Genel Haberler
Perakendede radikal değişim
Cushman&Wakefield Yönetici Ortağı Toğrul Gönden, perakende dünyasının hızla değişen ve gelişen bir pazar olduğu söyledi.
Bu değişim beklenmedik bir hızla gerçekleşirken yine beklenmeyen ve bazen mümkün görmediğimiz şeylerin olduğuna da tanıklık ettiklerini kaydeden Cushman & Wakefield Yönetici Ortak Toğrul Gönden, şu açıklamada bulundu:
“Örneğin iki yıl öncesine kadar Abercrombie&Fitch; bulunmadığı ülkelerde AVM’lerin adeta ilk mağazayı açmak için yarıştığı bir dünya markası iken şimdilerde çok büyük sıkıntı yaşıyor. Bununla birlikte asıl hususun münferit markalardan çok daha geniş kapsamlı değerlendirilmesi gerekliliğinden yola çıkarak konuyu Amerika’nın perakende pazarına getirmek istiyorum. Uzun yıllardır bildiğimiz efsane markaların artık tek tek küçülmeye ve hatta iflasa gitmeye başladığını gözlemliyoruz. Aralarında eski dönemlerin yıldızları GAP, Macy’s, J.Crew, Banana Republic, Aeropostale, American Apparel, Quicksilver, Sears ve J.C. Penney gibi markalar bulunuyor. Bu markaların 2015 yılındaki satış düşüşleri sırasıyla; GAP (-4%), Macy’s (-4%), J. Crew (-12%), Banana Republic (-12%), Aeropostale (-10%) iken, Quicksilver ve American Apparel gibi köklü markaların iflas ertelemeleri ise pazarda büyük yankı uyandırdı.
Dünyanın 44 ülkesinde 15 yıldır yapılan ve 40 bin markayı kapsayan Marka Değer Ölçer (Brand Asset Valuator) araştırma sonuçlarını incelediğimizde; son 14 yılda dünya markalarının ortalama güvenirliğinin %40, kalite algısının %24 ve bilinirliğin %20 düştüğünü görüyoruz. Birçok araştırma ve gözlemin doğruladığı bu sonuçları değerlendirdiğimizde ise bu markaların düşüşte olmalarının en önemli sebeplerinin yorgun bir imaja sahip olmalarının yanında genç kesimin hızla değişen tercihlerine cevap verememeleri olduğunu düşünüyorum. Öylesi hızlı değişen bir gusto var ki markaların kendilerini her yıl adeta yeniden keşfetmeleri gerekiyor. Şehir dışı AVM kültürünün gittikçe yok olması ve her yıl onlarca AVM’nin kapanması ise Amerika’ya özgü diğer sebepler arasında yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra 2015 yılında satış rekorları kıran ve hızla büyüme kaydeden T.J. Maxx ve Ross gibi indirimli ve düşük fiyat politikası izleyen markaların da olduğunu söylemeliyim.
Bu gelişmeler Türk perakende pazarını doğrudan etkilemiyor olsa da değişime ayak uyduramayan markaların akıbeti noktasında fikir vermektedir. Türkiye’de ise dış pazarlara kıyasla daha kısıtlı olsa da; mağazalaşma açısından güçlü ve başarılı geçmişleri olan Rodi Mood, Wenice Kids, Goldaş, Seven Hill ve Gold Bilgisayar gibi bazı perakende şirketlerinin iflası veya iflas erteleme istemi ses getirdi. Ülkemizin önemli markaları arasında yer alan Koton, Mavi, DeFacto ve LC Waikiki’ye baktığımızda ise kendilerini sürekli yenilediklerini; bünyelerinde çalıştırdıkları yabancı tasarımcılar ile dünya trendlerini yakından takip ederek yurtiçi ve özellikle yurtdışında birçok farklı lokasyonda tasarım ofisleri bulundurduklarını ve dünya çapında önemli tasarımcılar ile koleksiyon geliştirdiklerini gözlemliyoruz.
Perakende pazarındaki radikal değişimin önemli bir parçası olan e-ticaret ise ülkemizdeki perakende markaları için henüz ciddi bir risk taşımıyor. Bununla birlikte internet üzerinden gerçekleşen perakende satışlarının ABD’de 13%, gelişmekte olan ülkelerden Çin’de 8,5%, Brezilya’da ise 3,5% olduğunu belirtmekte fayda var.
Euromonitor verilerine göre bu rakam Türkiye için henüz 1,6% seviyesinde seyretse de son 5 yıl içerisinde internet üzerinden yapılan satışların her yıl ortalama 31% büyüdüğü belirtiliyor. Türkiye’deki e-ticaret pazarında elektronik sektörü 40%’lık payla ilk sırada yer alırken, hazır giyimin payı 16% seviyesinde seyrediyor. Bununla birlikte hepsibuarada.com, gittigidiyor, n11.com, Teknosa, Markafoni ve Migros’un da yer aldığı 6 şirket, 10 milyar TL değerindeki pazarın yaklaşık 50%’sini temsil ediyor ve bu da pazarın kısıtlı derinliğini gösteriyor. Tasarımın yanında e-ticaret ve stok yönetimini çözemeyen perakendeciler pazar paylarını kaybetme riskiyle karşı karşıya iken; yaratıcılık, öncülük ve verimlilik ilkeleriyle hareket eden oyuncuların pazarda söz sahibi olacağını düşünüyorum.”
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
