Firmalardan
Derinsis’ten E-Arşiv Çözümü
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 2012’de hayata geçirilen yasal düzenlemeler ile başlatılan e-Dönüşüm süreci ve getirilen zorunluluk kapsamlarıyla elektronik faturaların ve elektronik defterlerin iş hayatına entegrasyonu her geçen gün daha önemli hale geliyor.
Bu kapsamda mükellefler Defter-i Kebir ve Yevmiye Defteri’nin, düzenleyecekleri Faturaların, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tebliğ edilen formatta üretilmesi ve saklanmasını özel entegratör aracılığı ile yaparken kullandıkları yazılımlar/programlar büyük önem arz etmekte. Derin Bilgi Yazılım Müdürü Ertuğrul Can Sarıgöl’den, özelde kendi çözümleri genelde e-Arşiv ile ilgili detaylı bilgi aldık.
e-Fatura’dan farkı
e-Arşiv, adındaki yanlış algının aksine, e-Fatura sisteminin daha geniş kullanımlı yeni bir sürümü gibi düşünülmesi gerektiğini, geleneksel fatura sistemindeki kopyaların ortadan kalktığını, aslının yine yazdırılmakta ya da e-posta ile gönderilebildiğini söyleyen Derinsis Yazılım Müdürü Ertuğrul Can Sarıgöl, “Arşiv adı da elektronik olarak fatura kopyasının saklanmasından gelmektedir. e-Fatura mükellefleri kendi aralarında yalnızca e-Fatura sistemini kullanırlar, e-arşiv sistemini kesinlikle kullanamazlar. e-Arşivin e-Fatura sisteminden en önemli farkı tek yönlü olmasıdır. e-Arşiv’e tabi mükellefler aynı zamanda e-Fatura mükellefi de olmak zorunda olduğu için ve e-Fatura mükelleflerinin aralarında e-Fatura zorunluluğu olduğu için, e-Arşiv’e tabi bir firmaya hiçbir firma e-Arşiv düzenleyemez. e-Arşiv, tüketicileri de kapsadığı için çok daha geniş bir kullanım alanına etki eder. e-Fatura mükellefi olmayan şirket ya da kişilerin tamamına e-Arşiv düzenlenmektedir. Böylece, e-Arşiv’e geçen bir firmanın geleneksel matbu faturalarla hiçbir işi kalmaz. e-Arşiv’in işleyişinde çok önemli bir fark da, verilerin yalnızca özel entegratöre gönderilmesi, anlık olarak GİB’e ve dolayısıyla muhatap olarak mükellefe gönderilmemesi, daha sonra GİB’e rapor olarak topluca gönderilmesidir. Bu gönderimde ürün satırları bulunmamakta, yalnızca fatura tarihi, numarası, toplamları gibi başlık bilgileri bulunmaktadır” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
GİB’e raporlama
“e-Arşiv faturaları, özel entegratör sisteminde, en geç takip eden ayın 15’ine kadar GİB’e raporlanmalıdır. Bu açıdan KDV beyanına benzemektedir. Faturaların ERP tarafından belli bir periyotta özel entegratöre gönderilmesi yeterlidir. Çok sayıda fatura gönderimi nedeniyle özel entegratör ve ERP arası hazırladığımız mutabakat modülü, oldukça önemlidir.
e-Arşiv sisteminin çerçevesi e-Arşiv sistemi, faturaların oluşturulması, saklanması ve raporlanmasıyla sınırlı olup, her zamanki gibi içeriği, tutarlılığı, tarihsel kuralları açısından VUK’un bağlayıcılığı söz konusudur. Özel entegratörle yapılacak çalışmalar tamamen hizmet alan ve veren iki şirketin arasındaki teknik çalışmalardan ibarettir, e-arşiv sürecinin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Başta yadırganacak olsa da, e-posta ile gönderim yaygınlaştıkça, faturaların yazdırılması ve kargo ile ulaştırılması gibi operasyon-zaman maliyetleri ortadan kalkacaktır. Bunu tamamlamak adına, e-İrsaliye projesinin de hazırlanmakta olduğunu iletelim.
Konuya tabi olan firmalar için bile çok eksik bir bilgi yaygınlaştırma sorunu varken, konuyu takip etmek zorunda olmayan, kendini takip etmek zorunda hissetmeyen, ancak fatura alan kurum ve kişilerin uyum sağlaması zaman alacak gözüküyor. Özellikle kasa başında çok önemli bir zaman harcanacağı, bazı gerginliklerin yaşanacağını şimdiden söyleyebiliriz.”
Eğitim şart:)
Tüm şirket çalışanlarının, aslında her yeni süreçte olduğu gibi, ciddi şekilde bilgilendirilmesi, tipik sorulara nasıl yanıt vereceklerinin hazırlanmasının son derece önemli olduğunu kaydeden Sarıgöl, “Üç farklı kaynak için değişik veriler ve tasarım özellikleri söz konusudur. Farklı uygulamalar olsa da, perakende için yaygın olarak bu üç kaynaktan gelen faturaların tamamı ERP tarafından özel entegratöre gönderilmektedir. Bu anlamda tüm süreç ERP tarafında projelendirilmekte ve yönetilmektedir. Tasarım farklılıkları, seri numaralarının yönetilmesi, arama-görüntüleme-yazdırma olanakları gibi kritik konular Derinsis tarafında yürütülmektedir” dedikten sonra şu bilgileri verdi:
ERP
“Standart fatura bilgileri, e-Arşiv faturasına olduğu gibi yansımak durumundadır. e-Arşiv logolu çıktının anlık olarak basılmasının gerekmediği durumlarda (cash&carry, pos kasa gibi), fatura kaydının oluşturulması yeterli olup, gönderim daha sonra muhasebe tarafından e-Arşiv yönetim modülünde gerçekleştirilebilir. e-Ticaret kaynaklı faturalar da benzer şekilde işlemekle birlikte, farklı bilgilerin saklanması gerekmektedir.
Faturanın çıktı olarak ya da e-posta olarak teslimi için bir seçenek sunulduğu gibi, cari kartta bir ön değer seçim de sunulmaktadır. Böylelikle, sürekli e-posta çalışılacak carilerde daha hızlı bir işleyiş elde edilebilir.
e-Ticaret
e-Ticaret’e özel zorunlu alanlar her ne kadar operasyon gereği saklanması gerekli olan bilgiler olsa da, e-Ticaret sistemi ve ERP arasındaki entegrasyon açısından önemli değişiklikler getiriyor. Aslında şu an gündemde olan zorunluluk, tamamen e-Ticaretten kaynaklanmaktadır. E-posta alınması zorunlu olup, faturalar mail yoluyla gönderilecektir, çıktıya kesinlikle gerek kalmamış durumdadır. Siparişle birlikte alınacak bu bilgiler faturaya taşınarak özel entegratöre ulaştırılmalıdır.
Bu nedenlerle, e-Ticaret API’lerinin ve ERP entegrasyonlarının ciddi şekilde elden geçirilmesi gerekmektedir. e-Ticaret piyasasındaki yaygınlıkla yaşanan zayıf hizmet alma ilişkisi nedeniyle, bu konu mükellefleri daha da zorlayacak gözükmektedir.”
POS kasa
e-Fatura’da olduğu gibi POS kasalardaki fatura işleyişinin e-Arşiv’de de yine kapsam dışında kalıp sonradan çözümler getirilmeye çalışıldığının görüldüğünü ifade eden Sarıgöl, “Öncelikle iade kavramının hiç olmadığının altını çizelim, bu ERP’den üretilen faturalar için de geçerli tabi. Kasalardaki donanımsal sınırlı yapı ve satış hızı ihtiyacı, bazı kuralların değişmesine neden oldu. Üretilen elektronik faturanın birebir aynı çıktısının verilme zorunluluğu, nokta vuruşlu yazıcılar nedeniyle esnemiş oldu. Artık klasik fatura çıktısı, e-arşiv logosu olan bir A4’e (ya da kasaya uygun kağıda) kullanılarak e-Arşiv elde edilmiş sayılmaktadır. Tabi bunun şartı, elektronik fatura görüntülemedeki tasarımın kasa çıktısına benzetilmesidir. Sıralı olarak üretilen bir numaranın da yazdırılması, diğer kritik zorunluluktur. Bazı kasalar bu numarayı, özel entegratörle satış anında online olarak kuracakları bir bağlantıyla alıp yazdırmayı kurgulamış durumdadır. Serisinin yinelenmeden ve sıralı olarak doğru şekilde kullanılması yeterli olup, aslında böyle bir online bağlantı ihtiyacı bulunmamaktadır. Numaralandırma özel entegratör tarafında yapılabileceği gibi, biz özellikle Derinsis’te yaparak, seri yönetimiyle çok önemli bir esneklik sağlamaktayız.
Bilgi fişi
Bunun dışında, POS kasa fiş yazıcısından çıkan ayrı bir ‘bilgi fişi’ vermek zorundadır ve bu çıktı aslında fiili olarak e-Arşiv çıktısından daha önemli bir işleve sahip olmaktadır. e-Arşiv yasal bilgileri içerirken, bilgi fişinde hem ürün-fiyat gibi tüm bilgiler aynen tekrar etmekte, hem fatura numarası bulunmakta, hem de CRM-kampanya-bilgilendirme gibi nedenlerle her tür metin-bilgi bulunmaktadır. Müşterinin e-posta istemesi durumunda ya da e-Arşiv çıktısının verilemediği/verilmediği durumlarda müşterinin elindeki tek belge olmaktadır” dedikten sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Örneğin, yukarıdaki online numara alma senaryosunda bağlantı anlık kurulamazsa, yalnızca bilgi fişi çıkıyor olacak, yine ERP bu faturayı kendisi numaralandırıp e-Arşiv olarak özel entegratöre ulaştıracak ve çıktı-gönderim işlemleri projedeki işleyişine göre sürdürülecektir.
Sürekli değişiklik ve esneme olan işleyişte en güncel bilgi (kırmızı logo rengi nedeniyle yakın zamana kadar renkli yazıcı zorunluluğu da söz konusuydu, neyse ki şu an ortadan kalktı), POS kasalarda yalnızca bilgi fişinin yeterli olacağı yönünde. Bu durum, yeni ÖKC’ler açısından da bir devrim daha yaratmakta, fatura yazıcılarına bile gerek bırakmamaktadır. Tamamı ERP’de numaralandırılarak entegratöre gönderilebilecektir.
Yönetim modülü
Tüm gönderim işlemleri, iptal ve silme işlemleri, seri yönetimi, sorgulama-arama-görüntüleme işlemleri, e-arşiv yönetim modülünden yapılmaktadır. Kaynaklarına göre 3 farklı sekmede, gönderilmemiş faturalar listelenmekte, seçilebilmekte, tasarım özelliklerine göre özel entegratöre gönderilmektedir.
Oluşan elektronik fatura PDF olarak ilgili faturaya iliştirilerek saklanabilmekte ve istendiğinde görüntülenip yazdırılabilmektedir. Seri yönetimi sayesinde, farklı tarihlere göre seçilen faturaların gönderilmişlerden bağımsız olarak sıralı gönderimi sağlanabilmektedir.
Fatura serileri
Derinsis’in standart fatura tipleri bazında seriler sunulduğu gibi, e-Ticaret’e özel olarak farklı bir seri daha, kasa sisteminde numaralandırılmamış pos kasalar için tamamen ayrı bir seri daha kullanılabilmektedir.
İptal ve silme
Entegratöre gönderilmiş ancak GİB’e raporlanmamış faturalar silinebilmektedir. GİB’e raporlanmış bir e-Arşiv faturası ancak iptal edilebilir. Yönetim modülünde, yetkiye bağlı olarak bu işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Bu anlamda, operasyonel olarak iptal ve silme yetkilerinin ilgili fatura modüllerinde tamamen kaldırılması yerinde olur. Tarihsel sınırlar açısından VUK’un esas alınarak işlem yapılması önerilmektedir.
Mutabakat
Mutabakat işleminde, entegratörden alınan ön rapor çıkışı Derinsis’e tekrar yüklenebilmekte, yüksek sayıda fatura sayısına rağmen farklı nedenlerle olabilecek tutarsızlıklara karşı kritik bir kontrol sağlanmaktadır.
Ulaştırılamamış e-posta tercihli faturaların e-posta hizmeti alınan noktada listelenmesi de önemli bir hizmet adımıdır. E-postaların müşterilerden doğru şekilde alınması da sonraki sorunları azaltacaktır.
POS satışları
Satış aktarımlarında, e-Arşiv’e tabi olan faturaların ayıklanması ve entegratöre gönderilmek üzere gerekli tüm bilgileriyle saklanması gerekmektedir. POS satış cirosunun bölünmemesi adına, şimdiye kadar olduğu gibi Z raporunun içinde kabul edip, gerçek faturalar şeklinde aktarılmayabileceği gibi, Ba-Bs raporları, açık hesap çalışılan carilerin bütünlüğü gibi unsurları esas alarak ayrı ayrı faturalar olarak da aktarım yapılabilir. Bazı kasaların e-Arşiv çözümlerini henüz sunmamış olmaları nedeniyle, kasalarda irsaliye kesilmesi, bunların ERP’ye irsaliye olarak aktarımı ve faturalaştırılarak e-arşiv şeklinde gönderimine de hazırlıklı olmak gerekiyor.
Mağaza kasası
Kasiyer teslimleri, yerel giderler ve merkez hesaplara çıkışların yönetildiği Mağaza Kasası modülünde, yukarıdaki aktarım senaryolarına göre e-Arşiv faturalarının ayrıca listelenmesi, ayrıntılarının görüntülenmesi ve gerektiğinde yazdırılabilmesi gerekmektedir. Siparişle birlikte alınacak bu bilgiler faturaya taşınarak özel entegratöre ulaştırılmalıdır.
Satışın gerçekleştiği web sitesi URL’i
Giderek yaygınlaşan birden fazla domain’de satış yapılması durumunda, raporlama amaçlı olarak ERP tarafında site adı bir şekilde tutulmaya çalışılmaktadır. e-Arşiv’le birlikte bunun daha yapısal bir çözüme kavuşması gerekiyor. Satış yapılan URL’leri özel bir tanım tablosunda tutup, API’de bu bilginin eşleştirilmesini bekliyoruz.
Kargo firması bilgileri
Basit bir kısa addan öte, firmanın tam unvanı, vergi numarası gibi bilgiler gerektiği için, daha yapısal bir şekilde saklanması gerekmektedir. Derinsis’te kargo firmasına ait cari ID’si siparişle birlikte saklanmaktadır. e-Ticaret API’sinde bu ID’nin eşleştirilmesini beklemekteyiz.
Müşteri e-postası bilgileri
Müşterinin isteğine bağlı olarak yazılı çıktı konusu, e-Ticaret için zorunluluk olmamaktadır. Bu nedenle e-posta adresinin alınması zorunlu ve mail yoluyla gönderimi, yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlanmaktadır.
Ödeme tipi
Ödeme tutarları ayrıntılı olarak beklenmese de, faturaya bağlı yapılan ödeme adlarının saklanması ve iletilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle, e-ticaret API’lerinin ve ERP entegrasyonlarının ciddi şekilde elden geçirilmesi gerekmektedir. E-ticaret piyasasındaki yaygınlıkla yaşanan zayıf hizmet alma ilişkisi nedeniyle, bu konu mükellefleri daha da zorlayacak gözükmektedir.”
Firmalardan
Güvenlik teknolojilerinde yeni dönem başlıyor
Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümleri entegratörü Securitas Technology, İstanbul Kavacık’taki genel merkezinde gerçekleştirdiği basın buluşmasında, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik alanındaki etkilerini ortaya koyan Securitas Technology 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun detaylarını paylaştı. Securitas Technology Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Top, güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca riskleri yönetmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kurumlara operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve stratejik değer kazandıran entegre sistemlere dönüştüğü vurguladı.
Yapay zekânın güvenlik operasyonlarında yarattığı dönüşüme dikkat çeken Top, “Bugün kurumların yüzde 70’i güvenlik programlarında yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ sayesinde güvenlik operasyonları reaktif yapıdan çıkarak proaktif bir modele evriliyor. Anomali tespiti, video içi arama ve öngörüsel analizler sayesinde riskler henüz gerçekleşmeden belirlenebiliyor. Bu da kurumlara hem hız hem de stratejik karar alma avantajı sağlıyor” dedi.
Top, özellikle GenAI destekli uygulamaların önümüzdeki dönemde güvenlik süreçlerini daha da akıllı ve otonom hale getireceğini ifade etti.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise “Güvenlik artık yalnızca bir koruma katmanı değil; iş süreçlerine değer katan stratejik bir unsur haline geldi. Biz de Securitas Technology Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ, bulut ve entegre teknolojilerden maksimum fayda sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; yenilikçi çözümlerle kurumların operasyonel verimliliğini artırmak, çalışan ve ziyaretçi güvenliğini en üst seviyeye taşımak ve iş sürekliliğine katkı sağlamak olacak” diye konuştu.
Yapay zekâ ile daha akıllı güvenlik yönetimi
Yapay zekâ destekli çözümler artık güvenlik sektörünün temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Video analitiği, makine öğrenimi ve veri işleme teknolojileri sayesinde güvenlik sistemleri yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; aynı zamanda olayları yorumlayabiliyor, riskleri sınıflandırabiliyor ve olası tehditleri erken aşamada tespit edebiliyor.
Bugün plaka tanıma, yüz tanıma, nesne takibi, alan yoğunluğu ölçümü ve davranış analizi gibi birçok uygulama aktif olarak kullanılıyor. Özellikle anomali tespiti yapan sistemler, olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı aksiyon almasına yardımcı oluyor.
Video içi arama teknolojileri ise binlerce saatlik görüntünün manuel olarak incelenmesi ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Belirli bir kişi, araç ya da olay, saniyeler içinde filtrelenebiliyor. Yapay zekâ destekli raporlama sistemleri de olay kayıtlarını analiz ederek önceliklendirilmiş risk haritaları ve aksiyon önerileri sunabiliyor.
Bu dönüşümün en önemli etkilerinden biri ise güvenlik anlayışındaki paradigma değişimi. Yeni nesil sistemler yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmiyor; verileri analiz ederek potansiyel riskleri önceden öngörebiliyor. Örneğin giriş-çıkış hareketlerindeki sıra dışı yoğunlukları tespit edebiliyor, sensörlerden gelen verileri değerlendirerek yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızası gibi riskler için erken uyarılar oluşturabiliyor.
Böylece güvenlik ekipleri zamanlarını operasyonel yüklerden çok stratejik karar süreçlerine ayırabiliyor. Kaynak planlaması daha verimli hale gelirken, risklere müdahale süresi de önemli ölçüde kısalıyor.
Securitas Technology’nin araştırmasına göre kurumların büyük çoğunluğu güvenlik operasyonlarında yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde güvenlik yönetiminde veri odaklı ve öngörü temelli sistemlerin standart hale geleceğini gösteriyor.
Firmalardan
Difaş’tan çocuklarda ağız sağlığına dikkat çeken yaklaşım
Ağız sağlığı eğitiminin erken yaşta başlaması büyük önem taşıyor. İlk dişin çıkmasıyla birlikte başlayan bakım süreci, çocuğun ilerleyen yaşlarda sürdüreceği alışkanlıklarının temelini oluşturuyor. Difaş, her yaşa uygun ürün geliştirme yaklaşımını bu bilinçle şekillendiriyor.
Difaş Genel Müdürü Yalçın Kaynak, “Difaş olarak çocukların ağız sağlığını bir halk sağlığı meselesi olarak görüyoruz. Erken yaşta kazanılan alışkanlıkların bireyin tüm yaşamını etkilediğinin bilinciyle hareket ediyor, her yaş grubuna uygun ürünler geliştirirken çocukların gelecekteki sağlık davranışlarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Süt dişleri geçici olsa da çocukların beslenme, konuşma ve çene gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu süreçte ailelerin bilinçli yaklaşımı ve çocuklara rol model olması belirleyici oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri de ağız sağlığının korunmasında önemli bir yer tutuyor. Ağız bakımını, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu nedenle çocukların doğru alışkanlıkları küçük yaşta edinmesini desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü sağlıklı gülüşlerin, erken yaşta atılan bilinçli adımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu
Kaynak “Difaş olarak 0-3 bebek, 4-7 & 8-14 çocuk ve 15+ yaş çocuk, genç ve yetişkin bireyler için geliştirdiğimiz ürün çeşitleri ile ağız bakımını yaşa uygun hale getiriyoruz. Alanında uzman ekipler tarafından geliştirilen bu ürünler, yumuşak, yuvarlatılmış kıllarıyla çocukların hassas diş etlerini korumaya yardımcı olurken; ergonomik, sapları sayesinde de kolay tutuş sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Firmalardan
Yapay zekada yeni dönem: Pilottan değere, veriden karara
Küresel ekonomik dalgalanmaların kalıcı hale geldiği yeni dönemde, rekabet avantajı hızlı ve tutarlı karar alabilme kapasitesiyle şekilleniyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım ve bilgi teknolojileri çözüm sağlayıcılarından Obase, yapay zekanın kurumlarda ölçülebilir iş sonuçları üreten stratejik bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor.
Obase CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, yapay zeka yatırımları ile gerçek iş sonuçları arasındaki uçurumu kapatmanın mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Deloitte araştırmasına katılan yapay zeka liderlerinin yalnızca yüzde 20’si somut gelir büyümesi elde ettiğini söylüyor; yüzde 74’ü halen ‘hedefliyoruz’ aşamasında. Büyük AI kurumsal yazılım devlerinin dahi ücretli kullanıcı tabanına penetrasyonu yüzde 3’te kalıyor. Yatırımlar ile sonuçlar arasındaki bu boşluk, yapay zekanın kurumsal karar süreçlerine gerçek anlamda entegre edilememesinden kaynaklanıyor. Obase AIR, mevcut sistemlerle tümleşerek veriyi doğrudan aksiyona dönüştüren ve ölçülebilir sonuç taahhüt eden bir karar zekası platformu olarak bu noktada çözüm sunuyor. Hayata geçirdiğimiz karar zekası projeleri sayesinde şirketlerde ciro artışı, maliyet yönetimi, işgücü verimliliği ve müşteri deneyimi alanlarında dramatik iyileşmeler kaydediyoruz. Nitekim 2025 yılında müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hayata geçirdiğimiz bir projemizde, operasyonel verimlilikte 80 katın üzerinde bir iyileşme sağladık.”
Karar ve sonuç odaklı yeni iş modelleri öne çıkıyor
Yapay zeka olgunluğunda küresel tablo endişe verici: Şirketlerin yüzde 78’i yapay zeka kullandığını söylerken, yalnızca yüzde 1’i kendini gerçek anlamda olgun kabul ediyor. Bu “pilot tuzağının” temel nedeni, yapay zekanın iş süreçlerine ve karar mekanizmalarına entegre edilememesi. Teknoloji dünyasında önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor: Yazılım lisansı satmaktan, ölçülebilir iş sonucunu taahhüt etmeye doğru hızlı bir geçiş var. Artık yatırımlar; lisans bedeli, altyapı maliyeti veya “sistem kuruldu mu?” sorusuyla değil, üretilen somut iş değeriyle ölçülecek bir döneme giriyoruz. Obase AIR’ın temelindeki Result-as-a-Service (RaaS) ve Decision-as-a-Service (DaaS) modelleri bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Result-as-a-Service (RaaS) modeli, artan satış oranları, optimize edilen operasyonel giderler ve iyileşen müşteri deneyimi gibi ölçülebilir sonuçlara odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Yapay zekanın kritik görevler üstlendiği yeni dönemde karar süreçlerinin tutarlılığı iş sürekliliği açısından belirleyici rol oynuyor. Decision-as-a-Service (DaaS) yaklaşımı, yapay zeka modellerini kurumsal iş kurallarıyla entegre ediyor. Bu sayede fiyat optimizasyonu, stok planlama, kredi değerlendirme ve risk analizi gibi alanlarda kararlar otomatik ve ölçeklenebilir biçimde üretiliyor.
Bülent Dal, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “McKinsey, yapay zeka ve analitiğin sektörler genelinde yıllık 9,5 ila 15,4 trilyon dolar katma değer potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmeninyolu karar hızını ve karar kalitesini artırmaktan geçiyor. Obase AIR ile tam olarak bunu yapıyoruz. Müşterilerimizde veriyi aksiyona, kararı rekabet avantajına dönüştüren projeler hayata geçiriyor ve RaaS ve DaaS yaklaşımlarıyla ölçülebilir iş değeri üretiyoruz.”
