan AVM’lerde yenileme, büyüme gibi proje yatırımları olacaktır. Ülkemizdeki ilk AVM’lerin açılışı bundan 30 yıl öncesine dayanıyor. Hızla değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte bireylerin ihtiyaç ve beklentileri, yaşam tarzları ve eğlence anlayışları da değişkenlik gösteriyor. İlk yıllarda AVM ziyaretçisinin birincil amacı alışveriş iken insanlar artık daha çok sosyalleşmek için AVM’lere geliyor. AVM’lerin yeme-içme, sinema, çocuk eğlence merkezleri gibi alanlarda vakit geçirenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Öyle ki alışveriş artık eğlenmek için gelmişken yapılan bir eylem halini aldı. Dolayısıyla 30 sene önce amaç, ziyaretçilerinin ilk ihtiyacı olan alışverişi karşılamakken şimdi sosyal alanlar önem kazanıyor. Mimari olarak ise daha çok gün ışığına ihtiyaç duyuluyor. İşte tüm bu sebeplerle ziyaretçilerinin beklenti ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak adına AVM’lerimiz de bir takım yenileme çalışmalarına gidiyor. Dolayısıyla, mevcut AVM’lerimiz gelecek dönemde hem kiralama stratejilerinde hem de mimari yapılarında değişiklikler yaparak daha verimli ve tercih edilir hale geliyorlar.”

İstanbul 100 AVM’ye bedel

Rea Grup’un yıllar önce yaptığı bir araştırmaya göre İstanbul’un en önemli 73 alışveriş caddesi, barındırdığı yaklaşık 10 bin 517 mağaza ile 100 AVM’ye bedel. Caddeler hem doluluk oranı hem kira bedelleriyle de AVM’lere ciddi alternatif olmaya devam ediyor.

Boş mağaza sayısı artarak devam ediyor
Bugüne kadar 14 farklı bankaya 127 AVM değerlendirmesi yapan Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Cansel Turgut Yazıcı’nın tespitlerine göre AVM ve caddelerdeki boş olan mağaza sayısındaki artış geçen yaz başında başladı ve artarak devam ediyor. Bu duruma gelinmesinde yüksek kira rakamları birinci neden olarak gösteren Yazıcı’ya göre talep edilen kira rakamlarının yüksekliği yeni bir durum değil. Yazıcı’ya göre kiraların dışında ki en büyük etken artık dükkanların satış ve cirolarının eskiye oranla gerilemiş olması.
Yazıcı, AVM’lerin kiracı karması oluştururken ve süreç içinde yeniden kiralama işlemleri yaparken kiracı karmasını pazar analizi doğru yaparak oluşturmaları ve belli bir baz ilave ciro kirası oluşturulmasının gerektiğine inanıyor.
Döviz kurlarının beklenin üzerindeki artışı karşısında kur sabitleme ve gerektiğinde kira indirimine gidilmesinin yanında AVM’lerin finansmanın sağlayan kurumlarının geri ödemelerde yapılandırma yapmaları gerektiğini söyleyen Yazıcı, “Aksi durumda yatırımcının toplayamadığı kiraya dayalı bir banka finansmanı geri ödemesi olur ki, bu da ilave sermaye gerektirir” dedi.
2016-2018 AVM Potansiyeli Analizi Raporlarına göre İstanbul’un hala AVM ihtiyacı olduğunu söyleyen Yazıcı, “2018 yılında neredeyse 30 ilimizin alışveriş merkezi konusunda doygunluğa ulaşmasını bekliyoruz. Bu iller içinde Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Kayseri, Muğla gibi büyük şehirler olduğu gibi Aydın, Nevşehir, Van, Sivas gibi Anadolu şehirleri de bulunuyor” dedi.

cadde dukkanlari

Hasan Ardıç’a göre ticarette ve perakende de sorun var
AVM’lerde özellikle son aylarda olmakla beraber yaklaşık olarak bir yıldır boş mağazaların olduğunu ve maalesef gün geçtikçe boş mağaza sayısı azalmayıp arttığını söyleyen Hasan Ardıç, “Sadece AVM’lerde değil, benzer durum maalesef Kapalı Çarşı’da da var, İstiklâl Caddesi, Bağdat Caddesi ve Nişantaşı’nda da. Bu durumda sorun daha geniş kapsamlı ve daha genel bir sorun; ticarette, perakendede sorun var demek belki daha doğru bir tespittir. O zaman yapılacak iş bunun nedenlerini saptamak olmalı, konuyu sadece döviz, ya da sadece AVM sayısına veya sadece kiralara bağlamak hem doğru, hem de adil olmaz” dedikten sonra şunları söyledi:
“Artık her şeyin globalleştiği bir dünyada yaşıyoruz; Çin’de olan bir uygulamayı anında Brezilya’da duyabildiğimiz kadar Norveç’te de anında konudan haberdar oluyoruz. Bu durumda tabii ki, FED’in politika faizini 0,25 puan arttırması sadece Japon ekonomisini değil, ABD Doları’nın kullanıldığı tüm ülkeleri anında etkiliyor. ABD Doları’nı kullanmayan da yok zaten. Örneği geliştirmek mümkün, dolayısıyla ulusal makro ekonomik etkileşimimiz globalizmin kapsama alanında.
Hemen kur etkisine bakalım; TL, başta ABD Doları ve Euro olmak üzere hemen hemen bütün konvertible para birimleri karşısında değer kaybetti. Bu ekonomik bir etkileşim değil sadece, işin politik yanı da var, uluslararası ilişkiler bütünü çerçevesinde de değerlendirilebilecek tarafları da var.
Ülkede sürekli bir seçim atmosferinin yaşanması da etkilerden biri tabii. 24 Haziran seçimlerinin tek turda sonuçlanması, en azından 8 Temmuz’da yapılabileceği ilan edilen seçimin iptali ile sonlandı. En azından bir yıl seçim ekonomisi içinde olmayacağız. Artık, erken seçim olmazsa 2019’da mahalli seçimler yapılacak. Seçimler; her ne olursa olsun nihai tüketicinin de perakendecinin de bazı beklentiler edinmesini kolaylaştırıyor. Bu da; bir beklenti, alışverişin yavaşlatılması, giderek azalması vb sonuçları doğuruyor.
Bu durumda, mağazalar kapanıyor, kira pazarlıkları dozajını arttırıyor, ödemeler sekteye uğruyor, eleman tasarrufları başlıyor ve bu sarmal süreklilik kazanıyor.
AVM sayısı, 2018 Temmuz başı itibarıyla ülke genelinde 434, İstanbul’da da 114 olarak geçiyor, tabii son hafta ya da bugün birkaç yeni AVM daha açılmadıysa. Açılmasın demiyoruz, ama tabii ki AVM sayısının sürekli ve hızlı artışı da ekonominin temel kuralı arz-talep dengesinde önemli oynamalara yol açıyor. Bu durum da serbest rekabet koşullarında piyasalarda belirleyici olma rolünün tarafını oluşturuyor, değiştiriyor… Aynı gemideyiz sözleri ve tavizler havada uçuşuyor. Bu da etkenlerden biri…
Perakende de marka sayısında önemli bir artış olmayınca özellikle AVM’lerde kiracı bulma konusunda bazı zorluklar yaşanıyor, böyle devam ederse zorlukların artacağını öngörmek zor değil.
Önceki yıllarda İstanbul’da, ülkenin en şık, en lüks, AVM’lerinde kiralama yapmak için sıra varken şimdi hemen hemen hepsinde az ya da çok, ama çoğalan sayıda boş mağazalar var. Ülkede ekonomik ve siyasal istikrar yeniden sağlandığında, uluslararası ilişkilerimizin yeniden düzelme aşamasına geldiğinde, yerli ve yabancı, özellikle yabancı yatırımcıların ülke ekonomisine yeniden güven duymaları durumunda, turizmin de gelişmesiyle beraber, sektörümüzün de 2005’li yıllardaki başarılı dönemlerine dönülecektir. Bu konuda umudumuz vardır.”

Silk&Cashmere: AVM’ler kiracı bulmakta giderek zorlanacak
Silk&Cashmere Yönetim Kurulu Başkanı, Ayşen Zamanpur, AVM’lerin kiracı bulmakta zorlandığını söyledi. Zamanpur, “Hem de çok zorlanıyorlar. Bu daha da artacak. Büyük isimlere aşırı avantajlı kira sözleşmeleri yaparak diğer markalar da AVM’lere çekilmeye çalışılıyor. Eskiden bizler nerede ne açılıyor kaçırmayalım diye apartta beklerdik. Gerek dünyada e-ticaretin yaygınlaşması ve beton/ çimento fiziksel mağazaların gitgide oransal azalması, gerekse genel ekonomik yavaşlama bu duruma etkin oldu. Kiraların dolar /euro üzerinden olması, bizim gibi tl satarak döviz ödeyen markaların makaslarının açılmasına neden olmuştur ve bu makasın giderek büyümesi kaçınılmazdır. Bu gerçekler hepimizde AVM’lere karşı iştahımızı yok etti. Kısa vadeli düşünen, vizyonel rasyonel bakmayan markalar ve AVM’ler zorlanacaktır. Ve bu sadece ülkemize ait bir durum da değildir. AVM yönetimlerinden bu durumun çok farkında olanlar da var, hala üç gün kirada gecikince ihtar çekmeye yönelecek kadar uzaylı davrananlar da var. Umarım ekonomi dengesini bulacak, perakende gibi lokomotif bir sektörün yara almaması için AVM’ler daha bilinçli davranacaklardır” dedi.

Boyner, ‘Anchor’ mağaza olmanın avantajına sahip
AVM’leri seçerken öncelikle bulunduğu lokasyonun mevcut ve gelecekteki potansiyelini, hitap edeceği müşteri profilini, AVM’nin müşteriye sunacağı marka miksini ve de sosyal imkanlarını (sinema/çocuk oyun alanı/fine dining vs) analiz ettiklerini söyleyen Boyner Büyük Mağazacılık Kurumsal Gelişim ve Outlet Genel Müdür Yardımcısı Filiz Bayrak, “Bunun dışında ulaşım kolaylığı, mağaza metrekaresi ve tavan yüksekliğinin departman mağaza (department store) standartlarına uygunluğu aradığımız diğer özellikler oluyor. AVM’ye çekim sağlayan ‘anchor’ bir mağaza olduğumuz için AVM’ler tarafından öncelikli talep görüyor, tercih ediliyoruz. ‘Anchor’ olma gücümüzden dolayı bütün büyük AVM projelerinin öncelikle paylaşıldığı markalardan biriyiz. Biz de strateji ve hedeflerimize uygun olan lokasyonları, hem müşterilerimizin beklentilerini hem de ticari hedeflerimizi göz önüne alarak değerlendiriyoruz” dedikten sonra şu açıklamada bulundu:

“Beklentilerimizi karşılayacak caddeleri değerlendirebiliriz”
“Son yıllarda alışveriş merkezlerinin sayısının artması ve müşteriler için sosyal ihtiyaçlarına cevap veren mekanlar haline dönüşmesiyle cadde mağazacılık trendinin eskiye oranla düştüğünü söyleyebiliriz. Bununla beraber, departman mağazalar yapısı gereği büyük metrekare ve mümkünse kolay alışveriş imkanı sunacak şekilde çok katlı olmayan yapılara ihtiyaç duyuyor. Caddelerde bu fiziki şartları sağlayan yapılara ulaşmak pek kolay olmuyor ya da düzenlemeye gidilmiş olsa da halen AVM’lerden daha yüksek seviyede olan metrekare fiyatları gündeme geliyor. Şu anda ağırlıklı olarak AVM’lerde faaliyet gösteriyor olsak da önümüzdeki dönemde hem fiziki şartları uygun hem de ticari beklentilerimizi karşılayacak caddeleri değerlendirebiliriz tabii ki.”

AVM lokasyonu ve işletmesi çok önemli
Kiğılı olarak, mağazacılığı çok iyi bildiklerini, pazardaki trendleri, ihtiyaçları tespit ettiklerini söyleyen Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem, “Lokasyon seçiminde, işletmesinde yeterince hassas davranmayan AVM’ler perakendecilerin beklentilerini karşılayamayabiliyor. Bunun sonucunda, kar oranlarının istenilen seviyeye taşınmasıyla ilgili sıkıntılar ortaya çıkabiliyor” derken şu açıklamada bulundu:
“AVM’lerde tüketiciler çok sayıda markanın ürünlerini daha kısa sürede inceleyebiliyor, dilediklerince alışverişlerini tamamlıyorlar. Bu da bizler için hem satış anlamında olumlu sonuçlar doğuruyor, hem de rekabeti canlı tutarak sektörümüzün her daim daha iyiye doğru ilerlemesini sağlıyor.
AVM’lerin lokasyon seçimlerinde veya işletmelerinde kimi zaman yeterince titiz davranılmıyor, bu da müşteri trafiğine birebir etki ediyor Müşteri trafiği çekemeyen AVM’ler perakende sektörüne zarar verebiliyor. Yapılan yatırımlar, müşteri trafiği çekilemediği için yetersiz kalabiliyor. Bu hem AVM yatırımcısı hem işletmesi hem de onun içindeki mağazalar için yük oluşturuyor. Bunların üzerine AVM’lerdeki kira giderlerinin artışı eklenmesi perakendeciler için kar oranlarının istenilen seviyelere çıkamamasına neden olabiliyor. Türkiye makro ekonomisindeki gelişmeler de tüketici üzerinden AVM’lere yansıyor. Fakat yatırımcılar ve markalar içinde bulunulan durumu iyi okuyup, ona göre adım atarsa, sorunlara çözüm bulmak imkansız değil.”

Yabancı markaların çıkışı AVM’leri olumsuz etkiliyor
AVM’lerin kiracı bulmakta zorlandığını belirten Suerdem, “AVM yönetimleri ve perakendeciler arasında kiralara yönelik tartışma uzun süredir devam ediyor. 2016 yılında TL’ye geçişe yönelik bir çağrı yapıldı. Pek çok AVM bu şekilde anlaşmalarını güncelledi. Sözleşme şartlarında değişikliğe sıcak bakan ve ortak bir noktada bulaşacağımız AVM yönetimleri olduğu gibi, TL’ye geçişe olumsuz yaklaşanlar da mevcut. Yabancı markaların çekilmesi de AVM’lerde canlılığı olumsuz etkiliyor. Tüm bunların sonucunda sözleşme şartlarında güncelleştirme yapmayan AVM’ler kiracı bulmakta zorlanıyor. Kiğılı olarak ağırlıklı bir şekilde AVM mağazacılığını tercih ediyoruz. Ancak, cadde mağazacılığını da önemsiyor ve çalışmalarımızı her iki mağazacılık türüne yönelik şekillendiriyoruz. Mağazalarımızın yüzde 5’inin cadde mağazası olduğunu söyleyebiliriz” dedi

