Genel Haberler
Ata Yatırım, asgari ücretin etkilerini masaya yatırdı
Net asgari ücret 2016 yılı boyunca uygulanmak üzere, 1,000 TL’den 1,300 TL’ye yükselirken, işverene maliyet açısından geçen yıla göre önemli artış getirdi.
Türkiye’nin öncü finans kurumlarından Ata Yatırım, milyonlarca çalışanı, işvereni ve dolaylı da olsa hepimizi yakından ilgilendiren asgari ücrette yaşanan yükselişi, artıları ve eksileriyle masaya yatırdı. Ata Yatırım Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş imzasıyla yayımlanan ayrıntılı raporda, yaşanabilecek sonuçlar analiz edildi. Ata Yatırım raporunda ‘asgari ücret artışı konusunda, işletmeler açısından en kötüsünün gerçekleşmediğinin’ altı çizilirken ‘işverenler açısından, beklentilerin altında bir devlet desteğinin geldiği ve maliyet artışının, kârlılık üzerinde baskı yaratacağı’ dile getirildi. Raporda şu görüşlere yer verildi:
“Asgari ücrette 1,000 TL’den 1,300 TL’ye artışın büyümeye yapacağı olumlu etki, maliyet baskısının bir kısmını bertaraf edecektir. Fakat, etkinin derecesini kestirmek şu aşamada hâlâ kolay değil. 2016 yılında yine ekonominin seyrini daha çok hükümetin mâli ve para politikaları, global likidite koşulları, yabancı sermaye yatırımlarını teşvik edici yönde alınacak tedbirler belirleyecektir. Asgari ücretle ilgili alınan kararın, ekonomiye pozitif ve negatif etkileri olacaktır. Karşımızda, önümüzdeki yıllarda, okullarda vaka çalışması olarak okutulabilecek bir konu duruyor.”
Asgari ücret artışının kapsamlı bir şekilde incelendiği analizin detayında, artışın muhtemel etkileri üzerine şu görüşlere yer verildi:
-Ocak-Aralık 2016 döneminde uygulanmak üzere, net asgari ücret 2015 2. yarıdaki 1,000 TL’den 1,300 TL’ye yükselmişti. İşverene maliyeti geçen yılın ortalamasına göre 2015 1. yarıda 1,412 TL; 2015 yıl ortalamasında ise 1,454 TL idi.
-Yapılan düzenleme ile 2016’da asgari ücret çalışan maliyeti geçen yıla göre %26 artacaktır. 2014 ve 2013’te maliyet artışı sırasıyla %12 ve %11 olmuştu.
-Bu %26’lık maliyet artışını, olağan yıllık %11’lik artışa göre düzelttiğimizde %14’lük bir ek artış yapılmış oldu.
-110 TL devlet desteği de hesaba katıldığında ve olağan yıllık artışa göre düzeltme yapıldığında, 2016 yılında hesaplarımıza göre işverene net ek maliyeti (çalışan başına) 200 TL olacaktır.
Çalışma Bakanlığı notunda işverene düşen ek yük 164 TL olarak hesaplanıyor. Bu 36 TL’lik fark, %11 oranında artırılma varsayımı altındaki hesaplamamızdan kaynaklanıyor. (Çalışma Bakanlığı bilgi notunda, 2015 2. yarıda geçerli olan 1,496 üzerinden %11 ekleyerek, geçmişteki gibi artış olsaydı, 1,660 TL olacaktı hesabı yapılıyor. Halbuki, ilk yarıda %6 ve 2. yarıda %5 artış yapılsaydı, 2016 yılındaki ortalama işveren maliyeti 1,625 TL olacaktı.
-Ata Yatırım hesaplamalarına göre, 2016 yılı için oluşan ek yükün %36’sını devletin, %54’ünü ise işverenin karşılayacağını öngörüyoruz.
-2015 yılı asgari ücretli çalışan sayısı 5.3 mn olup, buna 2015 yılında net 1,300 TL’nin altında ücret alanları da eklediğimizde, bu destek kapsamına 8.5 mn çalışanın girdiğini görmekteyiz..
-Çalışma Bakanlığı bilgi notuna göre, bu ek artışla 29.8 milyar TL civarında bir toplam maliyet söz konusu: Bunun, devlet tarafından karşılanan kısmı 9.7 milyar TL ve özel sektör tarafından katlanılacak yük ise 20 milyar TL olarak hesaplanıyor. Fakat, 8.5 mn çalışana göre yaptığımız hesaplamada, oluşacak toplam 31.5 milyar TL’lik farkın, 11.2 milyar TL’sinin devlet ve 20.3 milyar TL’sinin özel sektör-işverenler tarafından karşılanacağını öngörüyoruz.
-Çalışma Bakanı tarafından yapılan açıklamada, etki analizlerinin %0.5 ilâ %0.8 aralığında, enflasyona yukarı yönlü bir etkisi olabileceği, öte yandan yaklaşık 0.5 ilâ %0.9 arasında istihdam azalması olabileceği belirtildi. Bakan, mikro ve küçük-orta boy işletmeleri destekleyerek, bu olumsuz etkileri gidermeyi hedeflediklerini belirtti.
Sonuç:
2004 yılındaki %45’lik nominal (%32.8 reel) yıllık asgari ücret artışının ardından geçen 11 yıl içerisinde ortalama yıllık asgari ücret artışı %9-12 aralığında seyretmişti.
Seçim vaatleri arasında önemli gündem maddesi haline gelen asgari ücret konusunda, nihai karar alındı ve net asgari ücret %30 artışla 1,300 TL’ye yükseltildi. İşverene toplam maliyeti, geçen yılın ortalamasına göre 481 TL artışla 1,935 TL’ye yükselmiş ve devlet katkısı ile olağan yıllık artış etkisi dikkate alındığında, işverene net maliyeti 200 TL artmıştır.
Daha önce işveren çevrelerinde, devlet katkısının daha yüksek olması gerektiği yönünde beyanlar verilmişti. Bu beklentilerin altında bir devlet katkısı oluştuğunu görüyoruz. Alınan karara karşı, karar komisyonundaki işveren temsilcileri komisyon kararına muhalif kalmıştır. İşveren temsilcileri, %8 enflasyon ortamında net asgari ücrete yapılan artışın %30’larda olması ve oluşacak yükün büyük bir kısmının işletmeler üzerinde bırakılmasının; işletmelerin rekabet gücünü etkileyeceğini ve ekonomideki dengeleri bozabileceğini dile getirmişlerdi.
Önümüzdeki dönemde şirketlere, istihdama ve dolayısıyla ekonomiye etkisinin nasıl olacağı tartışılmaya devam edecektir.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
