Firmalardan
BKM Express ile Vakko’da mobil alışveriş dönemi başlıyor
Türkiye’de ilk kez Vakko’da uygulanacak mağaza içi mobil ödeme sistemiyle, tüketiciler ödemelerini kasaya gitmeden, mağaza içerisinde diledikleri bir noktadan yapabilecekler.
Vakko ve ödeme sistemleri alanında yenilikçi yaklaşımları ile tanınan BKM Express, gerçekleştirdikleri iş birliğiyle moda sektöründe bir ilke imza atıyor. Perakende sektörüne yeni bir soluk getirecek ve Türkiye’de bir ilk olan uygulamayla, Vakko müşterileri artık ödeme yapmak için kasaya kadar gitmeden, satın aldıkları ürünlerin ödemesini mağaza içinde diledikleri bir noktada, cep telefonlarından sadece birkaç tuşa dokunarak saniyeler içerisinde yapabilecekler.
Mobil cihazlardaki dijital cüzdan BKM Express, mağaza içi mobil ödeme uygulamasıyla yüz yüze ödemede yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Internet alışverişlerinin yanı sıra, restoran, taksi ve benzin istasyonlarında da hızlı ve güvenli mobil ödeme imkanı sunan BKM Express, Vakko öncülüğünde perakende sektörüne de adım attı. Kasasız alışverişi mümkün kılan QR ödeme fonksiyonu, Vakko ve BKM Express işbirliğiyle, Türkiye’de ilk kez mağaza içi ödeme sisteminde kullanılmış olacak.
Perakende sektörüne yeni bir soluk getirecek uygulama ile ilgili bilgi veren BKM CEO’su Soner Canko “BKM olarak odaklandığımız temel noktalardan bir tanesi de web ve mobil üzerinden yapılan işlemleri geniş kitlelere yaymak. Vakko ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği, BKM Express olarak perakende sektörüne giriş için çok önemli bir adım” dedi. Alışverişlerde mobil ödemenin payının 2014 yılının son çeyreği itibariyle kayda değer bir artış gösterdiğini söyleyen Canko, “E-ticaretin ardından akıllı cihaz pazarının gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla mobil ticaret de giderek büyüyor. Buna paralel olarak mobil ödemeler de artıyor. Türkiye’de online perakendede mobil ödemenin payı şimdilik yüzde 17 seviyesinde. İki yıl içerisinde bu rakamın 30’a çıkmasını bekliyoruz. BKM olarak, ülkemizdeki kart kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmak, alışverişte ödemelerini “basitleştirmek” için çalışıyoruz. Çalışmalarımızı “basit yaşa, basit öde!” sloganımız çerçevesinde sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
Tabletler Kasaya, Cep Telefonları Cüzdana Dönüşüyor
BKM Express uygulamasıyla Vakko mağazalarındaki tabletlerin birer kasaya dönüştüğünü ifade eden Canko, “Kasasız alışverişi mümkün kılan BKM Express’i Türkiye’de ilk kez bir mağaza içi ödeme sisteminde kullanarak mobil ticarette büyük bir adım daha atıyoruz. Artık müşteri neredeyse ödeme de orada. Bu yeni dönemin başrol oyuncusu ise dijital cüzdan BKM Express. Bu sayede artık müşteriler kasada beklemeden ya da sıraya girmeden bulundukları yerden, yalnızca cep telefonlarını kullanarak basit ve güvenli şekilde ödeme yapabilecekler. Bugüne kadar, restoran ve akaryakıt istasyonlarında kullanmaya alışkın olduğumuz ve perakendede ilk olarak Vakko ile birlikte uygulamaya koyduğumuz Türkiye’nin ilk dijital cüzdanı BKM Express’i yakın gelecekte perakende mağazalarında daha sık göreceğiz” dedi.
Vakko’da daha fazla konfor: Kasa tüketicinin ayağına geliyor
İlk kez Vakko’da sunulan sistem sayesinde, Vakko dostlarının daha fazla konfora kavuşacağını belirten Vakko CEO’su Jaklin Güner “Vakko olarak, 75 yıldır olduğu gibi, sektöre yön vermekten ve bir ilki gerçekleştirmekten dolayı çok mutluyuz. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz tüm yeniliklerin merkezinde müşterilerimiz ve onlara yaşattığımız alışveriş deneyimi ön plandaydı. Bu yeniliğimizin de merkezinde yine müşterilerimiz var. Teknolojinin günlük hayata bu denli entegre olmasıyla birlikte, iş yapış biçimlerinden tüketim tercihlerine kadar bir çok alanda farklılaşma yaşandı. Tüketiciler artık daha fazla hız, esneklik ve konfor arar hale geldi. Tabi ki perakende sektörü bu değişimden etkilenen öncelikli sektörlerden biri oldu. Bizler, Vakko olarak, her zaman müşterilerimizle bire bir iletişimde bulunmayı, fiziki kanallarımızla tüketicilerimize dokunurken, dijitali göz ardı etmemeyi, böylelikle bütünsel bir deneyim yaşatmayı ilke olarak edindik” dedi. Güner sözlerine şöyle devam etti: ”Vakko Zorlu son dönemde Türkiye’de açılan en görkemli mağaza. Müşterilerimize burada yaşattığımız alışveriş deneyimini BKM işbirliğinde gerçekleştirdiğimiz yeni nesil ödeme sistemi ile bir adım öteye taşımaktan çok mutluyuz. Bu işbirliği bu alanda yapacağımız çalışmaların ilki.”
Akıllı mağazacılık konsepti perakende sektörünün yeni gündemi olacak
Perakende sektörünün oldukça dinamik ve gelişmeye açık bir sektör oğlunu söyleyen Güner “Mağazaların rolü giderek değişiyor, dijital kanallar önem kazanıyor ama yine de alışveriş hala mağazalarda yoğunlaşıyor. Mağazalar, daha çok ürünün görüldüğü yer ve deneyim alanı olmaya devam ediyor. Gelecekte alışveriş kanalından bağımsız, özgün ve markayı tanımlayan deneyimleri oluşturan perakendeciler öne çıkacak. Biz de, Vakko olarak, modada olduğu gibi, teknolojiyi perakendeyle buluşturan yeni yaklaşımlarda da öncü olacağız. Önümüzdeki dönem yüz yüze hizmeti göz ardı etmeden dijital atılımlarla Vakko müşterilerine değer katacak, alışveriş deneyimini unutulmaz kılacak farklı hizmetler sunacağız. Teknolojiyi lüksün ihtişamını hissettirmek için kullanacağız.” şeklinde konuştu.
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
