Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

1028 şirket konkordato’ya başvurdu

Editör
Abone Ol:

Hacettepe Üniversite Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Alper Bulur ve Emekli Hâkim Konkordato Komiseri Gürkan Ahmet Gençkaya TÜGİAD Ankara toplantılarının konuğu oldu.

Konkordato sorunsalına ilişkin gerçekleşen sohbet toplantısı TÜGİAD Ankara Şubesi üyelerinden yoğun ilgi gördü. Mali Müşavir Serkan Yıldız moderatörlüğünde gerçekleşen ve Ekonomist İsmet Demirkol’un da ekonomiye ilişkin bilgilendirme yaptığı toplantının açılış konuşmasını yapan TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Zafer Yıldırım “Düzenleyeceğimiz toplantılarımızla ekonomi ve iş dünyasına ilişkin soruları ve merak edilen bilgileri masaya yatıracağız. Bugünkü konumuz ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle birçok firmanın konkordato ilân etmesi. Konuşmacılarımızın açıklamalarıyla konkordato sorunsalını yakından inceleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Hacettepe Üniversite Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Alper Bulur konkordato kurumuyla alakalı olarak yanlış bilinen doğruları aktardı. Bulur, özellikle toplumdaki algıya dikkat çekerek “Konkordato süreci, önceki dönemde uygulanan ancak yürürlükten kaldırılan iflâsın ertelemesi kurumundan farklı olarak, sadece borca batık olan şirketlerin başvurabildiği bir yeniden yapılanma değil, aktifi pasifinden fazla olduğu hâlde mali durumu bozuk olan şirketlerin yani nakit akışında sıkıntı yaşayan şirketlerin de başvurabildiği bir yöntemdir. Dürüstlük ilkesi çerçevesinde borçlarını yapılandırarak ekonomik hayatın içinde kalma mücadelesi veren şirketlerin başvurduğu bir yoldur. Konkordato, kelime anlamı itibarıyla da zaten anlaşma demektir. Borçlunun, kanunda öngörülen çoğunluktaki alacaklıları ile yaptığı bir cebri anlaşmadır. Borçlunun, asliye ticaret mahkemesinin tasdikiyle, borçlarını yapılandırarak belirli bir oranda ve/veya belirli bir ödeme takvimi içinde borçlarını ödediği bir anlaşma sürecidir” ifadelerini kullandı.

“Dürüstlük kuralına uygun hareket edilmeli”

İflâsın ertelenmesi kurumu yürürlükten kaldırıldığı için, 15 Mart 2018 tarihinden itibaren konkordatoya başvuru sürecinin başladığının önemle altını çizen Bulur “Takip edebildiğimiz kadarıyla 8 aylık süreçte 1028 şirketin konkordato sürecine başvurduğunu görüyoruz. Bunlardan bugüne kadar önemli bir kısmı ret şeklinde olmak üzere 257 tanesi karara çıkmış durumda. Konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesi daha çok kesin mühlet içinde müzakere sürecine katılan alacaklıların kanunda öngörülen çoğunlukla konkordatoyu onaylamamaları sebebine dayanmaktadır. Ayrıca, geçici ve kesin mühlet içinde dürüstlük ilkesine uygun olarak yeniden yapılandırma amacıyla hareket edilmediği takdirde, bu durumlar tespit ediliyor ve komiser raporlarıyla mahkemeye sunuluyor” dedi.

Kötü niyet tespiti ile komiser atanıyor

Emekli Hâkim ve Konkordato Komiseri Gürkan Ahmet Gençkaya ise, komiserin görevinin mahkemeler tarafından belirlendiğini anlatarak “Şu anda Türkiye’de uygulanan konkordato komiserliğinin yüzde 99’u nezaret etme şeklinde cereyan ediyor. Şirket yöneticilerinin bu süreçte kötü niyetli davranışları bulunduğu takdirde; mahkeme bu kez nezaret görevini kaldırıp, şirkete tamamen yönetici olarak atayabiliyor. Komiser nezaret görevi aldıktan sonra şirket yönetimi aynen kalmaya devam ediyor. Şirket yönetiminin şirketin faaliyetleri konusundaki bütün hareketleri komiserin onayına tâbi tutuluyor. Keza sözleşme yapması da aynı şekilde.” Şirketlere genellikle teşvik edici hususlarda bulunduklarını anlatan Gençkaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Firmanın dışarıya karşı ticari faaliyetini devam ettirdiği kişilere karşı da olumsuz etkilemesini önlemeye çalışıyoruz. Çünkü ne yazık ki bu durum ticareti de etkiliyor.”

İşçinin 3 aylık maaş alacakları devletten

İşçi alacaklıları ile alakalı da konuşan Gençkaya bu durumun farklı bir düzenlemeye tâbi tutulduğunu söyleyerek “Bir işçinin alacağı varsa, o alacağına dayalı olarak işvereni takip yapabilir. Malı mülkü varsa haczettirebilir. Devlet ben kendi alacağımı almayacağım, benim alacağım varsa siz onu işçilere verin diyerek, işçi alacaklarını farklı bir statüye koymuş. Onun haricinde de bir sigorta kurumu da var SGK nezdinde. Onda da ödenen primlerden dolayı bir meblağ birikiyor. İşçilerin konkordato talebinden önceki 3 aylık maaşlarını devlet karşılıksız olarak ödüyor. Böylece işçileri üretim yapmaya teşvik ediyoruz. Türkiye’deki en büyük sıkıntımız şirketler son ana kadar konkordato ve iflâs etelemeye başvurmuyordu. Nerdeyse 1 sene önce bunun farkındaydı ama bekliyorlardı. Şimdi konkordato ile şu geldi. Sadece borçlu olmak değil, ilerdeki borcunu ödeyememe tehlikesi varsa şimdiden konkordato isteyebilir.

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır

Editör

Yazar:

Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar

Editör

Yazar:

Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.

ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:

“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.

Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”

ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.

Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.

Devamını Oku

Genel Haberler

BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı

Editör

Yazar:

Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.

Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.

A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER