Genel Haberler
‘Türk markalarının global sıçrayışı için 675 bin nitelikli çalışana ihtiyacımız var’
Türk markalarının yurt içi ve yurt dışı açılımları hızlanırken, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), Deloitte ile markaların geleceğinde önemli rol üstlenecek insan kaynağına dayalı değerlendirme raporunu açıkladı.
BMD Başkanı Hüseyin Doğan, BMD Başkan Yardımcısı Sami Kariyo ve Deloitte Türkiye Tüketim Sektör Lideri Özgür Yalta, düzenledikleri basın toplantısında “Perakende Sektörü Eğitim İhtiyaç Raporu’nun sonuçlarını paylaştılar.
BMD Başkanı Hüseyin Doğan, Türkiye’nin marka ekonomisine dönüşümünü sağlamak için güçlü bir alt yapıya ve gerekli eğitime sahip, nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Nielsen Perakende Endeksi verilerine göre, gıda-dışı modern perakende sektörünün 2014’de ciro bazında yüzde 17 büyüdüğüne dikkat çeken Doğan, bu oranın, hazır giyimde yüzde 25 olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Gıda-dışı modern perakende sektörünün 2014’ü 93 milyar dolar düzeyinde bir ciro ile tamamladığını anlatan Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:
• 2023 yılında gıda-dışı modern perakende sektörünün cirosunun 201 milyar dolar olacağını öngörüyoruz.
• BMD üyesi moda markaları olarak 2015 yılında planlarımızı, en az yüzde 15-19 aralığında bir büyüme öngörüsüne göre kurguluyoruz.
• 2015 yılında yurtiçi mağaza sayısında yüzde 10, metrekare büyüklüğünde yüzde 11-12 civarında bir büyüme öngörümüz var. İstihdamda ise yüzde 10 seviyesinde artış beklentisi gerçekçi bir yaklaşım olarak gözüküyor.
• 2014 sonu itibarıyla gıda-dışı modern perakende sektöründe yaklaşık 130 bine yakın mağaza bulunuyor. Çalışan sayısı ise yaklaşık 850 bin kişi. BMD açısından baktığımızda ise 2014 sonunda 65 bin mağazamızın, 385 bin çalışanımızın olduğunu görüyoruz.
• Bugün 141 Türk markasının 99 ülkede 4200 kadar mağazası bulunuyor. Sektörel dağılımda hazır giyim yüzde 75 ile en önde geliyor. Bunu yüzde 12 ile mobilya-ev dekorasyonu-ev tekstili-mutfak ürünleri sektörleri izliyor. Ayakkabı sektöründeki satış noktalarının oranı yüzde 8. Mücevher-aksesuar sektörü yüzde 2 ve diğer sektörler de yüzde 3 oranında sıralamada yer alıyor.
• Türkiye’nin markalı ekonomiye dönüşümünde önemli bir faktör olan yurtdışı mağazalaşma faaliyetlerinde 2015’te de önemli atılımlar olmasını bekliyoruz. Yaptığımız ayrıntılı değerlendirmede, BMD markalarının 2011-2023 yılları arasında yurtdışında mevcut ve yeni hedef pazarlarda büyüme potansiyellerini belirledik. Böylece 2023 yılında yurtdışında BMD markalarının 20 bin mağazaya ulaşabilecekleri öngörüsünü oluşturduk.
• Globalleşmek için güçlü bir inan kaynağına da ihtiyacımız vardır. Özellikle yurtdışında büyüme odaklı bir insan kaynağı politikasına ve çalışanlara sunabileceğimiz global kariyer planlamasına ihtiyaç duyulmaktadır. İnsan kaynağı havuzunu eğitimle güçlendirmeliyiz.
• Yurtdışı operasyonlarda, ürün tasarımı, ürün geliştirme, görsel tasarım, mağazacılık ve franchise yönetimi, pazarlama, ürün planlama, satın alma, tedarik ve lojistik, finans gibi alanlarda güçlü bir insan kaynağı ihtiyacı dikkat çekiyor.
• Perakende sektörünün özellikle genç çalışanlar veya iş arayışında olanlar arasındaki olumsuz algısı dikkat çekiyor. En çok istihdam yaratan ikinci sektör olmamıza rağmen daha iyi bir iş bulana kadar bir sıçrama tahtası, ikinci bir seçenek olarak görülmekte, uzun vadeli kariyer seçimi olarak değerlendiriliyor. Oysaki sektörümüzde çok ciddi bir kariyer planlaması yapmak mümkün.
Sami Kariyo: “En büyük eksiğimiz nitelikli çalışan”
BMD Başkan Yardımcısı Sami Kariyo ise sektörde öne çıkan problemlere değinerek, bunun başında nitelikli çalışan sorununun geldiğini söyledi.
Çalışanların üçte ikisinin meslek lisesi, yüksekokul veya üniversite ve üstü diplomasının bulunmadığına işaret eden Kariyo, yeni mezunların yüzde 63’ünün ise perakende sektörünün sorunlarına çözüm üretebilecek bilgi birikimiyle kariyerlerine başlamadıklarının ortaya çıktığını ifade etti. Sami Kariyo, perakende sektöründeki tek istihdam yolunun “satış danışmanlığı” gibi yanlış bir algının hakim olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çeşitli trendlerin önümüzdeki dönemde sektörü etkilemesi bekleniyor. Bu trendlere karşı firmaların hazırlıklı olabilmeleri için hem merkezde hem mağaza çalışanları açısından gerekli yetkinliklerin geliştirilmesi son derece önemli.
Bunun için sektöre yeni girecek işgücünün perakende sektörüne özgü bilgi ve becerilere sahip olması gerekiyor.”
Özgür Yalta: “Global beklentileri karşılamak için eğitim şart”
Deloitte Türkiye ortağı Özgür Yalta ise perakende sektörünü en çok etkilemesi beklenen uluslararası büyüme, büyük veri, hızlı moda ve yeni teknolojiler gibi trendler de dikkate alındığında merkezdeki çalışanlar için uluslararası vizyon ve yönetim yetkinlikleri, pazar araştırmaları yapabilme, marka yönetimi yetkinlikleri, analitik yetkinlikler, veriye dayalı karar verme, teknolojiye hakimiyet, sosyal medya, pazarlama ve müşteri çözümleri, ticari odaklı estetik bakış açısı ile ürün yönetimi, yabancı dil bilgisinin öne çıkacağını söyledi.
Mağaza çalışanları içinse müşteri odaklılık, iletişim, yeni teknolojilere hakimiyet ve yabancı dil bilgisinin önem taşıyacağını anlatan Yalta, “Mağaza içi operasyonlar için gerekli insan kaynağını yetiştirecek meslek liseleri ve meslek yüksekokulları müfredatı ile perakende yönetimi alanındaki işgücünü yetiştirecek lisans programlarının hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor” dedi.
Özgür Yalta, mevcut durumdaki, açığa bazı önemli tespitler ile açıklık getirdi:
• Türkiye’de eğitim veren 3 bin 299 meslek lisesinin sadece 226’sında, yani yüzde 7’sinde pazarlama ve perakende bölümü bulunuyor.
• Satış danışmanlığı dalı olan ve aktif durumda olan ise yalnız 83 okul bulunmakta, yani yüzde 2.5’a denk geliyor.
• 2014-2015 döneminde satış elemanlığı dalından 2 bin 792 öğrenci mezun olacak.
• 10 yıllık dönemde ihtiyaç duyulacak satış danışmanı sayısının 492.097, bulacağı düşünüldüğünde, mevcut kapasite yalnızca yüzde 9’luk nitelikli ve eğitimli işgücünü yaratır nitelikte.
• Toplamda var olan 1.064 meslek yüksekokulundan ise sadece 9’unda perakende ve mağazacılık yönetimi bölümü bulunuyor. Bu 9 okuldan ise sadece 3’ü aktif olarak eğitim hizmeti veriyor.
Genel Haberler
Sampi Pide: Gıdada doğru yatırım modeli her zaman daha çok kazandırır
Sampi Pide CEO’su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği “Sampi Express & Pizza Portivo” hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye’de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL’lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express & Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: “Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express & Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL’lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu.”
Genel Haberler
Ebebek’in 2030 yılı ciro hedefi 1 milyar dolar
Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.
ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi:
“25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı.
Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.”
ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz.
Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
Genel Haberler
BRCGS S&D sertifikalı A101 deposu 5. kez AA notu aldı
Gıda güvenliği ve tedarik zinciri yönetiminde dünya genelinde en saygın referanslardan biri olarak kabul edilen BRCGS S&D standardı kapsamında, A101’in Antalya Meyve Sebze deposu Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı tesisi olarak 5. denetimini başarıyla tamamlayarak en yüksek derece olan AA notunu korudu. Uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilen bu denetim, operasyonel mükemmeliyetin sürekliliğini ve sistemin istikrarlı şekilde sürdürüldüğünü bir kez daha tescilledi.
Taze meyve ve sebzelerin kontrollü koşullarda korunmasını kapsayan bu standart, ürünlerin tarladan rafa uzanan yolculuğunda güvenliğin kesintisiz şekilde sağlanmasını mümkün kılıyor. A101, bu güçlü altyapı sayesinde yalnızca ürün sunmuyor; aynı zamanda güven, şeffaflık ve kaliteyi odağına alan bir yaklaşımı da alışverişçilerine taşıyor.
A101, uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirdiği operasyonel yaklaşımıyla, gıda güvenliği alanında sektör için referans oluşturmaya ve güven odaklı büyümesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
