Sosyal Medya Hesaplarımız

Firmalardan

Teknosa, 10. yılında 1 milyar Dolar ciro hedefliyor

Editör
Mehmet Nane
Abone Ol:

Teknosa’nın 2009 yılı sonuçları ve 2010 yılı hedeflerinin açıklandığı basın toplantısı, Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer ve Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane’nin katılımıyla Swissôtel’de gerçekleştirildi.

Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, toplantının başında yaptığı açılış konuşmasında, 2009 yılının tüm dünyada ve Türkiye’de zor geçtiğinin altını çizdi. Türkiye’deki durumu rakamlarla ifade eden Dinçer, “%6’lar seviyesinde ekonomik daralma, gençler arasında %20’lere varan işsizlik, devletin 50 milyarı aşan bütçe açıkları, diplerde sürünen tüketici güven endeksi… Artık bunların hepsini unutmak ve 2010 yılına umutla bakarak yatırım yapmak, istihdam yaratmak, ekonomik büyümeye katkıda bulunmak istiyoruz” dedi.

300 milyar TL’lik büyüklük

Türkiye ekonomisinde özel tüketimin GSYİH’nın yüzde 70’inden fazlası gibi önemli bir paya sahip olduğunu söyleyen Dinçer, perakende sektörünün ekonominin tüketici tarafından görünen yüzü olduğunu belirtti. Dinçer şöyle devam etti:

“Özel tüketim bizim işimiz. Ekonomik büyüme bizim işimiz. Yatırım, istihdam bizim işimiz. Perakende sektörü 300 milyar TL’yi aşan büyüklükte. Bunun ancak üçte biri modern, geri kalan bölümü ise geleneksel perakendecilere ait. Modern perakendenin merkezinde tüketici var. Modern perakende daha keyifli bir alışveriş ortamı, daha kaliteli ürünler, daha geniş seçenek, daha ucuz fiyatlar demek. 21. yüzyıla yaraşır tüketim demek.

Perakende sektörü müthiş yapısal bir dönüşüm içinde. Yaşanan bu dönüşüm çok önemli, çünkü bu yeni alışveriş merkezlerine, yeni mağazalara yatırım demek, işsizlik oranı %20’lere varmış genç nüfusun istihdamı demek, vergi toplanması demek, ekonominin kayıt altına alınması, ülke kalkınması için herkesin taşın altına elini koyması demek. Bu dönüşüm Türkiye’de ekonominin gelişmesi, refah düzeyinin artması için bir ön şarttır. Herkes bu gerçeği görmeli.”

2009 yılının perakende sektörü açısından parlak geçmediğini vurgulayan Dinçer, ekonomik daralmanın yüzde 6’ları aştığını, özel tüketimin ise yüzde 4 kadar gerilediğini anlattı. Dinçer, ancak bu durumun modern perakendecilerin Türkiye’nin geleceğine olan inancını azaltmadığına dikkat çekerek, 2009 yılında modern perakendecilerin satışlarındaki, kâr oranlarındaki büyük baskıya rağmen satış alanlarını tam yüzde 16 oranında artırdığını kaydetti.

“Büyük dalgalar büyük kaptanlar yaratır”

Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, basın toplantısında yaptığı konuşmada 2010’da Teknosa’nın kuruluşunun 10’uncu yıl dönümünü kutladıklarını belirtti. 2000 yılında Türkiye’de bir ilk olarak kurulan Teknosa’nın, tüketiciyi teknoloji marketlerle tanıştırdığının ve yeni bir sektör yarattığının altını çizen Nane, konuşmasına şöyle devam etti; “Böyle bir yatırımın “tutmayacağı” düşünülen dönemde “Herkes için teknoloji” diyerek yola çıktık ve 10 yılda bir mucize yarattık. Her geçen yıl büyüdük, rakiplerimizle değil, kendi başarılarımızla yarıştık.”

Teknosa’nın kuruluşuna rastlayan dönemde de Türkiye’nin büyük bir krizden geçtiğini anımsatan Mehmet Nane, Teknosa’nın krizde büyümeyi başarmış bir şirket olduğunu ve büyük dalgaların büyük kaptanlar yarattığını vurguladı. Nane, 2000 yılında üstlendikleri sektör kaptanlığı unvanını zorlu geçen 2009 yılında da sürdürdüklerini açıkladı.

Ekonomik kriz ile yüzde 13 seviyesinde daralan pazarda, Teknosa’nın büyük bir ivme yakalayarak büyümeye devam ettiğini belirten Nane, “2008 yılında yüzde 12 olan pazar payını 2009’da yüzde 30’un üzerinde artırarak yüzde 16 düzeyine çıkarttık. Teknosa’nın pazar payında meydana gelen yükselişle birlikte, 2009’da yaşanan fiyat düşüşlerine rağmen, ciromuzu yüzde 15 oranında artırdık” dedi.

Teknoloji marketlerinde yapılan her 100 liralık satışın 2008 yılında yüzde 44’ünün Teknosa’da gerçekleştiğini, bu oranı 2009’da yüzde 50’ye çıkarttıklarını belirten Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, sözlerine şu şekilde devam etti: “Ürün gamlarına baktığımızda birçok segmentin pazarda satış adetleri düşerken, Teknosa’nın satış adetlerinde artış olduğunu görüyoruz. Tüketici elektroniği ve fotoğraf makinesi satışlarında geçen yıl yaşanan yüzde 18.9’luk düşüşe karşın, Teknosa’da bu segmentlerde satış oranımız yüzde 18.9 yükseldi. Yine bilgisayar ve donanımlarına ait satışlar, 2009 senesinde yüzde 8,9 gerilerken, aynı ürün grubunda Teknosa’nın satışları yüzde 20’nin üzerinde artış gösterdi. Cep telefonunda yüzde 12 civarında küçülmeye karşın bizim cep telefonu segmentindeki satışlarımız yüzde 10’a yakın arttı.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Firmalardan

Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor

Editör

Yazar:

Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.

Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.

Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.

Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.

Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi

Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.

Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.

Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.

Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.

Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.

Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.

Devamını Oku

Firmalardan

Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım

Editör

Yazar:

Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.

Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.  Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu

Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Devamını Oku

Firmalardan

Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara

Editör

Yazar:

Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.

Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”

Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor

Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor.  Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.

Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli  gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER