Şefik İşeri
Fizibilite nedir?
Girişimcilerimizde maalesef her yatırım için yatırım kararından önce işin fizibilitesini yaptırma alışkanlığı yok. Her girişimci önsezilerine ve ticari basiretine güvenerek fizibilitesiz yatırım yapmayı çok seviyor.
Herhangi bir yatırımın sağlayacağı kazanca değer olup olmadığının saptanması için yapılan çalışmalardır.
Ya da nüktedan yaklaşımla tarif edersek;
“Herhangi bir yatırımın neden yapılması veya yapılmamasını rakamlarla izah etme sanatıdır” diyebiliriz.
Rahmetli Turgut Özal Başbakan olduğu dönemde gerçekleştirdiği ekonomik reformlar ile ülke insanımızın müteşebbis/Girişimci ruhunu açığa çıkarmıştı.
Özellikle Anadolu’nun bağrından kopan aslan tüccar ve esnaflarımız, hızlı ve seri biçimde sanayiciliğe soyundu,üretim tesisleri kurdu üretimi ve satışı öğrendi, ihracat yapmaya başladı.Büyük bölümü de aynı hızla battı, gitti.
Gerek yurt içinde gerek yurtdışında fizibilite yapmadan el yordamı ve tecrübelere dayalı kararlarla yapılan yatırımların çoğu fiyasko ile sonuçlandı. Bu yolda yalnızca orta Asya Cumhuriyetlerinde batırılan paralarla bir küçük ülke kurulurdu.
Girişimcilerimizde maalesef her yatırım için yatırım kararından önce işin fizibilitesini yaptırma alışkanlığı yok.
Her girişimci önsezilerine ve ticari basiretine güvenerek fizibilitesiz yatırım yapmayı çok seviyor.
Belki bu haleti ruhiye, kumarbazlığın değişik bir versiyonudur.
Ülkemizde biraz sermaye birikimi yapan her müteşebbis hemen “Ne iş yapsak da daha fazla para kazansak” arayışına girer.
Bu arayışa giren girişimcilerin ilk yaptığı iş muhtelif sektörlerde istikrarlı ve tutarlı biçimde çalışan ve para kazanan işletmeleri belirlemektir.
Bu işletmeler içinden dişine göre olanlar seçilir ve yatırım kararı verilme aşamasına gelinir. Yatırım kararı çok basit birkaç sorunun cevabına göre belirlenir.
-Bu iş için gereken makine parkuru kaç paradır? Sermayesi yetiyorsa hemen yatırım kararı verilir ve makinalar sipariş edilir.
-İkinci soru; Bu makinaları çalıştıracak Ustabaşları ve ustaları kaç para verirsek bu işin piyasasından transfer edebiliriz?
Mali işler, satın alma gibi diğer destek bölümleri zaten hep el altında olduğundan üretime geçilince şirket çalışmaya başlamış oluyor.
Böylece göç yolda düzülmeye başlamış olur.
İşin en önemli motoru satış ekibi üretilen malı satmaya zaten mahkum. Mal satılamazsa kurulan satış ekibi dağıtılır, olur biter.
Dışarıda, çalışan satış ekibinin yerinde olmak için can atan işsiz satış ordusu var, zaten.
Marka değeri ve Mamul kimliği gibi kavramlar zaten girişimci tarafından önemsenmediğinden işletmede PAZARLAMA fonksiyonu yoktur.
Bir süre sonra satılmayan mallar stokta şişer ve firma zarar etmeye başlar.
Bunun üzerine stokta zarar edeceğime satarak zarar edeyim, stoğumu paraya çevireyim zihniyeti devreye girer.
Böylece piyasa fiyatlarının altında ürün satışı başlar ve düşen fiyatlar uzun süre yukarıya çekilemez.
Kategoride başlayan anlamsız fiyat rekabeti kategori karlılığını da bitirir.
Piyasaya fizibilite yapmadan giren kuruluş iflas eder. Ancak olan yalnızca ona olmaz.
Sektörde şimdiye kadar istikrarlı faaliyet gösteren diğer düzgün oyuncularda bundan büyük zarar görür.
Ülkemiz bu nedenle makine parkı, fabrika binası ve marka çöplüğüne dönmüştür.
Bizim ticari anlayışımızda, sanayicilik anlayışımızda çok problemli.
İş adamlarımız paralarını batıra batıra ciddi fizibilite yapmadan yatırım kararı vermemeyi öğreniyorlar
Artık rekabet koşulları göçün yolda düzülmesine izin vermiyor.
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Temmuz 2010 – 17. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
Veda ve teşekkür
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Haziran 2009 yılından bu yana Retail Türkiye Dergisi’nde yazmaya başladım. Dile kolay değil. 6 yıldır aralıksız yazıyorum. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle artık çok sevdiğim okurlarıma hoşçakalın demek istiyorum. İlk yazım Haziran 2009 sayısında “Herkes en iyi bildiği işi yapmalı” başlığıyla yayımlanmış. Biliyorum ki veda yazıları yazmak çok zordur. Okurlarımdan özür diliyorum. Bana ne mutlu ki bu yazılarımla birlikte kitapta yayımladım. Bilgi birikimleri genç kuşaklarla birlikte okurlarımla paylaştım.
Bana bu sayfayı açan Retail Türkiye Dergisi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Bir teşekkürde benim bu sütunlarda yazmamı teşvik eden ve kapıyı aralayan Ataman Özbay’a.
Sağlıcakla kalın
Yazarımızın bu yazısı Retail Türkiye Dergisi’nin Nisan 2015 – 74. sayısında yayınlanmıştır.
Şefik İşeri
“Etkin Performans Yönetimi” nasıl yapılır?
Çalışanlar yıllık gelirinin en az %30 unu değişken ücretinden,%70’ini aylık sabit ücretinden almalıdır. Gelirin değişken sabit ayrışımında ideal bölüşüm oranı ise yüzde ellidir.
Şefik İşeri
Hızlı tüketim ürünleri dağıtım kanallarında değişim
Aslında münhasır bayilik sistemi 30yıl sonra işlevselliğini kaybetmiş ve iş gene dönüp dolaşıp çeşit toptancılığına dönmüştür. Piyasalardaki bu dönüşüm ve değişimi gören üreticilerin dağıtım sistemlerini ve bayilik şartlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sürdürülebilir karlılığı sağlayamayan hiçbir işletme varlığını koruyamaz. Ticaretin esası Kazan/Kazan ilkesidir. Bir tarafın kaybettiği ticari ilişki devamlılığını koruyamaz.
-
Bülent Dal2 hafta öncePerakendede kararların domino etkisi: veriden karara, karardan kazanca
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER, teamüllere uymayan 3. dönem başkanlık ısrarına karşı!
-
Genel Haberler6 ay önceİstanbul PERDER’in katılmadığı TPF genel kurulu yapıldı
-
Serkan Çürük5 ay önceNüfus dengeleri değiştirir mi?
