Sosyal Medya Hesaplarımız

Genel Haberler

Covid-19 salgını sektörleri nasıl etkiledi?

Editör
Abone Ol:

Deloitte Danışmanlık ekibinin hazırladığı “Küresel Covid-19 Salgını’nın Türkiye’de Farklı Kategorilere Etkileri Raporu”, 42 alt kategoride sektörlerin salgından etkilenme oranlarını ve tahmini toparlanma hızlarını ortaya koydu.

Virüsün yayılımını durdurmak için alınan önlemler sonrasında eğitim ve çalışma hayatının eve kaymasıyla beraber Skype, Zoom ve EBA gibi video konferans ve uzaktan eğitim sistemleri 15 katlık bir büyüme ile diğer kategorilerden ayrıldı. Bu kategorideki en hızlı gelişimi ise MEB’in uzaktan eğitim sistemi olan EBA gösterdi.

Evde yaşamanın bir diğer gereksinimi olan online alışveriş sonrasında, uzaktan gıda alışverişleri hızlı bir şekilde artış gösterdi. Bu kategoride ulusal marketler, indirim marketlerine oranla dijitalleşme yatırımları, kuvvetli lojistik ve eve dağıtım altyapıları ve e-ticaret deneyimleri ile 2 kata yakın etkileşim artışı gösterdi.

Sağlıklı beslenme ve bağışıklığı güçlü tutmanın daha da önemli olduğu bu dönemde, tüketiciler, vitamin, bal ve aktar ürünlerine yönelmesi sonucunda sağlıklı ürünler kategorisi de yükselişte olan kategoriler arasında yer aldı.

Örgü ve el işi gibi hobi siteleri evde daha fazla vakit geçiren tüketicilerden yüksek ilgi gördü.

Salgın sonrasında en hızlı yükselen bu kategorileri, internet- TV, medya, evcil hayvan, oyun ile kıyafet ve ayakkabı kategorileri takip ediyor. Salgının gündem olmaya başladığı ikinci hafta düşüş yaşayan kıyafet-ayakkabı kategorisi, agresif indirim kampanyaları ile son iki haftada yükselen bir trend göstermesine karşın, sosyal etkileşimin sınırlandığı bu dönemde bu artışın geçici olma riski de bulunuyor. E-ticarete erken uyum sağlamış firmalarsa, yaşanan süreçten daha az etkileniyor.

Çocuk ve bebek ürünleri kategorisiyse, bez, mama, ıslak mendil gibi hızlı tüketim ürünleri özellikle büyük boy paketlerle ilgi görürken; bebek arabası gibi dayanıklı ürünlerin tercihinde düşüş yaşanıyor.

İndirim marketleri hazırlıksız yakalandı

Pozitif büyüme gösteren son bölümdeyse kişisel bakım, iç giyim, kozmetik, kitap, akaryakıt ve indirim marketleri yer aldı. Son yıllarda ulusal zincirlere karşı agresif mağazalaşma atağıyla hızlı büyüme sürecine giren indirim marketleri, salgın döneminde talebin hızlıca dijital kanala kaymasına hazırlıksız yakalandı. Mart ayının ilk haftalarında petrol fiyatlarındaki küresel düşüşün de etkisiyle akaryakıt firmalarının etkileşimleri hızlı bir şekilde artarken, ayın ikinci yarısında girdiği düşüş trendinin ticari ve sosyal hayatın durgunlaşmasıyla devam etmesi bekleniyor.

Geleneksel medya kanallarından 3 kattan daha fazla etkileşime sahip sosyal medyanın, salgın dönemindeki performans artışı sınırlı oldu.  Genç nüfusu ile sosyal medya penetrasyonu zaten yüksek olan Türkiye’de, salgın döneminde etkileşiminde büyük bir artış olmazken, Twitter en pozitif ayrışan platform olarak öne çıktı. Ev gereçleri, yapı malzemeleri ve elektronik eşya kategorilerinde sınırlı bir pozitif yansıma gözlendi.

Salgının yayılmasına paralel olarak kamu randevu taleplerinde ve özel hastane etkileşimlerinde istikrarlı bir azalma gerçekleşti. Özel sektördeki negatif kayıpların kamuya göre daha az olduğu gözlenirken, bu negatif trendin yavaşlayarak devam etmesi bekleniyor.

Ev temizliği, oto kiralama, nakliye ve tamirat gibi hizmetler veren platformların etkileşimleri, tüketicilerin hastalık bulaşma riskini azaltmak ve tasarruf yapmak amacıyla ihtiyaçlarını ötelemelerine bağlı olarak sert bir düşüş gösterdi. Negatif trendin salgın döneminde devam etmesi öngörülüyor.

Spor medyası, mücevher, bahis, ulaşım kanalları, kültür sanat faaliyetleri, otel ve konaklama salgının negatif etkisini en fazla hisseden kategorilerin başında yer alıyor. Bahis ve spor medyasının, liglerin başlamasıyla birlikte, diğer sektörlere göre daha hızlı toparlanması bekleniyor.

Otomobil ve emlak yatırımları erteleniyor, ithalat azalıyor

Ev, işyeri, arsa kiralama ve satış yapılan sitelerde Mart ayı başıyla başlayan negatif trend, ayın ikinci yarısında hızlanarak devam etti. Tüketicilerin risk algısının artmasıyla birlikte uzun dönemli bir yatırım olan emlak kategorisinde etkileşimin daha da azalması beklenirken, benzer durum otomobil satışlarında da gözleniyor. Otomobil satış sitelerinin de etkileşimleri aynı haftalarda emlak kategorisinden daha fazla oranda azaldı. Havayolu kategorisinde mart ayında başlayan negatif eğri, seyahat kısıtlamalarıyla beraber giderek artış gösteriyor.

Uluslararası pazaryerlerinin yurtdışı sitelerinden yapılan ithalat talebinin Mart’ın son haftalarında sert bir şekilde düştüğünü gözlemliyoruz. İthal edilen ülke fark etmeksizin gördüğümüz bu düşüşün tüketim ürünleri ithalatı için öncü bir gösterge olduğunu ve ithalatta önümüzdeki aylarda paralel bir düşüş göstermesi bekleniyor.

Ticaret hayatının yavaşlamasına paralel olarak kariyer siteleri, kurumsal hizmetler ve yemek sipariş sitelerinde de azalış dikkat çekiyor. Eve azalan siparişler sonrası tarif sitelerinin trafikleri 3-4 kat arttı. Evde yemek yapma trendine paralel olarak dayanıklı tüketim ürünlerindeki talebin küçük ev aletlerine (su ısıtıcı, mixer, mini-fırın vb) kaydığı gözlemlendi, makarna, maya, kabartma tozu gibi ürünlerin talebi hızlı artış gösterdi. Bu ürünlerdeki doygunluğa yaklaşıldığını ve trendin yavaşlaması öngörülüyor.

Sosyal etkileşimin azalmasından en fazla etkilenen sektörlerden birisi de cinsel sağlık ürünleri oldu. Kondom gibi ürünlere olan talepteki azalış trendinin devam etmesi bekleniyor.

Sosyal ve ticari hayatın yavaşlaması, belli kamu hizmetlerinin azaltılması ile başta e-devlet olmak üzere kamu hizmet platformlarının etkileşimleri azalırken, Sağlık ve Eğitim Bakanlıkları diğer kurumlardan pozitif ayrışıyor. Mobilya, pazaryeri, spor alışverişlerinde sınırlı da olsa bir negatif etki görülürken, en hızlı toparlanma pazaryerlerinde bekleniyor.

