Firmalardan
Beğendik, bu yıl da yüzde 50 büyüyecek
Alman Real’i satın alan Beğendik, 18 yıldır Türkiye pazarında olan markayı ilk kez kâra geçirdi. Beğendik, yeni satın alma için de önemli bir zincirle görüşmelerini sürdürüyor.
Alman Metro Group’tan Real marketlerini satın alan Beğendik, 18 yıldır Türkiye pazarında olan markayı ilk kez kara geçirme başarısını gösterdi. Beğendik ve Real markalarıyla 57 mağazaya ulaşan Beğendik, yeni satın alma için de önemli bir zincirle görüşmelerini sürdürüyor. Görüşmelerin yılın ilk yarısında sonuçlanması hedeflenirken Beğendik bu yıl da yüzde 50 büyüme planları yapıyor.
2020’ye kadar hedefler belirlendi
2009 yılında uzun vadeli bir strateji çizdiklerini ve 2020 için sektör liderliği hedefi koyduklarını Vatan Gazetesi’nden Necla Dalan’a anlatan Beğendik İcra Kurulu Başkanı ve Real Genel Müdürü Hacı D. Beğendik, “2009’da sadece İç Anadolu Bölgesi’nde faaliyetteydik ve farklı bölgelerde bulunmak için iki seçeneğimiz vardı. İlki Beğendik olarak kendimiz mağaza açacak ya da bir satın alma yaparak büyüyecektik. Bu noktada stratejik bir karar verdik ve bir yandan Beğendik’i yeni mağazalar açarak büyütürken, diğer tarafta bünyemize uygun, fazla zinciri olmayan, dolayısıyla da operasyonel anlamda bizi zorlamayacak bir satın alma yapma kararı aldık. Bu noktada Real fırsatı önümüze çıktı, uzun görüşmeler sonucunda Alman Metro Grup’la ortak bir noktada anlaşarak satın almayı gerçekleştirdik. Tabi satın almadan sonra Real’i daha dinamik bir yapıya kavuşturmak için çalışmalara başladık. Ek maliyet ve giderleri dengeledik, bunun sonucunda da Real 1997 yılından bu yana, ilk defa bizim yönetimimizde Eylül 2014 itibariyle kara geçti ve sürdürülebilir kara ulaştı” diye konuştu.
Uygun lokasyonlar aranıyor
2014 yılında yaptıkları Real satın almasının ardından 2015 yılı için de bir satın alma planları olduğunu kaydeden Beğendik, “Şu an çok mağazalı olmayan ve yapı olarak bize çok uygun olacağını düşündüğümüz bir zincirle görüşme halindeyiz. Ayrıca, İstanbul’da mağaza açmak için uygun lokasyonları araştırıyoruz, şu an iki lokasyonla görüşme halindeyiz. Tabi İzmir ve Eskişehir’de radarımızda olan öncelikli şehirler arasında. Ayrıca, hem Beğendik’in hem de Real’in satın alımlarını birleştirmek temel amaçlarımızdan biri” dedi.
Rekabet fiyat odaklı
HacI D. Beğendik, “Perakende sektöründe zincir marketlerde rekabet sadece fiyat odaklı. Herkes en ucuzun kendisi olduğu iddiasında. Doğal olarak oyuncu sayısı azalacak. 3 yıl içerisinde bazı taşların yerine oturacağını öngörüyoruz. Sektöründe bir çok fırsat ortaya çıkacak ve bu dönemi iyi yönetebilen şirketler kazançlı çıkacak” dedi.
Hedef dünyada ilk 100’ün içine girmek
Şu anda 45’i Beğendik, 12’si Real olmak üzere 57 mağazaları bulunduğunu dile getiren Beğendik, şöyle devam etti: “Haziran başında da Real’in Gebze Center’da mağazası açılacak ve 12 olan mağaza sayısı 13’e çıkacak. 2015 yılının ilk yarısında bir zincir daha satın alma planımız var. Şu an sektörün 4. büyük perakendecisiyiz. Bu arada her yıl bir önceki yıla göre yüzde 50 büyüme hedefimiz olduğunu ve bugüne kadar tutturduğumuzu belirtmek isterim. 2020’de dünyada ilk 100 içerisine girmeyi de hedefliyoruz.”
Cironun yarıya yakını Real’den
Dört kuşaktır perakende mesleğiyle uğraşan bir ailenin temsilcisi olduğunu belirten Hacı D. Beğendik, ABD’de ekonomi-finans, ardından sanat eğitimi almış. ABD’de kalarak işe devam etmeyi planlarken 2001 yılındaki krizin ilk günü Beğendik’te işe başlamış. “Kriz öncesi aile olarak Türkiye’nin en varlıklı ilk 100 ailesi arasındaydık fakat krizle birlikte küçülmek zorunda kaldık. İşte bu zorlu dönem aynı zamanda benim Beğendik’teki ilk zamanlarım oldu” diyen Hacı D. Beğendik, aile işinde çalışmanın zorlukları nedeniyle bir süre sonra ayrılma kararı almış.
1.5 milyar TL ciro yaptı
Aileden bağımsız olarak yiyecek-içecek işine girmiş ve Kayseri Mutfağı adlı mantı restoranını kurup 2 yılda 21 şubeli bir zincir haline getirmiş. Beğendik, aile işine geri dönüşünü ise şöyle anlattı: “Yılın en başarılı girişimcisi olarak ödüllendirildim. Tabi elde etmiş olduğum bu başarı ailemden büyük takdir gördü ve bana Beğendik’in genel müdürlüğü teklif edildi. Tüm yetki ve sorumluluğu alarak 2009 yılında görevime başladım ve bu yıl Beğendik’in yeniden yapılanma yılı oldu. Beğendik markasıyla ilgili algı ve beklenti araştırmaları yaptırdık, bu araştırmalar neticesinde bir iş planı oluşturduk ve 2020 yılına yönelik bir hedef koyduk. O dönem 150 milyon TL olan ciromuz, 2014 yılı sonunda 1.5 milyar TL’ye çıktı. Bunun 700 milyon TL’si Real’den geldi. 2020 yılında 10 milyar TL ciro ile Türkiye’nin en büyük perakende zinciri olmayı hedefliyoruz.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
