Şefik İşeri
Kadı kızı sendromu
İş hayatımda hem emrim altında hem de eşdeğer pozisyonlarda bu tip yöneticilerle çalıştım. Onların temel sorunlarını bildiğim için etraflarınca nasıl algılandıklarının farkında olmalarını sağladım.
İş hayatımda iletişim sorunu olduğunu gözlemlediğim insanların tümünde istisnasız kadı kızı sendromu tespit ettim. Bu tarif bana aittir, yani kendini kusursuz görme hastalığı. Tahmin edeceğiniz gibi bu tanım hiç özeleştiri yapmayan, empatik davranamayan ve hatayı sürekli karşı tarafta arayan kişilerin içine düştüğü durumu ifade eder. Bu narsist tipler hasbelkader yönetici olurlarsa tam bir snop insan olup çıkıyorlar. Bunların elenmesi de zaman aldığından o aradaki çalışan zayiatı da epey ağır oluyor.
İş hayatımda hem emrim altında hem de eşdeğer pozisyonlarda bu tip yöneticilerle çalıştım. Onların temel sorunlarını bildiğim için etraflarınca nasıl algılandıklarının farkında olmalarını sağladım.
İletişimin iki taraflı bir etkileşim, alışveriş olduğunu idrak ettirdim.
Bir tarafın kapalı olması iletişimin kesilmesi veya olmaması için yeterlidir. Hatta açık taraf mesajları çok iyi algılasa ve karşı tarafa verse bile diğer taraf kapalı ise iletişim asla kurulamaz. Üstelik iletişime kapalı olan karşı tarafı açma sorumluluğumuzda vardır.
Ast olsun, üst olsun, eşdeğer pozisyonda olsun hiçbir çalışanımız ile iletişim kuramadığımızda ‘Karşı taraf iletişime kapalı, benim bir sorumluluğum yok’ diyemeyiz. Benzer bir durumla karşılaştığımda müdür arkadaşıma karşı taraf duvar bile olsa onu matkap ile kırıp deleceksin gene iletişimini kuracaksın demiştim. Genellikle insanlar iki kimliklidir. Birisi insanın kendisini nasıl gördüğüdür, ikincisi ise insanların o kişiyi nasıl gördüğü, algıladığıdır. Çoğu zaman bu ikisi örtüşmez. O zaman devreye algılanma yönetimi girer. Bunu kişi ister kendi yapar ister imaj makera yaptırır.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Ağustos 2010 – 18. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
