Firmalardan
Teknosa karlılıkta ve mağazalarda büyüyor
Teknosa, ilk 9 ayda 2 milyar 413 milyon TL ciro ve 18 milyon TL kar elde etti ve bir günde dört mağaza açarak “yatırıma devam” dedi.
Teknosa, yılın ilk yarısındaki başarılı performansını üçüncü çeyrekte de sürdürdü. Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre aynı mağazalarda yüzde 26 büyüyen Teknosa, 882 milyon TL ciro ile birlikte 8,6 milyon TL kar elde etti. Yaygın mağaza ağının yanı sıra online ve mobil satış kanallarıyla da son teknoloji ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıran Teknosa, yatırımlarına da hız kesmeden devam ediyor. Aynı gün içerisinde dört mağaza birden açarak ‘Yatırıma devam’ diyen şirket, yıl sonuna kadar bir mağaza açılışı daha gerçekleştirecek.
Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı ve Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Ata Köseoğlu, “Teknoloji perakendeciliği dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yeni bir yola girdi. Teknosa olarak çoklu kanal stratejisine ciddi yatırımlar yaparak müşterilerimize kesintisiz alışveriş deneyimi sunmaya odaklanıyoruz. Bu çerçevede dijital platformlara yaptığımız ve yapacağımız yatırımların yanı sıra müşterilerimizin mağazalarımıza geldiğinde de ürünleri yakından inceleyip, deneyimleyebileceği konseptler geliştiriyoruz. Yepyeni bir anlayışla tasarlanmış, ürün çeşitliliğini, hizmetleri ve deneyimi bir arada sunan, bugün açılışlarını yaptığımız tarzda mağazalarımızı artık daha çok göreceksiniz. Sektöründe ilklerin markası olan Teknosa, yeni nesil perakende uygulamalarına da öncülük edecek” dedi.
Teknosa’nın mağaza formatları arasında yepyeni bir soluk olan Vadistanbul Teknosa mağazası açılışı esnasında diğer illerde de açılışı eş zamanlı yapılan mağazalara canlı bağlantı gerçekleştirildi. Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan açılışta, “Herkes için Teknoloji felsefesiyle teknolojiye erişimi artırmaya perakende kanalında liderlik ediyoruz. Bugün açtığımız Vadistanbul, İstanbul Hilltown, İzmit 41 Burda ve Eskişehir Espark alışveriş merkezlerindeki mağazalarımız ile tüketicilerimizi teknoloji ile buluşturan hizmet alanımıza 2 bin metrekare daha ekledik. 69 ilde 205 mağaza ile Türkiye’nin en yaygın teknoloji perakende zinciriyiz” şeklinde konuştu.
Teknosa’nın, kurulduğu günden bu yana sektörüne liderlik ettiğini vurgulayan Köseoğlu, “Teknoloji perakendeciliği pazarında tarih; kimlerin ‘yolcu’, kimlerin ‘hancı’ olduğunu gösterdi. Kimileri, bu pazarın dinamiklerini anlamak ve Türk insanını tanımak için yıllarını harcarken, bizler ‘ev sahibi’ olarak kurulduğumuz günden beri hem kendimizin hem de sektörün dünya standartlarında şekillenmesine öncülük ettik. Teknosa, 17 yıldır sektörün kutup yıldızı. Gücümüzün ışığı, bizi izleyenlere yol da gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de pazarın lideri olarak Türk insanına en iyi deneyimi sunmayı sürdürebilmek için ne gerekiyorsa yapacağız, her türlü fırsatı değerlendireceğiz. Sabancı Topluluğu’nun kültürü ve gücünün her alanda olduğu gibi teknoloji perakendeciliğinde de bu toplumun gelişimine en yüksek düzeyde katkı sağlaması çabamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Teknosa, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da sektörün ‘oyun kurucusu’ olmaya devam edecek” dedi.
Köseoğlu, Teknosa’nın performansına dair de şunları ifade etti: “Perakende sektörü için genelde durgun geçen ilk 3 ay içindeki pozitif sonuçları takiben, ikinci çeyrekte karlılığını katlayan Teknosa, üçüncü çeyrek sonuçlarıyla da çıtayı yükseltmeye devam ediyor. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 882 milyon TL’lik ciroya ulaşırken, 8,6 milyon TL de kar elde ettik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre aynı mağazalarda yüzde 26 büyüme seviyesini yakaladık. Online satış kanalımız teknosa.com ise geçen yılın üçüncü çeyreğine göre yüzde 40 ile rekor büyüme kaydetti. İlk 9 ay toplam ciromuz 2 milyar 413 milyon TL olarak gerçekleşti. Karlılık ise 18 milyon TL’ye ulaştı. Hedefleri aşan ilk 9 ayın ardından beklentimiz, perakende için canlı geçecek son çeyrekte de sektörün üzerinde büyüyerek pozitif değer yaratmayı sürdürmek.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
