Sosyal Medya Hesaplarımız

RT Özel

Real, Kubilay Özerkan’la farkı yakaladı

Editör
Abone Ol:

Real Türkiye’de 14. hipermarketini Kasım ayında Bayrampaşa Forum AVM’de açmayı planlıyor.

real_kutu1

Bu yıl önce Fulya arkasından Merter mağazalarının açılışını yapan Real’in Bayrampaşa mağazası İstanbul’daki 6. hipermarketi olacak. 1998’de ilk hipermarketini Ankara Bilkent’te açan Real’in son açtığı Merter mağazası, açıldığı günden bugüne cirosu ile Türkiye’nin lideri. Bu başarıya imza atan ekibin Temmuz 2008’den bu yana genel müdürlüğünü yürüten Kubilay Özerkan, yakalanan başarının tüm mağazalara yayılması için 2010 yılında mağaza yenileme çalışmalarına başlayacaklarını söyledi.

Özerkan eski bir Metro Cash&Carry Türkiye çalışanı. Başarılı çalışmalarına grubun Doğu Avrupa ülkelerindeki yatırımlarında çalışarak devam eden Özerkan, 2008 Temmuz ayında Türkiye Real Hipermarketleri Genel Müdürü olarak ülkesine geri döndü. Özerkan, bu yıl ki 3 İstanbul hipermarketin açılışı ve başarılı satış grafiği ile sektörde adından sıkça söz ettirmeye başladı. Fransa’nın tarihsel süreçten gelen bin kişiye düşen 1 AVM sayısını Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti gibi gelişmekte olan Doğu Avrupa ülkelerinin yakaladığına dikkat çeken Özerkan, ülkemizin bu oranın çok gerisinde olduğuna dikkat çekti. Ülkemizdeki hipermarket sayısının da çok az olduğuna dikkat çeken Özerkan’a göre 7.000 metrekarenin altındaki mağazalarda hipermarketçilik yapmak zor. Real’in de Türkiye de 5.000 metrekarenin altında mağazası yok.

Türkiye’de daha çok hipermarkete ihtiyaç var

Nüfusumuzun yüzde 50’sinin semt pazarından alışverişi yaptığı ülkemizde daha çok hipermarkete ihtiyaç olduğuna inandığını söyleyen Özerkan şöyle konuştu: “Türkiye’de alışveriş alışkanlıklarımızın içinde hala geleneksel perakendeci yapılar oldukça güçlü. Ülke nüfusumuzun yüzde 50’si semt pazarlarından alışveriş yapıyor. Bu semt pazarlarından alışveriş yapanların yüzde 20’si ise iç çamaşırlarını buralardan alıyorlar. Ne kadar çarpıcı bir rakam değil mi? Bu örnekten de anlaşılacağı gibi ülkemizde daha çok hipermarket açılacak.

Avrupa’da hipermarketlerin en çok geliştiği ve 1.000.000 kişiye düşen sayının 17 olduğu Fransa dışında tüketicilerin hipermarketlerden uzaklaşması söz konusu değil. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde modernizmi temsil eden hipermarketler hızla çoğalıyor.

Türkiye’deki örneklerinden çok daha büyük metrekareli ABD’de de bir milyon kişiye 68 hipermarket düşerken bile müşterileri mağazalarına çekmeyi başarıyorlar. Bu başarıyı yeni yaşam biçimlerine göre kurdukları konseptlerle gerçekleştiriyorlar. ABD’de her şeyi bir arada bulabileceğiniz dev hipermarketlerle aynı caddelerde, sadece organik veya sadece taze ürünleri ile rakiplerinden ayrılan dev hipermarketler var. Henüz Avrupa’da bile başlamayan bu hipermarket farklılaşmasına biz Real Türkiye olarak hazırız. Bunun örnek çalışmalarını son açtığımız şubelerimizle birlikte tüm mağazalarımızda aynı anda uyguladık ve başarılı sonuçlar aldık. Örneğin tekstil ülkesi olarak nitelediğimiz ülkemizde ayakkabı reyonlarında satışa sunduğumuz ithal spor ayakkabılarımız büyük ilgi gördü.”

