Firmalardan
Barış Oran: “Perakendede sürdürülebilir büyümemizi devam ettireceğiz”
Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı ve Carrefoursa Yönetim Kurulu Üyesi Barış Oran, Dünya Mağazacılar Günü dolayısıyla perakende sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi.
Oran, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye ekonomisinin 2019 yılı ikinci yarısı itibarıyla toparlanmaya başladı. Bu durumun perakende sektörü adına üçüncü çeyrekte açıklanan tüketici güven endeksi ve sektörel ciro endeksi ile gözlemleyebiliyoruz. Özellikle Efsane ve TeknoCuma gibi kampanyalarının da sonuçlara çok olumlu yansımaları oldu. Sektör, üçüncü çeyrekte yüzde 5’lik bir reel büyümeye ulaştı. Bu büyümeyi destekleyecek en önemli veri ise, metrekare başına düşen cirolardaki artış. Endeks, geçen seneye göre yüzde 15,9 artış gösterirken bu artışta bizim de faaliyet alanlarımızı olan gıda perakendesi yüzde 13,7 ve teknoloji de yüzde 35,5’lik bir artış sergiledi. Dolayısıyla tüm bu veriler ışığında 2020 yılında ekonomimiz adına çok daha olumlu bir seyir görmeyi bekliyoruz. Topluluğumuza baktığımızda ise, Carrefoursa’da dönüşüm programımızın sonuçlarını alıyoruz. Operasyonel sonuçlarımız iyileşti. Teknosa’da da benzer bir dönüşüm programını yıl ortasında başlattık ve yine olumlu çıktıları almaya başladık. Bu da, bizim geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor” dedi.
Oran, sektörde Carrefoursa ve Teknosa ile faaliyet göstererek tüketici hareketlerini yakından gözlemleyip nabzını tutma imkânı bulduklarının altını çizerek şunları dile getirdi: “Sabancı Holding olarak hem perakende sektöründeki deneyimlerimizle hem de Carrefoursa ve Teknosa mağazalarındaki her bir çalışma arkadaşımızın özverili çabaları ile sürdürülebilir büyümemize devam edeceğimize inanıyoruz. Bu vesile ile perakende sektörünün emekçilerinin 12 Aralık Mağazacılar Günü’nü kutluyoruz.”
2019 yılında Teknosa’nın çoklu kanalda deneyime, müşteri ilişkileri yönetimine ve veri analitiğine odaklandığının altını çizen Oran, şunları dile getirdi:
“68 şehirde 200 mağaza ile Türkiye’nin en yaygın ve müşteriye fiziksel en yakın teknoloji market zinciriyiz. Tüketicinin ihtiyaçlarını iyi dinleyen, iyi analiz eden ve bu ihtiyaçlara uygun hızlı refleks veren bir yapıya sahibiz. İş yapış şekillerimizi, süreçlerimizi, risk ve fırsatları sürekli gözden geçiriyor ve hep ‘daha iyisini nasıl yaparız’ ona çalışıyoruz. En iyi müşteri deneyimini sunmak ve operasyonel mükemmellik için bu yıl dijitalleşme ve dönüşüme hız verdik. Bu kapsamda 30 milyon TL’nin üzerinde yatırıma imza attık. Mağazalarımız ve teknosa.com’da yılda 200 milyona yakın ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Şu anda Teknosa olarak 16 milyon tekil müşteri verisine sahibiz. Yıl boyunca müşterilerimizin tüm kanallarda deneyimini iyileştirmeye, doğru ürün karmasını doğru lokasyonlarda sunmaya, tüketici trafiğini geliştirmeye, mağazaların verimliliğini artırmaya, stok ve gider optimizasyonuna odaklandık. Bu çerçevede, Ocak – Eylül satışlarına göre yüzde 4,3 büyüyen teknoloji ürünleri pazarının oldukça üzerinde, ortalama sepet tutarı ve müşteriye dönüştürme oranının da etkisiyle benzer mağazalarda yüzde 13 seviyesinde büyüme gösterdik. 2019, hem küresel ekonomideki sorunlar hem de Türkiye’nin kendi özelinde ve yakın coğrafyasında yaşadığı sıkıntılar nedeniyle tüm sektörler için zor bir yıl oldu. Son 2-3 aydır bir hareketlenme var. Faizler ve kur istikrarı gibi ekonomik göstergelerin iyileşme gösterdiği bir süreçte son çeyreğe iyi başladık. 2020 yılının hem Türkiye ekonomisi hem de Teknosa için çok daha iyi olacağına inanıyorum.”
Oran, gıda perakendesinde ilişkin olarak ise şu açıklamalarda bulundu: “Carrefoursa olarak “Yeni Nesil Market” vizyonumuzla 2019 yılına 120 milyon TL yatırım hedefiyle başlamıştık. Bu hedefle müşteri odaklı bir yaklaşım sergilediğimiz bir yılı daha geride bırakıyoruz. Toplam 52 ilde 630 marketiyle günde 500 bin kişiye ürün ve hizmet ulaştıran bir marka olarak bir yandan hiper, süper, gurme ve mini formatlarımızda market yenilemeleri gerçekleştirip İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa, Mersin gibi Türkiye’nin önde gelen şehirlerinde yepyeni marketler hizmete açtık. Marketlerimizi bir yaşam alanı olarak görüyoruz, bu vizyonla ilkini 2017 yılında açtığımızı Lezzet Arası restoranlarımıza yatırıma devam ediyoruz. Bugün için Adana, Bursa, İstanbul, İzmir ve Mersin’de toplam 12 adet Lezzet Arası restoranına sahibiz. Müşteri deneyimlerimiz doğrultusunda odaklandığımız bir diğer konu e-ticaret faaliyetleri oldu. Altyapı yatırımlarımızı tamamladıktan sonra online alışveriş platformumuz Carrefoursa.com ile trafiğimizi yüzde 100’ün üzerinde, satışlarımızı da yüzde 101 artırıp aylık 35 binin üzerinde sipariş alır hale geldik. Böylelikle geçen sene toplam net satışlarda bir önceki yıla göre %101’in üzerinde büyüme sağladık. Aylık ortalama 4 milyon ziyaretçimizin yüzde 80’i mobil cihazlardan geldiği için mobil uygulamamızı da yenileyerek daha kolay bir erişim imkânı sağladık. Gelecek sene büyüyen bir Carrefoursa hedefiyle 100 yeni market yatırımına imza atacağız, 4 yeni Lezzet Arası restoranı açacağız. Dijitalleşen dünyada yükselen trend e – ticarete odaklanacağız, farklı platformlardaki erişilebilirliğimizi artıracağız.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
