Genel Haberler
9. Private Label Zirvesi yapıldı
Özel markalı ürünler (Private Label) sektörünün ülkemizdeki temsilcisi konumunda olan PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği tarafından 9’uncusu düzenlenen zirve, Pınar Altuğ’un sunumuyla gerçekleşti. Zirvenin açılışında konuşan PLAT Derneği Başkanı M. İmer Özer, “Farklılıklarla kendimizi çok iyi adapte edince çok daha ilerilere gideceğimizi düşünüyorum” sözleriyle sektör temsilcilerine birliktelik vurgusu yaptı.
Türkiye’nin önde gelen FMCG üreticilerinden ve tedarikçilerinden oluşan PLAT Derneği Üyeleri’nin, Ulusal ve Yerel Perakende Zinciri yöneticileri ile bir araya geldiği etkinlikte son bir yılda sektörde yaşananlar, gelecek beklentileri, sektördeki fırsatlar ve yenilikler ele alındı.
İmer Özer: “Değişkenliklerin ve farklı planlamaların olduğu bir ülkedeyiz”
PLAT Derneği Yönetim Kurulu Başkanı M. İmer Özer, 9. Private Label Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmasında, “Bu iş bir ekip işi. Biz demir olarak yola çıktık ama sizlerin sayesinde çelik gibi dayanıklı hale geldik. Bugün Private Label’ı, sektörde neler olduğunu, sektör dışında neler olduğunu konuşarak, farklı konularda bilgi dağarcığımızı artıralım istiyoruz. Değişkenliklerin, farklı planlamaların olduğu bir ülkedeyiz. Farklılıklarımızla kendimizi çok iyi adapte edince çok daha ilerilere gideceğimizi düşünüyorum.” sözleriyle sektörel olarak yaşanan sıkıntılara sektörün tüm paydaşları ile birlikte çözüm üretebileceklerine vurgu yaptı.
“Üretim tarafında insan bulmakta zorluk çekiyoruz”
Sektörün üretim tarafında çalışacak insan problemi yaşandığını belirten Başkan Özer, “Dünyada kurumsal liderlik diye bir kavram var. Türkiye’de ise bu durum durumsal liderlik. Durumları çözebilmeliyiz ki yolumuza devam edelim. Kapasitenin daha faydalı kullanılmasına olanak sağlayan bir sistem Private Label. Ürünler çok sık değişen bir yapıda değil ancak standart bir üretim durumu var. Üretim tarafında hem mavi hem de beyaz yakada insan bulmakta bir zorluk yaşıyoruz. Kendi ürün gamını sayamadığı gibi rakibin ürün gamını ezbere bilen üretici de biliyorum. Ancak biraz kendi içimize baktığımızda işlerin daha yolunda gideceğini düşünüyorum.” dedi.
Kadının iş hayatındaki önemine vurgu yapan Başkan Özer, “Kadınlara fırsat verildiğinde neler yapabileceğini hepimiz biliyoruz. Başımızın tacı bütün kadınlarımıza sevgi ve saygıyla.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Nielsen IQ: “Globalde private label markalar paylarını artırıyorlar”
Program, NielsenIQ+GFK Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan’ın değişen dünyada tüketici önceliklerinin ve private label pazarında yaşanan değişimleri ele aldığı sunumuyla devam etti.
2024’e damga vuran ve 2025’e ışık tutacak trendleri katılımcılarla paylaşan Didem Şekerel Erdoğan, “Globalde private lavel markalar paylarını artırıyorlar. Türkye PL ciro payı global ortalamanın üzerinde yer alıyor. Promosyonlar tüketicilerin tasarruf stratejilerinde ilk sırada yer alıyor.” açıklamasında bulundu.
“Globalde değişim hacmi pozitif yönde”
Son 12 aylık verileri değerlendiren Erdoğan, “Hızlı tüketim ürünlerinde Türkiye son 2 çeyrekte çift haneli güçlü bir hacim büyümesi sergiledi. Özellikle globelde hacim değişiminin pozitif olduğunu görüyoruz. Fiyat değişiminin de etkisiyle atıştırmalık kategorisi cirosal olarak en hızlı büyüyen kategori olurken, içecekler kategorisi en çok büyüyen ikinci kategori oldu. Dondurma, alkolsüz içecekler ve ev temizlik grupları en yüksek hacim büyümesi kaydeden gruplar oldu. Gıda, atıştırmalık ve içecek kategorilerinin e-ticarette yükselişi sürüyor. E ticaret dünyada büyüyor, ülkemizde de büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Temel gereksinimlere daha fazla harcama yapılıyor”
“Cüzdan paylarındaki değişiklikler, temel gereksinimlere daha fazla harcama yapıldığını gösteriyor.” diyen Erdoğan, “Tüketicilerin temel ihtiyaçlarına odaklandığını görüyoruz. Tüketiciler daha fazla market geziyor. Temel ihtiyaçlarına odaklanan tüketici değer arayışı içinde daha fazla market ziyaret ediyor. Özel markalı ürünlerde sadece daha ucuz bir alternatif algısından öteye bir dönüşüm gözlemleniyor.” dedi.
“Tüketicilerin bir avcı gibi market market gezerek ürüne ulaştığını görüyoruz”
Market markalı ürün alma motivasyonları arasında fiyat ve kalitenin öne çıktığını dile getiren Erdoğan, “Tüketiciler indirim kavramından daha geniş bir değer elde etmeyi benimsedi. Uygunluk ve fiyat temelde; ancak satın alma kararları değerin diğer oluşumlarından da etkileniyor. Tüketicilerimizin fiyat farkındalığı çok yüksek. Temkinli bir tüketimden daha bilinçli bir tüketim olduğunu görüyoruz. Tüketicilerin bir avcı gibi market market gezerek ürüne ulaştığını görüyoruz. Toplu alışveriş yerine daha sık alışveriş yaptıklarını görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Perakende sektörünün merakla beklenen buluşmasında öğleden sonra gerçekleştirilen oturumlarında ise BİM CEO’su Haluk Dortluoğlu, A101 Satın Alma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız, Migros Grubu Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ve Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı Prof. Dr. Özgür Demirtaş, açıklamalarda bulundu.
Haluk Dortluoğlu: “Özel markalarla ilgili alışverişte bir dönüşüm yaşanıyor”
Zirvenin bu yılki temasının kadın olduğunu hatırlatan BİM CEO’su Haluk Dortluoğlu, “İş dünyası olarak bu sorumluluğun farkındayız. İnşallah bundan sonra da kadınların iş hayatındaki rolünü desteklemeye ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız.” diyerek konuşmasına başladı.
Geçmişte daha ucuz markalar olarak algılanan özel markalarla ilgili alışverişte bir dönüşüm yaşandığının altını çizen Dorluoğlu, “2024 yılı ekonomik sıkışıkların da nedeniyle promosyonlu ürünlerin de daha fazla rağbet gördüğü de öngörülüyor. Piyasanın sistematiği ne kadar likitse, ne kadar içerik tüketici için şeffafsa rağbet de ona göre artar. Özel markalı ürünlerin fiyat kalite ilişkisinde özel markalı ürünlerin kalitesi de artıyor.” dedi.
“Türkiye buna hazır, yeni bir aşamaya geçiyoruz”
Özel markalarda da inovasyon konusunun gündeme geldiğini söyleyen Dortluoğlu, “Zaman gösteriyor ki sektördeki özel marka oranı yüzde 25’lere ulaşmış. Bu böyle mi devam edecek yoksa bir sonraki aşamaya geçecek miyiz? Marka dünyası farklı, özel marka dünyası farklı mıdır? Artık biz özel markaları bir marda markaları takip eden ikincil markalar olarak görmekten vazgeçmeliyiz. İnşallah bundan itibaren yeni bir aşamaya geçiyoruz. Bu zihinlerdeki takipçi marka algısını bir kıralım. Yenilikçi ürünü araştıran bulan ve bunu piyasada ilk defa yapan bir marka olma gibi bir sürece giriyoruz. Türkiye’nin de bu aşamaya hazır olduğunu düşünüyorum. Sıra artık bizim liderliği de yürütme zamanına girmemiz gerekiyor. Bunun için de Ar-Ge gerekiyor, tedarikçi ve üreticinin birlikte çalışması gerekiyor. Zihinlerin de buna uygun hareket etmesi gerekiyor. Pazarın ihtiyaçlarını takip ederek daha nitelikli markalarla daha güncel ürünlerle yürüyelim diyorum.“ açıklamasında bulundu.
Volkan Yıldız: “13 bin 500’üncü mağazamıza ulaştık”
Özel markalar için en önemli noktalardan birinin ulaşılabilirlik olduğunu belirten A101 Satın Alma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız ise yaptığı açıklamada, “Bu yıl içerisinde 13 bin 500’uncu mağazaya ulaştık. Türkiye’nin her evindeyiz. Instagramda takipçi sayısı olarak alanımızda dünyada ikinci Türkiye’de ise 1’inci sıradayız. Bugüne kadar sizlerle birlikte büyüdük sizlerle birlikte de büyümeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ekmel Nuri Baydur: “Tüketicinin ihtiyaçlarına göre yeni iştirakler yaratmak zorundasınız”
Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur ise yaptığı konuşmada tüketicinin ihtiyaçlarına göre yeni iştirakler yaratmak zorunda olduklarını vurguladı. Migros’un 81 ilde online ve ofline olarak hizmet verdiğini söyleyen Baydur, “Toplamda 23 bin 500 iş ortağımız var. Migros’un cirosunun yüzde 75’i tarıma dayalı. 100 bin ton et işleme kapasitesine sahibiz. 75 bin çalışanımız var.
Ben Migros’u 70 yaşında dinamik bir genç olarak adlandırıyorum. Ekosistemimizi genişletmek adına günden günde çalışıyoruz. Tüketicinin ihtiyaçlarına göre de yeni yeni iştirakler yaratmak zorundasınız. Entegre iş modelleri de büyüyor. Bu de müşterilerimize her yerde ulaşılabilir konuma geliyor. Bugün müşterinin bütçesine dost, ihtiyaçlarını giderebileceği bir nokta haline geliyor.“ dedi.
“Bizim memlekete borcumuz var”
“Private Label’ın bizdeki anlamı müşterinin hayatını kolaylaştıracak ürünleri müşterilere sunmaktır.” diyen Baydur, “Private Label ürünler ile birlikte yaklaşık 65 bine yakın markalı ürün de satıyoruz. Bu sayede de müşteriye geniş bir yelpaze sunarak seçim hakkını onlara bırakıyoruz. Biz uzun yıllardır yerelleşmek konusunda ‘bizim memlekete borcumuz var’ mottosuyla hareket ediyoruz. Bu nedenle üreticimiz yanındayız ve onlara destek olmak zorundayız. Bu anlamda kadın kooperatifleri başta olmak üzere kooperatiflere destek oluyoruz. Yerel ekonomiyi canlandırıyoruz.” şeklinde konuştu.
Genel Haberler
Dev satın alma tamamlandı
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.
Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.
Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”
Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.
Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı
Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.
Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:
“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”
Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:
“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”
CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:
“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.
Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.
Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.
Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.
Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.
Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.
Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Yeni CEO Hatice Evren kimdir?
CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.
2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi. 2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.
Genel Haberler
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.
Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.
Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.
Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.
İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr
Genel Haberler
Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi
Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.
Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.
Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”
Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”
AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor
AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.
Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.