Bankacılık ve kargo taşımacılığında negatif etki sınırlı kaldı

Ticari hayatın yavaşlaması (ör. sigorta, vergi sistemleri ve ihale portalleri etkileşimleri %30-40 azaldı) bankacılık kategorisinde negatif ayrışma yarattı. Her ne kadar bireysel dijital bankacılık etkileşimleri çok azalmasa da, ticaretin yavaşlamasıyla ticari bankacılık faaliyetlerinin yavaşlaması negatif bir etki yarattı. Bunun yanında, tüketicilerin evde toplu alışverişler yapması işlem adetlerini artırıyor.

Pazaryerlerinin performansları farklılık gösteriyor. Örneğin, tüketim ürünleri satanlarda etkileşim artsa da emlak/araba satışlarındaki sert düşüş genel olarak sektörün negatif performans sergilemesine sebep oluyor. Pazaryerlerinin etkileşimindeki düşüş ve firmaların kendi lojistik imkanlarını da seferber etmeleri kargo firmalarının etkileşimini az da olsa negatif etkiliyor.

Farklı seviyelerde özel ve kamu eğitim kurumları etkileşimleri incelendiğinde Mart’ın ilk haftalarında okullara ve üniversitelere ara verilmesiyle etkileşimlerde görülen düşüş, son haftalarda telafi edildi. Özel ve kamuda tüm seviyelerde uzaktan eğitimin yaygınlaşması ile eğitim kurumlarının trendi kuvvetli bir şekilde pozitife çevirmesi bekleniyor.

Hakan Göl: “Sürece hızlı adapte olan firmalar başarılı oldu”

Salgın süreci öncesi ve sırasındaki iyi uygulamaları değerlendiren Deloitte Şirket Ortağı Hakan Göl, normal zamanlarda iş süreçlerinde yaşanan sıkıntıların çözümü için yatırım yapan firmaların yanı sıra, salgın sürecinde değişen beklenti ve taleplere hızlı adapte olan firmaların bu süreci başarıyla geçirdiğini söyledi.  Hakan Göl sözlerine şöyle devam etti:

“Kurumsal hizmet ve ürün satışı yapan firmalar evden çalışmanın artması ve ticaretin yavaşlamasıyla bu dönemde tüketici ürün ve hizmetlerine yönelerek trendi tersine çevirmeyi başardılar. Talepte sert düşüş yaşayan firmalarsa, tüketicileriyle olan bağlarını ücretsiz içerik ve webinarlar ile korumaya çalışıyor.

Gıda dışı birçok tüketim ürünü kategorisinde ilk haftalardaki negatif dalga, mart ayının sonlarına doğru agresif indirim kampanyaları, ücretsiz teslimat ve değişim garantisi gibi yüksek faydalar ile tersine döndü.

El değmeden paketleme, temiz paketleme malzemeleri, günlük temizlenen teslimat araçları ve maske, eldiven gibi koruma önlemleri alan dağıtım personeli gibi uygulamalar müşterilerin hijyen endişelerini azaltmada yardımcı oldu.

Hızlı yükselen e-ticarete hazırlıksız yakalanan firmalarda sipariş takip ve teslimat süreçlerinde yaşanan yoğunluk müşteri kayıpları meydana getirdi. Sipariş ve teslimat süreçlerinin tamamen dijitalleşmesi ya da bu alanda üçüncü parti desteği alan firmaların daha başarılı bir şekilde ayrıştığını gözlemlemekteyiz. Efsane Cuma gibi yoğun satış dönemlerinde yaşanan kapasite sıkıntıları ve müşteri memnuniyetsizliklerini çözmek için kendi dağıtım ağına ve ekiplerine yatırım yapan firmalar bu yatırımlarının karşılığını salgın sürecinde almışlardır.”

Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

Genel Haberler

Dev satın alma tamamlandı

Editör

Yazar:

CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA’nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28’lik bölümünün Aydın Grup’a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi gerçekleşti.

Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan perakende devleri CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO’su Hatice Evren liderlik edecek.

Açıklamada görüşleri yer alan Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“CarrefourSA’nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak.”

Erhan Bostan, CarrefourSA’nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.

Bostan, “Hedefimiz, Türkiye’nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Sabancı Holding 85.5 milyon dolar ödeme yaptı

Nisan ayında satışa ilişkin Sabancı Holding tarafından yapılan açıklamada satış işleminin 325 milyon dolarlık şirket değeri üzerinden yapılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada şu bilgiler yer almıştı:

“Söz konusu Sözleşme uyarınca, Carrefoursa’nın 325.000.000 ABD Doları olarak belirlenen toplam şirket değeri esas alınarak hesaplanacak nihai hisse değeri, kapanış tarihindeki net borç ve işletme sermayesi tutarları üzerinden yapılacak kapanış düzeltmelerine tabi olacaktır. Kapanış düzeltmeleri sonucunda hesaplanacak nihai hisse değerinin negatif olması halinde, söz konusu negatif farkın ana ortaklara isabet eden kısmının tamamı için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye ek bir finansal yükümlülük çıkabilecektir.”

Sabancı Holding tarafından KAP’a gönderilen açıklamada ise şu bilgiler yer aldı:

“Carrefoursa’nın 325.000.000 USD olarak belirlenen toplam şirket değerinin, sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde kapanış tarihindeki net borç ve net işletme sermayesi tutarları dikkate alınarak düzeltilmesi sonucunda Sabancı Holding tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş.’ye 85.479.120 USD ödeme yapılmış olup, kapanış hesaplarında yapılacak çalışma sonrasında söz konusu ödeme tutarı güncellenecektir.”

CarrefourSA CEO Kutay Kartallioğlu, bu konuda şu açıklamada bulundu:

“Şirketimizde yeni bir dönem başlıyor: Yapılan Genel Kurul toplantısı ile birlikte şirketimizin ana hissedarlık yapısı değişti ve Yeni Mağazacılık A.Ş. (Aydın Grubu) CarrefourSA’nın ana hissedarı oldu. A101 ve CarrefourSA markaları farklı yönetim yapıları ve ayrı çatılar altında, kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde hareket edecekler, bunu tekrar vurgulamak isterim. Şirketimize, iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve tüm CarrefourSA ailesine hayırlı, uğurlu olsun.

Ben ise CarrefourSA’da geçen 22 yıl ve Sabancı Topluluğu bünyesindeki 25 yıllık yolculuğumun ardından bayrağı devrediyorum; planlı ve güvenli bir geçiş için bir süre daha CEO danışmanı olarak destek vermeye devam edeceğim.

Son sekiz yıldır CarrefourSA’nın CEO’su olarak görev yapmak, meslek hayatımın en büyük ayrıcalıklarından biri oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, büyük bir gurur ve derin bir minnettarlık hissediyorum.

Bu süreçte CarrefourSA’yı daha güçlü, daha çevik ve geleceğe daha hazır bir şirkete dönüştürmek için önemli adımlar attık. Dijital dönüşümü hızlandırdık, yapay zekâyı iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirdik, çok kanallı yapımızı güçlendirdik, sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşıdık ve uzun yıllar değer üretmeye devam edecek bir inovasyon kültürü oluşturduk.

Ancak en değerlisi, tüm bunları birlikte başarmış olmamızdı. Bu yolculuk boyunca birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadığım tüm CarrefourSA ailesine; Sabancı Topluluğu’na, Carrefour Grubu’na, Yönetim Kurulumuza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Güveniniz, desteğiniz ve ortak vizyonumuza olan inancınız, bu başarı hikâyesinin en değerli parçası oldu.

Şimdi ise geçmişe duyduğum büyük bir minnettarlıkla, geleceğe aynı heyecan ve merakla bakıyorum. Teknolojinin, yapay zekânın ve dönüşüm odaklı liderliğin iş dünyasını yeniden şekillendirdiği bu dönemde; büyüme, dönüşüm ve kalıcı değer yaratımına katkı sağlamayı heyecanla bekliyorum.

Bu yolculukta birlikte yürüdüğüm herkese gönülden teşekkür ediyorum.”

Yeni CEO Hatice Evren kimdir?

CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdürecek. CarrefourSA’daki yeni döneme ise CEO Hatice Evren liderlik edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Hatice Evren, 2010 yılında ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Yönetim yüksek lisansı yaptığı sırada Araştırma Asistanı olarak çalıştı ve orada kendi girişimini de kurdu. Daha sonra The Boston Consulting Group bünyesinde çalışmaya başlayan Evren, Harvard Business School’da MBA eğitimini tamamladı. MBA sonrası The Boston Consulting Group İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştı.

2019 yılından itibaren Getir’e katılan Hatice Evren, Chief Transformation Officer olarak göreve başladı. 2021 yılında Getir ve GetirMore’un CEO’luğunu üstlendi.  2023 -2024 arasında Chief of Global Functions olarak teknoloji, veri, ürün, müşteri hizmetleri, tedarik ve lojistik zinciri ve operasyonel mükemmellik departmanlarında tüm coğrafyalarda (Türkiye, Avrupa, ABD) küresel fonksiyonların liderliğini yaptı. Ocak 2024-Kasım 2024 arasında ABD Grubu (Getir&Fresh Direct) CEO’su olarak görev yaptı. Getir’in Türkiye’deki market hizmetlerinin (Getir & GetirBüyük) CEO’su olarak devam etti.

Devamını Oku

Genel Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden ödüllü yarışma

Editör

Yazar:

İstanbul Ticaret Üniversitesi, “Bilgi, Organize Perakendesiyle Buluşuyor” adı altında bir yarışma düzenledi.

Dereceye girenlere “Ekrem Özen Perakende Değer Katan Araştırmalar” ödülü verilecek. “Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” kitabında da özgün araştırmalara yer alacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Organize gıda perakendeciliğine yönelik özgün araştırmalara editörlü kitapta yayınlama fırsatı tanınacak” yer alırken jüri tarafından seçilen çalışmalarında ödüllendirileceği ifade ediliyor.

Konu başlığı ve özet gönderimi için son tarih ise 7 Ağustos 2026.

İletişim: retailresearch@ticaret.edu.tr

Devamını Oku

Genel Haberler

Müşteri ilişkilerinde yapay zeka devrimi

Editör

Yazar:

Küresel pazar verilerine göre, müşteri ilişkileri yönetimi dünyada en hızlı büyüyen yazılım segmenti olmayı sürdürürken pazar büyüklüğünün 2026 yılında 126,17 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yatırım getirisinin (ROI) her 1 dolarlık harcama için yaklaşık 8,71 dolar kazanç sağladığı bu yeni ekonomik düzende, veri odaklı stratejiler bir tercih olmaktan çıkarak her ölçekteki işletme için stratejik bir gereklilik haline geliyor. Özellikle hiper-kişiselleştirme ve deneyim ekonomisinin ön plana çıktığı günümüzde, müşterinin bir sonraki adımını tahmin edebilen yapay zeka destekli sistemler rekabetin ana belirleyicisi konumunda bulunuyor.

Nitekim Nobel ödüllü davranış bilimci Daniel Kahneman’ın “hızlı ve yavaş düşünme” teorisine göre insan kararlarının yaklaşık yüzde 95’i bilinçaltında ve anlık şekilleniyor; yalnızca yüzde 5’i bilinçli bir akıl yürütmeden geçiyor. Geleneksel CRM sistemleri ise büyük ölçüde bu yüzde 5’lik katmanı, yani müşterinin ne aldığını kaydedebiliyor; kararın arkasındaki asıl tetikleyiciyi, nedeni ise büyük ölçüde kaçırıyor.

Yapay Zeka destekli müşteri yönetiminin kurumsal gelecekteki rolünü vurgulayan OBASE CEO’su ve Kurucu Ortağı Dr. Bülent Dal, konuyu şu sözlerle özetliyor: “CRM sistemleri sayesinde uzun süredir müşterilerimizin davranışsal verisini yüksek doğrulukla gözlemleyebiliyoruz. Müşterilerin neye, ne zaman, ne kadar ve ne sıklıkta para harcadığını ölçebilir durumdayız. Makine öğrenmesi tabanlı modellerle bir sonraki satın alma davranışını tahmin edebiliyor, ‘ne satın alabilir?’ sorusuna güçlü cevaplar üretebiliyoruz.”