real_kutu2

Türk gıda sanayisi yeni kategoriler yaratmalı

Özerkan, bir hipermarket yöneticisi olarak ülkemizde sanayinin özellikle de gıda sanayisinin yeni kategoriler, yeni ürünler yaratamaması sebebi ile reyonlarına koyacak ürünler bulamamaktan şikayetçi. Özerkan, “Özellikle Türk gıda sanayicisi var olan ürün grupları, kategorilerin dışında üretimlere girip yeni ürünler üretmeliler. Var olan ve yoğun rekabetin olduğu kategorilerden pay kapmaya çalışarak harcadıkları maddi, manevi eforu yeni ürünler, yeni kategoriler geliştirmek için harcasalar eminim çok daha başarılı olurlar. Bunun en güzel örneğini Romanya’daki görevim sırasında raflarımızda yer verdiğimiz Türk Kefiri’nde gördüm. Başka bir örneği de son yıllarda geleneksel içeceklerimiz olan şalgam, ayran, limonatanın üretiminin sanayileşmesi ile yaşadık. Ancak böyle bir sürü geleneksel içeceğimiz var iken birçok üreticinin de bu ürünlerin üretimine başlamasını doğru bulmuyorum. Çünkü bu konuda ilk ve doğru yatırımı yapan firmanın, markanın başarısını yakalamak çok zor.”

“Lokasyon konusunda çok seçici olacağız”

2009 yılında açılan ve açılacak 3 hipermarketinde İstanbul’da olmasının lokasyona verdikleri önemden kaynaklandığını söyleyen Özerkan, 2010 yılında AVM yatırımlarının yavaşlayacağına inanıyor. Yatırımların yavaşladığı bu süreçte çıkacak doğru projelerde mutlaka Real’in yer alacağının altını çizen Özerkan, önümüzdeki 6-8 ayda eski mağazalarını yenileyecek. Özerkan yeni mağazaları ile yakaldıkları başarının altında yatan lokasyon seçimi ve satış politikaları hakkında da şunları söyledi:

“Lokasyon konusunda titizlik gösterdiğimiz şartlar belirlendi. Bu şartlara uymayan projelerin içinde yer almayacağız. Bu şartların en önemlisi, herkesin bildiği belli metrekarede yaşayan insan sayıdır. Ayrıca bizim özellikle üzerinde durduğumuz şartlardan birisi de bu insanların hipermarket müşterisi olacak profilde olmasıdır. O profilde B, C ve C1 gelir düzeyindeki insanlardan oluşmaktadır. Bu gelir grubu ağırlıklı olarak hipermarketlerden alışveriş yapıp fiyata çok duyarlı olurlar. Doğru planlanmış promosyonlarla mağazanıza getirebileceğiniz bu müşterilerinizle başarı yakalanır.

Tabi ki lokasyon tek başına müşteri sayısının çokluğunu ve cironun yüksek olmasını sağlamaz. En az lokasyon kadar ürünlerin kalitesi, çeşidi, fiyatı, servisi, promosyonu çok önemli. Bunlar bir bütün olarak çok iyi planlanıp uygulanmalıdır. Bunlardan özellikle servis anlayışı Türk girişimcisinde çok ileri düzeyde. İddia ediyorum Türkiye’deki işini iyi yapan her türlü perakendecinin servis anlayışını dünyanın neresine götürürseniz götürün başarılı olur. Çok iyi fiziki şartlarda uluslararası kazanılmış bir başarı ile Almanya’daki servis anlayışını Türkiye’ye getirip ‘En iyisi budur’ demek yanlış olur. Ancak unutmamalıyız ki Avrupa’da ki hijyen, kategori anlayışı da bizlerde yoktu. Real’in Türkiye’de ki yeni servis anlayışı halkımızın karakterine de uygun olan modern, hijyenik bir ortamda pazar sıcaklığıdır.”

real_kutu3

Her mağaza için farklılık şart

“Unutulmamalıdır ki tek anahtar her kapıyı açmaz” diyerek müşteriyi tanımanın önemini özetleyen Özerkan, bu konuda da şunları söyledi:

“Her ülkenin müşteri yapısı farklı olduğu gibi her bölgenin, her şehrin, her mağazanın müşteri yapısı da farklılıklar gösterebilir. Bunu bilerek her mağazamızda ayrı ayrı müşteri analizleri yaptık. Bu bilgiler ışığında her mağazamız için stratejiler geliştiriyoruz. Örneğin insertlerimizde her mağaza için farklı uygulamalar duyurmaya başladık. Bunun için CRM ve mağaza kartı gibi çözümlerimiz yok. Bunlardan önce yapılacak genel uygulamaları başlatıp sonuçlarını ölçüyoruz.

Müşterimizi daha iyi tanıdıkça onlara kaliteli, bol çeşitli, uygun fiyatlı ürünleri hijyenik, modern bir pazar sıcaklığı ile sunmak için satın alma uygulamalarımızda da yenilikler yaptık. Daha önce kategorilerini bizim yönettiğimiz satın almayı başka bir şirkette ki kişiler yapıyordu. Ancak müşteriye daha yakın olmak adına bu iki işi birleştirdik. Artık satın almamızın yüzde 70’ini yapan grup şirketimiz olan MGB’de Real adına satın alma yapan arkadaşlarımız bizim bünyemizde ki satış departmanlarında görev yapıyorlar.”

Krizin önümüzdeki 6-8 ayda tüm dünyada zor günler geçirteceğine inanan Özerkan, 2010 ilk çeyreğinden sonra büyüme öngörüyor. Real Türkiye’de mağaza bazlı olarak da müşteri sayısının arttığını söyleyen Özerkan, tüketicinin özellikle gıda dışı harcamalarını ertelediğine inanıyor.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement

RT Özel

Kırmızı et fiyatlarında ki artış sürüyor

Editör

Yazar:

Geçen ay “Kırmızı ette fiyat tartışmaları sürüyor” başlıklı haberimizi yaptığımızda Et ve Süt Kurumu’nun 11 Şubat’ta ki fiyat listesine göre 25,75 TL olan dana kıyma fiyatı %11,65’lik artışla 28,75 TL’ye yükseldi. Dana kuşbaşı fiyatı ise %5,44’lik artış ile 29,40 TL’den 31,00 TL’ye yükseldi.

Et ve Süt Kurumu hammadde değil parçalama sıkıntısı yaşıyor

Et ve Süt Kurumu’nun Perakende Satış Fiyat listesinde olan bazı ürünleri ise mağazalarında yok. Özellikle küçükbaş hayvan (kuzu, koyun, toklu) etleri 2 ayı aşkın süredir mağaza reyonlarında bulunamayabiliyor. Kurum gönderdiği yazılı açıklamada hammadde olarak bir sıkıntıları olmamakla birlikte, aşırı talep artışından dolayı, sevkiyatın artırılmasına rağmen zaman zaman parçalama işlemlerinin yetişmemesinden taleplerin karşılanamayabildiğini bildirdi.
Aynı açıklamada mağazalarına koyun/kuzu eti sevkiyatının hiçbir zaman kesilmediği sadece koyunun gebelik dönemi içersinde sevkiyatların azaldığı belirtildi.
Bu arada görüşlerini aldığımız Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ, Et ve Süt Kurumu’nun 20 Şubat’ta Federasyon üyelerine 23,30 TL + KDV’den taze karkas dana eti satışına esnafın kalitesi sebebi ile ilgi göstermediğine dikkat çekti.
Bakan Faruk Çelik ve TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar’ın açıklamaları ile ette fahiş kar ediyormuş gibi lanse edilerek müşteri gözünde “Pahalı” algısı ile karşı karşıya kalan market yöneticileri de etin maliyetine yönelik açıklamalar yapmaya başladılar.

Eti özel sektör, ESK’nın 4-5 katı karla satıyor”
semsi bayraktar rt ozelTürkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 28 Şubat’ta yaptığı açıklamada eti özel sektörün, Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) 4-5 katı karla sattığını bildirerek, “250 kilogram bir karkası, ESK 5 bin 450 liraya, alışveriş merkezi 5 bin 955 liraya satın alıyor. ESK, bu karkası 5 bin 988 liraya et olarak üreticiye satarken, fiyat alınan iki alışveriş merkezinden birinde satış bedeli 7 bin 862, diğerinde 8 bin 531 liraya kadar çıkıyor” dedi.
Bayraktar, üretici 250 kilogramlık bir karkastan 498 lira, ESK 538 lira kazanç elde ederken, alışveriş merkezlerinden birinin 1907 lira, diğerinin 2 bin 576 lira kazanç sağlamasının insafsızlık olduğunu belirtti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaptığı açıklamada, 250 kilogram dana karkastan, yüzde 17 kemik ve yüzde 0,52 de parçalanma firesi düştükten sonra 206 kilogram et kaldığını, bu etin yüzde 30’unun, 61,9 kilogramını bonfile, kontrfile, biftek, rosto ve pirzola gibi değerli etlerden, yüzde 70’inin, 144,3 kilogramının kıymalık ve kuşbaşılık gibi diğer etlerden oluştuğunu belirtti.

ESK, 5 bin 988 liraya sattığını, alışveriş merkezi 8 bin 531 liraya satıyor
Ülke düzeyine yayılmış iki alışveriş merkezi ve ESK’dan fiyat aldıklarını, değerli etlerin ESK’da toplam 2 bin 138 liradan, diğer etlerin 3 bin 850 liradan satıldığını, değerli etlerin alışveriş merkezlerinde birinde 3 bin 172 lira, diğerinde ise 3 bin 526 liraya, diğer etlerin alışveriş merkezlerinde birinde 4 bin 690, diğerinde 5 bin 5 liraya satışa sunulduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
kirmizi ette fiyat restlesmesi rt ozel“Dana kıyma ESK’da 25 lira 75 kuruşken, alışveriş merkezinin birinde 31 lira 99 kuruş, diğerinde 32 lira 90 kuruşa, dana kuşbaşı ESK’da 29 lira 40 kuruşken, alışveriş merkezinin birinde 33 lira 99 kuruş, diğerinde 39 lira 90 kuruşa satılıyor.
İki alışveriş merkezi bonfileyi 79 lira 99 kuruş-84 lira 90 kuruş, kontrfileyi 51 lira 99 kuruş-52 lira 90 kuruş, bifteği 47 lira 80 kuruş-49 lira 90 kuruş, rostoyu 44 lira 99 kuruş-49 lira 90 kuruş, pirzolayı 59 lira 99 kuruş-79 lira 90 kuruştan satışa sunuyor.
ESK, 250 kilogramlık bir karkastan çıkan bonfileyi 210, kontrfileyi 213, bifteği 765, rostoyu 590, pirzolayı 360 liraya, kuşbaşını 1082, kıymayı 2 bin 768 liradan satıyor.
Buna karşın iki alışveriş merkezi 250 kilogramlık karkastan çıkan bonfileyi 320-340, kontrfileyi 293, bifteği 1162-1213, rostoyu 842-934, pirzolayı 561-747, kuşbaşını 1251-1468, kıymayı 3 bin 439-3 bin 537 liradan satışa sunuyor.
İki büyük alışveriş merkezi arasında bile büyük fiyat farkı oluşabiliyor. Aynı ağırlıktaki bir karkastan bir alışveriş merkezi 1907 lira, diğerinin ondan 669 lira daha fazla bir karla 2 bin 576 lira kazanç sağlamasının açıklanabilir bir tarafı yok.”

Kırmızı ette ki fiyat tartışması içerikle ilgili
Kırmızı et ve sebze, meyvede ki fiyat artışının marketlerin fahiş karlar elde etmesi gibi gösterilmesinden rahatsızlık duyan Makro Market Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Songör, dergimize özel bir açıklamada bulundu:
“Son günlerde ilginç bir şekilde etin hatta meyve sebzenin pahalı oluşunun sebebi olarak perakendecinin fahiş karlar ediyor olması gösteriliyor. Üstelik bunu en yetkili ağızlar söylüyor. İlgili bakanlar bu tür söylemlerle, bizleri günah keçisi ilan etmekteler. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı kıyma ve kuşbaşıya tavan fiyat koyarak çözüm üretmeye çalışıyor, Gümrük ve ticaret bakanı Zincir marketlerin yüzde beş yüz kar ediyor diyor. Bu türden beyanatlar, tüketici üzerinde yanlış algılara neden oluyor. Ayrıca “Perakendeciler fiyatları düşürmezse yanına market açarız” gibi açıklamaları da hayret ve üzüntüyle duymaktayız.
Buna karşın, perakendeciler olarak, mevcut durumda bile bırakın çok kar etmeyi, ette yaklaşık %6, meyve sebzede de yaklaşık %7 net zarar eder durumdayız. Zarar ettiğimiz yetmiyor gibi, Fahiş karlar ediyorlar şeklinde ithamlarla karşılaşıyoruz.
mehmet songor rt ozel tabloAslında hesap çok açık. Yukarıdaki tabloda etin perakendeciye olan maliyeti net olarak görülüyor.
Görülmektedir ki et, ortalama 32.55 liraya satın alınmaktadır. İşletme giderleriyle birlikte ortalama kilogram maliyeti 40.36 TL olmakta.
makro market rt ozel tabloTablodan da görüldüğü üzere bir dananın toplam etinin %70’i kıyma ve kuşbaşı olarak satılır. Sadece %30’u daha değerli satılan çeşitlerdir. Bu oranlara ve mevcut satış fiyatlarına göre etin satış sonrası elde edilen kg başı ortalama satış fiyatı 37,82 TL dir.
Yani şu anda perakendeci basit hesapla kilosunu 40,36 liraya mal ettiği etin kilosun 37,82 liraya satmaktadır. Yani sattığımız her bir kilo ette 2,5 lira zarar etmekteyiz. Bu da %6’lık bir net zarar demektir. Tabi burada bazı görünmeyen giderler çalıntılar ve iadeler dikkate alınmamaktadır.

Meyve, sebzede de durum aynı
rt ozel et bolumleriMeyve, sebze ile alakalı olarak ta durum çok farklı değil. Üreticiden alınan ürünün tüketiciye sunulana kadar üzerine bir çok maliyet biniyor. Ciddi nakliye maliyeti var, komisyoncusu var, belediyeler var rüsum alıyorlar. En önemlisi sebze meyvede çok ciddi fire ve zayiat vardır. Mevcut durumda meyve sebzenin bürüt kar marjı ortalama %17 olarak gerçekleşiyor. İşletme giderlerini %24 olarak düşündüğümüzde net %7’lik bir zarar söz konusudur. Rekabet şartlarında ve bu maliyetlerde ette de meyve sebzede de kar etmek perakendeci için bir hayal.
Asgari ücret konusunda olduğu gibi, bu konuda da perakendeci, bir şeylere kurban edilmekte. Müşteri karşımıza geçip, siz bire alıp beşe satmaya utanmıyor musunuz demeye başladı. Oluşan bu algı ve kötü durum perakendeciyi ziyadesiyle üzmekte. Bu ülkeye hizmet, değer ve istihdam üreten işletmeler olarak biz de sayın yetkililerden daha duyarlı ve gerçekçi çözümler bekliyoruz. Çünkü biz de bu durumun mağduru durumundayız.”

Devamını Oku

RT Özel

“Ürün çeşitlendirmeye ve ihracatta yeni pazarlara odaklanıyoruz”

Editör

Yazar:

‘Uzmanı olduğu işi en iyi şekilde yapma’ ilkesiyle 1957 yılında yola çıkan Ekici Peynir, günlük 400 ton süt işleme kapasitesine ulaştı.

ekici kutu

Toplam 42 bin metrekarelik alanda, kaliteli, hijyenik ve lezzetli bir çok peynir çeşidi üretir hale gelen Ekici Peynir’in Pazarlama Direktörü Elçin Ekici Öztürk, Ekici’nin başarısında ürünlerinde yüzde 100 birinci kalite süt kullanılmasının en etkili faktör olduğunu söyledi. Elçin Ekici Öztürk, “Ürünlerimizin lezzeti, kalitesi ve çok çalışmamız sayesinde her yıl düzenli olarak büyüme kaydediyoruz. Geçen yıl ciromuzu bir önceki yıla göre yüzde 20 artırdık. Bu yıl ortasında, 2013 yılında başlattığımız toplam 20 milyon liralık yatırımı tamamlayarak beyaz peynir üretiminde tam otomasyona geçeceğiz. Ardından kaşar peynirinde tam otomasyona geçmek için yeni bir yatırım süreci başlatacağız” dedi.

Peynir tüketimi bölgesel olarak farklılık gösteriyorPeynirin özellikli, yaşayan ve hassas bir ürün olduğunu ifade eden Öztürk; daha kolay bulunabilmesi, lezzetinin daha çok kişiye hitap etmesi gibi nedenlerle peynir üretiminde yoğun olarak birinci kalite inek sütü tercih ettiklerini, dünyada da peynir üretiminin yüzde 80’inden fazlasının inek sütüyle yapıldığını söyledi. Öztürk, şöyle devam etti:
“Her peynirin olgunlaşması ve mükemmel tada ulaşması için gereken ortam koşulları ve bekleme süresi farklıdır. Ekici Peynir olarak peynir uzmanlığımız bu noktada devreye giriyor. Diğer yandan yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de peynir tercihinde bölgesel farklılıklar var. Örneğin; Anadolu, daha çok kültürlü beyaz peynir tercih ederken, İstanbul’daki tüketiciler klasik beyaz peyniri tercih ediyor. Anadolu’da da tüketim alışkanlıkları bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Ege Bölgesi, İzmir Tulum Peyniri tüketirken, Doğu Bölgesi yöresel peynirleri daha çok tercih ediyor. Anadolu’da bazı bölgeler peynirde açık şarküteri ürünlerini tercih ederken, İstanbul’da paketli ve küçük gramajlı ürünler daha çok tercih ediliyor. Yine de genel olarak değerlendirdiğimizde, yıllar itibariyle üretimine paralel olarak tüketiminde de artış olan ve en yüksek pazar payına sahip peynir çeşidinin beyaz peynir olduğunu görüyoruz.”

2015 yatırım yılı olacak
ekici uretim2015 yılı planları arasında ürün çeşitlendirme ve Rusya pazarı üzerinde çalışmaları olduğunu ifade eden Öztürk, şu bilgileri verdi:
“2014 yılında genç nüfusun damak zevkine uygun ‘kendi kendini sattıracak’ bir ürün üzerinde çalışmalarımıza başladık. 2015 yılında da bu ürünle ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz. Öte yandan Rusya pazarıyla ilgili detaylı araştırmalar yapıyor ve Rusya distribütörlüğü için adayları değerlendiriyoruz. Hangi ürünlerimizle pazarda yer alacağımız, bu çalışmalar neticesinde belli olacak. Bu ürün gamı belli olunca Rusya ihracat hedeflerimiz de ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte hali hazırda ihracat yaptığımız Kıbrıs, Ürdün, Afganistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Irak, Kırgızistan ve Ortadoğu pazarlarına ihracat yapmaya devam edeceğiz.”
Türkiye’de akla gelen ilk beş peynir firmasından biri olan Ekici Peynir, 2000’li yıllarda başlattığı markalaşma çalışmalarına geçtiğimiz yıl hız verdi. Bu amaçla stratejik bir karar vererek, raflarda daha dikkat çekici ve ayrışan bir görünüm kazanmak amacıyla ambalaj değişikliğine gitti.

Devamını Oku

RT Özel

Perakende Yasası çıktı

Editör

Yazar:

Palandöken: Yeni yıl esnafın yılı olsun demiştik. Perakende Yasası’nın çıkarılması ile bunu başardık. Çünkü perakende sektörünün bir kuralının olması, esnaf ve sanatkârın olmazsa olmazıdır.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda 18,5 saat süren çalışma sonunda kabul edilen ‘Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek kabul edilmesinin ardından Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesini memnuniyet verici bulduklarını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Uzun süredir beklediğimiz 300 milyar dolarlık perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kanunlaşarak hayata geçmesinden memnunuz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Israrla üzerinde durmamızın nedeni perakende piyasasına düzen verecek bir kanunun olmamasıydı. Yeni yıl esnafın yılı olsun demiştik. Perakende Yasası’nın çıkarılması ile bunu başardık. Çünkü perakende sektörünün bir kuralının olması, esnaf ve sanatkârın olmazsa olmazıdır. Artık anlayış değişmiş esnaf ve sanatkarın korunması ve yaşatılmasının önemi yasanın çıkarılması ile ortaya konmuştur” dedi.

“Esnaf işlemlerini tek elden yapacak”
Perakende işletmelerin açılış ve faaliyeti ile kapanışlarında gerekli başvuru ve diğer işlemlerin tek elden yapılması ile esnaf ve sanatkarımızın işlerinin kolaylaşacağını belirten Türkiye Esnaf ve sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Perakende sektörü ile ilgili veri tabanı oluşturulması amacıyla PERBİS adıyla Perakende Bilgi Sistemi oluşturulacak. Dükkan açacak esnaf ve sanatkar işlemlerini tek elden yapacak. Mevzuatta öngörülen şartları taşıyan perakende işletmelere belediye/büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi tarafından PERBİS üzerinden açılış izni verilerek, işyeri açma ve çalışma ruhsatı elektronik ortamda düzenlenecek. Büyükşehirlerde, alışveriş merkezlerine yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatını büyükşehir belediyeleri, üst meslek kuruluşlarının görüşünü alarak verecektir” diye ifade etti.

“Hafta sonu tatil harcı perakendeye uygulanmayacak”
Hafta sonu tatil harcı alınmasının kaldırılmasının da esnaf ve sanatkar için bir kazanç olduğunu söyleyen Palandöken, “Pek çok konuda düzenleme yapıldı. Alışveriş merkezlerinde, esnaf ve sanatkar işletmecilerine yer verileceği gibi, bilhassa geleneksel, kültürel ya da sanatsal değeri olan kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri icra edenlere dörtte bir fiyata kiraya verilmek üzere, toplam satış alanının en az binde 2’si oranında yer ayrılacak. Ayrıca yeni alınan kararla sıfır faizli kredi desteği de sağlanacak. Bu kararlar değişen anlayışın ürünüdür. Çözülmesi için uğraştığımız bir başka sorunumuzda çözüldü. Hafta Tatili Hakkında Kanun hükümleri, esnaf ve sanatkarları da içine alan ‘Perakende işletmeler için uygulanmayacak’ hükmünden dolayı esnaf sanatkarlar hafta sonu harcı ödemeyecektir. Yıl boyunca süren ve tüketicinin kafasını karıştıran indirimli ya da promosyonlu satış kampanyaları konusuna göre 3 ay ila 6 ayı geçemeyecek. Sürekli indirimli satış tanımlanarak ancak seri sonu, sezon sonu, ihraç fazlası, kusurlu ve benzeri malların, perakende işletmelerce, indirimli fiyattan ya da malların fabrika çıkış fiyatı üzerinden yıl boyunca satılmasına olanak tanınacak. İçeri girdiğinizde dükkanın içindeki malların çoğunun sezon malı olması bitecek. Böylece vatandaşın aldanması önlenecek, haksız rekabet ortadan kalkacak” diye konuştu.

“Oda kaydında kolaylık”
Esnaf ve sanatkarımız dükkanını açmak için, tezgahını kurması için işler kolaylaştırılıyor. Ustalık belgesi sorunu aşılarak oda kaydı yapılırken yeni usul ve esaslara uymak kaydıyla dükkanını hemen açabileceğini anlatan Bendevi Palandöken, “Üye kaybına yol açan odaya kayıt sırasında ustalık belgesinin istenmesi kaldırıldı. Şimdi işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesinde, meslek odaları, iş yeri sahibi olarak üye kaydı yaptıracaklardan, o iş yerinde ustalık gerektiren işleri yapacaklardan ustalık belgesi ya da en az ön lisans diploması isteyecek. Birden fazla kişi çalışıyorsa, bir kişiden ustalık belgesi alınması yeterli olacak. Bir diğer kazanımda esnaf ve sanatkar işletmelerince satışa sunulan malların etkin bir şekilde piyasadan temini, alış maliyetlerinin daha aşağıya çekilmesi amacıyla tedarik ve dağıtım kooperatifleri kurulabilecek. Ayrıca, perakende ticaretin Kanun’un amacına uygun olarak yapılmasının sağlanması, sektöre yönelik politika oluşturulması, sorunların tespiti ve alınacak önlemleri belirlemek üzere Perakendeciler Konseyi oluşturulacak. Böylece günün değişen şartlarına göre değişiklik yapılması kolaylaşacak” diye belirtti.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER