Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Üretici, hal, pazar ve market fiyatları

Editör

“Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 414,72 ile kuru soğanda” Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında markette 38 ürünün 18’inde, üreticide ise 34 ürünün 23’ünde fiyatlar geriledi veya değişmediğini bildirerek, “markette 20 üründe, üreticide 11 üründe fiyat artışı, markette 14 üründe, üreticide 12 üründe fiyat düşüşü oldu. Markette 4, üreticide ise 11 üründe fiyatlar değişmedi” dedi.

Bayraktar, markette ve üreticide fiyatı en fazla artan ürünün mandalina, fiyatı en fazla düşen ürünün ise markette karnabahar, üreticide ise kabak olduğunu belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam ettiklerini belirtti.

Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 414,72 ile kuru soğanda, yüzde 411,64 ile elmada, yüzde 398,33 ile kuru kayısıda, yüzde 271,26 ile kuru incirde, yüzde 263,38 ile kuru üzümde görüldüğünü vurgulayan Bayraktar, “kuru soğan ve elma 5,1 kat, kuru kayısı 5 kat, kuru incir 3,7 kat, kuru üzüm 3,6 katına fazlaya tüketiciye ulaşmaktadır. Bugün üreticide 20 kuruş olan kuru soğan markette 1 lira 3 kuruşa, 67 kuruş olan elma 3 lira 43 kuruşa, 6 lira olan kuru kayısı markette 29 lira 90 kuruşa, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 24 lira 13 kuruşa,  3 lira 65 kuruş olan kuru üzüm 13 lira 26 kuruşa satılıyor” dedi.

Market fiyatlarındaki değişim

Şubat ayında market fiyatlarında, maydanoz, kuru kayısı, mısırözü yağı ve toz şeker fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün yüzde 41,01 ile en fazla karnabaharda meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Karnabahardaki, fiyat düşüşünü yüzde 40,59 ile kabak, 18,84 ile pırasa, yüzde 16,01 ile patates, yüzde 14,88 ile kuru soğan, yüzde 11,97 ile domates, yüzde 9,91 ile lahana, yüzde 9,85 ile patlıcan, yüzde 9,82 ile yeşil soğan, yüzde 7,49 ile limon, yüzde 2,62 ile havuç, yüzde2,34 ile dana eti, yüzde 1,97 ile tavuk eti, yüzde 0,825 ile nohut izledi.

Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 59,59 oran ile mandalinada görüldü. Mandalinadaki fiyat artışını yüzde 31,32 ile salatalık, yüzde 20,36 ile sivri biber, yüzde 11,08 ile portakal, yüzde 11 ile elma, yüzde 9,70 ile fındık içi, yüzde 7,42 ile kuru incir, yüzde 5,99 ile yeşil mercimek, yüzde 4,69 ile kırmızı mercimek, yüzde 4,39 ile kuru fasulye, yüzde 4,13 ile yumurta, yüzde 4,03 ile marul, yüzde 4 ile pirinç, yüzde 3,83 ile zeytinyağı, yüzde 2,58 ile kuru üzüm, yüzde 2,04 ile ıspanak, yüzde 1,60 ile Antep fıstığı, yüzde 1,40 ile süt, yüzde 0,62 ile ayçiçeği yağı, yüzde 0,29 ile kuzu eti takip etti.”

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Haberler

Galip Aykaç: “Yapısal sorunlara eğilmemiz gerekiyor”

Editör

Yazar:

GPD (Gıda Perakendecileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Galip Aykaç, 14 Eylül 2021 Salı günü, BloombergHT’de yayınlanan “60 Dakika” programına konuk oldu. Aykaç, gıdada fiyat denetimi hakkında açıklamalarda bulundu ve fahiş fiyatların kontrol altına alınması için Derneğimizin çözüm önerilerini yineledi.

Galip Aykaç’ın açıklamalarından ana başlıkları, sizin için bir araya getirdik.
“Pandeminin etkisiyle Türkiye’nin lojistikle ilgili ciddi sorunları var. Üretimde sorunlu alanlar var ve ürün bize gelene kadar yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Biz ürünün alış fiyatına bakıyoruz, operasyonel masraflarımızı ilave edip üzerine de bir miktar kar koymaya çalışarak bunu piyasaya sürüyoruz. Burada da aşırı bir rekabet var; rekabetten dolayı son derece uygun gidiyoruz.”

Asıl mesele, yapısal sorunlar
Açıklamalarında Türkiye’de sebze-meyve üretimi konusunda bazı rakamlara da yer veren Aykaç, asıl çözülmesi gerekenin yapısal sorunlar olduğunu vurguladı. “Türkiye’de, yıllık 55 milyon ton sebze-meyve üretimi yapılıyor. Bunun %30-35’i fire olarak ayrılıyor. 35-37 milyon ton arasında satılabilir ürün var. Bunun da %10-15’ini perakendeciler satıyor. %85’i pazar, manav, restoranlar, yemek şirketleri ve otellerde tüketiliyor. Bir kısmı da ihraç oluyor. Böyle bir durumda, %15’lik kısmıyla ne yaparsanız yapın enflasyonu yukarı çıkaramazsınız. Bu yanlış algıyı ortadan kaldırmamız lazım. Asıl mesele, yapısal sorunlar. Bunun altını bir kere daha çiziyorum. Siyasi kaygılardan arındırılmış şekilde bu yapısal sorunlarımıza eğilmemiz lazım. Bizim aramızda hiçbir şey yok. Bizim halden aldığımız da var, üreticiden direkt aldığımız da var. Bunlar denetime tabi zaten. Ticaret Bakanlığı ve diğer birimler, bizleri çok sık denetliyorlar. Bu denetimlerde de buldukları bir şey varsa gerekeni yapıyorlar.”

Gıdada fahiş fiyat denetimi
“Şu anda, birkaç gündür denetimler var. Ne zaman sıkışılsa hemen denetime başvurarak çözeceklerini zannediyorlar. Bu böyle olmaz. Bunu daha farklı hale getirmemiz lazım. Perakende noktaları, aslında enflasyonun düşmesini sağlayacak şekilde bir rekabet içerisinde çalışıyorlar. Bir başka rakam söyleyeyim; bunlar Merkez Bankası’nın rakamlarıdır: Perakende sektörünün net kar marjı 1,6’dan 1,2’ye düşmüş durumda. Eğer burada bu işler yapılıyorsa bu paralar nerede diye ben de sormak istiyorum. Lütfen bizi töhmet altında bırakmasınlar. Fahiş fiyatla perakendenin bir alakası yok. Daha doğrusu bizim enflasyona ilave bir katkımız olamaz. Alış fiyatımız belli, satış fiyatımız belli, marjımız belli. Bunların çoğu da halka açık şirketler; bilançoları herkesin önünde. Burada böyle fahiş bir kar olsa bilançoda bir şey çıkar. Burası, kayıtlı-kurallı işleyen bir topluluk. Her şeyimiz kayıt altında.”

Gıda tedariğinde sorun nerede?
Galip Aykaç, “Halciler Derneği Başkan Yardımcısı da %8 maksimum bizim karlılığımız dedi. Biz de arada ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz” sorusu üzerine şöyle konuştu:
“Çok güzel bir soru bu. Zaten mesele burada. Yapısal sorun dediğimiz de bu. Tarladan çıktıktan sonra hangi şartlarda bu ürünler perakende noktasına ulaşacak? Tek tek çalışıp Hal Kanunu’nu yapmak, bu merhaleleri iyi hale getirmek lazım. Hallerin durumunu da biliyoruz. Sağlıksız şartlarda işleyen, maalesef birçok dükkânı birilerinin elinde işleyen bir yönetim sistemi orası. Buraların içerisine girip incelemek gerekiyor. Buralarda sorun alanlarımız var. Bunları ortadan kaldırmamız lazım. Bu aracıları aza indirmemiz lazım. Hep söylenen şu: “Tarlada 1 lira, nasıl oluyor da markette 5 lira?” Markete gelene kadar olan süreci hakikatten iyi incelediğimizde göreceğiz ki burada bir sürü sorun alanı var. Halde de var, halin öncesinde de var, halden bize gelene kadar ki bölümde de var. Bunları ortadan kaldırmamız lazım.”

Aşırı rekabet içinde fiyatları buralarda tutabildik”

Aykaç programda enflasyon rakamlarına da değindi: “Türkiye’nin Ağustos ayı üretici enflasyon rakamı, 45,5. Tüketici enflasyon rakamı, 19,25. Bu aradaki farka bakarak “Acaba bunu kim tutuyor burada?”, “Bu fark, tüketicinin lehine nasıl bu hale geliyor?” sorularının cevabı, organize perakende şirketleridir. Aşırı rekabet içinde fiyatları buralarda tutabildik. Yoksa çok daha büyük enflasyonla karşı karşıya kalmamız işten bile değil. Bunları bilmemiz lazım. Bir yerleri suçlarken gerçekten bilerek konuşmak lazım. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de…”

Sorun, sebze-meyve ile sınırlı değil
Aykaç sözlerini şöyle sonlandırdı: “Konu sadece sebze-meyve ile sınırlı değil. Ankara’dan bazı yetkililer soruyor; “Ne oldu peynir fiyatları, süt fiyatları arttı? Ama bilmiyor ki çiğ süt fiyatlarını devlet arttırdı zaten. Bunlarla da mücadele ediyoruz, onlara da izahatta bulunuyoruz. Bu sektörün bu kadar töhmet altında bırakılması doğru değil. Bu fiyat artışlarıyla bu sektörün uzaktan yakından ilgili yok. Son derece marjinal ve kontrol altında her şey ve sektörün karlılığını da biraz evvel size söyledim. Böyle bir durumda bu paralar nerede diye tekrar sorayım. Böyle bir şey yok. Bu tamamen algı yönetimi. Bu algıya biz müsaade etmeyeceğiz.”

Devamını Oku

Genel Haberler

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Editör

Yazar:

Gıda Güvenliği Derneği güvenli meyve suyu tüketimi için bilgilendirme videosu yayınladı

Gıda Güvenliği Derneği meyve suyunu alırken ve tüketirken insanların nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili bir bilgilendirme videosu yayınladı.

Gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunan Gıda Güvenliği Derneği, tüketicileri meyve suyu satın alırken ve tüketirken dikkat edilmesi gereken konularda bilinçlendirmeyi hedefleyen bir bilgilendirme videosu yayınladı. Meyve suyunu satın alırken, tüketicilerin iki basit güvenlik adımını izleyerek taşıma, saklama ve sergileme aşamalarında hasar görmüş paketlerden kaynaklanan sorunlardan korunabileceklerine dikkat çeken 2 dakikalık video, Gıda Güvenliği Derneği’nin sosyal medya hesaplarında paylaşıldı.

Yayına alınan videoda üstün teknolojiyle geliştirilen 6 katmanlı karton ambalajların ürünün havayla temasını tamamen kestiği ve ambalaj herhangi bir hasara uğramadığı ve açılmadığı takdirde ürünü aylarca bozulmadan koruyabildiği belirtiliyor. Buna karşın tüm ürünlerde olduğu gibi hasar görmüş ambalajların meyve suyunda bozulmalara yol açabileceği ifade ediliyor.

Konuyla ilgili bir açıklamada bulunan Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, “Tükettiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduğu konusu son yılların en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle pandemi sürecinde insanların beslenmelerine her zamankinden çok daha fazla dikkat etmeye başladıklarını gördük. Gıda Güvenliği Derneği olarak bizler de ülkemizde gıda güvenliği bilincinin geliştirilmesini, gıdada güvenlik kavramının üretimden tüketime kadar olan süreçte tüm toplum tarafından benimsenmesini sağlamak amacıyla faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Tetra Pak işbirliği ile devreye aldığımız bilgilendirme filminde gıda güvenliği ile ilgili sorunu ortaya çıkmadan önlemenin, çok basit tedbirlerle mümkün olabileceğini anlattık” dedi.

Güvenli tüketimle ilgili tüketiciye düşen rolün oldukça önemli olduğunu vurgulayan Saner şunları söyledi: “Gıda güvenliği konusunda gelişim yakalamak için, insanlardaki farkındalık düzeyini artırmak gerekiyor. Dolayısıyla hazırladığımız bilgilendirme filmi gibi faaliyetlerin, toplumda gıda güvenliği farkındalığının yaratılması ve yaygınlaştırılması hususunda çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyorum.”

Tüketici raftan aldığı ürünlere dikkat etmeli

Bilgilendirme videosunda satın alım ve kullanım sırasında dikkat edilmesi gereken konular şöyle açıklanıyor: Karton ambalajlı ürünlerde, ‘pastörizasyon’ işlemiyle mikroorganizmalar etkisiz hale getirilir ve üretim esnasında ürünün havayla teması tümüyle kesilir. Güvenli olarak üretilmiş bir ürün bile taşıma, saklama ve rafta sergileme esnasında bazen zarar görebilir. Bunun sonucu olarak da tıpkı evde hazırlanan ve yeterli koruma ortamını sağlanamayan meyve suları gibi bozulma başlayabilir. Karton ambalajdaki meyve suları delinme – yırtılma ve benzer sebeplerden dolayı hava ile temas ettiğinde içinde mikro-organizmalar üremeye başlar ve bu durum doğal olarak ürünün bozulmasıyla sonuçlanır.

Bu nedenle, tüketicilerin, meyve suyu gibi son derece hijyenik olarak üretilmiş ve paketlenmiş ürünleri alırken, orijinal paketi zedelenmiş ürünleri almamaları ve satış noktasını bu gibi ürünleri satmaması konusunda uyarmaları tavsiye ediliyor.

Devamını Oku

Genel Haberler

GPD’den kamuoyu duyurusu!

Editör

Yazar:

GPD

Gıda Perakendeciler Derneği (GPD) Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun geçtiğimiz günlerde ANKA Haber Ajansı’na yaptığı “Zincir marketler whatsapp grubu kurup ortak fiyat belirliyor” açıklamasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayıp, üyeleri gıda perakendecilerini zan altında bıraktığı yönünde bir kamuoyu duyurusu yayınladı:

“Üyemiz gıda perakendecisi zincir marketler, halkın her türlü ihtiyacının en ekonomik, kaliteli, halk sağlığına, gıda güvenliğine ve ilgili mevzuata uygun şekilde karşılanması için ülkemizin 81 ilinde faaliyet gösteren, tüm operasyonları kayıtlı, kurallı ve her zaman denetlenebilir kurumsal işletmelerdir.

Onlarca oyuncu ve binlerce ürünün yer aldığı sektörümüz, tüketici lehine yoğun bir rekabet içerisinde olup, açıklamada belirtildiğinin aksine ürün fiyatlarının ortaklaşa bir kararla artırılması veya düşürülmesi, ortak bir fiyat belirlenmesi mümkün değildir.

Bir ürünün fiyatını sadece satıcı değil, başta tedarik maliyeti olmak üzere tüm giderler, sonra arz ve talep koşulları belirler. Birbirine yakın satış fiyatlarının sebebi “anlaşma” gibi asılsız bir iddianın aksine; sektördeki çok yoğun rekabet, yükselen tedarik maliyetleri ve bunlara bağlı olarak maliyetlere yakın etiket fiyatlarına ulaşılmasıdır.

Fiyatların artışında organize perakendenin rolü olduğu algısı da tamamen yanlış bir algı olarak değerlendirilmelidir. Kaldı ki organize perakendenin enflasyon ile mücadeledeki olumlu rolü ve etkisi global örneklerde görüldüğü gibi, ülkemizde de çoğu karar verici mekanizma tarafından tespit edilmektedir. Ülkemizdeki güncel yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ-ÜFE) Temmuz ayı verisine göre yıllık yüzde 44,92 iken tüketici enflasyonunun (TÜFE) aynı dönem için yıllık yüzde 18,95 oranında açıklanması, perakendenin enflasyondaki baskılayıcı rolünü net bir şekilde göstermektedir. Organize perakende işletmeleri, tüketicilerini memnun etmek, bir yandan da aralarındaki yoğun rekabeti korumak amacıyla fiyatları baskılayacak yöntemler geliştirmekte, bunu yaparken de kendi kaynaklarının yanı sıra, tedarik zincirinde yer alan üretici, tedarikçi, nakliyeci, depocu vb tüm paydaşlarla işbirliği halinde hareket etmeye özen göstermektedir.

Üyelerimiz arasındaki rekabete dayalı bu amansız mücadelede kazanan tüketici olmasına rağmen, gerçeklikten ve uygulanabilirlikten uzak bu iddianın bir tüketici cemiyetinden gelmesi bizi derinden üzmüştür. Üyemiz işletmeler, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun başta olmak üzere, sektörü düzenleyen mevzuata harfiyen uyarak operasyonlarını sürdürmekte, hukuka aykırı olabilecek her türlü uygulamadan dikkatle kaçınmaktadır. Sektörün işleyişine dair her türlü düzenleme ve mevzuata uygunlukları da ilgili birimlerce yapılan denetimlerle sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Ekonomiye ve toplum faydasına doğrudan etki eden bir sektörün, kurumsal yapıları gereği bu denetimlerden imtina etmesi mümkün değildir.

Açıklamanın yer aldığı basın organlarının, asılsız iddialar içeren bu haber konusunda bir düzeltme yayımlaması, açıklama sahibinin de bu asılsız iddiasını ispat etmesi, aksi halde bir düzeltme açıklaması yapması gerektiğini değerlendirmekteyiz.

Konu ile ilgili olarak tüm yasal haklarımızın saklı olduğunu belirterek, kamuoyuna duyururuz.”

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER