Genel Haberler
Metro: Tarım dünyası sürdürülebilir ve verimli bir yol izlemek zorunda
Metro’nun sadece meyve-sebze soğuk hava zincirine yıllık 7 milyon TL yatırım yaptığını kaydeden Özerkan, “Biz teknoloji yatırımını bir maliyet kaynağı olarak değil, iş stratejisi olarak görüyoruz. Bu yatırımı yapmasaydık gıda atığımız 3 kat artacak ve yıllık 24 milyon TL olacaktı” diye konuştu.
Metro Toptancı Market Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan, 60 ülkeden binin üzerinde iş adamı ve finans dünyası temsilcisinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilen B20 Türkiye Konferansı’nda, ‘Tarım Sektöründe Büyüme ve Küresel Rekabet Gücü’ başlıklı oturumda bir konuşma yaptı.
2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun bugüne göre yaklaşık üçte bir oranında artışla 9,1 milyara ulaşacağının öngörüldüğünü hatırlatan Özerkan, bu durumun dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılamak için küresel tarımsal üretiminin yüzde 60 oranında artmasını gerektirdiğini kaydetti. Özerkan, “Bugün gıda sektöründe üretilen tüm ürünlerin ancak %50’si tüketicinin masasına gelebiliyor. Gerisi ise gıda atığı olarak çöpe gidiyor. Bu, insanlığın gıda ihtiyacı için üretilen yiyeceklerden 1,3 milyar tonunun atık olarak çöpe gitmesi anlamına geliyor. Gelecekte gıda sektörü için en büyük zorluk, nasıl daha fazla üretebiliriz değil de çöpe giden bu gıda atıklarını sürdürülebilir bir biçimde nasıl azaltabiliriz konusu olacak. Gelişmekte olan ülkelerdeki meyve-sebze kayıplarının %40’ının hasat öncesinde ve hasat sonrasında, üretici tarafında gerçekleştiğini görüyoruz. Sanayileşmiş ülkelerde ise bu kayıplar %40 oranında perakendeci ve tüketici tarafında gerçekleşiyor.”
Metro yaptığı yatırımlarla raf ömrünü 3 kat uzattı
“Biz Metro olarak sadece gıda atığı konusunda değil, harcadığımız su, enerji ve işgücü konusunda da sürdürülebilir ve verimli bir yol izlememiz gerektiğine inanıyoruz” diyen Kubilay Özerkan, sözlerine şöyle devam etti:
“1 kilo elmayı çöpe attığınızda sadece elmayı değil, 180 litre suyu da çöpe atmış oluyorsunuz. 1 kilo elma için kullanılan iş gücünü, enerjiyi, gübreyi, paketlemeyi de çöpe atmış oluyorsunuz. Biz Metro olarak, bu yaklaşımın önüne geçmek, gıda kaybını ve atığını en aza indirmek için, kendimizi üretici ve tüketici arasında bir köprü olarak konumlandırıyoruz. Zinciri tarladan tüketicinin tabağına kadar bir bütün olarak ele alıyoruz. Bunu yaparken öncelikle uluslararası mutfaklarda trendi takip ediyor, müşterilerimizin ihtiyaçlarını onlarla birlikte belirliyoruz. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda üreticiyle anlaşıyoruz. Talep oranında üretim yaptırıyor, üreticinin ürettiği tüm ürünü satın alıyoruz. Böylece fazla arzdan kaynaklanan gıda atığının önüne geçmiş oluyoruz. Bunun dışında tedarikçilerimize doğru zamanda hasat, ilaç kullanımı gibi konularda eğitimler veriyoruz. Sadece bu eğitimlerle gıda kaybının %50’sini engelledik. Yeni ambalajlama sistemimizle ürünlerin raf ömrünü 3 kat daha uzattık. Kolay bozulabilen ve belirli ısılarda saklanması gerekli olan ürünlerin taşınmasında soğuk hava zincirinde önemli yatırımları hayata geçirdik. Bu yatırımı yapmasaydık gıda atığımız 3 kat artacak ve yıllık 24 milyon TL olacaktı. Sonuç olarak, teknoloji yatırımı bir maliyet kaynağı değil de iş stratejisi olarak görülmelidir. Bu yatırım aynı zamanda tüm gıda sektörü için faydalı bir yatırım ve gıda atığını önlemek için bir yöntemdir.”
Tüketici tarafında ise müşterilerine eğitim verdiklerini ifade eden Özerkan, “Yılda 250 HORECA müşterimize mutfaklarında stok yönetimi konusunda eğitimler vererek, gıda atıklarının son tüketici tarafında da en aza indirgenmesi konusunda çalışıyoruz” dedi.
Metro, gelecek nesiller için Türkiye’nin geleneksel ürünlerini koruyor
Metro’nun ‘O (sıfır)’ kilometre yaklaşımını benimsediğini belirten Özerkan, ürünleri mağazalarının bulunduğu bölgelerdeki yerel üreticilerden almaya özen gösterdiklerini söyledi. Bu sayede yerel üreticiyi, kırsal kalkınmayı ve sürdürülebilir tarımı desteklediklerini; biyo çeşitliliği koruduklarını; karbon ayak izini düşürdüklerini ve ürünlerin daha uzun süre raflarda kalmasını sağlayarak gıda atığını ve kaybını azalttıklarını ifade etti.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