Geleneksel yöntemlerin kurumsal veriyi analiz etme yeteneğine sahip olduğunu ancak arka plandaki derin motivasyonu çözme noktasında yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunu belirten Dal, sözlerine şöyle devam etti: “Büyük Dil Modelleri (LLM) artık bu süreci kökten değiştiriyor; müşteri etkileşimlerini sayısal verilerin ötesine taşıyarak anlamsal veri olarak işliyor. Sohbet kayıtları, çağrı merkezi transkriptleri, e-posta içerikleri ve sosyal medya mesajları aracılığıyla müşterinin gerçek ‘niyetini’ ve motivasyonunu kavramak artık mümkün hale geliyor. Böylece CRM sistemleri, sadece davranışsal hareketleri izleyen yapılar olmanın ötesine geçerek gerçek anlamda kurumsal motivasyonları anlayan yepyeni bir mimariye dönüşüyor. Örneğin bir müşteri ‘hafta sonu misafirlerim gelecek, glutensiz tarifler için neler önerirsin?’ diye sorduğunda, aslında yalnızca bir sepet değil; kalıcı bir beslenme hassasiyeti hakkında bilgi veriyor. Ya da bir kutlama için ürün ararken, taraftarı olduğu takımı ve katılmaktan keyif aldığı etkinlik türünü de bizimle paylaşmış oluyor. Bu bilgiyi elinde tutan perakendeci, müşterisini artık çok daha derinden tanıyor.”

AIR ile CRM teknolojileri öğrenen yapılara dönüşüyor

AIR Yapay Zeka Platformu, CRM sistemlerini yalnızca analiz yapan araçlar olmaktan çıkarıp sürekli öğrenen sistemlere dönüştürüyor. Geleneksel sistemlerde müşteri davranışının pasif olarak izlendiği dönem, yerini yapay zeka destekli aktif öğrenme süreçlerine bırakıyor. Kullanıcıdan gelen tüm bilgileri bağlamsal olarak ele alıp işleyen bu yeni mimaride; müşteri, ürün arama sürecinde satın alma gerekçesini kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor. Satın alma sürecine eşlik eden yapay zeka araçları, müşteriye doğrudan ‘Bu ürünü neden tercih ettiniz?’ diye sorarak bu kıymetli bilgiyi kurumsal hafızanın resmi ve sistematik bir parçası hâline getiriyor.

Obase AIR; yapay zekanın kurumlarda güvenli, anlamlı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi için gereken tüm bileşenleri tek bir mimaride bir araya getiren uçtan uca bir platformdur. Kurumun dağınık veri kaynaklarını, iş süreçlerini ve yapay zekâ modellerini ortak bir zeminde buluşturarak teknolojiyi operasyonların ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.

Büyük dil modellerini (LLM) kurumun kendi verisiyle çalışacak şekilde konumlandıran platform, yapay zeka profesyonellerine genel geçer cevaplar üreten bir araç sunmanın ötesine geçerek kurumun bağlamını, terminolojisini ve müşteri gerçekliğini anlayan güçlü bir iş ortağına dönüşüyor. Güvenli veri yönetişimi, yapılandırılmamış veriyi anlamlandıran bağlamsal zeka yardımı ve mevcut sistemlerle sorunsuz entegrasyon bu yapının temel taşlarını oluşturuyor. Bu bütünleşik ekosistemde kurumlar artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘neden olduğunu’ yani davranışın altındaki gerçek motivasyonu da anlayan, ölçeklenebilir ve kalıcı bir kurumsal yeteneğe kavuşuyor.

Devamını Oku
Advertisement

Etiketler

POPÜLER