Genel Haberler
“Enerji maliyetleri düşürülmeli!”
|
PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün: “Son 24 aylık dönemde yüzde yüzün üzerinde artış yaşanan enerji maliyetleri konusunda bir önlem alınmazsa sanayimiz rekabet gücünü yitirebilir” dedi.
Sanayi elektriği fiyatları 2 yılda %110 arttı! Plastik sektörü olarak en yoğun enerji kullanan sektörler arasında bulunduklarının altını çizen Plastik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün: “Enflasyon 2018 yılında %20,3 2019 yılında ise %11,8 olarak gerçekleşmesine rağmen sanayi üretimi enflasyonu çok daha sert yaşamıştır. Zira son 2 yıllık dönemi incelediğimizde sanayi elektriği fiyatlarının %110 arttığını görüyoruz. Konut tüketimi sürekli desteklenirken kalkınmanın olmazsa olmazı sanayinin enerji maliyetlerinin sert şekilde arttırılması yaklaşımını doğru bulmuyoruz. Sermaye yapısının yeterince kuvvetli olmadığı işletmelerimiz açısından oldukça yıpratıcı olan bir süreçten geçerken enerji maliyetlerinde yaşanan bu artış işleri daha da zorlaştırmaktadır” dedi.
Kaynak: EPİAŞ Sanayinin elektriğinin konut elektriğinden pahalı olduğu tek ülkeyiz! Üretimi desteklemek adına tüm dünyada sanayi elektriği fiyatının konut elektriğinden daha uygun olduğunu belirten Selçuk Gülsün: “Eurostat kaynaklı verilerden Avrupa Birliği ülkelerini incelediğimizde ortalama olarak sanayi elektriğinin konut elektriğinden %44 daha ucuz olduğunu görüyoruz. Benzer şekilde, ABD’de enerji fiyatlarını açıklayan resmi kurum olan EIA verileri de sanayi elektriği birim fiyatının konut elektriğinden %51 daha ucuz olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizde ise bunun tam tersi bir durum söz konusu 2019 yılının başından beri sanayi elektriği konut elektriği fiyatının üzerine çıkmış durumda. EPİAŞ verilerine göre 2018 yılından bu yana konut elektriğinde fiyat artışı %50,2 olarak gerçekleşirken sanayi elektriğinde fiyat artışı bunun iki katından fazla oldu. Bu zamlar neticesinde geldiğimiz noktada sanayi elektriği birim fiyatı konut elektriğinin %9 üzerine çıkmıştır. Üretimin desteklenmesi adına bu konuda bir adım atılması ve sanayi elektriğinin rekabet halinde bulunduğumuz tüm ülkelerde olduğu gibi konut elektriğinden daha ucuz olması elzemdir” dedi. Rekabet gücümüzü yitirebiliriz 2018 yılı başından bu yana geçen dönemi incelediklerinde enerji fiyatlarında ülke sanayisinin rekabet gücünü yitirmesine sebebiyet verecek bir artış olduğunu sözlerine ekleyen Selçuk Gülsün: “Dolar bazında bakıldığında ABD’de 2018 yılından bu yana sanayi elektriği fiyatları %6 gerilerken, ülkemizde dolar bazında %43 artış yaşanmıştır. Bu gelişme neticesinde ABD’de sanayi elektriği ülkemizden %46,9 daha ucuz hale gelmiştir. Elektrik fiyatlarında yaşanan artışın ülkemize özgü olması sebebiyle sanayimiz rekabet gücünü yitirmekte ve ihracat pazarlarında kayıplar ile karşı karşıya kalmaktadır. İşletmelerimizin küresel rekabette gücünü koruyarak üretime, istihdama ve ihracata katkı sağlamaya devam edebilmesi adına sanayi elektriği fiyatlarının rekabetçiliğimizi koruyacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir” dedi.
Kaynak: EIA, EPİAŞ YEKDEM anlamlı bir fiyat avantajı sağlamıyor Sözlerine devam eden Gülsün: “Elektrik tedarikinde iki farklı sözleşme opsiyonu bulunmakta biri YEKDEM, piyasa takas fiyatı (PTF) ve dağıtıcı komisyonu üzerinden hesaplanan değişken fiyatlı seçenek diğeri ise sabit fiyatlı sözleşme seçeneği. YEKDEM fiyatlarının arttığı dönemlerde PTF fiyatları gerilemekte ve bir dengeleme unsuru olmakta. 2018 yılından bu yana geçen 28 aylık dönemin 17 ayında YEKDEM’li tarife daha avantajlı fiyatlar sunmuş olsa da maliyet öngörüsünde bulunmasını zorlaştırması sebebiyle sanayiciler açısından sorunlar barındırmaktadır. Bu sebeple sözleşme kararlarına işletmelerin üst yönetimlerinin de müdahil olmasını tavsiye ediyoruz” dedi.
Kaynak: EPİAŞ |
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
