Genel Haberler
ASÜD, Çiğ Süt satışı düzenlemesi için uyarıda bulundu
Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, “Sağlık için riskli sokak sütü satışları engellenmeli” dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de yaygın olarak kullanılan çiğ sütün sağlıklı ve güvenli olarak tüketilebilmesi için vatandaşa doğrudan arzına ilişkin hazırladıkları Tebliğ taslağını Başbakanlığa gönderdiklerini açıkladı. Tebliğle çiğ sütün doğrudan tüketiciye ulaştırılmasında yeni düzenleme öngördüklerine dikkati çeken Çelik, ancak ari çiftlikler ve işletmelerde üretilen sütün satılabileceğini, bu kapsamda üretilen yaklaşık 1 milyon 300 bin ton civarında süt bulunduğunu söyledi. Çelik’in verdiği bilgiye göre, çiğ sütün son tüketiciye satışı, sağımdan itibaren 24 saat içinde yapılabilecek. Çiğ süt tüketiciye tek kullanımlık malzemeden yapılmış ambalaj içinde veya tüketici tarafından verilen kaba konarak arz edilebilecek. Üretici çiğ sütü sadece doğrudan tüketicilere veya yerel perakendeciye satabilecek.
Çiğ sütün tüketiciye arzında mesafe de önemli olacak. Otomatik satış makinesi sahibi süt üreticileri sütü, 200 kilometre yarıçap içerisindeki tüketicilere satabilecek. Süt, üretim yerinden tek kullanımlık bir ambalaj içerisine konulduktan sonra ise 500 kilometre yarıçap içerisinde satışa sunulabilecek.
ASÜD, sağlık endişelerine dikkat çekti
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, sektörde kayıt dışılığın altını çizerek, ASÜD’ün kurulduğu tarihten bu yana sokak sütünün sağlığa zararları konusuna dikkat çektiğini söyledi.
Yapılan bilimsel araştırmaların denetimden uzak olarak satışa sunulan sokak sütünün toplum sağlığı açısından yarattığı tehlikeyi ortaya koyduğunu vurgulayan Çallı, ASÜD olarak Bakanlığın çiğ süt düzenlemesi hazırlıklarında akademisyenlerin konuya ilişkin yaklaşımlarını paylaştıklarını kaydetti. Çallı, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Sayın Bakanın açıklamalarında, çiğ süt satışının sadece ari işletmeler ve çiftliklerden yapılacağını açıklamasını çok önemli buluyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan izinli işletmelerin gıda güvenliği gereklerine uygun olarak çiğ süt satışı yapabilmeleri için sütün sağıldığı hayvanların hastalıktan ari olması ve sütün 24 saat içinde son tüketiciye ulaştırılması gerekecektir.
Çiğ süt satışının hastalıklardan ari, hijyenik ortamlarda, kaliteli süt üreten işletme ve çiftliklerle sınırlandırılması, bu işletmelerin bir yandan çiğ süt kalitesi, diğer yandan da ambalajlı satış için yatırım yapmalarını da beraberinde getirecektir.
Bu durum, çiğ süt kalitesinin istenilen seviyede olmadığı ülkemizde süt kalitesinin yükselmesi adına olumlu bir adımdır. Ayrıca sütün yerel perakendecilerde ambalajlı olarak satılması, tüketici sağlığı için çok önemlidir. Çünkü sütün dışardan olası bulaşanlara karşı korunmasını sağlayan en önemli faktör olan ambalaj, üründe izlenebilirliği sağlayarak, güvenli tüketimin garantisini vermektedir.”
“Çiğ süt satışı zor bir iş”
Soğuk zincire alınmadığı takdirde kısa sürede sağlığa zararlı bakterilerin oluşumuna açık olan çiğ süt satışının zorluğuna dikkat çeken ASÜD Başkanı Çallı, dünyada çiğ süt satışına ilişkin bilgileri de paylaştı.
Hiçbir bulaşıcı hayvan hastalığının olmadığı ABD’nin 36 eyaletinde çiğ süt satışının yasak, 3 eyalette sınırlı serbest, 11 eyalette ise serbest olduğunu bildiren Çallı, AB’de ise Fransa, Birleşik Krallık, İspanya’da 24 saat kuralı gözetilerek, çiğ süt satışı yapılan noktalar olduğunu söyledi. Çallı, İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da 1997 yılında 570 çiftlikten çiğ süt satışı yapılıyor iken, bu sayının 2015 yılında 100’a düşmüş olmasının da çiğ süt satışı konusundaki zorluğu ortaya koyduğunu ifade etti.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