İnci Deri: AVM’lerde perakendeciler sert hareketler yapabilir
Türkiye’nin 101 yaşındaki en köklü moda markalarından İnci Deri Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Kızıltaş, “Döviz kurlarındaki artış peraken decileri zorluyor. AVM’lerden biri çıkınca sürü mantığı olmasın diye dirençle karşılaşıyoruz. Bazı yerlerde AVM’lerin cezai şartlarını da üstlenip çıkıyoruz. Çünkü bizim için verimlilik önemli. Kriz reflekslerimiz kuvvetli. AVM’lerin 3’te 1’yle anlaşma sağlana madı. AVM’lerde perakendeciler sert hareketler yapabilir” dedikten sonra şunları söyledi:
“Mağazacılık tarafında verimlilik esas. Bazı mağazaları biz de kapatıyoruz. Verimli olmayan mağazaları eliyoruz. AVM’lerle sözleşmelerimiz olmasına, cezai sorumluluklara rağmen bazı mağazaları kapatıyoruz. Şu dönem verimli olmayan bir mağazayı ayakta tutma konusunda direnilecek bir dönem değil. Türkiye’de AVM’lerde bu sorun son dönemde daha yoğun yaşanıyor. Euro ve Dolar üzerinden kiralar perakendecileri çok olumsuz etkiledi.
Genelde birinin memnun olmadığı AVM’den zaten çoğunluk da memnun olmuyor. Biri çıkınca arkası geliyor. Bunu AVM yatırımcılarının göze almaması gerekir ancak çoğu AVM’de anlaşma sağlana- madı. Tersten mücadele var artık AVM’lerde. Biri çıkmaya çalışınca arkasından sürü mantığı olmasın diye dirençle karşılaşıyoruz. Bizim için önemli olan toplam verimlilik. Biz mağazaya giren 100 kişiden kaç kişiye ürün sattığımıza bakıyoruz. Giren müşteri sayısına bakıyoruz. Ortalamanın altındaki mağazalara bakıyoruz. Ayrıca artık vitrin önünden geçenlere de bakıyoruz. Neden önünden geçip de içeri girmiyorlar? Bunlarla ilgili rakamları da inceliyoruz. Mağazanın lokasyonu, AVM’nin müşteri kitlesi, mağazanın kirası, çalışan personel vs. Hepsini değerlendiriyoruz.

Maliyetler-giderler artıyor, satış fiyatı-ciro artmıyor!
Yeni gelen kurlarla kira giderlerini hesaplamakta zorlanıyorum. Giderler artıyor, satış fiyatı artmıyor. Ciro artmıyor. Ayakkabı satın alma maliyetlerinde artış var. Biz çok ciddi ciro kayıpları yaşamadık daha önceki dönemlerde. Şu dönemde de kampanyalarla müşteri ilgisinin devam etmesini sağlıyoruz. Krizler öyle ya da böyle geçiyor. Kuvvetli markalar bu krize de dayanacaktır.
Anadolu’daki bazı AVM yatırımlarla ilgileniyoruz, çünkü Anadolu illeri için hala AVM yatırımları önemli. Biz Bağdat Caddesi’nden 4 yıl önce çıkmıştık. Kısa süre önce yeniden mağaza açtık. İstiklal Caddesi’ni ise hiç terk etmedik. Bazı şehirlerin en işlek caddelerinde de olmaya devam edeceğiz. AVM’ler konusunda ise çok daha temkinliyiz. AVM’lerin 3’te 1’i kiralarında indirim yapmadı. Cirosu iyi olan yerlerde bile verimlilik yoksa mağaza kapatırım. Cirosu iyi olan ama kira gideri çok yüksek olan bir AVM’den çıktık. Yabancı fonların hakim olduğu AVM’ler direniyor. Bir gerçek var perakendeci çok rahatsız. Artan kurlar ve gelinen nokta rahatsızlık yaratıyor. Anlaşılamayan bazı lokasyonlarda perakendeciler sert hareketler yapabilir. Bağdat Caddesi’nden bir anda herkes çıktı, benzer durumlar AVM’ler için de geçerli olabilir. Kriz reflekslerimiz kuvvetli.”

Koton, cadde mağazalarını tercih ediyor
AVM’nin bulunduğu lokasyonun il-ilçe düzeyinde demografik açıdan yeterliliği, rekabetteki konumu ve marka karması, ulaşılabilirliği, toplam kiralanabilir alan büyüklüğü, kira rayiçleri, benzer lokasyonlardaki Koton performansı ve kanibilizasyon etkisini değerlendirilerek AVM’ye giriş kararı verildiğini söyleyen Koton Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali İleri, “Son yıllarda AVM sayısının artışı sebebiyle yer bulmakta zorlanmıyoruz ancak büyük metrekare ihtiyacımızdan dolayı rekabetin yüksek olduğu AVM’lerde ideal metrekare ve görünürlük, erişilebilirlik açısından doğru mağazayı bulmak biraz zaman alabiliyor. Pazarın büyüklüğüne göre eğer kira rayiçleri, ulaşım ve metrekare imkanları kriterlerimize uyuyorsa cadde mağazacılığını tercih edebiliyoruz” dedi.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER