Genel Haberler
Makro Market, sektör içerisinde 5. büyük gıda perakendecisi
Son yıllarda yeni yatırımlarla hızlı bir büyüme yakaladıklarını anlatan Makro Market Makro Grup Şirketler Başkanı Şeref Songör, “2004 yılında 27 olan mağaza sayımız, 2013 yılı sonunda 170 mağazaya ulaştı. 5 bin çalışanımızla birlikte Türk ekonomisine önemli bir katkı yapıyoruz. Yeni yatırımlarla büyümemiz devam edecek” dedi.
Songör ailesi tarafından temelleri 1991 yılında atılan Makro Market, bugün 170 mağazaya ulaştı. Perakendecilik sektöründeki varlığını güçlendirdiklerini Hürriyet Gazetesi’ne anlatan Makro Grup Şirketler Başkanı Şeref Songör, “Markamızı ekonomide kırılganlığın arttığı dönemlerde dahi büyümesini kesintisiz sürdüren bir şirket olarak nitelendirebiliriz. Bu istikrarın gerçekleşmesindeki en belirleyici etken, yönetim olarak, ulusal bir marka olma motivasyonunu kuruluştan bu yana yaşamamız. Motivasyonu stratejiye adapte ettiğimizde ise, Makro Market olarak agresif olmayan, dengeli bir büyüme stratejisi izlediğimizi söyleyebilirim” dedi.
İstikrarlı büyümenin rakamlara da yansıdığını anlatan Şeref Songör, şunları söyledi: “Makro Market 2004-2013 yılları arasındaki son 10 yıllık dönemde cirosunu her yıl ortalama yüzde 24.7 arttırdı. Nielsen verilerine göre, Makro Market, sektör içerisinde 5. büyük gıda perakendecisi konumunda. Ciro artışına paralel olarak, mağaza sayısı söz konusu olduğunda, 2004 yılında 27 olan mağaza sayımız, 2013 yılı sonunda 170 mağazaya ulaştı. Makro Market 5 bine yakın çalışanından aldığı güçle istihdam konusunda da Türkiye’nin önde gelen kurumlarından biri olmayı sürdürüyor. ‘İnsani Değerler’ adını verdiğimiz yönetim yaklaşımıyla, çalışanlarımıza, ‘güler yüzlü perakende gönüllüsü’ olma şartını getirdik. Bu yolla, hem metrekare verimliliğimizi arttırdık hem de müşterilerimizin çok daha güler yüzlü bir hizmet alarak mağazalarımızda alışveriş yapmalarını sağladık.”
Makro Market’in mağaza ağı genişlemesinde yeni mağaza açılışları kadar, sektör içerisinde gerçekleştirilen satın alma operasyonlarının da etkili olduğunu anlatan Şeref Songör, şunları söyledi: “2007 ve 2008 yıllarında başarıyla gerçekleştirilen Afra Grubu ve Nazar Marketleri’nin satın alma işlemleri, geçmiş yıllar için bu operasyonlara örnek gösterilebilir. 2012 yılının Kasım ayında ise, İstanbul merkezli ve halka açık bir şirket olan Uyum Gıda A.Ş.’nin yüzde 47,32 oranındaki hisse alımı, bu operasyonlar içerisinde en yeni ve en büyük işlem olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda, Uyum Gıda’nın yüzde 70’i, Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığım Verimed A.Ş.’nin kontrolünde. 2013 yılı verilerine göre, bu iki şirketin ortaya çıkardığı büyüklük 1,5 milyar TL’nin üzerinde ciro ve 15 şehirde 230 mağazayı oluşturuyor. Bununla birlikte Makro ve Uyum olarak yıllık 85 milyonun üzerinde müşterimize hizmet verdik.”
Şirketin bazı dönüm noktaları bulunduğunu da anlatan Şeref Songör, şöyle konuştu: “Perakende sektörünün kat ettiği mesafe ve sektör içerisindeki dinamiklerin sürekli değiştiği, hepimizin malumu. Örneğin, 2001 öncesi enflasyonist dönemdeki perakendecilik ile 2001 sonrasındaki perakendecilik arasında taban tabana zıtlık söz konusu. 2001 sonrası perakendecilikte, tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de stok yönetimi en önemli unsurlardan biri haline geldi. Talep tarafında ise, tüketim alışkanlıklarındaki değişim, beraberinde perakendecinin de kendini bu değişime adapte etme zorunluluğunu getirdi. Makro Market için, organize perakendeciliğin ağırlığının arttığı tüm bu değişim sürecini doğru anlamak önemli idi. Uygulamada ise bu değişim ve dönüşüme uygun konseptler geliştirdik. Sadece müşteri ihtiyacını değil, tatminini de karşılamak üzere yenilikçi kampanyalar ve pazarlama stratejileri geliştirdik. Mağaza içi yerleşimi uygun hale getirerek, mekansal sunum ferahlığı sağladık.”
5 bölgede üretim tesisi bulunuyor
Yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Şeref Songör, “Ankara, Kayseri ve Konya’da Makro Market, İstanbul’da da Uyum Gıda bünyesinde, 5 ayrı bölgede, toplam 4 bin 500 metrekare büyüklüğündeki üretim tesislerimizle her gün en taze Pasterya ürünlerimiz müşterilerimizle buluşuyor. Ankara’da konumlandırdığımız ve hizmet verdiğimiz bölgelerde de istasyonları mevcut olan Et Entegre ve Piliç Parçalama Tesislerimizde her türlü kırmızı ve beyaz eti en güvenilir şekilde hazırlayıp Benim Kasap Reyonlarımızda satışa sunduk. Yıllık 11 bin ton üzerinde kırmızı ve beyaz eti müşterilerimize ulaştırdık. Aynı şekilde mandıra reyonlarımızda da yıllık 23 bin tonun üzerinde süt ürünleri sattık. Standart dışı reyonlarımızda müşterilerimize sunduğumuz tüm ürünlerimizin künye, menşei takibi gibi gıda güvenliği açısından izlenilebilir bir yapımız var. Bu kriterimiz ile Gıda Perakende sektöründe örnek ve lider özelliğimizi devam ettiriyoruz” dedi.
Altyapıya yaptığımız yatırımlar çok önemli
Ürün ve pazar odaklı çalışmaların bilgi teknolojilerine yaptıkları yatırımlarla desteklendiğini anlatan Şeref Songör, “Teknolojik altyapımızı tüm gelişim ve değişimlere uyumlu hale getirdik ve bu alanda, sektöre önderlik edecek çalışmalar yaptık. Esasında dengeli büyüme stratejimizin temelinde de tüm bu alt yapı yatırımlarımız yatıyor. Kurduğumuz sağlıklı altyapıyı çoklanabilir ve sürdürülebilir kılarak, yeni yatırım yapılan bölgelerin entegrasyonunu bu hamlelerle kısa sürede tamamladık. Kurucu başkanı olduğum Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) bünyesinde ve diğer platformlarda, sektördeki meslektaşlarımızla da paylaşarak, sektörün yapısal gelişimine katkı sağlamayı amaçladık” diye konuştu.
Yatırımlarımız artarak devam edecek
Yenİ yatırımlar hakkında da bilgi veren Şeref Songör, şöyle konuştu: “Makro Market olarak Orta Anadolu’nun, Uyum Gıda olarak da İstanbul’un faaliyet alanlarımız içerisinde yoğunluğu yüksek. Grup olarak, Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin diğer kentlerini potansiyeli yüksek ve değerlendirilebilecek fırsat alanları olarak görüyoruz. Diğer taraftan, ürün çeşitlendirmesinde de ‘Private Label’ın ağırlığını arttırmaya yönelik yatırımlarımız artarak devam edecek. Yatırımları yaparken, yatırımları finanse edecek uygun kaynakları da beraberinde tedarik etmek oldukça önemli. Kaynakların maliyeti ve vadesinin de şirketlerin gücü ve istikrarı oranında değişiklik gösterdiği, hepimizin bildiği bir gerçek. Bu doğrultuda para ve sermaye piyasalarının son dönemdeki dalgalı seyrine rağmen Makro Market olarak geçtiğimiz ay yurtdışından dolar cinsinden uzun vadeli finansman sağladık. Bu finansman sayesinde yatırımlarımızın kısa vadeli faiz riskinden olumsuz etkilenmemesini amaçladık. Sağlanan bu kaynağı, planlı büyüme stratejimiz doğrultusunda, verimli olduğunu düşündüğümüz alanlara yönelik yatırımlarda değerlendireceğiz.”
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
