Genel Haberler
Yerel perakendecilerin gündeminde israfı durdurmak var
Perakende sektörünün en önemli yerel buluşması olan Yerelist İstanbul Yerel Marketler Buluşması ve Fuarı, WOW Kongre Merkezi’nde 9. kez sektör paydaşlarını bir araya getirdi. “Birlikte Yerel’iz” mottosuyla gerçekleştirilen fuarın açılışında, Ticaret ve Tarım ve Orman Bakan Yardımcıları düzeyinde önemli isimler yer alarak, yerel marketlerin tedarik zincirindeki güvenilirliği ve gıda arz güvenliği için hayati rolünü vurguladılar.
İstanbul Perder tarafından İTO desteğiyle gerçekleşen etkinlikte, 54’ü sponsor ve 35’i katılımcı olmak üzere toplam 89 firma yer aldı. 89 firmanın yer aldığı etkinlikte, market zincirleri B2B görüşmeleriyle binlerce iş birliği fırsatına imza atarken, sektörün geleceği; teknoloji, radikal müşteri deneyimi ve israfı önleyen sorumlu değer zinciri ekseninde masaya yatırıldı.
Fuarın resmi açılışı, sektör ve kamu liderlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Konuşmacılar, yerel marketlerin ekonomik gücüne ve gıda arz güvenliğindeki kritik rolüne vurgu yaptı.
Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Bakanlık olarak yerel marketlerin tedarik zincirindeki güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini öncelikli konular arasında tuttuklarını belirtti. Gürcan, bu tür buluşmaların B2B iş birliklerini güçlendirerek ülkenin ihracat potansiyelini dolaylı yoldan desteklediğini ve küresel pazarda rekabet edebilirliği artırdığını ifade etti.
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ise, gıda israfını ulusal stratejinin temel bir parçası olarak gördüklerini vurguladı. Bakanlık, sahada yaptığı denetimlerde haksız ticari uygulamalara (tek taraflı sözleşme değişikliği ve maliyet yansıtma) karşı somut adımlar attığını açıkladı. Bu kapsamda, ödeme gecikmeleri nedeniyle dört ulusal zincir markete ve geriye dönük fatura kesimi gibi şikayetler üzerine süt sanayicilerine 58 milyon TL’yi aşan idari para cezaları uygulandığını duyurdu.
“Gıdada israfa dur de” paneli büyük ilgi gördü
Fuarın en kritik paneli olan “Gıdada İsrafa Dur De: Üretimden Raflara Sorumlu Değer Zinciri” başlığı altında, gıdanın tarladan sofraya uzanan yolculuğunda kaybedilen değerlerin (emek, su, karbon ayak izi) önemine dikkat çekildi. Oturum, gıda israfının önlenmesine ilişkin stratejik politika alanlarını ve uygulama örneklerini ele alarak sektör genelinde bilinç düzeyinin yükseltilmesine olanak sağladı.
Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak’ın moderasyonunda; market devlerinin yöneticileri, gıda ekosisteminde verimliliğin artırılması, kaynak yönetiminin iyileştirilmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlendirilmesine yönelik görüş ve önerilerini paylaştı.
Gıda israfında alarm zili!
Oturumun moderatörü Celal Toprak ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, Türkiye’nin gıda israfında dünya ortalamasının üzerinde seyrettiği gerçeğini vurguladı. Celal Toprak, Türkiye’nin gıda israfında ve enflasyonda en tepede yer alan ülkelerden biri olduğuna dikkat çekerek, bu iki durumun birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. Ahmet Özer, Türkiye’de üretilen gıda ürünlerinin yaklaşık yüzde 25’inin heba edildiğini açıkladı. Bu oranın, dünyadaki yüzde 20 ile yüzde 30 arasındaki israf rakamlarının üst bandında yer aldığını belirtti.
Yememek değil, kaynakları verimli kullanmamak
İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, başlattıkları “Gıdada İsrafa Dur De İstanbul” projesindeki temel felsefeyi açıkladı. Özer, amaçlarının kimseye “parası varken az ye” demek olmadığını, sadece kaynakların verimli kullanılması gerektiğini anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Türkiye’nin enerji kaynaklarının yüzde 60-70’ini dışarıdan sağlayan bir ülke olduğunu hatırlatan Özer, çöpe atılan her lokmanın arkasında heba olan enerji, su ve emeğin olduğunu vurguladı. Özer, israfın polisiye tedbirlerle veya zorlamayla önlenemeyeceğini, tek çaresinin ikna etmek olduğunu belirtti. Bu bilincin ise basın ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle özellikle çocuklara ve gençlere aşılanması gerektiğini ifade etti.
Sektör liderlerinden kültür ve bilinç çağrısı
Market zincirlerinin üst düzey yöneticileri de panelde, israfın sadece ekonomik değil, kültürel ve etik bir sorun olduğunu vurguladı.
Özen Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Özen, Türkiye’de her yıl yaklaşık 19 milyon ton, dünyada ise 1.3 milyar ton gıdanın çöpe gittiği gerçeğini hatırlatarak önemli uyarılarda bulundu.
Bu kaybın sadece ekonomik değil, etik ve toplumsal bir sorun olduğunun altını çizen Özen, “Çöpe giden sadece bir ürün değildir; tarladaki çiftçinin alın terinin, toprağın bereketinin, lojistik süreçlerde harcanan enerjinin ve en önemlisi çocuklarımızın geleceğinin heba edilmesidir. Bir tek biberin dahi soframıza gelene kadar geçirdiği o meşakkatli yolculuğu ve arkasındaki emeği tam manasıyla idrak ettiğimizde, israfı önlemek bir tercih olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline geliyor” ifadelerini kullandı.
Cemal Özen, “Özen Grup olarak, üretimden rafa uzanan bu değer zincirinde kayıpları en aza indirmek, kaynaklarımızı korumak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek adına üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Mopaş Genel Müdürü Reşat Narman, asıl meselenin felsefeden ve kişinin kendi içindeki duyarlılıktan geldiğini belirtti. Narman, efendimizin bile akarsu kenarında suyu tasarruflu kullanmayı öğütlediğini hatırlatarak, iş hayatındaki tasarruf ilkesinin “işten artmaz, dişten artar” sözüyle özetlenebileceğini söyledi.
Avrupa’dan yüzde 50 daha fazla israf ediyoruz
Happy Center CEO’su Yavuz Altun, gıda israfı konusunun bir kültür ve yaşam biçimi sorunu olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin çarpıcı israf verilerini paylaştı.
Altun, Türkiye’de kişi başına düşen yıllık gıda israf miktarının 103 ila 106 kilo seviyelerinde olduğunu belirtti. Avrupa’daki gelişmiş ülkelerde (Almanya, Fransa, İtalya) bu rakamın yaklaşık 70 kilo seviyelerinde olduğunu aktararak:
“Adamlar 70 kilolar seviyesinde tüketirken biz yüzde elli daha fazla tüketiyoruz. Gelirimiz yüzde elli daha mı fazla İngiltere’den, Amerika’dan, Avrupa’dan?” diye sordu. Altun, bu durumun Türkiye’de oluşturulan “israf kültürü”nden kaynaklandığını ve bu konfor alanından geri dönülememesinin ülkeyi fakirleştirdiğini ifade etti.
Altun, israfın sadece gıdada kalmadığını, vahşi sulama yöntemleri nedeniyle tarımda suyun da yüzde 62 oranında boşa gittiğini ve bu israfın önlenmesiyle Türkiye’nin sebze ve meyvede dünyada ilk üç oyuncudan biri olma potansiyelini yakalayabileceğini sözlerine ekledi. Gıdanın yüzde 40’tan fazlasının evlerde israf edildiği uyarısında bulunarak, “Biz misafir istemese de yedirmekle uğraşıyoruz. Korkunç bir israf kültürümüz var” dedi.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
